1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Kırmızı bisikletiyle “kaybedilen” genç…2
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Kırmızı bisikletiyle “kaybedilen” genç…2

A+A-

 


“Kardeşim anneme doktora gideceğini çünkü midesinin ağrıdığını anlatmıştı” diyor Andreas. “Ama o gün hastaneye gitmediğini biliyoruz…”
Kipros’un “kayıp” olduğunu ne zaman farketmişler?

“Bisikleti geri getirmek üzere kardeşimin dükkanına dönmeyince fark ettik… Ertesi günü polise gittim, Birleşmiş Milletler’e gittim… Birleşmiş Milletler askerlerine kardeşimi aramaları için yalvardım… Kardeşimin fotoğrafını BM askerlerine gösterdim ve bir suretini onlara verdim. Bundan hiçbir şey çıkmadı. Bir başka zaman tekrar BM’ye gittim ve BM askeri bana “Bu genç adamı sanki Pavlidis garajında gördüm… Belki de senin kardeşindi” dedi…

Babam Kosta sürekli kardeşimi arıyordu… Bazı Kıbrıslırumlar parasını yemek için ona tuzak da kurmuşlardı… Bir Kıbrıslırum babama, “kayıp” kardeşim Kipros Kiprianu’nun bulunmasına yardım edecek bazı Kıbrıslıtürkler tanıdığını söylemişti… Böylece 11 Ekim 1965 tarihinde babam bisikletine binerek Pallaryotissa’dan Timbu’ya (şimdiki Ercan) gitmek üzere yola çıkmıştı, bu Kıbrıslırum’la buluşacaktı… Ancak Zoppas kavşağında bir kamyon babama çarptı ve babam başından ve göğsünden yaralandı… O gün ben oradan tesadüfen geçmekteydim ve köylümüz birisi beni görüp “Andreas, baban hastanededir” dedi.

Hemen koştum, babam hayattaydı – çevresinde beş-altı tane doktor vardı ve iyileşemeyeceğini söylediler… Beş dakika sonra da babam hayata veda etti. Üstünde 500 Kıbrıs Lirası vardı…

Babam çok enerjik bir insandı. Bir parça toprağı yoktu ama evlatlarının eğitim görmesi için çok çalıştı… Kardeşim “kayıp” olunca her tarafa koşuşturuyor, araştırıyor, onu bulmaya çalışıyordu… Babam öldükten sonra polis bana babamın cebinde 500 Kıbrıs Lirası bulduklarını söyledi.

Babama tuzak kurmuş olan o Kıbrıslırum’u bulmaya gittim… Ona “Neden böyle yaptın?” demek istiyordum… Beni görünce koşturarak kaçtı… Bu adam şimdi hayatta değildir…

Babam öldükten bir yıl sonra da annemiz Agathi bir kalp krizi geçirerek hayata veda etti. Anneciğimizin çektiği acıyı, bizim çektiğimiz acıyı anlayabilirsiniz…

Kardeşim çok iyi bir insandı, çok sessiz birisiydi… Biz öyle bir aileyiz ki insanlardan nefret etmeyiz, insanları severiz… CYTA’da birlikte çalıştığım bir arkadaşım vardı, adı Ahmet Cevdet… Bir gün bana “Usta” dedi, “bir gün savaş çıkarsa ve karşında beni bulursan, napacan?”
“Tabii ki havaya ateş edecem” dedim.
“Ben da aynısını yapacam” dedi bana. Ne yazık ki onu bulamadım. CYTA’da çalışıyordu, daha sonra Lefkoşa’da asker olmuştu…

Gönyeli’den bizimle birlikte CYTA’da çalışan bir Kıbrıslıtürk daha vardı, adı Veli Mehmet idi. Ancak o Ahmet Cevdet gibi değildi, daha “politik”ti…
Kardeşim “kayıp” edildiğinde gurşuni renkli pantolon ve beyaz bir gömlek giyiyordu.

Bisikletiyle birlikte “kayıp” edildi – bisikletin rengi kahve/kızıl bir renkti ve yeni bir bisikletti. “Ranch” marka bir bisiklet…

 

DEVAM EDECEK

Bu yazı toplam 1182 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar