1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Çok kültürlü bir limana sığınmak
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Yazarın Tüm Yazıları >

Çok kültürlü bir limana sığınmak

A+A-

 

Senelerce 'psikolojik duvarlar' ördüler belleklerimizde...
Pusuların esiri oldu kuşaklar...
Sınır tanımadan dokundu kin, hınç, nefret...
Kalabalığın sesine karıştı liderler, kırık cam parçalarının üzerinde yürüdüler çıplak ayak...
Yıkılmadı korku duvarları...

*  *  *

Savaş senaryosuyla ‘barış’ mı olurmuş!
Su almış gemiye liman beğenmiyor kaptanlar, güverte çökmüş, görmüyorlar.

1960'ın üzerinden 50 sene geçti!
İnsanlar bölük pörçüktü, savruktu adanın dört bir yanında, ‘arayı çizmek’ vardı kafalarda, ‘mesafeyi açmak...’
“Bir gece ansızın” olup bitivermişti işler, ‘öksüz’ doğmuştu bebek, küvözde nefessiz kaldı.
Elli sene evveldi...

*  *  *

Bir “ülke”ye ihtiyacımız var şimdi, toprağına "bizim" diyeceğimiz, kimliğine, kokusuna!
Çok kültürüyle, çok diliyle, çok inancıyla, çok rengiyle ‘nefes’ alacağımız sınırsız bir ülkeye, korkmak yerine...
'Yurttaşlık' hakkı neyimize yetmez?
İnsan hakkı, hepimize...
Kendimizi yönetmek, belki ilk kez; dünyada bir 'nokta' olmak, olabilmek...

*  *  *

Sığınacağımız liman bu ülkedir işte!
Barışın, savaş senaryolarını yendiği...

Silahların gölgesinin dahi silindiği bir ülke...
Bunu dönüştürecek, bu ülkeyi yaratacak bir irade istiyoruz.

*  *  * 

Bir ‘güvenlik’ endişesi tutturdular...
Heyula!
Yaşıyoruz işte şu anda, "kötü" insanlar var her yerinde adanın, dünyanın her yerinde, biliyoruz...
Ve “iyi insanlar” çok daha kalabalık...
Gece rahat uyuyorsak, iyi insanlara ve içimizdeki insanlığa güvendiğimiz içindir, kapımızda asker bekliyor diye değil!

*  *  *

Neyin ‘garantisi’ bu!
Tarihi tersten okuttular diye inanalım mı?
‘Sabotaj’ları görmezden, ‘kalleşliği’ bilmezden mi gelelim yani?
Bize “ölüm”ü gösteriyorlar önce, sonra “kurtarıcı” çıkıyor ortaya...
Yok, öyle değil!
Silahlar patlayınca geliyor ölüm, o zaman kazılıyor karşılıklı toplu mezarlar...
Ve “ölüleri” yarıştırıyorlar, “hayatı” büyütmek yerine...
İyilikle ördüğümüz günlerin huzurudur garanti, gerisi ‘çatışmadır’...

*  *  *

"Ahali ne der" üzerinden gidersek eğer, hiçbir liderlik üstlenmeden...
Söyleyim mi size ne der o ahali...
Daha fazla "partizanlık" der, daha çok "yağma", çok daha fazla "haksız ayrıcalık" der!..
Maraş'ı verseniz ellerine bir haftada eti biter, kemiği bile kalmaz geriye!

*  *  *

Kendimiz için bir ülke mi istiyoruz, yoksa başkalarından 'rica minnet’ bir hayat mı dileniyoruz?
Ben buna özgürlük, ben buna yaşamak, ben buna güvenlik demiyorum.
Diyen desin!
“Yarın” yok bunun içinde...
Ve evet, cesarettir sorun, ustalıkla öğretilmiş çaresizliği yırtmak, anlamsız korku duvarlarını yıkmak cesareti...
Silahların gölgesinde, korkuların esaretinde, ayrılıkla olmaz barış!
Dilimize pelesenk edilen ‘etnik’leri söksek, ‘insanlar’ koyabilsek yerine, ‘insanlık’ koyabilsek yeter!

 

 

Bu yazı toplam 1831 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar