1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Çözüm düşmanlarının ekmeğine de yağ sürdük!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Çözüm düşmanlarının ekmeğine de yağ sürdük!

A+A-

Kıbrıs sorununun temel sorunları “mülkiyet ve toprak”tır!
Kıbrıslı Türklerin veya Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin ya da son dönemlerdeki moda adıyla Kıbrıs Türkü’nün en büyük korkusu; 1974’te ele geçirilen toprak ve mülklerin ellerinden gitmesi korkusudur!
Ganimetifobia gibi bir şey!
Ganimeti yitirme fobisi!

-*-*-

Kıbrıslı Rumların en büyük derdi ya da hayali ise 1974 yılında terk etmek zorunda kaldıkları topraklarına ve mülklerine bir gün kavuşmak; en azından kavuşamazsa parasını alabilmektir…

-*-*-

Dönüşümlü başkanlıkmış, gazmış, petrolmüş, Türkiyeli göçmenlermiş, askermiş, askeri üsmüş; bunlar ufak meselelerdir!

-*-*-

Çözümsüzlük devam edecek!
Görüntü nettir!

-*-*-

Artık Kıbrıslı Türk toplumunun gerçek bir iradesi söz konusu değildir!
Önce, Türkiye bu iradeyi çok büyük oranda bertaraf etmiştir…
Sonra, Kıbrıslı Türk toplumu, Pazar günkü seçimin, sadece,  “… bir Kıbrıslı Türkü Avrupa’ya gönderme seçimi” olduğu yanlışına kapılarak, sandığa gitmemiştir ve toplumsal bir güç olma şansını yitirmiştir…

-*-*-

Şu anda ganimeti asla iade etmek istemeyen Ersin Tatar ve benzerleri ile tüm hırsızlık mal tutup geri vermemekten başka derdi olmayanların ekmeğine yağ sürmüş durumdayız!

-*-*-

Biz kuvvetli miktar insanla sandığa gitseydik; ELAM gibi bir partinin bu kadar güçlü bir şekilde ortada durması söz konusu olmayacaktı!
Şimdi ELAM ve temsil ettiği ırkçı – faşist düşünce ne yazık ki süper güç haline gelmektedir!
Bu da yine Tatar gibilere, “.. gördünüz mü, bunlarla bir arada yaşayamayız” yaygarasını artırma şansı vermektedir…

-*-*-

Çözüm mü?
Hangi çözüm?
Kıbrıs sorununun çözümü mü?
Siz Pazar günkü seçimleri küçümsemeye devam edebilirsiniz ama bu seçimlerdeki katılım oranı Kıbrıslı Türk toplumunun yok oluşuna atılmış son imzadır!
Çözüm düşmanları da ekmekte yağ, oh!
Çözüm mözüm yoktur!
Mucize bile söz konusu değildir!

-*-*-

Nasıl yani; 100 bin kişinin sadece 5 bin kişisiyle mi?
Hadi oradan!
Bitti!
Film koptu!

-*-*-

Haaaa, sonucu değiştirecek miydik?
Neden olmasındı ki!
Olabilirdi!
Evet, Niyazi Kızılyürek seçilmeliydi… 
Ama asıl mesele, Kızılyürek’i yeniden seçmek de değildi…
Federal çözüm, dostluk, kardeşlik, karşılıklı anlayış konusunda en yakın durabildiğimiz AKEL’i birinci yapmak, Volt’u yukarı çekebilmekti…


İnsanlık düşmanı hükümet!

Güzelyurt’ta tam üç aydır narenciye çalışanı yapancı işçilerin alın terlerinin karşılığı olan paralarının ödenmediği iddiası, çok ciddi bir suç olmanın ötesinde, korkunç bir insanlık ayıbıdır!

-*-*-

Yoksul insanları sömürmektir!
Zavallı göçmenlere, köle muamelesi yapmaktır!

-*-*-

Utanan var mı?
Yoktur!

-*-*-

Uluslararası baskı oluşturulması veya bu insanlara sahip çıkılması için toplanan “ulusal” her hangi bir grup var mı?
Yoktur!

-*-*-

İnsanlık öldü mü?
Öldü!

-*-*-

KKTC’de gündem mi?
Biri, “Vallahi ithal et aradım ama bulamadım – falanca markette olacak denmişti ama yok!” dedi!
Öteki, “Bir arkadaş almış ve beğenmiş!” diye lafa girdi!

-*-*-

Haberlerde spiker dedi ki, “… Yüce devletimiz Türk Devletleri Teşkilatı’nın toplantısına da katılacak!”

-*-*-

Ben de diyorum ki, “doğru be, Tayyip bey, Netanyahu’nun ve Tatar’ın qardaşı İlham beyle görüşmüş da!
KKTC’nin davet edilmesi, iyi bir şey demiş!”…

-*-*-

Br Güzelyurtlu arkadaşa açtım meseleyi; “… Güzelyurt’taki narenciye işçileri demiştim! Ödenmiyorlar üç aydır! İnsanlar aç be aç!”

-*-*-

Dedi ki!
“Vallahi bana ne! Bu sene çok sıcak! Dayanamıyorum bu sıcaklara!”…

-*-*-

Peki hükümet?
Bunu da kendi kendime sordum!
Aklıma tek bir yanıt geldi!
Başlıktaki!


Devlete gel!

İki genç, bir tekneye biniyorlar ve açılıyorlar!
Ve tam bir aydır, ne gençlerden, ne de tekneden haber var!

-*-*-

Soran, arayan yok!
Bilgisi olan da yok!
İlgisi olan hiç yok!
İlgilenen yok!

-*-*-

Devlet nerede?
Hangi devlet?
Eşit egemen olan mı?

-*-*-

Kardeşim, iki insan kayıp!
Hadi bizimkisi sahte; peki koskoca Türkiye, koskoca Türk istihbaratı, kimsenin hiç mi haberi yok?
Mağusa’da, “iki genç Suriye’de tutuklu” diyenler var!
Dedikodu bile olsa, insan gider bir sorar ya hu!

-*-*-

Devletmiş!
KKTC!
“Yörü be o yanı” derdi dedem!


444782520-1162627261529352-3804868077877871167-n.jpg

Lefke Barajı… Aplıç Kapısı’nın Güney tarafında Kıbrıs Cumhuriyeti toprakları içerisinde kaldı… Çok güzel, serin ve benim adıma nostaljik… Lefke’de yaşarken, 1974 öncesi neredeyse her gün gezmeye gittiğimiz bir yerdi… 1974 sonrasında ise Aplıç Kapısı açılana kadar da hiç görmemiştim… Geçenlerde yanından geçtim… Durdum, bu bölgede 1967’de başlayan yaşantım, film şeridi gibi önümden geçti… Yaklaşık 57 senelik ömrümün ilk yedi senesindeki bu manzaraya, yanından geçerken duyulan sevgi ve bağlılıktır, bu ülkenin tümüne olan aşkımı hep canlı tutan… Kıbrıs, Kıbrıslılarındır…

Bu yazı toplam 1337 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar