1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. BU NE CÜRET
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

BU NE CÜRET

A+A-


Dünyayı sarsan kişinin 16 yaşında bir ergen kız çocuğu oluşu. Greta Thunberg depremi harika geliyor bana. Orta yaşlı erkeklerin kibrinin, kirli hesaplarının karşısında bir kız çocuğunun masumiyeti kafa tutabilir ancak. Son yılların en umut verici karşı çıkışı bu. Ben de o yaşlardayken savaşa, Kıbrıs’ın bölünüp mahvedilmesine karşı şiirler yazmış ve bazı kara kalpli politikacıları öfkelendirmiştim çok küçük ve önemsiz bir ölçekte de olsa. O yıllarda yazdığım şiirlerime baktığımda içimi yakan o ateşi, kalbimin nasıl da kırık olduğunu anımsıyorum. Sonraları o masumiyeti koruyabilmek, içimdeki ergen kız çocuğunu canlı tutmak için çok uğraştım ama büyümek ve büyürken kirlenmek kaçınılmaz.
Çocuklar ve onların yanıtlayamadığımız şaşırtıcı soruları dünyayı sarsabilir. Sürekli “Neden?” diye sordukları dönemleri vardır çocukların. Açıklamaya çalışırız ama onlar tekrar “Neden?” derler çünkü saçma ve adil olmayan bir dünyadır burası.
Özellikle kız çocukları için oldukça zor bir yer dünya. Onlara sunulan rol modelleri şöhretli ve güzel kadınlar. Pek çok ülkede kız çocukları anoreksiya sorunu yaşıyor. Bedenlerinin Barbie bebeklere, mankenlere, ünlü şarkıcılara benzemesini istiyorlar çünkü. Acı çekiyorlar aynalara bakarken, özgür değiller ve gelecekte onları ne beklediğini bilmiyorlar. Korku içindeler. Her ülkeden, her sınıftan, her etnik kimlikten çocuk için geçerli bu. Ergen olmak demek başkalarına feci biçimde bağımlı olmak, yanlış olduğunu hissettiğin şeylere bile uymak zorunda kalmak demek çünkü. Ben o yaşlarda evden kaçmak isterdim hep. Her şey saçma ve yanlış gelirdi, büyükleri iki yüzlü bulur, çevremde sayısız sahtelikler görürdüm.
Üniversiteye gittiğin zaman bir miktar özgürleşiyorsun ama özellikle o yaşlar, lise yılları en korkuncu.  Şimdiki kuşaklar daha şanslı ama bizim kuşak kadınlar için ev hapisliği demekti o yıllar. Hele bizden önceki kuşak kadınlar için daha bile vahimdi durum. Toplumsal Cinsiyet ve Türkçe Edebiyat dersim için Adalet Ağaoğlu’nun anı kitabı “Göç Temizliği”ni karıştırıyordum geçenlerde. Erkek kardeşlerinin hayat biçimiyle genç bir kız olarak kendininkini karşılaştırdığı bölümler çarpıcıydı.
Birer beyaz melek olması beklenen kadınlar “deli kızın türküsü” nü söylemeye başlasalar bile o rolden çıkamamışlardı ne yazık ki. Yazar kadınların hikayelerine bakmak şair, yazar bir kadın olmanın ne büyük bir cesaret hikayesi olduğunu gösteriyor. Kurtlar sofrasında parçalanmamak için bir müddet geri çekilmek bir taktik sadece kimi zaman.
Şu kız çocuğunun, Greta’nın dünyaya kafa tutuşu muhteşem geliyor bana. Çok net bir şey söylüyor. Hepimizi ilgilendiren bir şey söylüyor. Çok yalın ama büyük ve derin bir şey söylediği. Dünyayı kadınların değiştireceğine inanıyordum bir zamanlar ama bu inancımı yitirdim sonraları. Şimdilerde dünyayı genç kadınların değiştirebileceğini düşünmeye başladım. Dünyayı kurtarmaya soyunan kadınların kızlarının yani. Verili erkeklik rollerini reddeden genç erkekler de buna dahil tabii.
Kızlar uysal olmalı, yumuşak ve cilveli olmalı kalıbı var ya, bu yüzden küçük bir kız çocuğunun dünyanın geleceğine karar verecek olan kara kalpli liderlere karşı “Ne cüret!” diye haykırması itici geliyor. Bu çok öfkelendiriyor beni. Hiç çekinmeden savaş kararı alabilen, dünyayı nasıl paylaşacaklarını planlayan, ekonomik büyüme masallarıyla çevreyi mahveden bu beyler küçük bir kız çocuğunun öfkesini eleştirebiliyorlar.
Ben o mikrofonun önünde bir kahraman görüyorum sadece. Kalbinin kanatlarıyla yer kürenin üstünde uçan gerçek bir kahraman. Bu sahte dünyada, bu maskeli baloda herkese ışık tutmaya gelen sahici bir insan görüyorum.
Birileri o kürsüde “adalet” sözünü kullanıyor ama bir yandan da kendi ülkesinde adaletsizliğin daniskasını yapıyor. “Barış” diyor ama savaşların en kanlısını sürdürüyor. Hep sahtelik, hep hesap kitap. Yettiniz artık! Bu ne cüret! Çok haklısın, çok doğrusun ve harikasın Greta.


 

Bu yazı toplam 1842 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar