'Kamu vicdanını yaralıyor'

Seçim öncesinde kamuya yapılan çeşitli istihdamlar ‘amaca hizmet etmediği’ ve ‘partizanca’ yapıldığı gerekçesiyle birçok kesimin tepkisini topladı, tüm kesimlerden UBP-HP'ye tepki var.

Fehime ALASYA

UBP-HP hükümetinin Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde, seçim yasaklarına girmeden kamuya yaptığı istihdamlar, kamu olanaklarına erişimde ‘fırsat eşitliği’ni ortadan kaldırıyor gerekçesiyle iş dünyasından ve siyasi arenadan tepki topladı.

İş çevresindeki önemli isimler, haksız işe alımlarla ilgili ‘toplum vicdanını yaraladığı ve siyasete olan güveni zedelediği’ konusunda hemfikir…

İş dünyasının da tepkisini toplayan ve ‘seçim yatırımı’ olarak ifade edilen kamuya istihdamların özel sektör ve devlet arasındaki uçurumu da giderek açtığı ve gençleri küstürdüğü, devlet ve ülke ekonomisini de olumsuz etkilediği belirtiliyor.  

Birçok iş insanı özellikle seçim arifesinde yapılan bu işe alımları şiddetle eleştirirken, sendikalar da yaşananları protesto ediyor.

Siyasi partiler ise birçok insan özel sektörde açlık seviyesinde yaşarken bu istihdamların yapılmasının vicdanları yaraladığı görüşünde. “Başbakan sadece UBP’nin Başbakanı değildir” diyerek duruma tepki gösteren bazı partililer yanında, “HP şu anda neden kılını kıpırdatmıyor” diye sorgulayan partiler de bu durumu eleştirdi.

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) dün Başbakanlık önünde “geçici işçi istihdamlarını” protesto etti. “Koltuk için her şey mübah mı?” diyen sendika, partizanca ve adaletsizce istihdama son verilmesini istedi.  

 

Kamunun birçok noktasına onlarca istihdam

Nerelere Ne Kadar İstihdam?  

(GAYRI RESMİ BİLGİLER)

Başbakanlık (56 Kişi)
Sağlık Bakanlığı (87 Kişi ‘mevsimlik işçi’)
Eğitim Bakanlığı (7 Kişi)
Vakıflar Bankası (5 Kişi)
Mağusa Serbest Liman (Bilinmiyor)
Koop Levazım (Net rakam yok)
Karayolları Dairesi (14 Kişi)
Spor Dairesi (16 Kişi)
TÜK (İddialar var, net rakam yok)
Gençlik Dairesi (15 Kişi)
Vakıflar İdaresi (5 Kişi)
KIB-TEK (85 kişilik istihdam gündemde)
BRT (11 kişi)
Dışişleri (2 kişi)

Gerek münhal çıkılarak, gerekse ‘göstermelik’ sınavlar iddiasıyla kamuda çeşitli yerlere istihdam yapılması özellikle son dönemde sürekli kamuoyunun gündeminde yer aldı.

‘Gayri resmi bilgilere göre’ bu istihdam yerleri ve istihdam edilen bazı kişi sayıları şöyle:

Başbakanlık 56 Kişi, Sağlık Bakanlığı ‘mevsimlik işçi’ statüsünde 87 Kişi, Eğitim Bakanlığı 7 Kişi, Vakıflar Bankası 5 Kişi, Karayolları Dairesi 14 Kişi,

Spor Dairesi 16 Kişi, Gençlik Dairesi 15 Kişi, Vakıflar İdaresi 5 Kişi ve KIB-TEK 85 Kişi.

 

2 istihdam da Dışişleri Bakanlığı'na

Tüm bu tartışmaların gölgesinde ise bugün Başbakanlığa 7 kişi daha alınacağı iddia edilirken, seçim yasaklarına 2 gün kala 2 istihdam da Dışişleri Bakanlığı'na yapıldığı ileri sürüldü. Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı’nda görev yapmak üzere bir adet Mütercim/Tercüman sözleşmeli personel ve Bakanlığa bağlı Dışişleri Dairesi Protokol Müdürlüğü bünyesinde görev yapmak üzere bir adet sözleşmeli personel (toplam 2 adet sözleşmeli personel) istihdam edildi.

 

Kanlı: “245 kişi arasında 5’nci geldi”

Öte yandan seçim öncesi istihdamlarda adı geçen UBP Merkez Yürütme Kurulu üyesi, BRTK Yönetim Kurulu Başkanı Özer Kanlı da sosyal medya hesabından açıklama yaparak kızının Koop Merkez Bankası sınavına katılıp hakkıyla işe alındığını savunmuş, “Varsa bir torpil derhal kızımı durdursunlar” demişti.

Kanlı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 11 Temmuz tarihinde Kooperatif Merkez Bankası’nın açtığı münhal sonrası DAÜ’de yapılan sınava katıldığını ve 245 kişi arasında 5’nci geldiğini belirterek, kızının bu özellikler haiz bir eğitim ve deneyime sahip olduğunu işaret etmişti.


PARTİ GENEL SEKRETERLERİ TEPKİLİ

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Sekreteri Erdoğan Sorakın:

“Kamuoyu vicdanında rahatsızlık yaratıyor, devlete ve siyasete olan güveni zedeliyor”

CTP Genel Sekreteri Erdoğan Sorakın , ‘fırsat eşitliğine dikkat çekerek, bunun ihlal edildiğini belirtti.

Sorakın, “Devlet yönetiminde temel kural kamu kaynaklarına ve kamu olanaklarına erişimde tüm vatandaşların eşit mesafede olduğu “fırsat eşitliği” kuralına rağmen, bu kural UBP-HP hükümeti tarafından ihlal edilmektedir.” dedi.  

UBP-HP hükümeti kamu kurumlarına, bankalara ve devlet dairelerine münhalsiz ve sınavsız yüzlerce istihdam yaptığını dile getiren Sorakın, münhali ilan edilen ve mülakatı yapılan istihdamların ise göstermelik mülakatlarla parti rozetine dayalı seçim istihdamları olduğunu savundu.

Eşitlik ve Adalet ilkesinden uzak yapılan istihdamların kamuoyu vicdanında da rahatsızlık yarattığını kaydeden Sorakın, devlete ve siyasete olan güveni de zedelediğini belirtti.

“Gittiğimiz her yerde şikâyetler alıyoruz. İnsanların parti örgütlerine çağrıldığı ve istihdam sözü verildiği duyumları ise ciddi anlamda rahatsızlık yaratıyor.” diyen Sorakın, hükümeti, adil olmayan bu uygulamadan vazgeçmeye davet etti.

 

Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri Afet Özcafer:

“HP şu anda neden kılını kıpırdatmıyor”

Sınavsız-münhalsız işe alımların sadece seçim öncesi değil, hiçbir zaman doğru bulmadığını belirten Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri Afet Özcafer, insanların beklenti içinde olduğuna vurgu yaparak, “Halk buna alıştırıldı, insanlar da beklenti içinde ama bu çok yanlış. Biz bunu uygun görmüyoruz.” dedi.  Dörtlü koalisyon döneminde işe alımların sadece sınav ile yapıldığını anımsatan Özcafer, “HP, 4’lü hükümet döneminde bu konulara çok dikkat ediyoruz diyordu, şu anda neden kılını kıpırdatmıyor da Cumhurbaşkanlığı seçimi var diye sadece izliyor? Neden gençlerin umutlarını kırıyorlar? Söylenenle yapılan bir birini tutmuyor.” şeklinde konuştu. Özcafer, konuya ilişkin şunları ifade etti:

“Fırsat eşitliği ve adaleti sağlamak adına, gençlerin moralini bozmamak adına bu düzene bir dur denmeli. Bazı alışkanlıklar hem siyasi partilerinde hem de toplum içinde bu geleneği hala yürütüyor. Partizanca istihdamları, münhalsız istihdamları hiçbir zaman onaylamıyoruz. Özellikle bu dönemde bunlar çok görülüyor. Parti içinde 10 kişiye istihdam yapılırken 100 kişi küstürülüyor. Nasıl olur da bu hatalar sürüyor. Ne kadar da eleştirsek bunu durdurmayı başaramıyoruz.”

 

YDP Genel Sekreteri Turan Büyükyılmaz:

“Başbakan sadece UBP’nin Başbakanı değildir”

“YDP olarak, UBP’nin gelenek ve göreneklerine uygun olarak her seçim arifesinde istihdam yapması bizi çok rahatsız ediyor. Gençlerimizin tamamına bu şans verilmeli. Başbakan sadece UBP’nin Başbakanı değildir, herkesin Başbakanıdır. Ülkede göçler ve yoksulluk artıyorsa bu haksız yere yapılan istihdamlar nedeniyle olduğunu düşünüyorum. Ekonomi konusunda KKTC’nin ekonomisinin bir bölümünün güneye dayalı olmasını da kabul etmiyorum. Arasta esnafının ekonomisi bugün güneyden geçişlerin durmasıyla kan ağlıyorsa nedeni de bu kurulu düzendir. Esnaf yaşam şartlarını güneyden gelen alışverişlere göre uydurmuştur, bu artık kaldırılmalı.”

 

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Sekreteri Dr. Halil Hızal:

“Birçok insan açlık seviyesinde yaşarken bu istihdamlar vicdanları yaralıyor”

İstihdamlarla ilgili esas sorunun adalet olduğuna değinen TDP Genel Sekreteri Dr. Halil Hızal, seçim öncesi yapılan bu siyasi hareketlerle toplumun kaybettiğini, kazanan olmadığını anlattı.

“Eski bir Milletvekilinin sözleşmesi 1 yıl uzatıldı. Birçok insan açlık seviyesinde yaşarken bu istihdamlar vicdanları yaralıyor.” diyen Hızal, yetenekli olan gençleri bu ülkede yaşatacak şartları giderek yitirdiğimizi iddia etti.

Hızal, büyük bir özveri ile rekabet içinde büyüyüp gelişen gençlerin, sınavsız münhalsız devlette işe alımlar karşısında umutlarını yitirdiğini kaydetti.

Hızal, şöyle devam etti:               

“Bugün lisede okuyan bir çocuğun ileride çok başarılı olsa bile, burada gelip çalışabileceğinin garantisi olmalı. Hayat bir yarış ve rekabettir. Çocuklarımız hem ülkede hem dünyada diğer çocuklarla rekabet ediyor ama günün sonda hiçbir amaca hizmet etmeyen işe alımlar yapılıyor. Eski bir Milletvekilinin sözleşmesi 1 yıl uzatıldı. Birçok insan açlık seviyesinde yaşarken bu istihdamlar vicdanları yaralıyor. Gereği varsa önceden münhal yapılır ve gerçekten kaybeden insanın da en ufak bir kuşku duymayacağı noktada olmamız gerek. Hem kaybedenler hem de işe girenler yönünden bakıyorum. Sınavsız-münhalsız işe girenler bunu gönül rahatlığıyla yaşayabilecekler mi? Döviz krizi, daralan ekonomi varken biz seçim kazanacağız diye kamuya istihdam yapıyoruz. Bütçe korkunç açıklar verirken, devlet özel sektöre 1,500 TL bile ödeyemezken kamuya istihdam yapılmasına söylenecek söz yoktur.

Bu yönde seçim yapılacaksa bu kazananın olmayacağı bir süreçtir. Toplum kaybediyor, kimse kazanmayacak. Gençler umutlarını yitiriyor. Ülke gidemeyenler ülkesi olacak, yetenekli olan tüm çocuklarımızı bu ülkede yaşatacak şartları giderek yitiriyoruz. Bu çocuklar hayatını başka yerde geçirme eğilimine giriyor, girecek de. Ülke akıllı ve başarılı çocukların omuzunda yükselir ama bizler bunu anlayamıyoruz.”


İŞ ÇEVRELERİ İSYANDA…

Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz:

“İş dünyası bunu hiçbir zaman hoş karşılamadı, karşılamayacak da”

Özellikle seçim öncesi olan bu istihdamları hiçbir zaman tasvip etmediklerini kaydeden Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz, “Biz oda olarak sürekli kamunun küçülmesi gerektiğini savunuyoruz, dolayısıyla bu istihdamların, işe alımların seçim öncesi yapılması her zaman teki toplar.” dedi.  Bu yapılan siyasi hareketlerin 60 kişiyi memnun ederken 600 veya 6 bin kişiyi küstürdüğünü kaydeden Deniz, bunun her açıdan kaybetmek olduğunu dile getirdi.

Bu yaklaşımın her zaman ters teptiğine değinen Deniz, “Bu geçmişte de vardı, her zaman ters tepti. Faydasından çok zarar veriyor. Bu zamanda bunların yapılması gençlerin umudunu yitirmesine neden oluyor. İş dünyası bunu hiçbir zaman hoş karşılamadı, karşılamayacak da.” şeklinde konuştu.


Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Candan Avunduk:

“Gitgide daha da tükeniyoruz. Gençlerimiz üretimden ve ülkeden uzaklaşıyor”

Seçim öncesi devlete yapılan istihdamları duyduklarını kaydeden Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Candan Avunduk, “Kamu Hizmeti Komisyonu çalıştırılmadan ve özellikle seçim arifesinde yapılan bu istihdamlar, toplum vicdanını yaralar niteliktedir.” dedi.  Sendikalarında bu durumdan rahatsız olduklarını işaret eden Avunduk, kamu reformu için artık ciddi adımlar atılması gerektiğini yineleyerek, ülke şartlarında bu istihdamların yapılmasını eleştirdi.

Avunduk, “Hükümetler, bir taraftan devlet kadrolarını cazibe merkezi haline getiriyor, bir taraftan da bu kadrolar aracılığı ile menfaat sağlamaya çalışıyor. İnanılır gibi değil. Personel gideri, maaşlar ve emekli maaşlarının, devlet bütçesinin %78’inin oluşturduğu, dünya çapında bir pandeminin yaşandığı ve tüm bunlar yetmezmiş gibi, üzerine bir de döviz krizi yaşadığımız bu günlerde, hükümet edenlerin bu istihdamları yapmak konusunda zaman ve vicdani güç bulmalarını anlayamıyorum.” dedi.

Devlet-özel ayrımıyla ilgili de yorumda bulunan Avunduk, bu istihdamların siyasiler üzerindeki baskısına da şöyle değindi: “Pandemi nedeni ile özel sektör ve kamu farketmeksizin, iki ay boyunca kimse iş yapmadı. Ancak devlet kamu çalışanına bu iki ayda minimum 10,000 TL ödeme yaparken, özel sektör için sadece 1,500 TL yardım desteği yaptı. Şimdi bir işsiz bir genç olsanız, ekonomik akıl devlette çalışmanızı mı gerektirir, yoksa özel sektörde mi? Bu yüzden değil midir ki siyasilerin üzerinde ne zaman olursa olsun, her dönemde, “beni de devlete al” “oğlumu devlete al” “kızımı devlete al” şeklinde baskı oluşmaktadır.”

Yıllardır devam eden ve yapısal sıkıntılara sebep olan bu anlayışın, hem bugünü hem de yarını tehdit ettiğini dile getiren Avunduk, “Gitgide daha da tükeniyoruz. Gençlerimiz üretimden ve ülkeden uzaklaşıyor.” ifadelerini kullandı.


GİAD Başkanı Uğur Ergün:

“Bu siyasi, sosyal, ekonomik, etik her manada haksızlık ve ahlaksızlık”

Genç İşadamları Derneği (GİAD) Başkanı Uğur Ergün, seçim dönemlerinde yapılan istihdamlara ilişkin olarak GİAD’ın fikrinin çok net olduğunu vurguladı, “bunun siyasi, sosyal, ekonomik, etik her manada haksızlık ve ahlaksızlık olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Ergün, şunları aktardı: “Siyasi olarak haksızlık ve ahlaksızlıktır çünkü oy satın alınması demektir. Sosyal olarak haksızlık ve ahlaksızlıktır çünkü fırsat eşitliğine dayalı değildir, liyakata, yeterliliğe bakmaz, bayrak sallayanı alırsınız. Etik olarak haksızlık ve ahlaksızlıktır çünkü ihtiyaca binaen yapılan bir istihdam değildir. Ekonomik olarak haksızlık ve ahlasızlıktır çünkü toplumun ensesine büyük maddi külfet yüklemektedir.

Politikacıların siyasi kariyer gailesiyle ihtiyaç olmadığı halde torpille işe aldığı birtakım insanların ikinci iş yapıp ekonomide haksız rekabet ortamı yarattığını ve buna kimseciklerin ses çıkarmadığını da görüyoruz. Tüm bu sebeplerle fikrimiz nettir”


UBP Parti Meclis Üyesi, İş İnsanı Gürsel Uzun:

“Bunu yapmak içi kansız olmak lazım...”

UBP Parti Meclis Üyesi, İş İnsanı Gürsel Uzun da sosyal medyadan yaptığı paylaşımda “Bunu yapmak içi kansız olmak lazım...” diyerek yapılan istihdam, atama ve terfiye sert tepki göstermişti. Uzun, dört kişilik bir ailede terfi, atama ve istihdam gibi haksız oynamalar yapıldığını savunmuştu.

Özelikle seçim dönemlerinde istihdamların arttığını dile getiren Uzun’un ifadesinde özetle şunlar yer almıştı:

“Amma bazı Kansızlar vardır ki bir çok insandan daha ihtiyaçsız olmasına rağmen iki kızını yüksek maaşlı kurum ve kuruluşlara yerleştirirken eşine birden fazla terfi kendini de birden fazla yerin başına atayabiliyor...

Sizin anlayacağınız dört kişilik bir ailede iki terfi üç atama iki de istihdamın nasıl dağıtılabilineceği şeytanın bile aklına gelmez... Bir söz vardır isteyenin bir yüzü vermeyenin iki diye...

Bence kabahat bunların olmasına müsaade edende yani verende ancak..

Bu kadar şeyi istemek kovalamak kalıbına uydurmak ve yapmak ancak bir Kansızın işi olur başka da değil...”


Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş:

“Gençlerimizin bu ülkede tutunma çabasına bu şekilde sekte vurmak, onlara ve ülkemize yapılabilecek en büyük kötülüktür”

Toplumun bu istihdamlar nedeniyle gerildiğini ifade eden Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş, “Fırsat eşitliği ve şeffaflık ilkelerinden son derece uzak bir şekilde yapılan bu istihdamlarla hem işe giren gençlerin başladıkları yeni hayata dair sevinçleri kursaklarında bırakılmış, hem de işsiz bir şekilde bekleyen gençlerin bu ülkedeki yaşam umutlarının biraz daha azalmasına neden olmuştur.” dedi. 

Sınırlı sayıda olması gereken kamu istihdamlarının baba ve annelerin parti rozetine bakılarak, seçim rüşveti olarak dağıtıldığını ileri süren Denktaş, bunun kabul edilemez olduğunu kaydetti.

Denktaş, “Görevde olduğum süreler içerisinde tüm istihdamların Kamu Hizmeti Komisyonu üzerinden yürütülmesine özen gösterdiğim herkes tarafından biliniyor. 

Gençlerimizin bu ülkede tutunma çabasına bu şekilde sekte vurmak, onlara ve ülkemize yapılabilecek en büyük kötülüktür.” şeklinde konuştu.

İlgili Haberler

Özel Haber Haberleri