1. YAZARLAR

  2. Asım Akansoy

  3. Önce Demokrasi
Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Belki dünya artık iyiye evrilir!..

A+A-

Joe Biden sonunda ABD seçiminin galibi oldu. Donald Trump bu sonucu kolaylıkla kabullenmeyecek ve mahkemeye gidecek ama sonucun değişmesi beklenmiyor.

Joe Biden, özellikle postadan gelen oylarla sayımı önde bitirirken Trump da böyle sonuçlanacağını bildiği için posta oylarının sayılmamasını istemiş, usulsüzlük yapıldığını iddia etmişti.

Oysa ki ABD’deki posta bizdeki gibi değilmiş, yani güvenilir bir grafiği varmış postanın, hatta pasaport bile ABD’de posta idaresi tarafından veriliyormuş.

Posta arabalarının geçişi (belki tartışılır ama) ambulanslardan bile öncelikliymiş.

İşte böyle bir posta idaresinden gelen oyların güvenilirliğinin sorgulanması çok da uygun değilmiş ABD’de…

Trump gitti, Biden geldi.

Bu durum dünyayı nasıl etkiler!

İlk bakışta kavgacı, militer, insanları bölücü, ötekileştiren, dediğim dedik bir Trump’ın gitmesi ve adı Demokrat Parti olan partinin adayının ABD’nin başına gelmesi elbette ki en azından sosyal demokratlar, sol düşüncedekiler ve kavgacı olmayan, barışı isteyen insanlar için olumlu bir gelişmedir.

Biden’ın ABD’nin çıkarına dünyayı sömürmesi, bu uğurda kritik bölgelerde çatışmalar çıkarması, yer altı ve yer üstü kaynakları idare etmek için kendi uhdesinde olacak idarelere destek vermesi yine beklenen olacak Trump’ın ve daha önceki ABD başkanlarının da yaptığı gibi…

Ancak yine de insan kendini dünyanın hakimi gibi gören, deli hareketler ve düşüncelerle hareket etmeyecek, biraz da hümanist olacağını beklediği birinin ABD başkanı seçilmesini hoş karşılar, bazı şeylerin en azından geçmiş dört seneden farklı olmasını umar.

Örneğin Joe Biden’ın vaadleri arasında Trump’ın Dünya Sağlık Örgütü’nden ayrılmasının ve Örgüte katkıyı kesmesinin tersine Dünya Sağlık Örgütü’ne yeniden katılacağını söylemesi olumlu bir gelişmedir.

Örneğin yine Trump’ın Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesinin aksine Biden’ın, Anlaşmayı yeniden imzalayacağını söylemesi başka olumlu bir gelişmedir.

Örneğin İsrail’in Batı Şeria’yı işgalinin doğru olmadığını ve orada iki devletliliği desteklediğini açıklaması hiç yoktan iyi bir gelişmedir vb…

Elbette ki emperyalizmin beşiği Amerika Birleşik Devletleri’nden dünyaya barış getirmesini, bu uğurda savaşmasını beklemek çok doğru olmaz, saflık olur ama en azından Demokratların, başkalarının zararına, ABD çıkarı için yapılacak şeylerin bir kez daha düşünülmesi beklenebilir.

Dediğim dedik denmesini ve hiçbir karşı görüş almadan, başka bir düşünceyi dinlemeden hareket etmenin belki biraz daha az seviyede olabileceği bir dönem olması beklenir Cumhuriyetçilerle çok farkları olmasa da Demokratlardan…

***

Belki ABD’nin kendi vatandaşlarının iki partiden beklentileri ABD dışında, dünyadaki ülkelerin, farklı halkların beklentilerinden daha farklıdır.

ABD insanı ekonomiyle ilgili beklentilerini ön plana çıkarmışlardır, belki bu dönemde pandemi ile ilgili beklentilerini karşılamadığı için Trump’a ‘dur’ demiştir ancak ABD dışında daha çok dünyadan ABD’nin beklentilerinin, sömürüsünün, yarattığı çatışmaların, savaşların en azından asgariye indirilmesi beklentisi vardır, bu umut edilmek istenir.

Bu dönem umalım ki öyle olsun, 2020 yılı çatışmaları, doğal afetleri ve pandemisiyle oldukça kötü geldi ve devam ediyor… TL’yi kullanan Türkiye ve bizim için daha da kötü geçiyor… Trump’ın varlığı ve onun gibi liderlerin de özellikle önemli ülkelerin başında olmaları ve insanı merkezine koymayan politikalarıyla zaten kötü olan 2020’yi daha da kötü etmişlerdir.

Umalım ki bu kötü gidiş Trump’ın gitmesiyle son bulmaya doğru evrilir ve ülkemiz, bölgemiz ve de dünya hiç olmazsa biraz huzur bulur.

 

 


 

“Onu alma bunu al”

Ulusal Birlik Partisi kendi başkanını bile seçemedi.

Artık parti başkanı da seçemez olduk, herhalde yakında muhtarı da seçemeyeceğiz, okul kaptanını da, sınıf kaptanını da…

Kendimize eş seçebilecek miyiz bakalım!

Artık o da tehlikeye girmiş olabilir.

“O adam senin için etmez, ne camiye gider, ne namaz kılar” diye çıkabilir önünüze bir gün istihbarattan birileri…

Ya da “o kadından eş olmaz sana… Açık giyinir, çalışmak için direniş de gösteriyor ailesine… Evinde oturup çocuk etmek, büyütmek ister mi belli değil. Onu alma bunu al” da diyebilirler bir gün bize…

Şimdi bunlar komik gelebilir ama bir halkın kendi liderini seçememesi komik değil mi, Başbakanını, vekilini belirleyememesi, “ben sana daha iyisini buldum” denmesi komik değil mi, bir partinin kendi başkanını saptayamaması peki! Bu komik değil mi? “Onu değil, alın bunu yapın” denmesi ve denmekle kalmaması, zorlanması…

Komik değil mi, hatta traji-komik.

Bir komik ve şaşırtıcı durum da UBP tabanının bu gelişmelere pek tepki göstermemesi… Cılız belki bazı sesler çıktı ama bu karışmacılığa gösterilen tepki böyle mi olmalıydı?

“Parti bölünmesin diye adaylıktan çekildik” dedi Taçoy…

Beş aday yarışırken bölünmedi, ikiye düşmüşken bölünmedi, “çekilin” denene kadar bölünmedi ama kuklacıların istemediği olacak diye “parti bölünüyor” oldu.

Yazık!

Hem UBP’lilerin kendi adayları için verdiği emeğe, hem adayların uğraşlarına, hem de tabii ki demokrasiye… Yazıklar olsun boynu eğik duranlara… Sesini çıkarmayan, bunun karşılığında bir şey elde edenlere… Hazır lokma bulanlara, bunu içine sindirenlere yazıklar olsun…

***

“UBP’li yöneticilerin genel karakteri de bu değil mi zaten!

Umursuzluk ve rahatlık.

Dünya yansa umurlarında değil.

Varsa yoksa bireysel kazanımlar.”

Diye bitirmiştim geçen haftaki yazımı… Bu hafta da aynı satırları buraya alarak bitiriyorum.

 

        

 

Bu yazı toplam 940 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar