‘SİGORTA’ dayatması

Bankalardan kredi alan tüketicilere genellikle ‘bankaların yaptığı sigorta’ dayatılıyor. Tüketiciler, yasa olsa bile kendi hesabına uygun bir sigorta şirketi ile anlaşamıyor

Türkiye’de son zamanlarda, bankaların tüketiciye uyguladığı ‘zorunlu sigorta’ya karşı art arda cezai yaptırımlar gelmesi, gözleri ülkemizdeki uygulamaya çevirdi.

YASA NE DİYOR?

60-2010 Sigorta Hizmetleri Düzenleme ve Denetim Yasası’nın 70. Maddesi, “Kişilerin, sigorta şirketini seçme hakkı sınırlandırılamaz. Bir sözleşmenin unsurları içerisinde, taraflardan birinin bu sözleşmede yer alan herhangi bir hususta sigorta yaptırmaya zorunlu tutulduğu hallerde, sigortanın belirli bir şirkete yaptırılması koşulu getirilemez” diye tüketicinin seçim hakkı olduğunu söylüyor.

 

Dila ŞİMŞEK

Ülkemizde bankadan kredi çekmek isteyen tüketiciler, tek sigorta şirketi ile anlaşmaya mecbur bırakılıyor.

Türkiye’de yakın zamanda banka ve sigorta şirketlerine başlatılan denetimler ve art arda uygulanan cezai yaptırımlar, Kıbrıs’ın kuzeyinde yıllardır birçok bankanın bu şekilde çalıştığını hatırlatıyor.

YENİDÜZEN’e konuşan Sigorta ve Reasürans Şirketler Birliği Başkanı Ülker Fahri, bankaların yarısından fazlasının kendi sigorta şirketi olduğuna, kalan kısmının ise anlaşmalı olduğu firma ile çalıştığına dikkat çekiyor.

Bunun yanı sıra Birliği Genel Sekreteri İbrahim Kavçın ise, 60-2010 Sigorta Hizmetleri Düzenleme ve Denetim Yasası’nın 70. Maddesine işaret ederek, bankanın tüketicinin iradesini etkileyemeyeceğini vurguluyor.

Dağlı Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Ersan Dağlı, 10 yıldır, tüketicinin elinden alınan seçme hakkını eleştirdiğini vurguladı. Dağlı, haksız rekabet olduğunu ifade ederek, Rekabet Kurulu’nu göreve, Para Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi’ni de yasanın uygulanmadığı nedeniyle denetime çağırdı.

İngiltere’deki tüketicilerin kredi çekerken diledikleri firma ile çalışabildiklerini belirten Kavçın, Türkiye’de genelde dört farklı firma gösterilerek seçim şansı verildiğini, ancak son zamanlarda tüketicinin rahatsızlığının dikkate alınarak tamamen serbest seçim olması için çalışıldığını anlatıyor.
Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Asbaşkanı Cengiz Erçağ da, Genel Müdürlüğü’nü yaptığı Vakıflar Bankası’nın tüketiciye bu anlamda seçim şansı verdiğini dile getirerek “Banka, hangi sigorta şirketi ile çalışılacağını tüketiciye dayatmamalı, seçim şansı veya uygun fiyat sağlamalı” dedi.

Öte yandan, Avukat Kemal Şentürkler ise, daha önce mahkemede, evin veya arabanın zarara uğraması takdirinde sigortanın değil de, tüketicinin ödemek zorunda bırakıldığı davalarla karşılaşıldığını söyledi. “Bankalar, kendi şartlarına uygun olduğu sürece her sigorta şirketini kabul edebilmelidir. Bazı yerel bankalar, yerel halkın Türkiye bankalarından kredi alamayacağını bildiği için bu durumu kendi çıkarına kullanıyor” şeklinde konuştu.

Avukat İrem Uygun da, bankaların kredi müracaatlarında müşterinin farklı bir sigorta şirketi ile çalışması dolaylı yoldan engellenmekte olduğunu söyledi. Uygun, kişilere tercih hakkı tanınmadığını ve bankaların kendi bünyelerindeki sigorta şirketi ile çalışılması zorunlu kılındığını ifade etti.

Dağlı Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Ersan Dağlı:
“10 yıldır statükomuz sürüyor”

Dağlı Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Ersan Dağlı, 10 yıldır, tüketicinin elinden alınan seçme hakkını eleştirdiğini vurguladı. Dağlı, bankaların tüketiciye kredi verirken kendi sigorta şirketi ile çalışılmasının zorunlu tutulması nedeniyle, Türkiye’de Akbank ve Yapıkredi’ye verilen 100’er Milyon TL cezanın, bir milat olduğunu ve ülkemizde de uygulanması gerektiğini söyledi. Yasa olmasına rağmen, hiçbir bankanın bunu ‘kale almadığını’ ifade eden Dağlı, tüketicinin de haklarına sahip çıkması gerektiğine işaret etti. Rekabet Kurulu ile Para Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi’nin denetim yaparak cezai yaptırım uygulaması gerektiğinin altını çizdi.

“Bankalar, kendi sigorta şirketlerine insanları mecbur bırakarak, bir kasasından diğer kasasına para aktarmış oluyor”

Dağlı şu şekilde konuştu: “Yasamız, bankanın sigorta işlemi yapılmasının zorunlu tutulduğu her işlemde, tüketicinin özgürce sigorta şirketini seçebileceğini ve bu konuda sınırlandırma getirilemeyeceğini söylerken, ne yazık ki yıllardır dikkate alınmıyor. İnsanlar pazara gittiğinde nasıl ki istediği tezgahtan ürünü satın almakta özgürse, serbest piyasa çerçevesinde aynı kuralların sigortada da uygulanması gerekiyor. Ancak bankalar, kendi sigorta şirketlerine insanları mecbur bırakarak, bir kasasından diğer kasasına para aktarmış oluyor. Tüketici, başka bir sigortayla, daha güvendiği, daha ucuz bir sigorta şirketi ile çalışarak hem yüklü faizden kurtulabilir, hem de bankanın sigortasının isteyeceği fiyattan çok daha düşük bir ücrete poliçesini yaptırabilir. İngiltere başta olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinde ev alınırken, banka istediği şartları tüketiciye belirttikten sonra tüketici istediği firma ile çalışmakta özgürdür. Çünkü lisanslı bir sigorta şirketi güvenilirdir. Bunların yanı sıra, örneğin bir tüketici ev alacağında, hem ev, hem içindeki eşyalar, hem de hayatı sigortalanıyor. Kredi verilmesi için bir sigortacı neden bu kadar yükün altına giriyor? Banka krediyi ev için veriyorsa, sadece ev sigortalanmalıdır”


Sigorta ve Reasürans Şirketler Birliği Genel Sekreteri İbrahim Kavçın:
“Yasa var, uygulama da, cezai yaptırım da yok”

Sigorta ve Reasürans Şirketler Birliği Genel Sekreteri İbrahim Kavçın, ‘yasaya rağmen’ bankaların, kredi vereceği müşterilere anlaşmalı olduğu sigorta şirketini ‘zorunlu’ kıldığını söyledi. Türkiye’de ekonomide gündemin bu olduğuna değinen Kavçın, benzeri tutum sergileyen bankalara ve/veya sigortacılara cezai yaptırım uygulandığını kaydetti. Kendisinin de bizzat üzerinde çalıştığı, 60-2010 Sigorta Hizmetleri Düzenleme ve Denetim Yasası’na işaret eden Kavçın, yasanın 70. Maddesine göre tüketicinin seçme şansının engellenemeyeceğini vurguladı.

Kavçın, “Örneğin bir tüketici araba alacaksa ve bir bankadan kredi çekiyorsa, ülkemizde genelde bankalar kendileri seçtiği sigorta şirketine ödeme yapılmasını zorunlu tutuyor. Banka, bir arabayı borç olarak, ipotekle verirken tabii ki sigorta yapmalıdır, çünkü tek garantisi budur. Ancak tüketiciye sigorta şirketini seçme hakkı tanımak zorundadır, bu yasada da geçerlidir” şeklinde konuştu.

Yasa ne diyor?

60-2010 Sigorta Hizmetleri Düzenleme ve Denetim Yasası’nın 70. Maddesi, “Kişilerin, sigorta şirketini seçme hakkı sınırlandırılamaz. Bir sözleşmenin unsurları içerisinde, taraflardan birinin bu sözleşmede yer alan herhangi bir hususta sigorta yaptırmaya zorunlu tutulduğu hallerde, sigortanın belirli bir şirkete yaptırılması koşulu getirilemez” diye tüketicinin seçim hakkı olduğunu söylüyor. Merkez Bankası’na veya Maliye Bakanlığı’nın ilgili dairesine şikayette bulunabildiğini açıklayan Kavçın, genelde bankanın anlaşmazlık durumunda ‘krediniz onaylanmadı’ diyerek üstü kapalı bir şekilde reddettiğini ifade etti.

“Tüketicinin yasal hakkı elinden alınıyor”

Kavçın, kimi tüketicilerin yıllar yılı çalıştığı ve güvendiği sigorta şirketinin olduğunu, ancak bankadan kredi alırken çok daha pahalı bir şekilde seçim hakkı tanınmaksın sigorta işlemini ödediğini anlattı. Bankaların bir sigorta şirketini ‘zorunlu’ hale getirmesinin gayri yasal olduğuna değinen Kavçın, yapılan uygulamanın etik olmadığını söyledi. Kavçın, “Bir ülkede 30 farklı sigorta şirketi bulunursa, bu gibi sorunlar da ortaya çıkar. Çünkü kimi bankaların kendi sigorta şirketleri var, kimileri ise birlikte çalışmayı tercih ediyor. Tüketicinin yasal hakkı elinden alınıyor. Tam da bu nedenle 2010’da, yasamız için ısrarcı olmuştuk ancak uygulamada bunu aşamadık” dedi.

“İngiltere’de kredi verilirken, tüketici tamamen serbest…”

İngiltere’de uzun yıllar yaşayan ve orada ev ile araba da aldığını, kredi işlemlerini bildiğini anlatan Kavçın, “İngiltere’de böyle bir durum söz konusu bile değil. Tüketici istediği sigorta şirketi ile çalışabiliyor. Türkiye’de önceden, dört şirket arasından tüketicinin seçim yapması isteniyordu ancak bu da ortadan kalktı. Artık tüketicinin seçimine saygı göstermeyen işletmelere cezai yaptırım var” şeklinde konuştu. Kavçın, yasanın uygulanması gerektiğini ve denetimle cezai yaptırımın şart olduğunu vurguladı.


Sigorta ve Reasürans Şirketler Birliği Başkanı Ülker Fahri:
“Bankaların yarısından fazlasının kendi sigorta şirketi var”

Sigorta ve Reasürans Şirketler Birliği Başkanı Ülker Fahri, ülkemizde bankaların çoğunun ‘kendi sigorta şirketi’ olduğunu, olmayanların ise ‘anlaştığı bir şirket’ olduğunu ve kredi verilecek tüketiciye belirli şirketin zorunlu tutulduğunu söyledi. Bunun hem yasal hem de etik olmadığını kaydeden Fahri, 60-2010 Sigorta Hizmetleri Düzenleme ve Denetim Yasası’na işaret etti. Tüketicinin seçme hakkının elinden alındığına değinen Fahri, Türkiye’de son günlerde bu şekilde çalışan bankalara ve sigorta şirketlerine ciddi cezai yaptırım uygulandığını ifade etti. Ülkemizde bankaların, tüketici ile sigorta konusunda anlaşmazlığı durumunda ‘kibarca’ kredinin onaylanmadığının söylendiğini belirtti. Fahri, bu nedenle birçok tüketicinin bankanın istediği sigorta şirketi ile anlaşmak zorunda kaldığını söyledi.

“Tüketici özgürce, güvendiği, en hesaplı sigorta şirketini tercih edebilmeli”

Ülkemizde bu anlamda denetim yapılmadığını dile getiren Fahri, “Bu yetki Maliye Bakanlığı’na bağlı, Para Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi’ndedir ve denetim yaparak cezai yaptırım uygulamak da onların elindedir. Yasamız olsa da, bizim bu konuda bir şey yapma yetkimiz yok. Ülkemizde her alanda olduğu gibi, sigortada da yasa var ama uygulama yok… Şahsen tüketicinin özgürce kendisinin güvendiği, kendisine göre en hesaplı sigorta şirketi tercih edebilmesi gerektiğine inanıyorum. Çok nadiren, tüketici bu rahatsızlığını bankaya belirttiğinde ‘banka inisiyatifiyle’ ortak yol bulunmaya çalışılıyor. Ancak bunun yasası vardır ve inisiyatife kalmamalıdır, ki genellikle de banka kendi şirketi veya anlaşmalı olduğu şirkete yönlendiriyor” şeklinde açıklamada bulundu.

“Türkiye’de hem bankaya, hem sigorta şirketine ceza…”

Türkiye’de tüketicilerin rahatsızlığından dolayı Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun harekete geçerek sıkı denetime başladığını söyleyen Fahri, banka ve sigortacıların ‘men edilme’ ve ceza ödeme gibi çeşitli yaptırımlara maruz bırakıldığını ifade etti. Ülkemizde denetimin yapılması gerektiğine işaret eden Fahri, bu sorunun mal ithalatında da yaşandığını kaydetti.


Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Asbaşkanı ve Kıbrıs Vakıflar Bankası Genel Müdürü Cengiz Erçağ:
“Tüketicinin seçme şansı olmalı”


Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Asbaşkanı ve Kıbrıs Vakıflar Bankası Genel Müdürü Cengiz Erçağ, ülkede birçok bankanın kendi sigorta şirketi olduğunu veya anlaşmalı bir şirketle çalıştığını söyleyerek, tüketiciye bunun ‘mecburi’ kılınmaması gerektiğini söyledi. Erçağ, Vakıflar Bankası’nın da sıklıkla çalıştığı bir sigorta şirketi olduğunu ancak tüketicinin isteğine göre diğer şirketlerle de çalışabildiğini dile getirdi. Tüketicinin seçme şansının elinden alınmaması gerektiğine vurgu yapan Ercağ, Türkiye’nin bu konuda cezai yaptırım ve denetiminin olumlu yönde olduğunu kaydetti. Erçağ, tüketici haklarının korunmasına yönelik bir yasa tasarısı üzerine çalışıldığını ve yürürlüğe geçerse bu ve benzeri sorunların ortadan kalkacağına inandığını belirtti.


K&A Hukuk Bürosu’nda Direktör ve Avukat Kemal Şentürkler:
“Bankalar kendi avantajı için tüketiciyi fahiş fiyatlara maruz bırakıyor”

K&A Hukuk Bürosu’nda Direktör ve Avukat Kemal Şentürkler, bankaların tüketiciye sigorta şirketi için tek seçenek bırakmasının yasal olmadığını kaydetti. Şimdiye kadar bunu direkt olarak Rekabet Kurulu’na şikayet eden birinin olmadığına değinen Şentürkler, şikayet edilmesi takdirinde yasa çerçevesinde değerlendirilip cezasının uygulanacağını düşündüğünü belirtti. Şentürkler, bankaların kendi avantajı için tüketiciyi zorda bırakarak fahiş fiyatlara maruz bıraktığını ve bunun kabul edilemez olduğunu söyledi. “Böyle bir uygulama dünyanın hiçbir yerinde olmamalı, çünkü tüketici haklarını gasp ediyor. Tüketici, cebine göre bir kredi bulduğunda, bankanın sigortasının fiyatları nedeniyle faizi çok daha yüksek başka bir bankaya gitmek zorunda kalıyor, çünkü güvendiği firma ile çalışmak istiyor. Daha önce mahkemede, evin veya arabanın zarara uğraması takdirinde sigortanın değil de, tüketicinin ödemek zorunda bırakıldığı davalarla karşılaştık. Bankalar, kendi şartlarına uygun olduğu sürece her sigorta şirketini kabul edebilmelidir. Bazı yerel bankalar, yerel halkın Türkiye bankalarından kredi alamayacağını bildiği için bu durumu kendi çıkarına kullanıyor” şeklinde konuştu.


Avukat İrem Uygun:
“Güçlü olan şartları belirler, karşı taraf da bu şartlara uymak zorunda kalır”

Avukat İrem Uygun, bankaların kredi müracaatlarında müşterinin farklı bir sigorta şirketi ile çalışması dolaylı yoldan engellenmekte olduğunu söyledi. Uygun, kişilere tercih hakkı tanınmadığını ve bankaların kendi bünyelerindeki sigorta şirketi ile çalışılması zorunlu kılındığını ifade etti. Uygun şöyle konuştu:

“Bankalar açacakları krediler için talepte bulunanlardan, Merkez Bankasınca belirlenecek esas ve usuller dahilinde hesap durumu alarak gerekli görmeleri halinde teminat talep etmekte ve müşterilerine yaptıkları sigorta ile alacaklarını teminat altına almayı hedeflemektedirler. Buradaki esas gaye herhangi bir risk durumunda alacağın teminat altına alınmış olmasıdır. Bankalar tarafından özellikle kredi alacaklarında uygulanan yöntem hayat sigortası olmakla birlikte KKTC Bankalar Yasası kapsamında bankaların faaliyet esasları ve yükümlülükleri başlığı altında bankalara sigorta acenteliği yapma yetkisi de tanınmış olduğundan, bankalar sadece alacaklarını teminat altına almak için hayat sigortası düzenlemenin ötesine geçerek kendi bünyelerinde oluşturdukları sigorta şirketleri ve/veya acentelikler ile farklı alanlarda da müşterilerine sigorta hizmeti sunmaktadırlar. Hal böyle iken bilhassa kredi müracaatlarında müşterinin farklı bir sigorta şirketi ile çalışması dolaylı yoldan engellenmekte, kişilere tercih hakkı tanınmamakta ve bankaların kendi bünyelerindeki sigorta şirketi ile çalışılması zorunlu kılınmaktadır. Pratikte önümüze gelen birçok meselede mevcut uygulamanın bu yönde olduğunu görmekteyiz. Böylesi bir durumda kendisine herhangi bir tercih hakkı tanınmayan müşteri ya kredi müracaatından vazgeçecek ya da kendisine sunulan tek seçeneği imzalamak durumunda kalacaktır. Günümüzde her alanda olduğu gibi bu sektörde de ticari çıkarlar ağır bastığından genel uygulama bankanın tayin ettiği sigorta şirketi ile çalışılması yönündedir. Meseleyi günlük tabirle özetleyecek olursak güçlü olan şartları belirler, karşı taraf da bu şartlara uymak zorunda kalır.”

İlgili Haberler

Özel Haber Haberleri