"Ölmediler, öldürüldüler"

Gemi faciasında yakınlarını kaybeden ve henüz denizden çıkarılamayan 13 kişinin yakınları sabah saatlerinde yine Girne Kaza Mahkemesi önünde toplandı, "Adalet istiyoruz" diye haykırdı.

30 Ağustos’ta Girne açıklarında meydana gelen Filo Jet gemi faciasında yakınlarını kaybeden ve aralarında 3 yaşındaki bir çocuğun da bulunduğu 13 kişinin denizden çıkarılmasını bekleyen aileler, bugün yeniden Girne Kaza Mahkemesi önünde toplandı.

Zanlıların yeniden mahkemeye çıkarılacağı duruşma öncesinde ellerinde yakınlarının fotoğrafları ve çeşitli pankartlarla mahkeme önüne gelen aileler, “Adalet istiyoruz”, “Kaza değil cinayet” ve “Ölmediler, öldürüldüler” sloganları attı. Pankartlarda ayrıca “Kaptan nefesinde boğulsun” ifadelerinin yer aldığı görüldü.

Aileler, “Sonuna kadar mücadele edeceğiz” mesajı verirken, facianın tüm yönleriyle soruşturulmasını ve sorumluluğu bulunan herkesin ortaya çıkarılmasını talep etti.

Öte yandan FİLO Jet faciasında annesi Nuray Zeytun’u kaybeden Dilek Özbiler, aileler adına ortak basın açıklamasını okudu. Açıklamada, ailelerin herhangi bir taşkınlık istemediği, yalnızca kayıp yakınlarına ulaşılmasını ve kendilerine düzenli bilgi verilmesini bekledikleri vurgulandı.

 

“Biz taşkınlık yapmıyoruz, cenazelerimizi bekliyoruz”

Açıklamada, facianın üzerinden günler geçmesine rağmen ailelerin hâlâ kayıp yakınlarından gelecek haberi beklediği belirtilerek, “Herkes evinde rahatça uyurken, biz aileler liman sokağında çocuklarımızın, kardeşlerimizin, eşlerimizin, annelerimizin ve babalarımızın cenazelerini bekliyoruz” denildi.

Arama çalışmalarının daha hızlı ve yoğun şekilde yürütülmesi çağrısı yapılan açıklamada, ailelere en azından gün aşırı kapsamlı ve resmi bilgi verilmesi istendi.

“Biz burada taşkınlık yapmıyoruz, kavga çıkarmıyoruz. Biz sadece bilgi istiyoruz” ifadelerine yer verilen açıklamada, yeterli bilgi alınamamasının ailelerin endişelerini ve soru işaretlerini artırdığı kaydedildi.

 

Ailelerden çok sayıda soru

Aileler, facianın nedenlerine ve müdahale sürecine ilişkin çok sayıda soru yöneltti.

Gemide yeterli sayıda can yeleği bulunup bulunmadığını, mevcut can yeleklerinin bağlantı ve ekipmanlarının eksiksiz olup olmadığını soran aileler, Sahil Güvenlik’in müdahalesinin neden daha erken gerçekleşmediğinin de araştırılmasını istedi.

Acil durum anonsunun ardından müdahalenin geciktiği ve “müdahale emri gelmedi” şeklinde ifadeler kullanıldığı yönündeki iddialara da yanıt isteyen aileler, insanların yaşam mücadelesi verdiği bir acil durumda müdahale için ayrıca emir beklenip beklenmediğinin açıklanmasını talep etti.

Dalgıçların gemiye zamanında müdahale edip etmediği, tahliyenin gerektiği şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği de açıklamada sorgulandı.

Aileler, “Eğer tahliye doğru ve zamanında yapılmış olsaydı, biz bugün aralarında 3 yaşındaki bebeğimizin de bulunduğu 13 canımızın cenazesini beklemek için hâlâ burada olur muyduk?” diye sordu.

 

“Şirketin sorumluları nerede?”

Kaptan ve mürettebatın yargı önüne çıkarıldığını belirten aileler, şirket yöneticileri, liman yönetimi ve facia döneminde görev yapan ilgili ulaştırma makamlarının sorumluluklarının da araştırılmasını istedi.

Açıklamada, “Kim, hangi denetimi yaptı? Kim sefere izin verdi? Kim bu geminin denize açılmasında sakınca görmedi?” soruları yöneltildi.

 

“17 Haziran’da biliniyordu; denetimi biz mi yapacaktık?”

Mahkeme sürecinde geminin sol ön kızağındaki kırığın 17 Haziran tarihinde bilindiği ve buna ilişkin tamirat yapıldığı yönündeki bilgilerin gündeme geldiğine dikkat çeken aileler, tamiratın hangi standartlara göre gerçekleştirildiğini ve geminin sefere uygun olduğuna kimin karar verdiğini sordu.

Açıklamada, “Gemide böyle bir sorun olduğu biliniyorsa, bu geminin denetimini kim yaptı? Yapılan tamiratın ardından geminin sefere uygun olduğuna kim karar verdi? Bu denetimleri de biz aileler mi yapacaktık?” ifadeleri kullanıldı.

Ayrıca mürettebatın gerekli belgelere sahip olup olmadığı, alkol ve uyuşturucu testlerinin yapılıp yapılmadığı ve sonuçlarının ne olduğu konusunda da bilgi talep edildi.

Aileler, geminin tüm belgeleri, izinleri ve denetimleri eksiksiz ise facianın neden yaşandığının açıklanmasını istedi.

 

Sefer koşulları ve yardım fişeği de sorgulandı

Facia günü Mersin-Taşucu tarafındaki koşulların ve sefer durumunun da araştırılması gerektiğini belirten aileler, karşı limanda seferi etkileyen bir kapanma veya kısıtlama varsa Filo Jet’in Girne’den hareketine nasıl izin verildiğinin açıklanmasını talep etti.

Yardım fişeğinin neden zamanında kullanılmadığını da soran aileler, geminin bir bölümünün suyun altına girmesinin ardından kullanılan yardım fişeğinin insanların hayatını kurtarmaya ne ölçüde katkı sağlayabileceğinin ve bunun sorumluluğunun kimde olduğunun araştırılmasını istedi.

Açıklamada ayrıca dönemin ilgili bakanının Türk Loydu’yla ilgili dile getirdiği iddiaların neden facia öncesinde gündeme getirilmediği ve denetim konusunda bilinen bir sorun varsa neden gerekli işlemlerin zamanında yapılmadığı soruldu.

 

“Biz suçlu aramıyoruz, gerçeği istiyoruz”

Aileler, açıklamalarında kimsenin suçunu peşinen ilan etmediklerini, ancak hiçbir sorumluluğun da üzerinin örtülmesini kabul etmeyeceklerini belirtti.

“Kaptanın, mürettebatın, şirket yöneticilerinin, liman yetkililerinin ve ilgili kamu görevlilerinin sorumlulukları ayrı ayrı ve eksiksiz şekilde araştırılsın” çağrısı yapan aileler, savunma hakkının hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olduğunu bildiklerini ancak ortaya çıkan her yeni iddia ve bilginin de eksiksiz biçimde soruşturulmasını istediklerini kaydetti.

Açıklamada, “Biz suçlu aramıyoruz; gerçeği ve sorumluların ortaya çıkarılmasını istiyoruz” denildi.

 

“Bizim de soracak sorularımız var”

Şirket ve zanlıların avukatlarının savunmalarına da değinen aileler, özellikle kaptanın sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki savunmalar karşısında kendilerinin de sorularının bulunduğunu ifade etti.

Aileler, “Biz mi gemiyi sefere çıkardık? Biz mi denetimini yaptık? Biz mi geminin sefere elverişli olduğuna karar verdik? Biz mi tahliyeyi yönettik? Biz mi müdahale zamanını belirledik?” sorularını yöneltti.

Savunma hakkına karşı olmadıklarını belirten aileler, savunma yapılırken limanda günlerdir çocuklarının, eşlerinin, kardeşlerinin, anne ve babalarının cenazelerini bekleyen insanların yaşadığı acının yok sayılmaması gerektiğini vurguladı.

 

“Kayıplarımızı bulun, cevapları verin”

Aileler, yetkililerden dört temel talepte bulundu: Kayıpların bulunması, ailelere düzenli bilgi verilmesi, facianın bütün sorumlularının ortaya çıkarılması ve hiçbir ihmalin karanlıkta bırakılmaması.

“Bizim beklediğimiz bir sayı değil. Her biri bir insan. Her biri bir evlat. Her biri bir anne, bir baba, bir eş, bir kardeş. Aralarında daha 3 yaşında bir çocuk var” denilen açıklamada, facianın tüm gerçekleri ortaya çıkarılana kadar cevap istemeye devam edileceği belirtildi.

Açıklama, “Biz susmayacağız. Biz unutmayacağız. Bu facianın bütün gerçekleri ortaya çıkarılana kadar cevap istemeye devam edeceğiz” sözleriyle sonlandırıldı.

 

Zanlılar mahkemeye getirildi, aileler tepki gösterdi

Öte yandan, gemi faciasıyla ilgili tutuklu bulunan 9 zanlı bir kez daha mahkemeye çıkarıldı. Zanlıların mahkemeye getirildiği sırada aileler tepki gösterdi. 

Haberler Haberleri