“İsim yazmamak masumiyet karinesi değildir”

Cumhurbaşkanlığı eski müsteşarlarından, akademisyen Gürdal Hüdaoğlu, Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’nın basın özgürlüğü açısından ciddi sorunlar içerdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı eski müsteşarlarından, akademisyen Gürdal Hüdaoğlu, Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’nın basın özgürlüğü açısından ciddi sorunlar içerdiğini söyledi. Hüdaoğlu, masumiyet karinesinin yanlış yorumlandığını belirtti.

Hüdaoğlu, “Meclis’te bugüne kadar pek çok sorunlu yasa kabul edildi. Ama ‘Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’ bunların en tuhaflarından birisi olabilir” dedi. Yasanın evrensel hukuk bağlamından kopuş anlamına geldiğini belirten Hüdaoğlu, “Yasa bir ülkenin topyekûn, evrensel bağlamdan kopuşuna delalettir ve her şeyi el yordamıyla ve anlık duygu kabarmaları yoluyla kotarma alışkanlığının artık sıradanlaşmaya yüz tutan örneklerinden bir yenisidir” ifadelerini kullandı.

 

“Yurttaşa 3 ay, gazeteciye 1 yıl hapis”

Yeni düzenlemenin teoriden ve literatürden koparıldığını kaydeden Hüdaoğlu, “Teoriden ve literatürden kopartılmış ve gündelik hayat popülizmine sıkıştırılmış her konuda olduğu gibi bunda da fena halde çuvallandı” dedi.

Yasaya göre zanlı ve sanıkların isim ve görüntülerinin haberlerde yer alamayacağını belirten Hüdaoğlu, “Bu yasağı ihlal eden vatandaş 3 ay; gazeteci ise 1 yıl hapis yatacak” dedi. Bu düzenlemenin “masumiyet karinesi” gerekçesiyle savunulduğunu ifade eden Hüdaoğlu, tartışmanın basın özgürlüğü sorununa dönüştüğünü söyledi.

 

“Masumiyet karinesi yanlış tartışılıyor”

Hüdaoğlu, “Masumiyet karinesi kabaca ‘kişilerin yargı kararı olmadan suçlu ilan edilemeyeceğini’ vurguluyor” diyerek bu ilkenin esasen devlete karşı vatandaşı korumaya yönelik olduğunu belirtti. Medya açısından temel sorumluluğun peşin hüküm vermemek olduğunu ifade eden Hüdaoğlu, “Kişilerin adlarını yazmak, hangi nesnel ölçüte göre suçluluklarına dair bir saptama ya da ima içermektedir?” diye sordu.

 

“Ölçüt isim değil, dil”

İsim ve görüntü yayımlamanın suçluluk ilanı anlamına gelmediğini vurgulayan Hüdaoğlu, “Yani buradaki ölçüt, kimliğin açık edilmemesi değil, dava konusunun peşin hükümden uzak olarak aktarılmasıdır” dedi. “Katil mahkemeye çıkarıldı” başlığı ile “Zanlı mahkemeye çıkarıldı” başlığı arasındaki farkın belirleyici olduğunu ifade etti.

 

“İsimlerin gizlenmesi ters etki yaratabilir”

Zanlı isimlerinin gizlenmesinin bazı durumlarda adaletin işlemesini zorlaştırabileceğini vurgukayan Hüdaoğlu, “Zanlıların isimlerinin erişilebilir olması sayesinde pek çok suçun aydınlığa kavuştuğu bilinir” dedi. Özellikle tecavüz, şiddet ve dolandırıcılık gibi suçlarda mağdurların medyada gördükleri kişiler üzerinden ihbarda bulunabildiğini söyledi.

“Sığ bir yorum, büyük bir skandal”

Masumiyet karinesinin isim ve fotoğraf yasağına indirgenmesini eleştiren Hüdaoğlu, “Bu ilkenin ‘isim yazmamak’ ve ‘fotoğraf yayınlamamak’ gibi sığ bir yere hapsedilmesi büyük bir skandaldır” dedi. “Kamuya mal olmuş kişi” istisnasının da sorunlu olduğunu belirten Hüdaoğlu, gazeteciliğin “kamunun bildiği kişi” ile değil “kamuyu ilgilendiren olay” ile ilgilenmesi gerektiğini vurguladı.

 

“Bu bir özgürlük değil, sınır çizme girişimi”

Yasada yer alan ve isim verilmeden yapılan haberlerin suç sayılmayacağını belirten düzenlemeye de değinen Hüdaoğlu, bunun ilk bakışta özgürlükçü görünse de aslında sınırları daraltan bir yaklaşım olduğunu belirtti. Hüdaoğlu, “Zaten serbest olan ve asla tartışılmaması gereken bir şeyde ‘özgür’ sayılmamız, aslında bu özgürlüğü bulanıklaştıran yeni anlayışın ilanından başka bir şey değildir” dedi.

Hüdaoğlu, değerlendirmesini “Gazetecilik eski bir meslektir. Geleneği vardır. Kuralları sağlamdır, etik felsefesi güçlüdür. Muhtaç olduğu tek şey özgürlük ve ahlaki nosyondur. Hukuk terbiyeciliği değil” diye konuştu.

Haberler Haberleri