'TEHDİTLE BENDEN PARA İSTEDİ'

YENİDÜZEN'den Meltem Sonay ve Mert Özdağ'a konuşan Ercan'ın işletmecisi, Taşyapı Group'un Sahibi Emrullah Turanlı, Bakan Tahsin Ertuğruloğlu'na yönelik ciddi iddialarda bulundu

 

YENİDÜZEN'den Meltem Sonay ve Mert Özdağ'a konuşan Ercan'ın işletmecisi, Taşyapı Group'un Sahibi Emrullah Turanlı, Bakan Tahsin Ertuğruloğlu'na yönelik ciddi iddialarda bulundu:

"Kıbrıs’taki bazı siyasetçiler benimle uğraşma yolunu seçti.  Başta Tahsin Ertuğruloğlu. Bu adamların taraftarı olamadım"

“Davalarımı geri çekmek karşılığında 4 yıl sözleşme uzatma önerdiler, kabul ettim davaları geri çektim”

"Tahsin Ertuğruloğlu, o zaman Ulaştırma Bakanı idi. Sayın Bakan beni makamına çağırarak tehditle 12 milyon Euro'yu ayda 200 bin Euro taksitle arkadaşı Ömer Elmas'a denetim parası adı altında ödememi istedi"

"Eğer arkadaşıma bu parayı ödemezsen ben sana burada iş yaptırmam' dedi.  Şaşırdım kaldım. Kavga buradan başladı."

"Geçenlerde açılışını yaptıkları yol (Akıncılar Yolu)  filan var ya! Hani alt geçit açtık,  biz açtık filan diyorlar, onu onların yaptığı filan yok. Biz yaptık, projemizin parçasıydı. Sözleşmemin gereği yaptık"

“Biraz yürekli olsunlar yürekli. Ben olsam sokakta yürüyemem, utanırım…”

"Ertuğruloğlu etik dışı bir davranış yapmıştır ve yakalanmıştır. Bunu kapatamaz. Bu kapatılacak bir mesele değildir, çünkü belgeleri Ombudsman’dadır"

Bakan Tahsin Ertuğruloğlu ne demişti?

“Devlet araziyi devretmekte hatalı davrandı.”

“Şirket Ercan’da hiçbir iş yapmadan para kazandı.”

“Ercan’da hiçbir anlamda sağlıklı denetim yok. Ne mali denetim, ne de inşaatı denetim.”
“İlgili şirket istediği rakamları ciro olarak gösteriyor"

“Ercan Havaalanı sözleşmesini 4 yıl daha uzatma kararına onayım yoktur”
“İhaleyi kazanan şirket ilk günden itibaren büyük samimiyetliksiz içinde.”
“‘KKTC siyaseti, bürokrasisi cebimde’  diyen bir adamdan bahsediyoruz.”

“Terminal binasının her metrekaresini kiralayarak para kazandı.”

“Ödediği paranın, ödemesi gereken para olduğundan emin değilim.”

 

Mert ÖZDAĞ-Meltem SONAY


Ercan Havaalanı Sözleşmesi'nin 4 yıl daha uzatılması tartışmaları ile gündeme gelen Ercan Havaalanı'nı işleten iş insanı Emrullah Turanlı,  UBP Milletvekili ve Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu'nun Ulaştırma Bakanı olduğu dönemle ilgili “benden zorla para istedi” iddiasında bulundu.
YENİDÜZEN'e konuşan Emrullah Turanlı  “Ben bu havaalanı ihalesinin aldığımdan beri, Kıbrıs’taki bazı siyasetçiler benimle uğraşma yolunu seçti.  Başta Tahsin Ertuğruloğlu olmak üzere bana bunu yaptılar. Ben bu adamların taraftarı olamadım” dedi.

“Ertuğruloğlu, o zaman Ulaştırma Bakanı idi, Sayın Bakan Ertuğruloğlu beni makamına çağırarak tehditle 12 milyon Euro'yu ayda 200 bin Euro taksitle arkadaşı Ömer Elmas'a denetim parası adı altında ödememi istedi” diyen Emrullah Turanlı bakan Ertuğruloğlu'nun kendisini engellemek için elinden geleni yaptığını savundu.

4 yıllık sözleşme uzatılması meselesine de açıklık getiren Turanlı kendisinin devlete karşı açtığı davalar bulunduğunu, yaşadığı engellemeler nedeniyle Ercan inşasının uzadığını, bu nedenle 93 Milyon Euro kaybının bulunduğunu ifade ederek “Davalarımı geri çekmek karşılığında 4 yıl uzatma önerdiler, kabul ettim davaları geri çektim” dedi.

Ercan Sözleşmesi'nin uzatılması ile ilgili herhangi bir talebi olmadığını söyleyen Turanlı  “O zaman bizden ricada bulundular, süreyi, sözleşmeyi uzatmak istediler, biz de bu şartlarda davayı geri çektik. Biz 2 senedir delil koyuyoruz ortaya. 2 senedir ortaya delil koymalarını bekliyoruz. Beyefendiler ne koyacak ki? Ellerinde delil yok” dedi.

  • Meltem SONAY: Bir ek sözleşme ile gündemdesiniz, nedir bu ek sözleşme ve nereden çıktı? Neden 4 yıl daha uzatmak gerekti sözleşmeyi?
  • Emrullah TURANLI: Bu ek sözleşme konusu şöyle gelişti.  Ben bu havaalanı ihalesinin aldığımdan beri, Kıbrıs’taki bazı siyasetçiler benimle uğraşma yolunu seçti.  Başta Tahsin Ertuğruloğlu olmak üzere bana bunu yaptılar. Ben bu adamların taraftarı olamadım. Çünkü ben ömrübillah, 40 yıldır kimsenin tarafı olmadım. Ben tüccarım, her zaman işimi düzgün yaparım. Bunlar kendilerine taraf aradılar, ben hiç taraf olmadım. O günden bu güne… Gittim en yüksek bedeli ödeyerek bu ihaleyi aldım. Bunların kendi uğraşları şuydu. Bunlar gidip ciro paylaşımını % 20'lerde verecek birine, hedefleri vermekti herhalde… Bakın herhalde diyorum. Ben % 47 gibi bir rakam verince bunların beyni döndü. Benim bu ihaleyi almam konusunu ta en başından beri kabullenmediler. Ta o gündür bu gündür, aradan geçmiş 4 buçuk sene, bunlar bu işin önünü tıkamak için ellerinden gelen bütün pisliği yapıyorlar. Aradan 4.5 yıl geçmiş, işi yaptırmamak için ellerinden gelen her türlü pisliği yapıyorlar. İnşaatımın ruhsatını vermediler, projelerimi onaylamadılar, tutturdular bir ağaç meselesi, beni bir sene süründürdüler, her gün bir şey tutturdular. Her gün bir problem çıkartıyorlar. Yok asker problemi dediler, yok çiftlik problemi dediler, her gün bir problem var. Şu anda da bir problem var. Gene dava açacağım. Şimdi de gümrükte makinelerimi (iş araçlarını) çıkartmıyorlar. İş makinelerim gümrükte bekliyor. Ben diğer meselelerle ilgili 2 sene önce dava açtım. Bu dava süreci devem ederken zamanın bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, o zaman Ulaştırma Bakanı idi. Sayın Bakan Ertuğruloğlu beni makamına çağırarak tehditle 12 milyon Euro'yu ayda 200 bin Euro taksitle arkadaşı Ömer Elmas'a denetim parası adı altında ödememi istedi. Hatta arkadaşım dediği Ömer Elmas da yanındaydı, 'bak' dedi, 'Bu benim arkadaşım.  Eğer arkadaşıma bu parayı ödemezsen ben sana burada iş yaptırmam' dedi.  Şaşırdım kaldım. Yanımda da iki tane Kıbrıslı arkadaş var. Bunlardan bir tanesi Mimar Tunç Adanır, diğeri de Avukat Ayşegül Baybars, o da yanımda, bu olanlara şahit oluyorlar.  Bir de o dönemin Ulaştırma Bakanlığı müsteşarı vardı. Herkes şaşırdı. Sayın bakan beni makamına çağırdı, mimarını personelini al gel dedi. Ben de işle ilgili bir şey söyleyecek sandım. Gittiğimde Ömer Elmas yanında oturuyor. Ben tanımıyorum Ömer Elmas'ı… Tahsin Ertuğruloğlu dedi ki 'Ben bu işleri Ömer Bey’e devrettim, artık onunla muhatap olacaksınız' dedi. Ben de sandım ki Ömer Bey müsteşar filan atandı. Ondan sonra Ömer Bey aldı eline sazı, 'Ben ayda 250 bin Euro denetim parası istiyorum' dedi bir evrak attı önüme  'şunu imzalayacaksınız' dedi. Evrakı alınca tepem attı! Sayın bakanım böyle bir evrak imzalayamam, bu bana ters, ben böyle bir toplantıda olamam, ahlakıma aykırı dedim kalktım ayağa… Kavga buradan başladı. Benden zorla para almak istediler. Ben de bu parayı ödemeyeceğimi, ödeyemeyeceğimi, bunun mümkün olmadığını Sayın Tahsin Ertuğruloğlu'nun bizzat kendisine söylememe rağmen bizimle ilgili astı astarı olmayan yalanlar uyduruyor.  Bununla ilgili süreç devam ediyor. Ertuğruloğlu bakanlıktan gidiyor, başka bakan geliyor. Aynı kavgalar sürüyor. Biz arazinin teslim alınmasını istiyoruz, işin ilerlemesini istiyoruz. Bu yeni gelen bakan bize arazinin bir kısmını teslim etti. Sağ olsun terminal binasını yapacağımız yeri teslim etti. Geçenlerde açılışını yaptıkları yol filan var ya! Hani alt geçit açtık,  biz açtık filan diyorlar, onu onların yaptığı filan yok. Biz yaptık, projemizin parçasıydı. Sözleşmemin gereği yaptık. Pistin bir kısmını yaptık. Teslim ettikleri yerleri yapıyoruz. Neticede mahkemelerimiz de devam ediyor. Arazinin ortasında İstanbul Havayolları'nın mahkeme kararıyla işgal ettiği bir yer var. Arazinin üzerinde başka işgaller de var.
    Herkes aynı şeyi söylüyor. Siyasetçiler, müdürler, müsteşarlar, mahkemeler… Herkes şunu diyor 'Taşyapı devletle bu kadar kavgalı olmasın. Gelin biz size bir çözüm bulalım, devlete altığınız davaları geri çekin' diyor.  Ben de diyorum ki ben burada kimseyi tanımam. Biri mimarım Tunç Adanır, bir tanesi de Ayşegül Baybars, bu da hukuki davalarımdan sorumludur. Bir de 3 kişi daha var. ben Kıbrıs’ta toplasan 5 kişi tanırım.

“Söyledikleri yalandır”

  • Mert ÖZDAĞ: Tahsin Bey dün meclis kürsüsünden sizin bu söylediğinizi tam tersini söyledi. Siz demişsiniz ki 'Kıbrıs siyaseti benim avucumun içindedir. Gerçekten böyle mi dediniz? Kıbrıs siyaseti avucunuzun içinde mi?
  • Emrullah TURANLI: Tahsin Bey'in bu söylediklerinin bir tanesi bile doğru değil. Tahsin Bey'in her söylediği yalandır. Bir tanesi bile doğru değildir. Kendisi batmış olduğu çamura çabaladıkça daha kötü batıyor.  Benden 12 Milyon Euro istedi. Bunlar açık, delilli… Tahsin Bey'in söylediklerini hiçbirinin delili yok. Yalan beyanlar bunlar.

“Ben olsam sokakta yürüyemem, utanırım”

  • Mert ÖZDAĞ: Ciro paylaşımıyla ilgili de iddiaları oldu. Sizin ciroyu kendinize göre hesapladığınızı söyledi.
  • Emrullah TURANLI: Bunların hepsi yalan. Doğrusu şudur. Tahsin Bey benden zorla para istemiştir. Ben bu parayı vermedim. Bütün kıyamet bundan kopmuştur. Adamlar o kadar yalan söylüyorlar ki; Maliye Bakanlığı burayı (Ercan'ı) denetliyor, Ulaştırma Bakanlığı denetliyor, Ekonomi Bakanlığı denetliyor, Türkiye Cumhuriyeti denetliyor. Bu kadar yalan söyleyebilecek bir kişilik nasıl oluyor da sokakta yürüyor, ben bunu anlamış değilim. 40 yıldır bu havaalanı devletin elinde. Bir sorun Allah aşkına, siz basın mensubusunuz. Bir sorun, 40 yıldır bu malınız bunların elindeydi, acaba bunlar bu havaalanından devletin kasasına ne kadar girmiş, bir sorun. 40 yıldır bu havaalanı sizdeydi, bu alandan 40 yılda devlete ne kaldı? Ben 40 yılın sonunda bu alanı devraldım. Ben 120 Milyon Euro devlete para ödedim. O resimlere bakın, verdiğim çeki sallıyorlardı. 120 Milyon Euro devlete para ödedim. Bu ilk ödememdi. Sonra 200 Milyon Euro yatırım yapıyorum. Geçen sene vergi rekortmeni oldum, 10 milyon lira peşim vergi ödedim. Bir de her yıl devlete 20 milyon Euro para ödüyoruz, bu yıl ödemeye başladık. Bu 40 yılda maksimum 1 Milyar Euro eder. Bir sorun gazeteciler olarak. Bu adam bu kadar para verdi, bu kadar, bu kadar yatırım yapıyor, siz 40 yılda aldığınız paraları ne yaptınız? Bir sorun bunu… Milletin parasını çarçur ettiniz, kimlerin cebine paylaştırdınız bu paraları? Kendi siyasetlerini, kendi kavgalarını benim üzerimden yapmaya çalışıyorlar.  
     
  • Mert ÖZDAĞ: Tek sorun bu mudur, kendi aralarındaki siyaset sorunu mudur sadece?  
  • Emrullah TURANLI: Evet, kendi siyasetlerini benim üzerinden sürdürüyorlar. Kendilerinin hangisi nerede ne görev yapacağına ilişkin kavgayı benim üzerimden yapmaya, paylaşmaya çalışıyorlar. Halbuki bundan bir pasta çıkmaz! Sayın Bakan Ertuğruloğlu ahlak dışı bir davranış yapmıştır ve yakalanmıştır. Bunu kapatamaz. Bu kapatılacak bir mesele değildir, çünkü belgeleri Ombudsman’dadır.
    Gelelim süre uzatım meselesine… Bunun da belgeleri mahkemede var. Bundan çıkın gidin mahkemeye benim mahkeme kaydına koyduğum dilekçeyi göreceksiniz. Devletin tüm kademeleri en altından en üstüne kadar herkes bizden ricada bulunmuştur. Herkes 'Evet haklısınız, devletle uğraşmayın, davanızı geri çekin, biz size kaybettiğiniz süreyi verelim' demiştir. Ben de bu şartla davaları geri çekmeyi kabul ettim. Çünkü geçen bu zamanda zararım olmuştur. Benim herhangi bir talebim yoktur. 
    Mahkeme kayıtlarında bu vardır. Aynen şöyle yazar, 'T&T açmış olduğu davayı devletin ricası üzerine geri çekmiştir'…

“Tazminat talebim elbette oldu”

  • Meltem SONAY: Sizin tazminat talebiniz olmuştu, nedir talep?
  • Emrullah TURANLI: Gayet tabii oldu. 4 yıldır ertelenen bir ihalenin yapımı var. Bu bize ne kaybettirdi? Bir kere 5 yıldır her yıl inşaat malzemelerine zam geliyor, işçilik maliyetlerine zam geliyor. Her Allah'ın günü  bir zam geliyor. Her yıl zam var. Bu zamlar bu işin maliyetini artırıyor. Biz de dedik ki 'Siz bizim bu işimizi 4 yıl süreyle ertelediniz, bu ertelemeden dolayı tazminat ödeyeceksiniz'… Bütün maliyeti çıkardık. 93 Milyon Euro, 10 klasör büyüklüğünde bir dosya hazırlayarak devletin mahkemesine gittik götürdük. Devletin mahkemesi ve ilgili bakanlık olaya bakıyor ve diyor ki 'bu adamlar haklı'… Biz bu adamları 4 yıl süründürmüşüz.  O zaman bizden ricada bulundular, süreyi, sözleşmeyi uzatmak istediler, biz de bu şartlarda davayı geri çektik. Biz 2 senedir delil koyuyoruz ortaya. 2 senedir ortaya delil koymalarını bekliyoruz. Beyefendiler ne koyacak ki? Ellerinde delil yok.
    Görmüyor musunuz reziller, her Allah'ın günü işlerimi engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bir de şöyle bir kayıp oldu. Binada bir sürü restoran gibi yerler ortaya çıkardık. Bu yerlerden aldığımız gelirin de yarısını devlete ödüyoruz.  Yeni yapılacak binada da şu andaki kiraya verdiğimiz alanın 3 katı büyüklüğünde kiralanacak alanlar olacak. Bunların gelirlerinin yarısı da devlete kalacak. İçerisinde restoranlar, kafeler falan filan… Burada sadece biz kaybetmiyoruz, işin engellenmesinden devlet de kaybediyor. Devlet de fazla cirosundan oluyor.
     
  • Meltem SONAY: Sizin ciroyu istediğiniz gibi açıkladığınız da var iddialar arasında…
  • Emrullah TURANLI: Bakın bir tek lira, bir tek Euro hatalı bulsunlar 10 Euro vereceğim. Bir Euro'ya 10 Euro vereceğim. Yalan söylüyorlar. Bunlar müfteri (kara çalan, iftira eden kimse)… Sayın müfteri ve yalancı! Kendini ispata davet ediyorum. Bütün elindeki gücüyle bütün kadrosu ile gelsin tek tek incelesin. 25 kuruş düşük verdiğimi tespit etsinler, ben onun yerine 250 kuruş vereceğim. Bu kadar ahlaksızca yalan söylüyor, tamamen bana yapmış olduğu suikastı engellememden dolayı oldu bunlar… Beni korkutarak bir yere varacağını sanıyor. Çıkıyor bunları kendisi söylüyor. Emrullah Turanlı varsa uğraşacağım diyor. Bir bakanın böyle bir söz kullanmasının akla mantığa kalır yanı var mı? Benim için 'bu adam' diyor. Ben öyle mi konuşuyorum? Kendisine 'Sayın Bakan' diyorum. Ben onun kadar ahlaksız cümleler kuramam. Ben beceremem onu. Onun yaptığı ahlaksızlıkları beceremem, öyle cümle de kuramam. Beni tanımaz etmez, bilmez. Bakanlığa ilk geldiği dönem yanımdan ayrılmıyordu. 'Emrullah beyciğim buraya gelir misiniz, sizi zahmete sokacağız, efendim buraya buyurur musunuz, gelir misiniz' gibi sözler söylerdi.  
    Göreve geldiğinde temel atma töreni yapalım istiyor. Dedim ki 'Sayın Bakan biz buraya 6 ay önde temel attık. Tekrar temel atma töreni olur mu? Ayıptır, iş yapalım, neyin temeli yine?'… Yok yapalım diyor. Daha önce çok farklı konuşuyordu. Ben bu işi bitireceğim diyordu. Ne zaman benden 12 Milyon Euro istedi de vermedim kıyameti kopardı. Akla mantığa alınamayacak bir para! Hafızalar almıyor. Türkiye’de duyanlar bir yerleri ile gülüyorlar. Bunlar önce bu parayı Türkiye Cumhuriyeti'nden istiyorlar, büyükelçilik aracılığıyla… Büyükelçilik diyor ki 'Siz kafadan sakat mısınız? Bu parayı nasıl olur da istersiniz?' Sonra kendi meclislerinden istiyorlar. Sonra bana geliyorlar. Benim kendimi denetlemem için para vermemi istiyorlar. Tam Hasan Pulu'luk bir iş bu. Bir adama diyorsunuz ki 'Seni denetleyeceğiz, bize para ver'… Böyle bir şey duydunuz mu? Ben seni denetleyeceğim, bana her ay 250 bin Euro para vereceksin, vermezsen de ben seni Kıbrıs'tan sürerim. Böyle şeyler söylendi bana! Ve bu kişi hala bakan olacak. Hala bu yüzle benim gibi bir işadamını suçlayacak. Ben Kıbrıs'a değer getirmişim, iş yapmak istiyorum.  Benden zorla, silah zoruyla, baskıyla para isteyen bakan olacak ve beni ayıplayacak. Dünyanın neresinde böyle bir rezillik görülmüştür? Bana söyleyin bunu hangi yüzle yapıyor, nasıl yapıyor? Sokakta gezerken hiç utanmıyor mu? Durum aynen budur.

“Biraz yürekli olsunlar yürekli”

  • Meltem SONAY: Siz sorumluluklarınızı yerine getiriyor musunuz? İddialar arasında yapabileceğiniz ve yapmadığını şeyler olduğu söyleniyor.
  • Emrullah TURANLU: Elbette, fazlasıyla yerine getiriyorum sorumluluklarımı. Şu andan Türkiye Cumhuriyeti'nden burada 5 tane denetim var. Burayı didik didik denetliyorlar. Ben ters bir adamım, bu tür oyunlara, baskılara gelecek bir adam değilim. Bunun için çok tepki alıyorum, bunu biliyorum. Önemli olan halktan tepki almayayım. Ben halka bakarım. Haksızlık yapan insanlar bana istedikleri kadar tepki versinler. Yani merak ediyorum, neyi denetleyecekler? Yatırımcı benim! Para veren benim. Benim neyimi denetleyeceksin? Bunlar yalan söylüyorlar. Benim neyimi denetleyecekler? Ben onları denetliyorum. Benim denetlenecek bir şeyim yok ki. Benim şahsımla ilgili bir durum yok. Devlet benimle yapmış olduğu sözleşmeyi kontrol edebilir. Bunun şahsımla ilgili yok, bunun proje ile ilgisi var. benim neyimi denetleyeceksin. Gel projeye bak, incele denetle, yapıyor muyum, yapmıyor muyum? Beni çok sevdiğini söyleyen bir bakan var (!). 10 gün önde bunu söylüyor, 10 gün sonra benden zorla 12 Milyon Euro para istiyor. Bu durum basına yansıyınca da diyor ki 'bu adam kötü, bu adam her yeri yıkar'… Hiç utanmıyor musun ya? Sen benden 12 Milyon Euro'yu neden istedin, bunun hesabını ver! Bunun hesabını ver millete. Sen bu denetleme işini Ömer Elmas'ı makamına çağırarak ona verdin? Nasıl oldu bu iş? Makamına beni çağırdın, diyorsun ki bu işi buna verdim bu adama 12 Milyon Euro ver. Dünyada böyle bir rezillik görülmüş mü? Ben bunlara pabuç bırakmayacağım.
    Boş laf konuşmayı bıraksınlar. Kıbrıs’ta bazı siyasetçiler çok palavra atıyorlar. Bu palavra atmaları bıraksınlar, delil koysunlar ortaya, delil! Ben diyorum ki Sayın Bakan benden zorla para istedi, buyur delil! Koyuyorum ortaya, iki yazı koyuyorum. Bir tane delil koysunlar ortaya… Bu adam ciro paylaşımı bölüşmüyor diyorlar ya, getirsinler bir tane delil. Bu adam bakan. Getirsin ortaya delil koysun. Biraz yürekli olsunlar yürekli. Ben onun yerinde olsam sokakta yürüyemem, utanırım. Dana ne söyleyeyim ki?
    Bu havaalanını yaptırmamak için bu Bakan elinden geleni yapıyor. Sizin çocuğunuz var mı? Bunlar 40 yıl sizin çocuklarınızın hakkını yemişler. Neden sormuyorsunuz 40 yıldır topladığınız paralar nerede?
    Ben senede 20 Milyon Euro'nun üzerinde para ödüyorum, belgesiyle ortada… 40 sende 1 Milyar Euro eder. Benden önce de bu paralar ödendi. Hani nerede bu paralar? Hiçbiri resmiyete gitmedim. Hepsi 'antaka, mentuka' gitti. Ben ne yaptım? Ben resmen veriyorum. Resmen! Benden önce aldığınız paralar nerede?   
     
  • Mert ÖZDAĞ: Peki şimdi ne olacak?
  • Emrullah TURANLI: Ne olacak? Ben bu havaalanını her şeye rağmen yapacağım. Kıbrıs halkına saygım sonsuzdur. Kimseye boyun eğmem. Ben işimi yapacağım, hakkımı da hukukta arayacağım. İşimi de temiz temiz yapıp Kıbrıs halkına devredeceğim. Beni engelleyemeyecekler. 

 

 

 

 

 

 


 

 

İlgili Haberler

Röportaj Haberleri