Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Yazarın Tüm Yazıları >

HAYATLAR

A+A-

Siz Hüseyin’i tanımazdınız!
- Hangi Hüseyin, diyeceksiniz.
Çok popüler isimdir bizde de O’nu bilmezdiniz pek...

Pudrası kağıt tozuydu her gece yarısı, boynuna sinmiş parfümü mürekkep kokusu.
Bir tomar gazeteyi makinenin önünden alır, koynuna yaslardı, severdi torunu gibi...
Çay demlerdi Hüseyin.
O kocaman bobinlerin üzerinde ayaklarını uzatır, soluklanırdı.
Merdaneler dönerdi, hayaller kurardı.
Sabah şafak sökerken biterdi işi.
Biri biter, bir diğeri başlardı...

***
 

Hüseyin matbaa işçisiydi, basın emekçisi...
Geceleri çok iyi bilirdi...
Birkaç yaş büyüktü bizden ama hep “abi” derdi, nedense...
Kimseleri incitmez, hüzünlü ve masum gözlerle bakardı hep...
Yorgundu...
Baskı biterdi, gün yeniden başlardı, çünkü gider ‘oto elektrikçi’ dükkanını açardı bu kez.
Mürekkep kokusunu araç yağıyla kıskandırır,  makineden motora koşardı.
Gün batarken, matbaaya dönerdi yine.
Böyle yaşardı!

***

Dün gazetenin ön sayfasında kendi fotoğrafı vardı da, baskıda yoktu bu kez...
Başka nasıl manşet olurdu ki Hüseyin.
Trafikte pisi pisine öldü.
Onca yorgunluğuna, uykusuzluğuna rağmen direksiyonu elinden kaçıran olmadı.
Bir ‘pahalı’ araç geldi karşı şeritten, uçtu, ‘ucuz can pazarı’nda Hüseyin’i aldı götürdü...
O’nun gibi emekçiler alın terinin kıymetini bilirdi, insan hayatına gülümserdi; ne şaşalı arabaları olurdu altlarında ne de can yakan dikkatsizlikleri...

***

Hasan Usta’yı aradım, matbaanın emektar babasını...
- Son günlerde tutturmuştu, eğer ölürsem beni memleketime gömünüz, Adana’ya...
Derler ya, “Memleket karnının doyduğu yerdir insanın...”
Yalanmış meğer!
Kalbinin kaldığı yerdir memleket...
Dün henüz toprağa verilmemişti Hüseyin!
Çocukları ve eşi Kıbrıs’ta istiyor uyumasını, sonsuza dek...  Adana’daki ailesi kendi köyünde... Ve Hüseyin’in konuşmuyor artık...
Böyle de bir öyküsü var göçmenlerin...

***

Filiz Naldöven’i de yitirdik dün...
Memleketinde yaşadı, memleketiyle yaşadı, memleketinde serildi toprağa...
Şiiriyle, isyanıyla....
"Önce hüznü damıtıp turunçlardan
serptik ölümlerin ardından günlere...”

Yapraklar dökülürken birer birer, kökler kalıyor geriye…
Ve hayat damıtıyor bizleri…

Bu yazı toplam 2599 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar