1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. Ne olacak bu araziler!
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

Ne olacak bu araziler!

A+A-
İptal ne zaman?

 

Arazi meselelerini en başından beri yakinen takip ediyoruz.
YENİDÜZEN’de çok verimli bir dönem geçirdik, gazetecilik açısından oldukça keyifliydi…
Kulislerde bilgiler, belgeler uçuştu!
Önce “Denktaşlar üniversite açıyor” diye geldi bilgi, “Olsun, ne var ki, açsınlar” dedim.
Sonra altını kaşıdıkça meselenin üniversite açmaktan çok kamu arazileri ve kamu binaları ile ilgili olduğuna tanıklık etmeye başladık.
Aslında mesele Rauf Denktaş’ın ismini yaşatmaktan çok ticaret yapmak, para kazanmakla alakalıydı…
Olsun, kimsenin ticaretinde gözümüz yok, yapsınlar diye düşündüm.
Ama durum hiç de öyle değildi.
Askeri bölge ile yaşananları hep birlikte izledik.
Belli ki bu konuya kafayı takanlar başkentte iyi bir mal-mülk analizi yapmış!
Devlette hangi binalar var, askerin elinde hangi araziler böylesi bir duruma müsait diye…
Kermiya’daki arazi böyle bir araştırmanın sonucu olarak ortaya çıktı.
Gizli gizli alınan kararla Serdar Denktaş tarafından önce kendine ait bakanlığın kontrolüne alınan arazi oğluna ait şirkete devredildi.
Ve bu devirden Bakanlar Kurulu’ndakilerin de haberi olmadı!
Sonrası malum…
Arkası geldi.
Tartışmalar, gerilimler ve dahası…
Bu gergin günler içerisinde sinir harbi yaşandı adeta.
Ve Denktaşlar askeri bölgedeki araziden vazgeçtiklerini açıkladı.
Tekrar yazayım: Denktaşlar askeri bölgedeki araziden vazgeçtiklerini açıkladı.
Aslında olay “vazgeçmekten” çok mecbur bırakılmayla ilgiliydi.
Zira kamuoyundaki tepki ve baskı bunu gerektirdi.
Sonrasında hukuki çevrelerin açıklamaları ve değerlendirmeleri takip etti.
Ombudsman Emine Dizdarlı (ki bu ülkedeki en saygın hukukçularının başındadır) bu arazi devrinin yasal olmadığını gerekçeleri ile anlattı.
Aynı şekilde Derviş Eroğlu’nun kızı Resmiye Eroğlu Canaltay’a başkentin göbeğinde verilen arazide de öyle oldu.
Turizm arazilerinin devrinde yasal olarak aranan ihale yöntemi seçilmemişti.
Bunu bizzat Bakan Fikri Ataoğlu meclis kürsüsünde kayıtlara geçecek şekilde itiraf etti.
“Kendi arazisinin yanındaki araziyi verdik” mealinde bir gerekçe öne sürüldü ki buna kargalar bile güldü.

Peki şimdi ne oldu?
Bunca tantananın ardından gerçekten Denktaşlar askeri bölgedeki araziden ya da herhangi bir kamu arazisinden vazgeçti mi?
Ya da yasal olmadığı çok açık ve aleni olan Resmiye Canaltay’a verilen arazi konusundan neden bir adım atmıyor hükümet? Neden iptal etmiyor? Çok merak ediyorum!
Kamuoyunun yarattığı baskı ve tepki ortamında “Vazgeçtik” söylemlerini dillendiren Serdar Denktaş’ın dünürüne de yine devlete ait binaları devrettiği de ortadayken!
Ben şimdi adım bekliyorum dostlar!
İlk olarak hükümetten!
Sonra hukuki çevrelerden ki bunların başında Başsavcılık geliyor.
Ve bu uzatma sürerse muhalefetten!
Bu işin hukuki ve siyasi takibini yapmak için…
Böylesi gündemler gelip geçicidir dostlar.
Ancak havaya saçılan sözler ve yaşananlar kalıcı…
Şimdi araziler konusunda adım atma zamandır ve birileri bu adımı atmakla yükümlüdür.
Zira mesele yarımdır henüz!

Herkes eteğindeki taşı döktüyse eğer…
Hadi bakalım, görelim yiğitleri, resmen iptal gündeme gelsin artık.
Hesabınız mahkeme koridorlarında mücadele etmek değilse eğer, şimdi iptal zamandır, laf kalabalığına gerek bırakmadan…
Sanılmasın ki unuttuk, geçişirdik…
Birilerinin adım atma zamanıdır şimdi ve gözümüz bu konunun üzerindedir.İzlemedeyiz anlayacağınız.
Bilmem anlata bildim mi?


Organize Azap Bölgesi (!)

 

Pile gibi, kimsenin hükmü yok!

 

Gazetemiz Lefkoşa Sanayi'de…
Gazeteye gelirken bir azap, çıkarken bir azap.
Bölgeye giriş birkaç yoldan…
Bir tanesi kapalı spor salonunun olduğu taraftan…
Şimdilerde kapalı!
Zira traktör dahi geçemez artık.
Harap olmuş.
Diğeri Araç Muayene tarafından…
Orada geçmek tam bir eziyet.
Muayene yapılacak araçlar yola taşmış.
İnsanlar zaman zaman kavgada.
Bir keşmekeş ki dillere destan.
İç taraftaki ara yollarda sapıyorsunuz, yollar kamyonlarla, araçlarla dolu.
Araç sürmek gerçekten zor.
Kimi zaman yarım saate varan bir eziyetle gazete binasına ulaşıyorsunuz.
Adını “sanayi” koymuşlar bu bölgenin…
Ancak kimsenin hükmü yok.
Bir nevi Pile gibi!..
Ne Rum, ne Türk, ne de İngiliz!
Arada kalmış bir bölge!
Kimsenin yasası geçmiyor!
Ve kimse ama kimse bu sorunu çözmek istemiyor.
Çöpleri, hurdaları, düzensizliği, pisliği ile nam-ı diğer “Sanayi” işte böyle bir şey…
Anlatılmaz yaşanır.
Ülkeyi yönettiğini iddia eden değerli büyükler!
Hafta içi gelin, turlayın, bu eziyete tanıklık edin.
Ve bir zahmet bu sorunu çözün artık.


 

  • ÜNİVERSİTELER FAZLA (!)… Sevgili Damla Dabiş'in programına katılan DP Genel Sekreteri Afet Özcafer "Üniversite sayısının bu kadar artmasına çok tepkiliyim" demiş… Bu görüşünüzü Denktaş Üniversitesi açmak için memleketi darmadağın eden, kamu arazilerini, devletin hastane binasını oğluna devreden partinizin başkanına da ilettiniz mi Sayın Özcafer? Tribüne oynamayı bırakın artık, modası geçti bu işlerin…
  • BU BELEDİYE BATACAK… Aynı Lefkoşa Belediyesi'nin kaderi gibi Mağusa Belediyesi de iflasa doğru sürükleniyor. CTP Mağusa İlçesi aylardır bu uyarıyı gündeme taşıyor. Birileri tındı mı peki? Sanmam! Lefkoşa Belediyesi iflasa giderken dönemin meclis üyesi Semavi Aşık'ın dilinde tüy bitmişti, anlata anlata… "Bu belediye batacak" diyen Semavi Aşık'ı dinleyen olmamış, Lefkoşalı yine, ikinci kez Bulutoğluları'na oy verip iflasa ortak olmuştu… Yani tuz koktu dostlar! Tuz adeta koktu!
  • ERKEN SEÇİM YALANI… Bazen gündemin heyecanına kapılıyoruz. Mesela bu erken seçim meselesi… Birkaç ay önce gündeme geldi, zaman zaman yeniden konuşuluyor. Ben en başından beri UBP-DP ikilisinin 2017 içerisinde bir erken seçime gideceklerine inanmadım. Gitmeyecekler! Amaçları 2018 bütçesini de görmek, kullanmak. TC ile imzalanan protokollere göre KKTC hükümetlerinin yılda 300 civarı kamuya istihdam hakkı var. 2017 için bu kota dolmak üzere… Yani UBP-DP ikilisi yandaşlarını bu yıl devlette istihdam ettirmiş bulunuyor. 2018'de de 300 küsur istihdam daha yapma hakları bulunuyor. Hal böyle olunca da UBP ve DP'nin 2018'i de bekleyip seçime gideceklerini anlamak için kahin olmaya gerek yok.
  • GİRNE GERÇEKTEN BİTTİ… Hasbelkader hafta sonu Girne'de bulunduk.  Belediye hizmetleri tamamen durmuş! Trafikte saatler geçirdik! Darmadağın bir trafik… Çöpler, her yer pislik… Belediye başkanından icraat değil, istifa bekliyorum. Nidai Güngördü'nün yapması gereken hemen istifadır. Hemen istifa! Tartışacak bir şey kalmadı zira, kent dibe vurmuş artık…  
  • ELÇİLİK DE PROPAGANDA YAPARSA… Malum, şirketler, siyasiler basını kullanarak PR yapmak ister… Yani, reklam yapmak, propaganda yapmak isterler… Bu normal aslında… Ancak TC Elçiliği de bu yönteme başvurmaya başladı. TC Lefkoşa Büyükelçiliği de adadaki bazı seçilmiş basına sızdırdığı belgeler ve haberlerle "Kıbrıslılar (KKTC hükümetleri, belediyeleri) proje hazırlamadıkları için bütçedeki parayı kullanamadılar" mesajını veriyorlar. Propaganda çağı! Facebook hesabı olan Elçilik de artık tribüne oynuyor. Gerisini siz hesaplayın…    
  • BRT YASAK REKLAMI YAPARSA!.. Ülkemizde hayvan dövüşü yaptırmak yasak! Hayvanlara eziyet çektirmek Ancak geçtiğimiz hafta anlı şanlı devlet televizyonu BRT’de horoz güreşi gösteriliyordu. Hem de iyi bir şeymiş gibi!.. Daha önce de ölü av hayvanlarını stüdyoda sergileyen BRT’nin bu tavrı yanlış… hem hayvan hakları açısından, hem de yasak bir şeyin reklamını yapar gibi göstermesi bakımından… Konunun Medya Etik Kurulu gündeminde olduğu bilgisi de var. Umarım BRT böylesi bir hataya bir daha düşmez.

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 542 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar