1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Sazlıköy’de bir kuyuya gömülmüşlerdi…2
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Sazlıköy’de bir kuyuya gömülmüşlerdi…2

A+A-

Okurlarımızın büyük yardımları sonucu kalıntıları Sazlıköy’de (Livadya) bir kuyuda bulunan üç Kıbrıslırum’dan ikisi, Kayıplar Komitesi’nin DNA testleriyle kimliklendirildi… Evinden alınarak “kayıp” edilen Komikebirli Yasumis Kavalieru  Uttumbos ile evinin yanından kaçırılan Davlos papazı Papahrisostomos Hristofi’nin defin için ailelerine dönüş süreci başladı…

 

UTTUMBOS EVİNDEN ALINMIŞTI…

Komikebirli Yasumis Kavalieru Uttumbos, Komikebirli bazı Kıbrıslıtürkler tarafından evinden alınıp götürülmüş ve “kayıp” edilmişti…

Çok değerli arkadaşımız, “kayıp” yakını Komikebirli Hristina Pavlu Solomi Patça’nın yardımlarıyla Uttumbos’un öyküsünü derlemeye çalıştık. Anlatılanlara göre Uttumbos ve kızı Panayotu’nun öyküsü şöyle:

“1916 doğumlu olan Uttumbos’un eşi 1968’de vefat etmişti… İki kızı vardı. Kızlarından biri 1971 yılında İngiltere’ye gitmiş ve 1973’te Londra’da evlenmişti. Uttumbos, kızı Panayotu ile birlikte Komikebir’de kalmaktaydı. Komikebirli bazı Kıbrıslıtürkler, her akşam Uttumbos’un evinin yanından geçip, kapının dışında durup Uttumbos’a çeşitli sorular sormaktaydılar.

Yasumis Kavalieru Uttumbos’un ayağında terlikleriyle evinden alınıp götürüldüğü gün olan 2 Eylül 1974 günü sözkonusu Kıbrıslıtürkler yeniden evine gelerek bu kez avlusuna girmişler ve bir mücahit de silahlı olarak evinin içine girmiş ve sonra dışarı çıkmıştı. Yasumis Kavalieru Uttumbos, kızı Panayotu, köylüsü Kiriakos Hacısotiri, kızkardeşi Vasilu ile avluda birlikte oturmaktaydı. Komikebirli Kıbrıslıtürkler’den İ. kendisine “Bizimle gelecen, seni “casino”ya (kahveye) götüreceğiz, sana birkaç şey sormak isterler” diyerek Uttumbos’u alıp götürmüş ve ondan sonra da ondan hiçbir haber alınamamıştı.

Komikebirli bazı Kıbrıslıtürkler’in bu aileye tacizleri Uttumbos “kayıp” edildikten sonra da devam etmişti.

Uttumbos’un kızı babası “kayıp” edildikten sonra bir komşularının evinde saklanmaya başlamıştı… Uttumbos’un evinde ise Uttumbos’un kızkardeşi Vasilu kalıyordu. Sözkonusu Kıbrıslıtürkler her gece bu eve giderek kapıyı çalıyorlar, Uttumbos’un kızını arıyorlar, bulamıyorlardı. Panayotu Uttumbos, tarlalardan çok dikkatli biçimde geçerek, yollara çıkmayarak komşuları Prokopis’in evinde gizleniyordu…

Panayotu Uttumbos’un halası Vasilu Hanım bir gün yolda Komikebirli İ.’yi görmüş “Biz aynı köyün insanlarıyık, niçin her gece gelip kapımızı çalarsınız? Ne istersiniz?” diyerek İ.’yi bu hareketlerinden ötürü utandırmaya çalışmış, o günden sonra bu “kapı çalarak” onları korkutma fasılları sona ermişti.

Uttumbos’un “kayıp” edilmesinden 13 gün kadar sonra sözkonusu aynı Kıbrıslıtürkler bu kez Panayotu’nun gizlendiği komşuları Prokopis’in evine gitmişler ve burada bulunan Komikebirli Kiriakos Hacısotiri’yi alarak “kayıp” etmişlerdi. Panayotu Uttumbos seslerinden kimin geldiğini anlayınca kaçıp gizlenmişti…

Komikebirli Kiriakos Hacısotiri de, Uttumbos’un akibetine uğrayacak ve o da öldürülerek “kayıp” edilecekti. Yine çok değerli Kıbrıslıtürk okurlarımızın yardımlarıyla onun gömülü olduğu kuyuyu da Kayıplar Komitesi yetkililerine gösterecektik – okurlarımızın yardımları sonucunda “kayıp” Kiriakos Hacısotiri’den geride kalanlar göstermiş olduğumuz kuyuda bulunacak ve DNA testleriyle kimliklendirilerek ailesine defnedilmek üzere iade edilecekti. Biz de Kiriakos Hacısotiri için düzenlenen cenaze törenine katılmıştık…

1974’ten sonra “kayıp” Uttumbos’un kızı Panayotu Hanım, İngiltere’ye yerleşecekti.  Köyde sürekli kendisini arayıp bulamayan Komikebirli Kıbrıslıtürkler’den İ., Londra’da da onun izini sürmeye çalışacak ve Londra’ya gittiğinde onu aramaya devam edecek, Panayotu Hanım da, “Köydeyken Türk askerleri vardı diye korkardık ama şimdi uygar bir yerdeyiz, korkum yok, geleceği varsa söyleyin ki göreceği da vardır. Babamı evden alıp “kayıp” eden odur… Gelsin da ona iki çift laf edecem” diye kendine haber yollamış ve ancak bu sözleri duyduktan sonra sözkonusu Komikebirli Kıbrıslıtürk, Panayotu Hanım’ı “aramaktan” vazgeçmişti…”

sevg-026.jpg

DAVLOS PAPAZI’NI DA “KAYIP” EDİYORLAR…

“Davlos papazı” olarak bilinen Papahrisostomos Hristofi Karayorgi, aslında Davlos’un papazı değildi – görev yeri Vogolida (Bafra) idi. Bölgede bazı Kıbrıslırum askerler saklandığı ve “Davlos papazı”nın onlara saklanmaları için “yardım ettiği” gerekçesiyle Papahrisostomos sorgulanmıştı. Aslında Papahrisostomos’un bu olayla ilgisi yoktu. Yaptığımız araştırmaya ve anlatılanlara göre köyde üç papaz vardı – biri emekliydi, birisi Papahrisostomos idi ama onun görev yeri Davlos değil Vogolida’ydı, bir de Davlos’un esas papazı vardı… Onu alanlar köyden birilerinin sözkonusu Kıbrıslırum askerlere yardım ettiğini “gerekçe” yapmışlar ve 1915 doğumlu Papahrisostomos’u alarak “kayıp” etmişlerdi…

Aslında “kayıp” Davlos papazıyla ilgili okurlarımız bize bundan dokuz yıl önce, 2008’de onun Livadya’da bir kuyuda gömülü olduğunu, bu kuyunun da ….’nın tarlasında olduğunu anlatmışlardı. Geçen yıllar içerisinde Davlos papazının nereye gömüldüğü konusunda araştırmalarımıza devam etmiş, çeşitli şahitler bularak Papahrisostomos’un gömüldüğü kuyuyu bulmaya çalışmış ve en sonunda geçen yıl 18 Ağustos 2016’da bu kuyunun tam yerini Kayıplar Komitesi yetkililerine bir Kıbrıslıtürk şahitle birlikte göstermiştik.

