1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Bir Kıbrıslı Ermeni kadın: Nuritsa Nacaryan… 6
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Kıbrıslı Ermeni kadın: Nuritsa Nacaryan… 6

A+A-

 

Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği yetkililerinden Alev Tuğberk’in Nuritsa Nacaryan’la röportajının devamı şöyle:

NURİTSA NACARYAN:
E bizde fukaralık yani… Daha eyi bir yere gideceyik deyi ora istida ettiydik. O vakıt işte ben nörslük dersi alıyordum. 18 ay beleş hastanede işlemeliydim casualty’de ki bana diplomayı versinler “midwife” (ebelik) diplomasını.

Kocam dedi ki “Eğer biz gideceysek Ermenistan’a, ne edecen? 18 ay galmayacan burda. Diplomayı da alma, ne var?”
O vakıt bıraktıydım, bunu hep bilirlerdi Ermeniler.
Berç Kilbiyan dedi ki, “Senden bir ricamız var. Üç çocuğuna biz bakacayık, sen hem gocan burda galacan, amma hastanede yaşlılar geliyor, onlara mesul sen olacan” dedi.
“Pekiy” dedik.

Bu olduğu vakıt gaynanamgil geldi. Gaynanam, gayınbabam, iki tane görümcem, gaynım, hanımı, üç tane evlatları, Melkonyan’a geldiler. Eeee? Yer yok! E biz ikimiz ora, çocukları da okula alacaklar, yedirip içirecekler. Bir ilan oldu mektepte ki kim ki ev dutabilirse, icar edebilirse burdan çıksınlar, ehali doluyor bura deyi… O vakıt biz bir ev bulduk, yedi lira aylığına. İki oda. Şimdiki benim evin orda, Akropol’da. Bir aileydi fukara, bir oğlu, bir kızı varıdı. Gendiler garaja gitti, evi yedi liraya bize icara verdi. Gaynanamgile dedim ki “Siz ora gidin, biz Melkonyan’da kalacağız madem vazife var. Onlar İngiltere’ye istida ettiler. İngiltere’ye gittiler, sonra biz de ora gittik, o eve. Orda galdık, iki sene o evde galdık. Sonra bize dediler ki “Dokuz lira vereceksiniz ayda…” Öyle deyince biz başka ev baktık. Bulduk, sekiz liraya bir ev bulduk. Gavrielidis Building derler şimdi, onun arkasında çoook eski Hacıgiriagolar’ın evi varıdı ki ellersen düşecek, o derece. Neyisa, o evi icar ettik, ora geldik. 65’te ora gittik. Melkonyan’ı bıraktım gayrı, terziliğe orda çalışmaya başladım. Burda terziliği yapıyorudum, iş, iş, iş, öyle çok…

SORU: Kimlere dikerdin?
NURİTSA NACARYAN:
İşte dedim, müsteşarlıklara, Amerikan, İngiliz ve Alman elçiliklerine… Bunların iki üç senede bir o perdeler hep değişilir, taze taze… Burdaki perdeleri yeni açılan yerlere, eski yerlere gönderirler, daima böyle. Bir top böyle getirirleridi, çok eyiydi… Gocam da işleridi. Zatı Türk tarafında olduğumuzda Sarayönü’nün orda dükkanı varıdı. Gocam tornocuydu… Çıkmaz bir yoldu orda, Büyük Hamam’ın karşısında, olduğu gibi galdı… Gündeliğnen gocam burda bir Rum’un yanında çalışmaya başladı. Ben de işliyordum, çok eyiydi işim. Vaktım yoğudu böyle… Bir eski Volkswagen’im varıdı, büyük oğlum gitti Higher Technical Institute’a (İleri Teknoloji Enstitüsü). Onu götürürdüm sabah erken, geliridim, kızımnan öteki oğlumu da Melkonyan’a götürürdüm. Kız o vakıt typewriter (daktilo) moda mıydı bilmem, onu da götürürdüm dersine, geliridim.
Bir gün gene büyük oğlumu götürdüm Higher Technical’a, dönüşte provaya gideceğdim Alman elçiliğine…
Evde ne soba yaktım, ne ütü yaktım, bir gün evvelinden fırında yemeğimi börek yaptım peynirli, çıkarttım goydum ki çocuklar gelince hazır bulur deyi…
Bir komşunun çocuğunun çorabı bende kaldıydı, geçerken uğradım, bunu söylemeye. Telefon vurdu, “Seni istiyorlar” dedi. “Kim?” dedim. O vakıt geceleri de peruk yaparıdım. Saç öreridim, sabaha gadar diyebilirim sana, üçe dörde gadar. Berberler getirirleridi saçları, yaparıdım.

SORU: Ne çok iş yaptın, terzilik, hemşirelik, peruk üretimi… Annelik…
NURİTSA NACARYAN:
Mesududum ama, gençlik de varıdı… Ancak berberin ismini verdi, “Rita seni istiyor” dedi. “Aman” dedim, “balkonda bıraksın, sandalya var orda” dedim. Kapımda da bir defter varıdı, asılı dışarda, bir de kalem koymuşudum ki biri gelirse yazsın. “Deftere yazsın, saçı da ora gosun sandalyaya, ben biraz sora gelecem” dedim.
“Yook, yoook” dedi berber, “Evinde ateş var” dedi. “Kim var, biri var mıdır evde?” dedi. “Yok” dedim, “biri yoktur…”
Hemen gittim ki ev alev almış! Dedim ya ev çok eskiydi… Evvel zamanda böyle elektriklerin telleri sırmayıdı, deri – hatırınızda mı bilmem, eski evlerin telleri dışarıdandı. Benim yaşadığım ev eskiydi, aşağıda bir Rum aile otururdu, bir tane incir ağaçları varıdı, taa ikinci kata çıkmış… Benim banyonun penceresine dayanırıdı… İncir… Burda da gaz tüpleri varıdı benim. Büyük sıçanlar o elektrik sırmalarını kemirmişler dışarıda, kontak yapmış, perdeler alev almış, ordan yangın çıkmış… Bütün haraboldu…

 

DEVAM EDECEK

Bu yazı toplam 1252 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar