Kıbrıs Cumhuriyeti Parlamentosu vekili ve Maronit temsilcisi Petros Nacouzi, köylerine dönüş konusunda yıllardır sonuç alınamadığını belirterek, “Şimdi bu süreci yeniden canlandırmaya ihtiyacımız var” diyor. Maronit toplumunun giderek azalan nüfusuna, dilini ve kültürünü koruma mücadelesine dikkat çeken Nacouzi, Kıbrıs'ta bir çözümün yakın görünmediğini ancak umutlarını koruduklarını söylüyor.
Kıbrıs'ın köklü topluluklarından biri olan Maronitler, adanın bölünmesiyle birlikte yalnızca köylerinden ve mülklerinden değil, kültürel varlıklarını sürdürmelerine imkan tanıyan yaşam alanlarından da büyük ölçüde uzaklaştı. Bugün adanın kuzeyinde bulunan dört tarihsel Maronit köyünden yalnızca ikisinde sınırlı bir nüfus yaşamını sürdürüyor. Köylerine yeniden dönebilmek, dillerini ve kültürlerini gelecek kuşaklara aktarabilmek ise Maronit toplumunun en önemli beklentisi… Nacouzi ile toplumunun bugünkü durumunu, 1974'ün yarattığı kırılmayı, köylere dönüş girişimlerini ve Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün Maronitler üzerindeki etkilerini konuştuk.
Mayıs ayında yaklaşık 4 bin 600 Maronit seçmen tarafından seçilerek göreve başlayan Nacouzi, parlamentoda daha çok gözlemci statüsünde bulunduğunu anlatıyor. Maronit toplumunu ilgilendiren meselelerin yanı sıra eğitim, kültür, mülteciler ve yerinden edilmiş kişilerle ilgili konularda söz sahibi olduğunu belirtiyor. “Henüz bu görevde yeniyim. Mecliste daha çok gözlemci statüsündeyim. Ayrıca Maronit toplumunu ilgilendiren konularda, eğitim ve kültür konularında, mülteciler ve yerinden edilen kişilere yönelik kararlara katkıda bulunma hakkım var.”
“Kuzeyde yaşamak ve çalışmak çok zor”
Nacouzi'nin verdiği bilgilere göre, bugün Kıbrıs genelinde yaklaşık 6 bin ile 7 bin arasında Maronit yaşıyor. Toplumun tarihsel olarak dört köyü bulunuyor: Kormacit (Koruçam), Asomatos (Özhan), Ayia Marina (Gürpınar) ve Karpasha (Karpaşa). Bu köylerin tamamı adanın kuzeyinde yer alıyor. Ancak bugün yalnızca Kormacit ve Karpaşa'da Maronit nüfusu yaşamını sürdürüyor. “Kormacit'te şu anda 350 kişi yaşıyor. Bunların 40'ı 1974'ten önce de köyde yaşayan insanlarımız. Yaklaşık 300 kişi ise 1974'ten sonra yeniden burada yaşamaya başlayanlar. Karpaşa'da ise sadece 10 vatandaşımız yaşıyor. İnsanlar güneyde yaşamayı tercih ediyor. Kuzeyde daha çok yaşlı insanlarımız var. Son zamanlarda birkaç genç çiftimiz de kuzeye taşındı.”
Köylerde yaşamın yeniden canlandırılması için eğitim alanında bazı adımlar atılmış. Nacouzi, yakın zamanda okulun yeniden faaliyete geçtiğini, ancak henüz yolun başında olduklarını anlatıyor. “Şimdilik sadece bir öğretmen, iki çalışan ve bir ana sınıfımız var. Daha çok başındayız ama çabalıyoruz. Kuzeyde yaşamak ve çalışmak çok zor. Bir kere bu insanlar güneyde çalışıyor ve geçiş noktalarının durumu belli. İş saatlerinde okula veya işe gitmek çok zor. Çocuklarımızın sayısı artarsa başka çözümler üretebilmek için çalışıyoruz.”
“Köklerimize bağlıyız, kültürümüzü yaşatmaya çalışıyoruz”
Maronitlerin Kıbrıs'taki varlığı yüzyıllar öncesine uzanıyor. Nacouzi, toplumunun tarihsel köklerini anlatırken adada bir zamanlar 16 Maronit köyü bulunduğunu, ancak tarihsel süreçte bu sayının gerilediğini söylüyor.
“Adada yaklaşık bin 300 yıllık bir geçmişimiz olduğu kanısındayım. İlk başta sayımız çok fazlaydı. On altı köyümüz vardı. Binlerce insan adada yaşıyordu. Lüzinyan ve Venedik dönemlerinde Katolik olan bu insanların adada yaşamasının, orduda görev almasının önü açıldı. Daha sonra Osmanlı İmparatorluğu gelince sayımızda azalma oldu. Bazılarımız Ortodoksluğu benimseyerek yüksek vergilerden kurtulmaya çalıştı. Maronitler gerek Müslümanlardan gerekse Ortodokslardan çok baskı gördü. Sonuçta on altı köy dörde düştü.”
Tüm tarihsel değişimlere rağmen Maronitler dillerini ve kültürlerini korumaya çalışıyor. Nacouzi, bugün özellikle Kormacit'in bu kültürel mirasın yaşatılmasında önemli bir yere sahip olduğunu belirtiyor. “Kültürümüz bugün yoğunluklu olarak Kormacit'te yaşatılıyor. Neredeyse adadaki nüfusumuzun yarısı kendi dilini biliyor ve konuşuyor. Arapça, Türkçe ve Yunanca kelimelerden oluşan bir dilimiz var. Bugün daha çok konuşulabiliyor. Yazabilen çok insanımız yok. Bu hayat şartlarında dili yazılı olarak aktarmak zor. Ancak aileniz size öğretmişse öğrenebiliyorsunuz. Yine de her şeye rağmen mümkün olduğunca kültürümüzü canlı tutmaya çalışıyoruz. Köklerimize bağlıyız ve imkânımız elverdiği müddetçe köklerimizi yaşatacağız.”
Nacouzi, temsilcilik görevinin en önemli sorumluluklarından birinin de genç kuşakların Maronit kimliğiyle bağlarını korumasını sağlamak olduğunu düşünüyor. Çünkü toplumun büyük bölümü bugün Kıbrıslı Rumlarla birlikte yaşıyor ve genç kuşakların gündelik yaşamında Yunanca giderek daha belirleyici hâle geliyor. “Benim esas görevim gençlere Maronit kültürünü, dilini aşılamak ve unutturmamak. Çünkü sonuçta onlar çoğunlukla güney Kıbrıs'ta yaşıyor ve o hayata, kültüre, dile entegre oluyor. Sonuçta ana dilimiz Yunancaya dönüştü. Yine de bir mücadele veriyoruz.” Toplumunun köklerinin büyük ölçüde bugünkü Suriye ve Lübnan coğrafyasına uzandığını anlatan Nacouzi, Maronitlerin bir bölümünün tarih boyunca adaya askerî görevlerle bağlantılı olarak geldiğini de aktarıyor.
“En önemli sorunumuz toplumumuzu canlı tutmak”
Maronit toplumunun karşı karşıya bulunduğu en önemli sorunu nüfusun azalması ve kültürel kimliğin yok olması üzerinde yoğunlaşıyor. “Kuşkusuz bugün en önemli sorunumuz toplumumuzu canlı tutmak. Adadaki sayımız çok az. Yer değiştirmelerin de etkisiyle bu sayı azaldı. Kültürümüzü canlı tutup gençlerin bu kültürü yaşatabilmeleri için neler yapabileceği bugün en önemli tartışma konumuz. Çünkü çoğumuz Kıbrıslı Rum toplumu içinde yaşıyoruz. Her ne kadar dil, din ve kültürümüz farklı olsa da insanlar öldükçe yeni nesil daha da çok Kıbrıslı Rum toplumuna entegre oluyor. Elbette onlara da hak veriyorum, aksi hiç kolay değil.”
“1974, Maronitler için bir dönüm noktasıdır”
Kıbrıs'ın 1974'te yaşadığı bölünme, Maronit toplumunun tarihinde de önemli bir kırılma yaratmış. Köylerinin tamamının kuzeyde kalması, toplumun büyük bölümünün yer değiştirmesine, ailelerin bölünmesine, yaşamın giderek zayıflamasına neden olmuş. “Maronitler için 1974 dönüm noktasıdır. Çünkü dört köyümüz, daha önce de söylediğim gibi, kuzeydeydi. Nüfusumuzun büyük bir bölümü yer değiştirmek zorunda kaldı. Bazı ailelerimiz bölündü. Aradan geçen yıllarda sayımız gittikçe azaldı. Elbette 2004 yılında geçişlerin başlamasıyla bizim durumumuzda da bazı gelişmeler oldu. En azından aileler daha rahat görüşmeye başladı. Ancak hâlâ güvenlik sorunumuz var. Hâlâ haklarımızla ilgili sorunlarımız var. Her ne kadar şu an birileri bizim ana dilimizi konuşuyor olsa da onlar bu dünyadan gittiklerinde bizim ana dilimiz sadece Yunanca olacak.”
Nacouzi'ye göre kuzeyde yaşamaya devam eden Maronitler için ekonomik koşullar da oldukça güç. Bu koşullar, özellikle gençlerin köylerine dönmesini zorlaştırıyor. 1974 sonrasında Maronitlerin mülklerinin durumu da farklılaşmış. Bazı mülkler sahiplerinin elinde kalırken bazıları el değiştirmiş. Askeri bölgelerde bulunan köylerdeyse mülkiyet ile kullanım hakkı arasındaki sorunlar devam ediyor.
“1974'ten sonra mülklerimizin statüsü değişik şekiller aldı. Yaşamın devam ettiği köylerde bazı insanlarımız kalmayı seçti. Bazılarımız oradaki mülklerini satarak güneye geçti. Ancak yıllar geçtikçe hayat şartları zorlaştı. Aya Marina'daki mülklerin durumu ise daha karmaşık. Bir kısmı Kıbrıslı Türklere veya Türkiye'den gelen Türklere verildi. Asomatos, Karpaşa ve Aya Marina'da Maronitler mülklerini korurken, Türk askerinin varlığı nedeniyle bazı yerlerde yaşayamıyorlar. Her köyün kendi içinde farklı mülk sorunları var.”
1974 sonrası kuzeyde kalan dört tarihsel köyünden ikisine hapsolan, azalan nüfus ve asimilasyon tehlikesiyle dillerini koruma savaşı veren Maronitlerin temsilcisi Petros Nacouzi, geri dönüş umudunun zamanla söndüğünü belirtti. Mülkiyet, askeri bölgeler ve zorlu yaşam koşulları nedeniyle sürecin donma noktasına geldiğini vurgulayan Nacouzi, “Her şeye rağmen köklerimize bağlıyız; bu süreci yeniden canlandırmaya ve iki tarafın uzlaşısıyla köylerimize dönmeye ihtiyacımız var” dedi.
“Mustafa Akıncı döneminde ivme oluşmuştu, şimdi kayboldu”
Maronitlerin köylerine dönüş meselesi, 2017 yılında dönemin Kıbrıslı Türk lideri Mustafa Akıncı'nın girişimleriyle yeniden gündeme gelmişti. Özellikle Aya Marina'ya dönüş konusunda beklentiler oluşmuştu, ancak süreç ilerleyen yıllarda maalesef sonuçsuz kaldı. Nacouzi, köylere dönüşün hem kendisinin hem de önceki Maronit temsilcilerinin en önemli önceliklerinden biri olduğunu vurguluyor. “Kuşkusuz insanlarımızın köylerine yeniden dönmeleri gerek benim gerekse benden önce seçilen temsilcilerin öncelikli konusudur. Bunun için her iki tarafla görüşmeye devam ediyoruz. Bu bağlamda Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman'ı da göreve geldikten sonra ziyaret ettim. Tabii iki köyde askerin olması büyük sorun. Çünkü asker için oraların stratejik öneme sahip yerler olduğu söyleniyor. Bunun için güçlü çabalara gerek var. Mustafa Akıncı bunu oldukça zorlamıştı. Bu konuda inisiyatif de oluşmuştu. Ancak zaman içinde bu konu gündemdeki yerini kaybetti. Bunun nedenini de açıkçası tam olarak bilmiyoruz. Taraflar için önemini mi kaybetti, asker çekilmekten vaz mı geçti? Gerçekten bilemiyorum. Tek bildiğim köylerimize dönme konusundaki ivmenin yok olduğu. Şimdi bu süreci yeniden canlandırmaya ihtiyacımız var. Umarım politik ortam değişir ve bize yeniden bir şans verilir.”
Nacouzi, Erhürman ile gerçekleştirdiği görüşmede köylere dönüş beklentilerinin meşru ve haklı bulunduğunu, ancak sahadaki koşulların da gündeme geldiğini aktarıyor.
“Erhürman ile konuştuğumuzda beklentilerimizin meşru ve haklı olduğu söylendi. Ancak bazı köylerde evlerimiz hiç kalmadı, hepsi yıkıldı. Kendisi bu duruma dikkat çekti. Sorunun çözülmesi bir yanda dururken, Kıbrıs adasının durumu, Yunanistan ve İsrail anlaşmaları gündemdeyken askerin köylerden çekilmesinin pek kolay olmadığını da sözlerine ekledi.”
“Her şey donmuş, adeta beklemede”
Köylere toplu dönüş konusunda henüz somut bir ilerleme sağlanamadığı için Maronit temsilciliği şimdilik daha sınırlı, gündelik yaşamı kolaylaştıracak adımlara odaklanıyor. “Şimdilik daha küçük beklentiler ışığında adımlar atıyoruz. Köylerimizi daha çok ziyaret edebilme şansı gibi. Bazı yerlerin restore edilebilmesi gibi. Mezarlıklarımızı ziyaret edebilmek gibi daha insani konulara odaklanmış durumdayız. En azından daha iyi bir noktaya gelebilinceye kadar bunları yapmak kıymetli. Türkiye ile bu konularda herhangi bir görüşmem olmadı. Ancak daha yeniyim. Sadece Birleşmiş Milletlerden bazı kişilerle bu konuyu görüştük. Önümüzde herhangi bir zaman öngörüsü yok. Her şey donmuş, adeta beklemede. Benim de tek başıma bir tarafla yaptığım müzakere ile çözülebilecek konular değil bunlar. Ben çok hassas bir konumdayım. İnsanlık adına buradaki insanlarımızın sorunlarına çözüm arıyorum. Her iki tarafın da rızasını almak gibi bir durumumuz var.”
“Kıbrıslı Türklerle ortak bir tarihimiz var”
Nacouzi ile sohbetimizde Maronitlerin Kıbrıslı Türklerle tarihsel ilişkileri de gündeme geliyor. Özellikle 1974 öncesinde karma bir köy olan Aya Marina'daki ortak yaşamı hatırlatıyor. İki toplum arasında evliliklerin, ticari ilişkilerin ve sosyal bağların bulunduğunu anlatıyor. “Aya Marina köyümüz 1974'ten önce karma bir köydü. Çok insanımız yaşardı. Kıbrıslı Türklerle ortak bir tarihimiz var. Evlenenler, birlikte iş yapanlar oldu. Ben hiçbir zaman aramızda bir sorun görmedim. Birlikte pek çok sosyal aktivitede de yer aldık. Günümüzde de her hafta Büyük Han'da toplanırız. Hiçbir zaman insanlar arasında sorun olduğuna inanmadım. Kıbrıslı Türkler Kıbrıs kültürünü yaşatan, taşıyan insanlar. Bazen biz bunu bulmakta zorlanıyoruz.”
“Çözüm yakın görünmüyor ama umudumuzu koruyoruz”
Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü Maronit toplumu açısından yalnızca siyasi bir mesele değil. Köylerine dönemeyen, mülklerinden yararlanamayan, dilini ve kültürünü yaşatmakta güçlük çeken küçük bir toplum için geçen her yıl, kültürel sürekliliğin korunmasını da zorlaştırıyor.
“Elbette zaman geçiyor, sorun çözülmüyor. Ancak hâlâ umudumuzu korumaya devam ediyoruz. Adada bir çözüm olmasını istiyoruz. Bir çözüm bizim için de pek çok sorunun geride kalması anlamına gelecektir. Ancak çözüm çok yakın görünmüyor. Öncelik olarak köylerimiz Aya Marina ve Asomatos'a geri dönmek istiyoruz. Temsil ettiğim topluma artık köylerimizin tamamının ulaşılabilir olduğunu söylemek istiyorum. Bunun için de her iki tarafla görüşmelerim devam ediyor. Bunun yanında Kormacit ve Karpaşa'da yaşamaya devam eden halkım için daha iyi hayat şartları sağlamaya çalışıyorum. Umarım ki zaman içinde geçiş noktaları konusunda da umut verici gelişmeler yaşanır. Böylece daha fazla gencimizin köylerine dönmesini sağlayabilirim.”