YENİDÜZEN
Uğradığı silahlı saldırı sonucu 6 Temmuz 1996'da yaşamını yitiren YENİDÜZEN gazetesi yazarı ve araştırmacı gazeteci Kutlu Adalı, katledilişinin 30'uncu yılında Lefkoşa Mezarlığı'ndaki kabri başında düzenlenen törenle anıldı.
Kutlu Adalı Vakfı ile YENİDÜZEN Gazetesi tarafından organize edilen anma töreni saat 09.30'da gerçekleştirildi. Adalı ailesinin yanı sıra siyasi parti temsilcileri, gazeteciler, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda seveninin katıldığı törende, 30 yıldır aydınlatılamayan cinayetin faillerinin ortaya çıkarılması çağrısı yinelendi.
Konuşmaların ardından Kutlu Adalı'nın mezarına karanfiller bırakıldı.
Kutlu Adalı'nın kızı İl Adalı:
“Bu mezar bir yas yeri değil, adalet mevzisidir”
Kutlu Adalı Vakfı adına konuşan Kutlu Adalı'nın kızı İl Adalı, babasının ölümünün üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen adalet arayışlarının sürdüğünü vurguladı.
Her yıl adalet nöbetine omuz veren herkese teşekkür eden İl Adalı, bu dayanışmanın yalnızca bir aile meselesi olmadığını, ortak vicdanın sesi haline geldiğini söyledi.
Babasının mezarı başında toplanmalarının nedeninin "unutmamak ve unutturmamak" olduğunu belirten İl Adalı, Kutlu Adalı'nın anısının doğruluğun ve özgürlüğün bedelini hatırlattığını ifade etti.
Hukuksuzluğun sıradanlaştırıldığı bir düzende adalet arayışının anlamsız görülebileceğini ancak mücadeleden vazgeçmeyeceklerini dile getiren İl Adalı, "Biz Sisifos'un inadını kuşandık. Adalet yerini bulana dek belleğimiz canlı kalacak, mücadelemiz sürecek" dedi.
Kutlu Adalı'nın susturulmasının toplumun gerçeği öğrenme hakkının gasp edilmesi anlamına geldiğini söyleyen İl Adalı, dosyanın yıllardır tozlu raflarda bekletilmesine tepki gösterdi.
Yetkililere seslenen İl Adalı, "Zaman aşımı hukukun değil, suçun ortağıdır. 'Dosyalar kapandı' diyerek vicdanları kapatamazsınız. Zaman aşımı hukukun bir kuralı olabilir ama vicdanın zaman aşımı yoktur. Bu cinayeti aydınlatmadan geçirilen her gün katillere verilmiş sessiz bir onaydır" ifadelerini kullandı.
"Burada bir ölü değil, bir toplumun belleği gömülü" diyen İl Adalı, bu belleğin zaman aşımıyla silinemeyeceğini belirterek, babalarına olan borçlarının yarım kalan satırlarını tamamlamak ve cinayetin üzerindeki örtüyü kaldırmak olduğunu söyledi.
Konuşmasının sonunda, "Bu mezar bir yas yeri değil, bir adalet mevzisidir" diyen İl Adalı, "Susturulan her kalem bizim sesimizdir. Tüm sorumlular hesap verene dek biz mevzideyiz" ifadelerini kullandı.
İl Adalı konuşmasını annesi İlkay Adalı'nın "Kutlu'ya" şiirinden şu dizelerle tamamladı:
"Merdivende ayak sesin
Balkonda gülüşün
Çiçek açar özlemin
Sızım sızım yüreğime."
YENİDÜZEN Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ertuğrul Senova:
“Gazeteciler arkasından ağlanmasını değil, gerçeğin peşinden gidilmesini ister”
YENİDÜZEN Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ertuğrul Senova ise konuşmasına kısa süre önce yaşamını yitiren YENİDÜZEN yazarı araştırmacı gazeteci Sevgül Uludağ'ı anarak başladı.
Uludağ'ın da ömrünü hakikatin ortaya çıkmasına adadığını belirten Senova, onun mücadelesini Kutlu Adalı'nın mücadelesiyle aynı çizgide değerlendirdi.
30 yıldır aynı mezarın başında bulunduklarını söyleyen Senova, her yıl aynı acının yaşandığını ancak artık farklı soruların sorulması gerektiğini ifade etti.
"Kutlu Adalı bir yas figürü değildir, gazetecidir. Gazeteciler arkasından ağlanmasını değil, gerçeğin peşinden gidilmesini ister" diyen Senova, konuşmasının büyük bölümünde yetkililere sorular yöneltti.
30 yılda hükümetlerin, cumhurbaşkanlarının, başsavcıların ve polis genel müdürlerinin değiştiğini hatırlatan Senova, "Bu koltuklarda oturanlar bu dosyayı kapatmak için mi yoksa açmak için mi görev yaptılar?" diye sordu.
Polis arşivlerinde dosyanın hangi sıfatla beklediğini sorgulayan Senova, Türkiye'de yıllar önce yapılan itiraflar sonrasında Kıbrıs'ın kuzeyindeki polis ve yargının ne yaptığını da gündeme taşıdı.
Türkiye'deki soruşturmaların neden takip edilmediğini ve siyasi iradenin neden dosyanın üzerine gitmediğini soran Senova, gazetecilere de çağrıda bulundu.
"Geçeceğiniz haberde 'Kutlu Adalı özlemle anıldı' mı yazacaksınız, yoksa '30 yıldır bu cinayetin katillerini kim koruyor?' diye mi soracaksınız?" diyen Senova, Kutlu Adalı'nın kaleminin bugün gazetecilerin elinde olduğunu söyledi.
YENİDÜZEN adına Polis Genel Müdürlüğü, Başsavcılık ve siyasi iradeye açık çağrıda bulunan Senova, yönelttiği soruların resmi açıklamayla yanıtlanmasını istedi.
Senova, "Ya bu soruları yanıtlayıp karanlığı aydınlatacaksınız ya da tarihin önünde bu cinayetin ortağı olarak anılacaksınız" ifadelerini kullandı.
Gazeteciler Birliği Başkanı Ayşemden Akın:
“Faili meşhur, adaleti meçhul”
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği (KTGB) Başkanı Ayşemden Akın da 30 yıl önce yaşanan cinayetin ayrıntılarını hatırlatarak konuşmasına başladı.
Kutlu Adalı'nın evinin önünde pusuya düşürüldüğünü, tehdit edildiğinin bilinmesine rağmen korunmadığını söyleyen Akın, cinayet sonrasında delillerin de korunmadığını belirtti.
"Bu cinayet faili meçhul değildir. Bu cinayet faili meşhur, adaleti meçhul bir cinayettir" diyen Akın, yıllar içinde ortaya çıkan tanıklıkların ve itirafların dosyanın açılması için yeterli olduğunu ifade etti.
Türkiye Adalet Bakanı Akın Gürlek'in faili meçhul cinayetlerin yeniden araştırılacağı yönündeki açıklamasını hatırlatan Akın, Kutlu Adalı dosyasının da bu kapsamda olup olmadığını sordu.
"Türkiye'de planlanıp Kıbrıs'ta işlenen bu cinayet araştırılacak mı? Yoksa konu Kıbrıs olunca adalet sınırda mı duruyor?" diye soran Akın, İlkay Adalı hayattayken dosyanın yeniden açılması gerektiğini söyledi.
Konuşmasını "Bu dosya kapanmadı, bu toplum unutmadı" sözleriyle tamamlayan Akın, adalet sağlanıncaya kadar mücadelenin süreceğini vurguladı.
Basın-Sen Örgütlenme Sekreteri Tümay Tuğyan:
“Bir avuç ada toprağına dört gazeteci teslim ettik”
Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen) adına konuşan Örgütlenme Sekreteri Tümay Tuğyan ise Kıbrıs'ta gazetecilere yönelik siyasi cinayetleri hatırlattı.
"Biz gazeteciler bu bir avuç ada toprağına tam dört beden teslim ettik; Fazıl Önder, Ayhan Hikmet, Muzaffer Gürkan ve Kutlu Adalı" diyen Tuğyan, adalet arayışından vazgeçmeyeceklerini söyledi.
Kutlu Adalı'nın yalnızca gazeteci değil, gerçeğin peşinden gitmeyi seçen bir yurtsever olduğunu ifade eden Tuğyan, dosyanın kapatılmış gibi gösterilmesine izin vermeyeceklerini dile getirdi.
Kutlu Adalı'nın öldürülmeden iki gün önce kaleme aldığı "Sopa ve Sıpa" başlıklı yazıya da atıfta bulunan Tuğyan, baskılara boyun eğmeyen, kendi kendini yöneten, üretimini koruyan ve halkına karşı sorumluluk taşıyan bir ülke idealinin peşinden yürümeye devam edeceklerini söyledi.
Konuşmasını "Korkuyla değil cesaretle, her zaman gerçeğin yanında duran mücadeleni sürdüreceğiz" sözleriyle tamamladı.
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli:
“Bu dosya kapanmamalıdır”
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli de Kutlu Adalı'nın üzeri örtülen suçları açığa çıkardığı için hedef alındığını söyledi.
Cinayetin failleri ortaya çıkarılmadığı sürece adaletten söz edilemeyeceğini belirten İncirli, "Karanlığın değil aydınlığın hüküm süreceği bir devlet için çalışıyoruz. Kutlu Adalı'nın yazdıkları bugün de yaşamaya devam ediyor. Bizler de onun izinden gitmeyi sürdüreceğiz" dedi.
İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat:
“Bu cinayet konuşanları susturmak içindi”
İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise 6 Temmuz 1996 gecesini unutamadığını belirterek, yaşananları "inanılması güç" olarak nitelendirdi.
Polis teşkilatının cinayetin ortaya çıkarılmasını engellediğini savunan Talat, bu saldırının basını korkutmak ve konuşanları susturmak amacıyla işlendiğini söyledi.
Talat, "Fakat bunu başaramadılar. Bu tür cinayetlerin bir daha yaşanmaması için kararlılığımızı ortaya koyuyoruz" ifadelerini kullandı.
UNUTMAYACAĞIZ...