1. YAZARLAR

  2. Konuk Yazar

  3. Anıl Özgürgün: Permakültür; kendini yenileyen yaşam için dönüşüm
Konuk Yazar

Konuk Yazar

Kıbrıs çözümü ve başka seçenekler

A+A-

Konuk Yazar / Mehmet Öner Ekinci

 

Yücel Vural’ın Kıbrıs Sorununun çözümü yönünde bir seçenek olarak geliştirdiği “Dördüncü Model” üzerine özlü bir Değerlendirme

Sayın Yücel Vural’ın 30 Nisan 2021 tarihli Yenidüzen Gazetesinde yayımlanan, “Kıbrıs Federal Devletinin Kuruluş Yöntemi” başlıklı yazısı ile 04 Haziran 2021 tarihinde yayımlanan “Ortak Egemenlik Yoluyla Federasyon” başlıklı yazısında ortaya koyduğu görüşler, bir başka deyişle Kıbrıs Sorununun çözümüne yönelik ortaya koyduğu “Dördüncü Model” önerisi,  bende, tartışılması ve de değerlendirilmesi gereken bir öneri etkisi yarattı.

Bu nedenle, öneriye ilişkin görüş ve düşüncelerimi, sıcağı sıcağına kamuoyu ile paylaşma gereği duydum.

Her şeyden önce kabul etmek gerekir ki, 50 yıllık bir görüşme sürecinin ardından, Türk ve Rum taraflarının Kıbrıs Federal Devleti’nden ne anladıkları konusundaki farklılıklarını, şu veya bu yöndeki önermelerle açmaza sürükledikleri ve/veya kabul eder görünüp kaçış yolları arayarak sorunu daha bir derinleştirdikleri gerçeği, “çözümsüzlük” olarak karşımızda durmaktadır.

30 Nisan 2021 tarihli “Kıbrıs Federal Devletinin Kuruluş Yöntemi” başlıklı yazıda, Tarafların gerçek niyetlerini yansıtan:

1. Kıbrıs Federasyonunun İki Egemen Devlet (egemen eşitlik) Esasına dayanmasına ilişkin Türk tarafının yaklaşımı (ki bu yaklaşım, yazıda somutlandığı gibi  BM Güvenlik Konseyi kararlarına terstir ve kabul edilmesine olanak yoktur. Nitekim gerek Rum tarafı gerekse AB bu öneriye karşı çıkmışlardır.)

2. Kıbrıs Federasyonunun, Kıbrıslı Rumların Yönetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Tek Yanlı Eylemleriyle ortaya çıkması; (Kıbrıslı Türklerin dışlandığı, Anayasal değişiklikler yoluyla, şu anda Kıbrıslı Rumların egemenliğindeki Kıbrıs Cumhuriyetinin Kıbrıs Federasyonuna dönüştürülmesi anlamına gelen bu yaklaşımın Türk Tarafınca kabul edilmesine olanak yoktur. Dolayısıyla bir seçenek olarak değerlendirilmesi olanaksızdır.)

3. Kıbrıs Federasyonunun Bakire Doğum Modeline Dayandırılması (ki bu model üzerinde BM Güvenlik Konseyi kararları ile somutlanan parametreler çerçevesinde yıllardır sonuçsuz görüşmeler yapılmakta; fakat kalıcı bir çözüme ulaşılamamaktadır. Annan Planı da bu anlayışla Referanduma sunulmuş fakat yine de İki toplumun Siyasal eşitliğine dayalı bir Federasyon gerçekleşebilmiş değildir.)

Peki, Sn. Vural tarafından doğru bir şekilde somutlanan bu olgular ışığında, Kıbrıs Federasyonuna ulaşılamadığı belli ve görünür olduğu halde, aynı esaslar üzerinde bile bile tarafları yakınlaştırmaya çalışmak, aldatıcı bir oyun olmaktan öteye geçemeyeceğine göre, ne yapmalı?

Tabii ki başka seçenekler üzerinde durulmalı. Öyle ki bu seçenekler daha kolay uygulanabilir bir nitelikte olmalı ve pratik ve aşamalı çözümlemeler içermelidir.

Sayın Vural’ın, 04 Haziran 2021 taihli yazısında değindiği ve de çerçevesini ve süreçlerini belirlediği “Ortak Egemenliğin Tanınması Yoluyla Federasyon”u denemeyi öngören Dördüncü Model veya benzeri bir model üzerinde durmak bir yerde en akılcı ve doğru bir yöntem olarak değerlendirilmeli diye düşünüyorum.

Ancak hemen belirteyim ki, önerilen modelin, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek denli açık, öngörülebilir ve uygulanabilir nitelikte olması gerekmektedir. Bunun için de, bu modelin yaşama geçirilmesinde izlenecek yöntemler, aşamalar ve uygulamalar, ete ve kemiğe büründürülmeli ve uygulamada karşılaşılabilecek sorunların çözümlemesinde uluslarası nitelikte ortak kurul ve/veya Kurullar devreye sokulmalıdır. Ayrıca bu kurulların vereceği kararlara uyulacağı peşinen kabul edilmeli ve bu kararlar çerçevesinde önceden planlanan dönüştürücü evrelere/aşamalara yönelinmeli/geçilmelidir.

 

“Tüm konularda anlaşma olmadan hiçbir konuda anlaşma olmamıştır ana temasından kesinlikle uzaklaşılmalıdır”

Bu açıdan bakıldığında, Sayın Vural’ın önermiş olduğu Modelin başlama ve gelişme aşamalarını birlikte değerlendirmek gerekir kanısındayım. Şöyle ki:

1- Her şeyden önce (ilk adımda), öngördüğü gibi, Taraflar, ortak egemenlikte (Kıbrıs Türk tarafının da  egemenlerden biri olduğu konusunda)  ve Kıbrıs Cumhuriyetinin, ortak egemenliğe dayalı bir Federasyona dönüştürülmesini hedefleyen Stratejik Ortaklık anlaşmasının temel ilkelerinde uzlaşmalıdırlar. Bu ilkeler de önceden açık ve kesin ifadelendirmelerle belirlenmeli ve bu ilk adımla birlikte, yazıda öngörüldüğü gibi, eş zamanlı olarak, ana hatları belirlenmiş Geçiş Süreci başlatılmalıdır.

2- İlk adım ve sonrası adımlarda varılacak uzlaşılar, kayda alınmalı ve geriye dönüşsüz (irrevocable) kabul edilmelidir. (Bir başka deyişle, tüm konularda anlaşma olmadan hiçbir konuda anlaşma olmamıştır ana temasından kesinlikle uzaklaşılmalıdır)

3- Geçiş sürecinde görev yapacak Geçiş Hükümetinin oluşumu, yetki ve görevleri ve  işleyiş esasları da, Tarafların otonom yönetimlerinin (Türk ve Rum Hükümetlerinin) egemenliği ve yetki ve görevleri saklı kalmak üzere,  ayrıntılı bir biçimde ta baştan saptanmalı, uzlaşı metnine geçirilmeli ve bu metine mutlak sadık kalınacağı konusunda taraflar taahhütte bulunarak metni BM tanıklığında imzalamalıdırlar.

4- Geçiş Hükümetinin sadece dış ilişkiler konusunda yürütme yetkisine sahip olması bence de doğru bir yaklaşımdır. Esasen bu konular yıllardır masada tartışılmış ve kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu nedenle bu açıdan sorun yaşanacağını zannetmiyorum.

5- Kanımca temel sorun, fonksiyonel Federasyondan egemen iki devletli federasyona geçişte yaşanacak sıkıntılar olacaktır. Her ne kadar da BM parametreleri bu konuda yön verdirici ve/veya ışık tutucu bir niteliğe sahipse de, bugüne kadar bu parametreler çerçevesinde ortak bir uzlaşıya mutlak surette varılabilmiş değildir. Bu nedenle olası sıkıntıları ve tıkanıklıkları aşmak için son yazıda öngörülen modelin temel dayanaklarını daha bir açımlamak gerekecektir diye düşünüyorum.

6- Stratejik anlaşmanın içeriği, sonraki gelişmeler ve geçiş sürecinin kalıcı çözümlemeye kapılar açabilmesi için, büyük önem arz etmektedir kanısındayım. Bu nedenle, bu Anlaşmanın uzlaşılabilir ve uygulanabilir temeller ve ilkeler üzerine oturtulması kaçınılmazdır.

7- Salt görüşmeler yoluyla sorunun çözülemeyeceği son gelişmelerde açıkça görülmüştür. Bu nedenle, Tarafların ortak egemenliğin dayalı iki bölgeli bir Federasyon hedefiyle yaşama geçirilmesi öngörülen Geçiş Süreçli Stratejik anlaşmanın ayrıntılanması ve Taraflarca tartışmasız kabul edilmesi gerekmektedir.

8. Bilinmeli ki, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni “Federasyon”a dönüştürücü her tür girişim ve oluşturucu yapılanmada Kıbrıs Türklerinin ortaklığa etkin bir biçimde katılımı sağlanmadığı ve Kıbrıslı Türklerin Otonom yönetimlerinin varlığı göz ardı edildiği takdirde, hangi model önerilirse önerilsin, başarıya ulaşma şansı çok az, hatta imkansız olacaktır.

methode-times-prod-web-bin-88e5b402-6795-11eb-ab68-123bacbc1c7b.jpg

Bu yazı toplam 414 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar