Yabancılara 34 bin 200 konut

Müteahhitler Birliği verilerine göre bugüne kadar, yabancılara 34 bin 200 konut satıldı. Bölgelere göre dağılımda İskele başı çekti, bunu Çatalköy, Esentepe, Tatlısu Mersinlik takip etti.

YENİDÜZEN-ÖZEL

Kıbrıs Türk Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, bugüne dek yabancılara 34 bin 200 konutun satıldığını açıkladı, bölgelere göre dağılımında İskele’nin başı çektiğini, Çatalköy, Esentepe, Tatlısu Mersinlik’in de yoğunlukta olduğunu aktardı.

Gürcafer, İskele bölgesinde 15 bin, Çatalköy, Esentepe, Tatlısu Mersinlik bölgesinde 9 bin, Kuzey Sahil şeridi, Lapta Alsancak Vasilya’da 4 bin konutun satıldığını dile getirdi.

Girne bölgesinde merkezde ortalama 2 bin 400, Lefke Gaziveren Güzelyurt bölgesinde 2 bin, Bellapais Doğanköy bölgesinde bin 200, Karpaz bölgesinde ise 600 konutun yabancılara satıldığını da aktardı.

Gürcafer, 203 milyon metrekare arazisi olan İskele’de 700 bin metrekare yani 523 dönüm arazinin yabancılara satıldığının kayıtlara geçtiğini açıkladı.

Ülkede yabancıların yasa dışı mal alımının ve satışının kontrol edilemediğini anlatan Gürcafer, hangi sektörlerde ve alanlarda ne gibi işler yapılıp yapılamayacağının önceden yasalar nezdinde belirlenmesi ve denetlenmesi gerektiğini anlattı.

“Muhaceret yasaları uygun bir şekilde düzenlenirse, ülkeye 100 bin yabancı gelse de kötü etkilenmeyiz ama bu düzenlemeleri yapmadan ilerlersek ülkeye gelen 5 bin yabancı bile bizi kötü etkiler” şeklinde konuşan Gürcafer, özetle şöyle dedi: “Siz gidip bir ülkede ev alabilirsiniz, tatil yapabilirsiniz, yatırım yapabilirsiniz ama siz iş kuramazsınız. Bunlar suçtur. Ülkede uyuşturucu ticareti, kredi kartı sahtekarlığı ile kazandıkları paralarla ev alıp, güzelim insanların içinde yaşamaya başlayan, hatta iş kuran gençler var. Bunları engelleyecek düzenlemeleri yapmalıyız. Bu düzenlemeleri yaparsak bu ülkeyi cennete, yapmazsak ise cehenneme dönüştürebiliriz. Ben bunun, toplumsal varlığıma hizmet eden bir fırsata dönüşmesini isterim. Evet bir planlama yapılması lazım ama yasaklama değil düzenleme yapmamız lazım.”

Gürcafer, “Haklı bir endişe var, bu veriler devlet tarafından şeffaf bir şekilde ortaya konsa kimse bu endişeleri taşımaz. Yabancılara yapılan bu konut sayıları çok komik sayılır” diyerek, bazı yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğinin altını çizdi.

 

K.T Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer:

“Bu ülkeyi cennete de,

cehenneme de dönüştürebiliriz”

K.T Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, ‘yabancılaştığımıza’ dair korkuların yaşanmasını ülkede istatistik veri bankasının olmamasına bağladı.

Ülkedeki yabancı konut satışlarıyla ilgili YENİDÜZEN’e bilgi veren K.T Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, ‘yabancılaştığımıza’ dair korkuların yaşanmasını ülkede istatistik veri bankasının olmamasına bağladı.

Müteahhitler Birliği verilerine yansıyan rakamlarda KKTC genelinde bugüne dek, yabancılara 34 bin 200 konutun satıldığını söyledi. Bu rakamların bölgelere göre dağılımında İskele başı çekti, bunu Çatalköy, Esentepe, Tatlısu Mersinlik bölgesi takip etti.

Müteahhitler Birliği verilerine göre; İskele bölgesi 15 bin konut, Çatalköy, Esentepe, Tatlısu Mersinlik bölgesi 9 bin konut, Kuzey Sahil şeridi, Lapta Alsancak Vasilya 4 bin konut, Girne içi ortalama 2 bin 400 konut, Lefke Gaziveren Güzelyurt bölgesi 2 bin konut, Bellapais Doğanköy bölgesinde bin 200 konut ve Karpaz bölgesinden 600 konutun yabancılara satıldığı ifade edildi.

Bahsi geçen satışları yorumlayan Gürcafer, “Arazi bazında baktığımızda, örneğin Karpaz’da yapılan satışları baz alacaksak, bu satışlar bölgedeki arazilerin sadece yüzde 0.13’ünü kapsıyor. Bunlar korkulacak rakamlar değil” dedi.

İskele bölgesinde; 700 bin metrekare yani 523 dönüm yerin yabancıya satılığının kayıtlara geçtiğini de anlatan Gürcafer, İskele’nin toplam 203 Milyon Metrekare arazisi olduğunu belirtti.

Gürcafer, “Mesela Çatalköy Esentepe bölgesinin toplam arazisi 130 milyon 211 bin 669 metrekare.... Bunun orman arazisi olanı 73 milyon..  Yani aslında o bölgedeki arazilerin yüzde 55’i orman arazisidir. Bu bölgenin yüzölçümü 206 milyon metrekaredir.. 206 milyon metrekare içerisinde ise 1 milyon 800 bin yani yüzde 0.87 oranında bir bölümü yabancılara satılmış arazidir... Bunlar komik rakamlardır, endişe duyulacak rakamlar değil” şeklinde konuştu.

 

“Düzenleme şart aksi halde...”

“Haklı bir endişe var, bu veriler devlet tarafından şeffaf bir şekilde ortaya konsa kimse bu endişeleri taşımaz. Yabancılara yapılan bu konut sayıları çok komik sayılır” diyen Gürcafer, bazı yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Bu yasal düzenlemeler ve gerekçelerine de değinen Gürcafer, “Muhaceret yasaları uygun bir şekilde düzenlenirse, ülkeye 100 bin yabancı gelse de kötü etkilenmeyiz ama bu düzenlemeleri yapmadan ilerlersek ülkeye gelen 5 bin yabancı bile bizi kötü etkiler. Bu düzenlemeleri yaparsak bu ülkeyi cennete, yapmazsak ise cehenneme dönüştürebiliriz. Bu düzenleme de yasakçı bir zihniyet olmamalı.” vurgusu yaptı.  

 

“Üçüncü yatırım iklimini yaşıyoruz, bunu fırsata çevirmeliyiz”

Ülkede bugüne dek iki kez yatırım iklimi dönemi olduğunu anlatan Gürcafer, bunların ilkinin Annan Planı dönemi, ikincisinin ise 2014-2015 yılları arasında ortaya çıktığını kaydetti.

Günümüzde içinde bulunduğumuz aşamanın ‘üçüncü yatırım iklimi dönemi’ olduğunu kaydeden Gürcafer, “Bizim konut ve Pazar stratehisi yapmamaız lazım. Bir fırsat yakaladık ve yeniden bir yatırım iklimi oluştu, bunu toplumsal varlığımıza hizmet edecek şekilde düzenlenmesi çok önemlidir. Tüm siyaset bu amaca hizmet etmeli.” şeklinde konuştu.

 

“Kendi içimizde sınırlar, disiplin lazım ki yabancılaşmayalım”

Yapılması gereken bazı düzenlemelere örnekleriye değinen Gürcafer, şöyle devam etti:

“Demokratik yapımızı etkilemeden, bizim gelenek ve göreneklerimize uyan, kültürümüzü yaşamaktan keyif alan, ciddi bir emeklilik geliri olup da bunu bizim ülkemizde hatcayacak olan kesimler bizim için ülkemizden konut alacak olan çok doğru bir kesimdir ve bizler bu pazara hedeflenmeliyiz. Yurt dışında da bunun örenkleri böyledir. Bu amaca hizmet eden bir yap-sat sektörü hedeflemeleiyiz veya oluşan sektörüne bu şekilde gerekli düzenlemeleri yapmalıyız. Muhaceret yasası, yabancı sermayenin iş yapmasıyla iglili düzenleme getiren bir yasa, yerleşim izni, daimi ikamet ve işyeri izni gibi konular bizde tümü bir birine karıştı. Vatandaş, bunların karmaşasından rahatsız oluyor ve çok haklı sayılır. Ülkeye çalışma izniyle gelen işçi market açıyor, iş kuruyor. Tüm bunlar planlansa, yap-sat sektörü de disiplin altına girer. Ev alacak olan bu insanların hiçbir şekilde ülkede iş kuramaması gerekiyor. Güneyde de bu böyle... Kendi içimizde sınırlar, disiplin lazım ki yabancılaşmayalım.”

 

“Mal alımı ve iş sektörü kontrol altında tutulmalı”

Ülkede yabancıların yasa dışı mal alımının ve satışının kontrol edilemediğini anlatan Gürcafer, hangi sektörlerde ve alanlarda ne gibi işler yapılıp yapılamayacağının önceden yasalar nezdinde belirlenmesi ve denetlenmesi gerektiğini anlattı.

Gürcafer, “Hangi meslekleri yabancı sermaye ne oranda yapabilir şeklinde tanımlamak gerek. Örneğin otele ihtiyaç varsa ve şartlar uygundur, çok büyük maddiyat gerektiren bir liman kurulumu için yabancılar gelsin ve yapsın. Ama yap-sat yapmasın, fırıncı açmasın, market açmasın çünkü benim insanım zaten bu işi yapıyor” dedi.

 

“Yasaklar koyarak düzenleme olmaz”

Satışlardaki talebin çok iyi tespit edilmesi gerektiğini işaret eden Gücafer, iki tip alıcı oluğunu, birinin emekliliği ardından ülkeye gelen yatırımcılardan, diğerinin ise bulunduğu coğrafyada yaşam koşulları kötüleştiği için adamıza gelen yatırımcılar olduğu bilgisini de verdi. Bu iki tip yatırımcının iyice tespit edilmesi ve ona göre izin verilmesi gerektiğini anlatan Gürcafer, “Bu konuda çok araştırma yaptık, birçok kalkınmış ülke bunu yapıyor. Ülkede yaşamak- çalışmak gibi konularda bütünlüklü çalışma yapılması ve bunların düzenlenmesi gerek” şeklinde konuştu.

Gürcafer, ülkedeki konut yapımı planlamasının da planlı olması gerektiğine değinerek, “Yasaklar koyarak düzenleme olmaz” görüşünün altını çizdi.

 

“Düzenlemeler yapmazsak bu ülkeyi cehenneme dönüştürebiliriz”

Altyapı ile paralel ilerlemeyen bir yapılaşma olduğunu da sözlerine ekleyen Gürfacer, bazı uyarılarda bulundu. Gürcafer, şöyle devam etti:

“Altyapı, devlete külfet olmadan, inşaat sektöründeki devinimden beslenerek kendi içinde çözülebilmelidir. Devlet bu noktada, yasal düzenlemeleri yapma konusunda yavaş davranıyor. Hızlı bir şekilde belirli fonlar oluşturulup, gerçek amacına kullanılması gerekiyor. Örneğin İskele Bölgesi; atık su arıtma tesisine kanalizasyon yapılması gerekiyor, bisiklet yollarına ihtiyacı var, kaldırımlara ve parklara ihtiyacı var... Diyelim ki bununla ilgili 50 milyon Dolar bir paraya ihtiyaç varsa, 50 milyon Doların bu bölgede yapılan ve satılan evlerden ödenecek şekilde bir fonlama yapılması lazım. Yapılan fon karşılığında ise tüm bu eksikliklerin giderilmesi gerek. Bizler bu İskele Bölgesiyle ilgili bir Bakanlar Kurulu kararı geçirttirdik. Bu konuda bir yasa çalışması yapıldı ve Meclis’e gitti. Aslında bu sürecin çok hızlı bir şekilde yapılması, çok ciddi bir toplumsal duyarlılık ortaya konulmalı. Toplumsal varlığımızı sürdürmek istiyorsak; önce ekonomik özgürlüğümüzü kazanmalı, sürdürülebilir bir ekonomik yapıya kavuşmalıyız, bu yapıyıda toplumsal varlığımıza hizmet etmesi için kullanmalıyız.

Tüm sektörlerin birbirini besleyici şekilde birşeyler ortaya koyması lazım. Bir bütün olmak gerek. Ben inşaat sektörünü ele alırken, aslında sanayiye nasıl destek olurum ya da esnafa nasıl destek olacağım konusunu da düşünmeliyim. Turizmi olumsuz etkilemeden bunu nasıl yaparım düşüncesiyle bir bütün şekilinde plan üretmeliyim. Bu da aslında sosyo ekonomik kalkınma planıdır. Örneğin,  muhaceret yasaları uygun bir şekilde düzenlenirse, ülkeye 100 bin yabancı gelse de kötü etkilenmeyiz ama bu düzenlemeleri yapmadan ilerlersek ülkeye gelen 5 bin yabancı bile bizi kötü etkiler. Güney Kıbrıs, Malta ya da diğer ülkeler bunu yapıyor. Siz gidip bir ülkede ev alabilirsiniz, tatil yapabilirsiniz, yatırım yapabilirsiniz ama siz iş kuramazsınız. Bunlar suçtur. Ülkede uyuşturucu ticareti, kredi kartı sahtekarlığı ile kazandıkları paralarla ev alıp, güzelim insanların içinde yaşamaya başlayan, hatta iş kuran gençler var. Bunları engelleyecek düzenlemeleri yapmalıyız. Bu düzenlemeleri yaparsak bu ülkeyi cennete, yapmazsak ise cehenneme dönüştürebiliriz. Ben bunun, toplumsal varlığıma hizmet eden bir fırsata dönüşmesini isterim. Evet bir planlama yapılması lazım ama yasaklama değil düzenleme yapmamız lazım.”

 

“Sosyal konut projesi için girişim yaptık”

Konut fiyatlarının yükseldiği, yerli halkın konut sahibi olamadığıyla ilgili de görüş paylaşan Gürfacer, ülkedeki alım gücünün düştüğünü işaret etti, küresel enflasyona dikkat çekti. Gürcafer, “Bizim insanımızın barınma ihtiyacının karşılanması için başka bir proje yapmak lazım. Sosyal konut yanında devlet ile anlaşmalı olarak ayrı bir sosyal konu projesi yapacağız. Bu sektör onuda besleyecek ve insanımızın konut sahibi olmasını sağlayacak. Fakat tüm bunlar için kapsamlı ve planlı çalışmalar gerekiyor” şeklinde konuştu.

 

Özel Haber Haberleri