Davlos Papazı Papahrisostomos Hristofi Karayorgi’nin öyküsünü de geçen yıl bu sayfalarda oğlu Hristakis Hristofi’nin ağzından geniş bir röportajla yayımlamıştık. Kasım 2016’da “kayıp” Davlos Papazı ile ilgili şöyle yazmıştık:

“Karpaz bölgesinde “kayıplar”ı araştırırken, sık sık duyduğum bir şey vardı: “Davlos papazı kayıptır… Davlos papazı şurada gömülü olabilir… Davlos papazı burada gömülü olabilir…”

Yıllar boyunca hep bunları duyuyordum okurlarımdan…

“Davlos papazı filanca kuyuda gömülüdür…”

Görünen oydu ki “Davlos papazı” Papahrisostomos Hristofi Karayorgi, Davlos’tan alınarak Livadya’ya (Sazlıköy) getirilmiş ve burada birkaç gün süreyle karargahta tek başına tutulduktan sonra, öldürülmesine karar verilmişti… Livadya’da bir kuyuya gömülmüştü… Livadya’daki bu kuyuyla ilgili olarak yıllar içerisinde çeşitli okurlarımızın ve şahitlerin tanıklıklarını Kayıplar Komitesi yetkilileriyle paylaşmıştık… Son olarak bu yıl iki kez Livadya’da bir tarlada iki farklı şahitle birlikte Kayıplar Komitesi’ne bir kuyunun bulunabileceği alanı göstermiştik.

“Davlos papazı”yla ilgili en önemli tanıklık, Kayıplar Komitesi yetkilileriyle birkaç kez buluşturduğumuz bir şahidimizden gelmişti…

Kendisi bir gece Livadya (Sazlıköy) dışında nöbetteyken bazı mücahit arkadaşları yanına gelerek “Biraz sonra silah sesleri duyacan ama sakın korkma, panikleme… Davlos papazını ve Andrikko’yu köylerine göndereceyik” demişlerdi… Yani Davlos papazını öldüreceklerdi ve şahidimizi “silah sesi duyunca paniklememesi için” uyarıyorlardı. Şahidimiz kısa bir süre sonra gerçekten de duymuştu o silah seslerini… Ertesi günü ise Galatya’daki komutanı kendisine “Bir traktör al, git o tarlayı sür” demişti… Kuyunun bulunduğu, “Davlos papazı” ve başkalarının öldürülerek gömülmüş olduğu tarlaydı bu…

Şahidimiz traktör bulup o tarlaya gitmiş, sürmeye çalışmış ancak traktör sönmüş, batmış ve bu traktörü bulunduğu yerden çıkarmak için ikinci bir traktör gerekmişti…

Başından böyle bir olay geçtiği için bu şahidimiz bu olayı iyi hatırlıyordu…

Zaten Sazlıköy’den (Livadya) konuştuğumuz herkes, papazın birkaç gün süreyle Sazlıköy’deki karargahta tek başına tutulmuş olduğunu hatırlıyorlardı…

Papazın hikayesini bilmeyen yoktu Karpaz’da – önemli olan nerede gömülü olduğunu bulmaktı… Bunu da şahitlerimizin ve okurlarımızın çok değerli yardımlarıyla başardık – tahminimiz bu yönde…

 Bu şahitlerimizden birinin gösterdiği noktada başlatılan kazılarda gerçekten de şahidimizin tam olarak anlattığı gibi bir kuyu bulunmuş ve bu kuyuda üç “kayıp” şahıstan geride kalanlara ulaşılmıştı Ekim ayı başlarında… Bu kuyuda kalıntıları bulunan üç “kayıp”tan birisinin “Davlos papazı” olabileceği anlatılıyordu ancak bunu kesin olarak şimdilik söylemek doğru olmaz – çünkü henüz DNA testleri yapılmış değil. Ancak Kayıplar Komitesi’nin DNA testleriyle kimliklendirme yapmalarının sonucunda şahitlerimizin bize anlatmış olduğu gibi burada bulunan üç “kayıp”tan birisinin “Davlos papazı” olup olmadığını öğrenebileceğiz…

Yıllardır gömü yerinin bulunması için uğraş vermiş olduğumuz “Davlos papazı” kimdi peki?

Bu konuda değerli arkadaşım Hristina Pavlu Solomi Patça’dan yardım istedim doğal olarak çünkü o da Karpazlı’ydı ve Davlos papazının oğlunu tanıyordu… Aslında Davlos papazının oğluyla ben de tanışmış, ayaküstü konuşmuştum ancak onunla oturup bir röportaj yapacak fırsatı bulamamıştım…

Hristina’nın yardımlarıyla bunu yaptık işte… Davlos papazının biricik oğlu Hristakis Hristofi’yle Lefkoşa’da, ara bölgede, Dayanışma Evi’nde buluştuk… Oturup konuştuk… Hristina da bizimleydi…

Babası “kayıp” edildiğinde henüz 14 yaşındaydı Hristakis… Davarını alıp o ıssız Davlos’ta aklını başında tutmaya çalışıyordu… Yıllardır “kayıp” babasının gömü yerinin bulunması için uğraş veriyordu…

Aslında “Davlos papazı” dediğimiz Papahrisostomos, Davlos’un papazı değildi – Vogolida’da görev yapmaktaydı. Davlos’ta üç papaz vardı: Biri oydu, yani Vogolida’da görev yapan Papahrisostomos… Bir yaşlı, emekli papaz vardı… Bir de genç papaz vardı: Davlos’ta görev yapan papaz oydu…

Papahrisostomos’un neden “kayıp” edildiği üstünde epeyi kafa yordum… Çünkü onu “kayıp” etmeleri için ortada herhangi bir görünür neden yoktu…

Davlos, kendi kendine yeten, balıkçılık ve turizmle geçinen bir Kıbrıslırum köyüydü – civar köylerle de çok fazla içli dışlı değildi… Kıbrıslıtürkler’le de teması azdı…

Böylesi bir köyde, durup dururken bu köyden bir papaz neden özel olarak gelinip alınır ve “kayıp” edilirdi? Bunun gerekçesi ne olabilirdi?

Anlatılanlardan benim çıkardığım şuydu: Akatu’dan (şimdiki adı Tatlısu) veya Kantara’dan kaçarak Davlos’a (şimdiki adı Kaplıca) gelen bir grup Kıbrıslırum askere köylüler “Aman burada kalırsanız, bizim başımız derde girer” demişler, bu Kıbrıslırum askerler köyden ayrılmışlar, köyün dışında bir mağaraya gizlenmişlerdi bir süre… Onların hayatta kalabilmesi için köyden birileri onlara yiyecek götürmekteydi… Nitekim bir süre sonra yapılan bir operasyonda bu Kıbrıslırum askerler gizlendikleri yerde bulunmuşlar, çatışma da çıkmış ve bazı Kıbrıslırum askerler orada öldürülmüş, bazıları esir alınarak Galatya’ya götürülmüştü…

Davlos’a gelerek “Davlos’un papazını” arayan bazı Kıbrıslıtürkler, bu Kıbrıslırum askerlere onun yardım etmiş olabileceği yönünde bir düşünceye sahip olabilirlerdi… Belki bu yüzden ısrarla “Davlos’un papazını” aramışlardı…

Ancak belki de yanlış papazı veya yanlış şahsı aramaktaydılar… Bu papaz Davlos’un papazı değildi, Vogolida’da görevlendirilmişti – evet kendisi Davloslu’ydu ve Davlos’tan Vogolida’ya  gidip geliyordu… Oğlu Hristakis’e göre, kaçak Kıbrıslırum askerlere yardım eden kendi babası değildi.

Belki de köye gelip “Davlos papazı”nı arayan Kıbrıslıtürkler, “yanlış” insanı alıp kaçırmışlar ve onu Livadya’ya götürerek bir süre tuttuktan sonra öldürmüşler ve bir kuyuya atmışlardı… Belki de “yanlış papazı” alıp gitmişlerdi – tam olarak neler düşündüklerini bilemiyoruz… Davlos’a giderek onu alıp Sazlıköy’e getiren, onu öldürdüğü ve bir kuyuya gömdüğü söylenenlerden birisi şu anda hayatta değil… Bu öldürme olayına karışmış bir diğer Kıbrıslıtürk, bu tarlada kazılar başlayıp da aniden kazıya ara verildiğinde ve kazı ekibi başka bir köye gönderildiğinde, bir okurumuza şöyle demiş: “Az daha buluyorlardı! 20 metre daha gitselerdi bulacaklardı onları!”

Okurumuz koşmuş, Karpaz bölgesinde yaşayan ve kazı ekibinde bulunan bir arkeoloğumuzu bulmuş, “Çapuk dönün geri! Bir yirmi metre ileridedir kuyu! Lütfen orayı iyice kazın… Oradadırlar…” diye bilgi vermiş arkeolog arkadaşımıza… Ama bu olaya karışmış olanlar genelde susuyorlar… Bu yüzden “Davlos papazı”nın başına gelenleri onların dışındaki görgü tanıklarından öğreniyoruz…

Belki de bizim bilmediğimiz başka şeyler de var ve belki bu röportaj yayımlandığı zaman okurlarımız bildiklerini bizimle paylaşırlar… Böylece o günlerde tam olarak neler olup bittiğini anlayabiliriz… “Davlos papazı”nın oğlu Hristakis de bunu çok istiyor: Babasının son günlerini öğrenmek istiyor, başına neler geldiğini… Kıbrıslıtürkler’den babasına ilişkin hatırladıklarını duymak istiyor… Babası “kayıp” edildiğinde o henüz 14 yaşında bir çocuktu ve köyden çıkmaları da yasaktı… 14 yaşında anneciğiyle birlikte kalakalmıştı Karpaz’ın bir ucunda… Hiçbir haber alamıyorlardı… Hiçbir şey bilmiyorlardı… Neler olup bittiğini öğrenmeleri bir bulmacayı çözer gibi parça parça gerçekleşecekti ve o da yarım yamalak… Hala bilinmeyen, “kayıp” pek çok parça var… Bunları ortaya çıkarmak için okurlarımızdan bu yüzden yardım istiyorum…

“Davlos papazı”nın oğlu Hristakis Hristofi’yle yaptığım röportajı, bölgede kazılar devam ettiği sürece yayınlamıyorum – herhangi bir biçimde kazı sürecinde herhangi bir aksaklık olmasın diye bu röportaj duruyor, bekliyor… Ta ki göstermiş olduğumuz tarlada kazılar tamamlansın, üç “kayıp”tan geride kalanlar bulunsun… Ondan sonra bu röportajı yayımlamaya karar veriyorum…”

 

OKURLARIMIZA SONSUZ TEŞEKKÜRLER…

Livadya’daki (Sazlıköy) kuyunun yerini bize gösteren, burada gömülü olan “kayıplar”dan geride kalanların bulunmasına yardım eden çok değerli okurlarıma sonsuz teşekkürler… Onların insani, tümüyle gönüllü çabaları sonucunda üç “kayıp” daha “kayıp” olmaktan çıkıyor ve ailelerine dönüş süreci başlıyor.

Gerek Davlos papazı Papahrisostomos Hristofi Karayorgi’nin, gerekse Komikebirli Yasumis Kavalieru  Uttumbos’un ailelerinin acısını paylaşıyoruz… Düzenlenecek cenaze törenlerine de katılmaya çalışacağız ki tabutlarına birer demet çiçek koyabilelim, bunca yıldır yapmış olduğumuz araştırmalara böylece son noktayı koyabilelim ve “Huzur içinde yatınız” diyebilelim…

 

 

 

 

Bu yazı toplam 957 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar