“Suç varsa babam olsa, dava açarım”

Yeni Başsavcı Behiç Öztürk, ilk röportajını YENİDÜZEN’e verdi, önemli açıklamalar yaptı "yolsuzluk" dosyalarına işaret etti

Ayşe GÜLER

1 Ocak’ta ‘resmen’ göreve başlayacak Başsavcı Behiç Öztürk, ‘yolsuzluk dosyalarının’ incelenmesinin Ocak ayına kadar tamamlanacağını açıkladı, “Suç varsa, dava açılacak. Babam olsa, suç varsa dava açarım” şeklinde konuştu.

Öztürk, şu anda 3-4 dosya üzerinde kıdemli bir savcının araştırmasını sürdürdüğünü ifade ederek, kimseye ‘kıyak yapma’ ya da ‘kollama’ gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirtti.

Başsavcı olmasının ardından ilk kez YENİDÜZEN’e konuşan, önemli açıklamalar yapan Öztürk, yeni dönem için ‘şeffaflık’ vurgusu yaptı, kamu menfaatine olabilecek, insan hak ve özgürlüklerini ön plana çıkararak, çalışacaklarını dile getirdi.

Yüksek Savcılar Kurulu’nda Başsavcı seçimi konusunda yaşanan sancılı süreci de değerlendiren Öztürk, “Bu süreci daireye yakıştırmadık. Düşünün ki adaletin gerçekleşmesini sağlayacak üçgenden bir tanesi, sıkıntılar içerisindeydi” dedi.

 

ÖZTÜRK’ÜN AÇIKLAMALARININ SATIR BAŞLARI:

  • “Polis tarafından gönderilen, ‘yolsuzluk’ olarak nitelendirilen 3-4 dosya var”
  • “ Dosyaları kıdemli savcımıza inceletiyoruz. Gerekirse davayı açacağız”
  • “Başsavcı seçim sürecini daireye yakıştırmadık. Bu meslekte hiç bu kadar üzülmedik”
  • “Biz devletin savcılarıyız, görevimizde tarafsız ve bağımsız davranmak isteriz”
  • “Biz de o kadar dosya vardır ki… Herkes, bir savcıya, tek dosya verildiğini düşünür”
  • “Sayıştay raporlarında suç unsuru olduğu ifade edilen ancak böyle unsur olmayan çok Sayıştay dosyası kapattım. Sanki suç varmış gibi dosya yapmamaları gerekiyor”
  • “Genel tanımı ‘yolsuzluk dosyaları’… Ama acaba hepsinde yolsuzluk var mı?”
  • “Her yıl 40-45 bin ceza dosyası mahkemeye yansıyor. Binlerce görüş müptelası geliyor. 5-6 bin hukuk davası dosyası geliyor. 28 Savcı, tüm Kıbrıs’ta bunları yapmaya çalışıyor”
  • “Başsavcılık görüşleri mahkeme kararı değildir, hükümet, Meclis uymayabilir. Bu, onların haklarıdır”
  •  “Başsavcılık olarak görüş verdiğimde, ‘devlet buna uymazsa savunmasını da kendisi yapsın’ deriz”
  • “Hayatım boyunca kimsenin baskısı altına girmedim. Daire olarak da girmemeye çalışıyoruz, izah ediyoruz”
  • “Yeni dönem için arkadaşlarıma (savcılara) tavsiyem, ‘artık aklınızı başınıza toplayın’ ”
  • “Bilinçli hata yapanı (savcıyı) affetmem”

 

 

BAŞSAVCI SEÇİM SÜRECİ

“Kavga, dövüşle gelinecek makamda vatandaş size güvenmeyecek”

  • Yüksek Savcılar Kurulu sancılı bir süreç geçirdi, bu durum kamuoyuna da yansıdı. Bunun nedeni neydi, neler yaşandı?
  • “Bunun nedenini biz de kestiremedik. Çünkü çıkan sonuç ile arada geçen süredeki olaylar birbiri ile bağdaşmadı. Bizim de cevap verebilecek bir durumumuz yok. Bu yarışa girilirken, bugüne kadar Başsavcılıkta uygulanan geleneklerin saptırılmasını düşünmüyorduk. Bu durum, yasal açıdan aşılabilir ama bizdeki gelenek ve uygulamalara göre; kıdem ve liyakat terfilerde ön plana alınır. Şimdi diyeceksiniz ki, kıdem ve liyakat hiç aşılmadı mı? Kıdem açısından pek bozulmaz ama liyakat açısından bazen bozulabilir. Özellikle üst mevkilerde… Tarihte ilk kez muavin Başsavcı oldu. Bugüne kadar hep, Başsavcı yardımcıları, Başsavcı olmuştu. Bu geleneklerimize uygun değil. Ama Başsavcı Yardımcımız Ersoy Ölçter, Temmuz ayında, ilk münhale müracaat ettiğinde kendisine destek vereceğini söyledim. Yüksek Savcılar Kurulu’nda bir oyum vardı. 9 kişiydik ama bu sayıyı tamamlayamadık. 7 kişiyle hareket etmemiz lazımdı. Çünkü öncelik olarak Başsavcıyı seçmek gerekiyordu. Başsavcı Ersoy bey seçilseydi, yardımcısını seçmek lazımdı. Eğer ki, kıdem hikayesini sağlayabilseydik belki Ersoy bey emekli olduğunda, ben Başsavcı olacaktım. Aslında bugünkü süreci yine yaşayacaktık. Ersoy beyin yardımcısı olarak Başsavcı olacaktım. Aday olmayacağımı söylememe rağmen, benden daha kıdemsiz bir arkadaş ‘adayım’ dedi.
    Toplantıyı yaptık. Müracaat etmemizin etik olmadığı beyanını yaptım. Geri çekildiğimi söyledim. Kuruldaki bazı arkadaşların beyanlarını aldık, bunlar bizi çok üzdü. Nitelik olarak yarışa katılabilir. Başsavcı olmak için aranan nitelik, 15 yıl bu mesleği yapmaktır. Bir takım beyanlar da sonra arkadaşım da aday olmadığını söyledi. Ersoy beyin Başsavcı olmasını oyladık, 3 oy aldı, 3 oy da boş çıktı. Toplantı 48 saat sonraya ertelendi. O günkü toplantı da Ersoy bey seçilemedi.
    Bu süreçte Savcılık personelindeki moral ve motivasyondaki çöküntü dikkatimizi çekti. Kurum yıprandı… Bu gibi müesseselerde yarışlar olur, çok normal. Bu yarışlardan sonra Ergül bey Başsavcı olsaydı, tebrik edip gidecektik. Günün sonunda Ergül beyden çok kıdemliyiz. Altında işlememiz etik de olmazdı, istifa etmeyi Ersoy beyle konuştuk.
    Bu havayı Kurul’da görmedik. Savcılar da tedirgin oldu. Yıllarımızı verdik, savcılar da bizden ne kadar faydalandığını söyleyebilir.
    Ben seçildikten sonraki görüntü de o. Biraz bekleyelim dedik, hava otursun. Bu kavga, ‘makam kavgası’ değildi. Bu makamda hazım lazımdır, hazmetmeniz lazımdır. Bu makam, öyle bir makamdır ki, hem makamı hazmedeceksiniz, hem güvenerek yapacaksınız. Vatandaşı anlayacaksınız, devleti anlayacaksınız, onlar da sizi anlayacak. Kavga, dövüşle gelinecek makamda vatandaş size güvenmeyecek.”
     
  • Bu durumda huzur ve başarı da beklenemez değil mi?
  • “Evet… Temmuz ayında yapabileceğimiz bir seçimi, yapamadığımız için dinlenelim dedik. İşimize bakalım diye düşündük. Biz de iş durmaz. Ersoy bey, Başsavcı Vekili oldu. Eğer o ‘istifa ediyorum’ deseydi, daire kapanacaktı. Ersoy bey, bu açıdan çok büyük bir iyilik yaptı, görevine devam etti. Çünkü yasaya göre Başsavcı yokluğunda, yalnızca vekil onun adına işlem yapabilir. Vekilin yokluğunda kimse görev yapamaz. Biz, tek bir imza bile atamazdık.”
     
  • Zaten süreç, ‘tıkanma’ noktasına gitmemiş miydi? Yani Ersoy beyin emekliliğine çok kısa bir süre kalmıştı…
  • “Aynen… Ersoy beyin emekliliği 1 Şubat’ta başlayacak. Bu süreçte, hem dışarıya karşı dik durabilme, hem de işlerimizi yaparak, müessesin düzlüğe çıkacağı düşüncelerimizi ön plana alarak her zaman için sabırlı, mantıklı ve hukuk camiasının da fikirleriyle doğru yöntemleri tespit etmeye çalıştık.
    Yaşanılanlardan sonra şunu da söyledik, Yüksek Savcılar Kurulu sayısını 8’e çıkaralım. Çünkü olası başka bir seçimde toplantıya gelmeyip, kurulun toplanmaması şekilde tezahür edebilecek düşünceler olduğunu da tespit ettik. Oylamaya değil de toplantıya gitmeyelim. Kurul toplanamasın… Nereye kadar? Ersoy bey gidene kadar… Peki, Ersoy bey gittiğinde ne olacaktı? Toplanabilecek miydik? Toplantıya çağıran Ersoy beydi. Onun dışında kimse toplantı çağrısı yapamaz. Savcılar Kurulu toplanamayacaktı.  Süreç içerisinde bir Başsavcı Yardımcı Muavini, 3 de kıdemli savcı münhali açtık. Günün sonunda Ersoy beyin emeklilik zamanının yaklaşması, toplantı nisabının da engellenemeyeceği düşüncesiyle münhali açtık. Günün sonunda da Ersoy bey aday olmayacağını söylediği için, bu yükü kaldırmaya hazırım dedim ve müracaat ettim. Tabii ki ben, başka müracaatlar da beklerdim. Bu süreçte, doğal olarak bu görünürdü. Ersoy beye karşı müracaat eden arkadaşın, başvuruda bulunmasını bekledim. Gelmedi… Tabii ki şu anda bize soruyorlar, ‘yaşanılanlar neydi’… Bu bizi çok üzdü. Madem ki öyleydi, biz neden Ersoy beyi seçmedik, ne günahı vardı? Kendisi 31 sene Savcılık yaptı da onu mu cezalandırdık?”
     
  • Bu yaşanılanları ‘kişisel bir savaş’ gibi mi algılamamız gerekiyor?
  • “Bilemiyorum. Ersoy bey, öyle bir insandır ki kimseye zararı olmaz. Ersoy bey, benim 31 yıllık meslektaşımdır. Hiç kimse ‘Ersoy bey, bana bu zararı verdi’ diyemez. Ya da kimse şikayet edemez. Biz bunu kişisel bir savaş gibi görmedik. ‘Ben Başsavcı olmak isterim savaşı’ olarak gördük.”

“Bu süreç, Hukuk Dairesi’ne yakışmadı”

  • Peki bu sürecin, Hukuk Dairesi’ne ‘yakıştığını’ düşünür müsünüz?
  • “Hayır, bu süreci daireye yakıştırmadık. Yarışa gidilse, oylamaya gidilse, oylamada kazanılsa ya da kaybedilse, kaybeden kazanını tebrik etse, çok doğru bir süreçti derdim. Seçilsin, ya da seçilmesin. Bu demokratik bir savaş. Talep de veya başvuruda sıkıntı yok, sorun süreçte… Yarışa girersiniz, çekilirsiniz, boş oy atarsınız… Yeni münhal açılır, girmezsiniz, gelirsiniz her ikisinin de Başsavcı olmadığı insanın seçilmesine oy verirsiniz. Bu mantıklı mı? Bence değil… Bunu en zor basına anlatabiliriz. Halk da anlamadı. Neydi diye soruyorlar, bir şey söyleyemiyoruz. Bu meslekte hiç bu kadar üzülmedik. Kurum, herkes tarafından zaman zaman eleştirilse de bize göre çok düzgün iş yapan bir yerdi. Hiç kimse anlam veremedi, toplum ve basın bizim için neler düşündü… Bunları hak etmedik. Maalesef bu yaşandı. Zamanı geri döndüremeyiz.”
     
  • Yeni süreçte, sıkıntı yaşadığınız kişilerle de birlikte çalışacaksınız. Bu dönemde izleyeceğiniz yol ne olacak?
  • “Ben, intikamcı duygularımla hareket etmem. Bütün çocuklar (savcılar) bize geldi. Açık söylemek gerekirse bu süreçte kamplara bölünme de oldu. Daha sonra bizim davranışlarımızla toparlandılar. Ben çocuklara (savcılara) da söyledim, sizin işiniz savcılık yapmak, devlete, vatandaşa hizmet etmek. Ama bunu disiplin altına almamız lazım. Yani herkes, bu işi yaparken ciddi anlamda ita amirliğine bilgi vermek suretiyle, tek başına değil, birbirinden yardım alarak, doğruyu bulma adına hareket edeceksiniz. Çok kişi değiliz, yılbaşından sonra savcı alımına gitmemiz gerekecek. Çünkü ciddi anlamda iş gücümüz arttı, sayımız azaldı. Bunlar bizi yıldırmaz. İnsan sektörü çok önemli, gerek personel, gerek savcı anlamında. Ciddi ekipler oluşturmamız gerekiyor. Bunları düşünerek hareket ediyoruz, hepsi bize tam destek.”
     
  • Başsavcılık’ta şu an için toparlanma süreci yaşandığını söylemek mümkün mü?
  • “Evet… Toparlanma sürecini hızla, toplumun gözle görebilir disiplin içerisinde, Savcılığa yakışır şekilde gerçekleştirebileceğimize inanıyorum. Hükümet ve siyasi partilerin de desteğini gördük. Herkesin Savcılığın ayaklarının üzerinde durmasına, koşmasına yardımcı olacağı belli oldu. Mademki bu desteği sağlayacaklar, hızlı şekilde işimizi rayına koyacağımızı düşünüyorum. Gerek hukuk camiası, gerekse mahkememiz de sürecin tamamlanmasından dolayı rahatladı. Düşünün ki adaletin gerçekleşmesini sağlayacak üçgenden bir tanesi, sıkıntılar içerisindeydi. Yeni dönemde, şeffaf da olmak isterim. Kamunun menfaatine olabilecek ancak insan hak ve özgürlüklerini ön plana çıkaracak şekilde çalışmalıyız. Biz devletin savcılarıyız, görevimizde tarafsız ve bağımsız davranmak isteriz.”

 

DOSYALAR KONUSU

“Dosyalarla ilgili zaman zaman süreçler uzadı”

  • Kamuoyunda Savcılık için var olan ‘hantal yapı’, ‘dosyaların ileriye götürülememesi’ ve bağımsız olmadığı yargısı kırılacak mı?
  • “Bu dönemde söz konusu (Savcılık hantal bir yapı) algıyı kırmaya çalışacağız. Tüm uğraşlarım bu yönde olacak.”
     
  • Peki, dosyaların ilerlemediği eleştirilerine katılır mısınız?
  • “Dosyaların ilerlemediği eleştirilerinde bilinmeyen bazı hususlar vardır. Biz de o kadar dosya vardır ki… Herkes, bir savcıya, tek dosya verildiğini, bütün gün de onun peşinde olduğunu düşünür.”
     
  • Ama Savcılığa iletilen dosyaların üzerinden çok zaman geçmesine rağmen, sonuç alınamıyor…
  • “Bunlar, hangi tür davalar için söylenir? Yani hukuk davaları mı, Yüksek Mahkeme’mi yoksa ceza davalarını mı bahsedersiniz?”
     
  • Örneğin, hükümetin göreve ilk geldiğinde açıkladığı dosyalar vardı, Savcılığa görüş için gitti, üzerinden yıllar geçti ama ilerleme olmadı. Bu dosyalarda süreç nasıl işler?
  • “Bu işler iki açıdan ilerler. İlki doğrudan doğruya polisin tespit ederek, tahkikata başlayıp Savcılığa gönderdiği dosyalardır. İkincisi de zaman zaman bize belirli makamların yaptığı idari soruşturmalardan bize aktarılanlardır. Polisin kendi tahkikat yapıp dosyaların kısa zamanda okunup, suç olup olmadığının söylenmesi gerektiğine ben de katılırım. Ama bazen 3-5 klasör dosya geliyor. Bunun başından sonuna kadar okumak gerekiyor. Eksik tahkikat varsa, polise geri gönderirsiniz. Suç varsa dava açılır, yoksa kapatılır. Sürecin çok uzadığı konuşulur. Doğrudur, zaman zaman süreç uzamıştır. Ama bu savcı tarafından yapılan bilinçli bir hareket değildir. O kadar fazla iş var ki, bu dairenin içerisinde olmayanların bunu algılaması mümkün değildir.”
     
  • Ama bu dosyaların önemli olduğu biliniyor, bazıları da yolsuzluk dosyaları…
  • “Yolsuzluk dosyası denilen dosyaların bin kat daha fazla incelenmesi gerekiyor. Çünkü insanlara ‘yolsuzluk’ davası açacaksınız. Bu davayı açtığınızda da emin olmanız gerekiyor. Sayıştay meselelerinde, çok kalın dosyalar geliyor. Raporda, suç unsuru olduğu ifade edilen ancak böyle unsur olmayan çok Sayıştay dosyası kapattım. Ancak dava açtığımız dosyalar da var. Sayıştay denetçilerine saygım sonsuz... Ancak sanki suç varmış gibi dosya yapmamaları gerekiyor. Onların mali denetimi yapıp, suçun Savcılık tarafından olup olmadığına tespit ettirmeleri gerekiyor. Genel tanımı ‘yolsuzluk dosyaları’… Ama acaba hepsinde yolsuzluk var mı? Buna da bakmak gerekiyor.”
     
  • Peki, 41 yıldır mesleğin içerisindesiniz. Savcılığa her yıl kaç dosya geliyor?
  • “Her yıl 40-45 bin ceza dosyası mahkemeye yansıyor. Binlerce görüş müptelası geliyor. 5-6 bin hukuk davası dosyası geliyor. 28 Savcı, tüm Kıbrıs’ta bunları yapmaya çalışıyor. Taşınmaz Mal Komisyonu’nda da görevli olan 9 savcı var. Bin-bin 500 dosya geliyor. Bu iş ekip istiyor. Bizlerin yapıcı eleştirilere ihtiyacımız var. Zaman zaman verdiğimiz görüşler eleştiriliyor. Önceki gün Meclis’te de konu oldu. Biz görüş verirken, nasıl uygulayacağına devlet karar verir.  Görüşümüzde, ‘Bunlara dikkat ederek, yapın’ diyoruz. Eğer dikkat edilmez ve yapılırsa, bende kabahat yoktur.”

 

SAVCILIK-HÜKÜMETLER İLİŞKİSİ

“Devlet, Başsavcılık görüşüne uymazsa, savunmasını da kendisi yapsın”

  • Devlete verdiğiniz hukuki görüşün aksi uygulanırsa ne olur?
  • “Bu durumla çok karşılaştık. Devletin istediği her konuda görüş veriyoruz. Bazen tavsiyede de bulunuyoruz. Re-sen de hareket ettiğimiz dönemler olur. Başsavcılık görüşleri mahkeme kararı değildir, hükümet, Meclis uymayabilir. Bu, onların haklarıdır. Ama verdiğimiz görüşe uyulmayıp, ters bir şey yapılır, konu mahkemeye taşınırsa devleti savunmama hakkımız var. Son 3-5 senede bu çok oldu. ‘Başsavcılık olarak görüş verdiğimde, devlet buna uymazsa demek ki beni görmedi. Doğrusu da oysa savunmasını da kendisi yapsın’ deriz.”
     
  • Hukuk Dairesi, ‘baskı’ altına alınmaya çalışıldı mı?
  • “Hayatım boyunca kimsenin baskısı altına girmedim. Daire olarak da girmemeye çalışıyoruz, izah ediyoruz.”
     
  • Yani, böyle bir talep geldi mi?
  • “Talep değil… Ama gelen konuşmadan ya da yazıdan onu çıkarırsanız biz doğru bildiğimizi yaparız. Baskı yaklaşımlarıyla karşılaşılabilir. Bu da bilinçsizlikten ya da farkına varmadan yapılır. Bunu söyleyen, o anlama geldiğini bilmeyebilir, düşünmeyebilir. Biz onu ikaz ederiz, böyle yapmadığımızı söyleriz.”

 

SAVCLIKLTA YENİ DÖNEM

“Arkadaşlara (Savcılara) tavsiyem; aklınızı başınıza toplayın’

  • Resmen göreve 1 Ocak’ta başlayacaksınız. İlk icraatınız ne olacak?
  • “Yemini yaptıktan sonra, ilk işim kadrolarımızı tamamlamak olacak. Başsavcı Yardımcısı  seçimimiz var. Muavinlerimizi tamamlayacağız. Kıdemli savcı ve yeni savcı seçimlerimizi yapacağız. Yüksek Savcılar Kurulu, Şubat sonuna kadar kadrolarını tamamlayacak, seçimlerini yapacak. Ekipleşme adına bunu istiyorum. Maddi manevi gerekli desteğin yapılacağı söylendi. 64 kadromuz var. Ama şu anda 28 kişiyiz. En az 40 olmamız gerekiyor. Her sene iş yükü biniyor. Biz eleştiriye açığız, zaten eleştirilmeyen mekanizma düzelmez. Yeni dönem için arkadaşlarıma (savcılara) tavsiyem, ‘Artık aklınızı başınıza toplayın’. Biz ayağa kalktığımıza inanıyorum, yavaş yavaş bunu gördük. Sayısal olarak da kendimizi tamamlayalım. Eğer, güvensizlik varsa da bu güveni sağlayacağız. Nasıl ki, 5-6 aylık sürece sıkıntılar yaşadı ve soru işaretleri yarattı. Bunu, tersini de yapmayı biliyoruz. Ben kendime güveniyorum. Böyle bir Başsavcı olarak tüm arkadaşlarımı kucaklayarak, kollayarak hareket edeceğim. Bilinçli yapmadıkları, birilerine menfaat sağlamadıkları takdirde hata yapan savcılarımın arkasında duracağım. Ama bilinçli hata yapanı affetmem.”
     
  • Meclis çalışmalarında da yeterli savcılık görüşü alınmasında sıkıntı yaşandığı ifade  ediliyor.
  • “Milletvekilleri tarafından Meclis’e sunulan yasa önerisi ile ilgili komite başkanı bizden görüş isteyebilir. Biz de görüş gönderiyoruz. Genelde yasa tasarılarıyla ilgili de bakanlıklardan görüş istenir. Onlara da veririz. Kararnameler, emirnameler de bunlar da bize gelir. Daha birçok şey… Biz görüşümüzü veririz, bu görüşle birlikte Meclis’e gider. Komitede görüşüleceği gün, bizim de orada olmamız istenir. Zaten görüşümüzü verdik. Sonra ‘Savcılar Meclis’e gelmez’ denir. Neden gelmeyelim? Ama biz zaten görüşümüzü vermişiz. Madde madde görüşüldüğünde orada olmamız istenir. Bu defa da bizim işlerimiz kalır. Savcıların eskisi gibi Meclis’e gelmediği söylenir. Ama sayımız azaldı, işimiz çok… Vatandaş da Meclis’i boşadığımızı zanneder ama öyle değil. Orada bulunmamız, komite için önemlidir. Ancak bazen de zaman bize yetmiyor. Halkın bilmediği, bizim de vazifemizi yaptığımızı düşündüğümüz durumlarda eleştirilmemiz bizi üzüyor.”

 

YOLSUZLUK DOSYALARI…

“3-4 dosya var, inceliyoruz”

  • Yolsuzluk dosyaları hükümetin öncelikleri arasında… Bu dosyalar ne aşamada?
  • “Yolsuzluk olarak nitelendirilen dosyalar polis tarafından gönderildi. 3-4 dosya var. İçeriğinin ne olduğunu söylemek istemiyorum. Bu dosyaları kıdemli bir savcımıza inceletiyoruz.
    Gerekli talimatı verdik. ‘Şeffaf şekilde incelemesini, herhangi şekilde ön yargıya gitmeden, bir savcının yapması gerekeni yap, raporunu ver’ dedik. Gerekirse davayı açacağız.”
     
  • Sürecin tamamlanması ne kadar zaman alır?
  • “Artık, çok sürmez. Yakın zamanda süreç tamamlanacak. Yapılan tahkikatın içerisinde polisin ‘bu konuda suç vardır’ dediği konularda eksiklik görürsek, bazı tamamlanması gereken hususlar olduğunu görürsek, bu davaları açmayız. Göndereceğiz, tamamlansın.  Eğer dosyalarda suç varsa, davaları açarız, yoksa açmayız. Bunu herkes böyle bilsin.”

 

“KİMSEYE KIYAK YAPMAYACAĞIZ”… Öztürk, şu anda 3-4 dosya üzerinde kıdemli bir savcının araştırmasını sürdürdüğünü ifade ederek, kimseye ‘kıyak yapma’ ya da ‘kollama’ gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirtti.

 

  • Son safhaya gelindiğini söylemek doğru olur mu?
  • “İncelemenin tamamlanması açısından çok zaman kalmadı. Biz de farkındayız, ne kadar daha inceleyeceğiz. Bunlar nazik şeyler.  İlgilenenlerin ve aleyhine istad edilenlerin herkes farkında. Gerçek neyse, onu yapmak zorundayız. Beyanatlar bizi sıkıntıya sokar. Bizim birine karşı kıyak yapma, kollama gibi bir durumumuz yok. Suç varsa, dava açılacak. Babam olsa, suç varsa dava açarım.  Ocak ayında inceleme biter. Dava açılıp, açılmayacağı noktasına geliriz.”

 

 

 

İlgili Haberler

Röportaj Haberleri