Kıbrıs sorununda yıllardır süregelen ezberler bozulurken, Kıbrıs’ın güneyindeki iç siyasette ve medyada benzeri görülmemiş bir öz eleştiri ve sorgulama dalgası yaşanıyor.
Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis’in müzakere masasında izlediği taktikler, bizzat Kıbrıslı Rum ana akım medyası ve eski üst düzey diplomatlar tarafından çarpıcı şekile eleştiri oklarının hedefine koyuluyor...
Yayınlanan haberlere göre, Kıbrıs Türk liderliğinde yaşanan değişimin ardından masaya konan rasyonel çerçeve, Hristodulidis’in yıllardır arkasına saklandığı diplomatik konfor alanını yok etti.
Güneyde yayın yapan köklü yayın organları ,Politis, Alithia ve Cyprus Mail’de yayımlanan analizler, Kıbrıslı Rum liderin müzakere taktiklerinin inandırıcılığını yitirdiğini ve BM nezdinde de ciddi bir güven krizine sürüklendiğini ortaya koyuyor.
"Tatar karşısındaki rahatlık bitti, Erhürman ezberi bozdu"
Kıbrıslı Rum basınının dikkat çektiği en temel kırılma noktası, masadaki liderlik profillerinin değişmesiyle ortaya çıkan yeni denge. Alithia gazetesi, manşetten verdiği analizinde durumu çarpıcı bir başlıkla özetledi: “Hristodulidis Erhürman Karşısında, Muhatabı Tatar’mış Gibi Davranıyor.”
Haberde, Hristodulidis’in daha önce federasyon karşıtı iki devletli tezi savunan Ersin Tatar karşısında hiçbir bedel ödemeden "çözüm yanlısı" rolü oynayabildiği, ancak bugün karşısında Crans-Montana müktesebatını ve BM parametrelerini sahiplenen Tufan Erhürman’ın bulunmasıyla bu rahatlığın son bulduğu vurgulandı.
Alithia, Erhürman’ın süreci açıcı bu yapıcı hamleleri karşısında Hristodulidis’in ne yapacağını şaşırdığını, 2024’te Yunanistan Başbakanı Miçotakis’e “tarih yazacağını” vadeden Kıbrıslı Rum liderin bugün kabul görmeyen 19 fikir ve karmaşık paketlerle süreci bataklığa sürüklediğini kaydetti.
"Show Must Go On": Çözüm değil, sonsuz bir iletişim tiyatrosu
Eski Kıbrıslı Rum Bakan Kostas Themistokleus ise Politis gazetesinde kaleme aldığı makalede, Hristodulidis’in gerçek niyetini sert sözlerle deşifre etti. Themistokleus’a göre Rum liderin derdi ne Güven Yaratıcı Önlemler (GYÖ) ne de çözüme götüren gerçek bir diyalog.
Themistokleus, Kıbrıslı Rum basınının duayen ismi Alekos Konstantinidis’in “Show must go on (Gösteri devam etmeli)” sözünü hatırlatarak, Hristodulidis’in tek amacının sonuçsuz ve ucu açık bir süreç yaratarak günü kurtarmak olduğunu belirtti:
"Hristodulidis görüşmeye hazırlıksız ve şaşkın giderken, Erhürman 4 metodolojik noktayla son derece hazırlıklı gitti. Hristodulidis’i tek ilgilendiren şey ise Başkanlık Sarayı’na döndüğünde basına ne anlatacağıydı."
Themistokleus ayrıca, Kıbrıslı Rum medyasındaki "Türkiye suçlu, karşı taraf uzlaşmaz" ezberinin artık sadece saf insanları kandırmaya yaradığını, perde arkasını görenlerin Hristodulidis’in iletişim illüzyonunu net bir şekilde okuduğunu ifade etti.
Bayat Maraş önerisi ve masayı tıkama hamleleri
Hristodulidis’in masadaki samimiyetsizliğini belgeleyen bir diğer çıkış ise Cyprus Mail’den geldi. Gazete, “Hiçbir yere varmayan yol önerilerle döşelidir” başlıklı köşe yazısında, Hristodulidis’in kapalı Maraş’ın BM yönetimine verilmesi karşılığında Mağusa Limanı’nın AB denetiminde açılması yönündeki önerisini sert bir dille eleştirdi.
Bu önerinin 2005 yılında eski Rum lider Tassos Papadopulos tarafından sunulan ve 21 yıl önce reddedilmiş bayat bir fikir olduğunu hatırlatan gazete, şu noktalara dikkat çekti:
Bir yıldır basit birkaç geçiş noktasında bile anlaşma sağlanamamışken, Hristodulidis’in 6-7 yeni geçiş noktası veya çözümü yıllar alacak Maraş önerisiyle ortaya çıkması, süreci bilinçli olarak tıkama girişimidir.
Bu önerinin ısıtılıp yeniden gündeme getirilmesinin asıl nedeni, güneydeki Mağusa belediye meclisi toplantısı ve yaklaşan spor etkinlikleri öncesinde eski Maraş sakinlerine "sizinle ilgileniyorum" mesajı verme arzusudur.
BM ile gizli kriz: Hristoduldis yönetimine "Kırmızı Bayrak"
BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin kamuoyu önünde 9 Kasım üçlü zirvesi ve olası çok taraflı gayriresmi konferans için temkinli iyimserlik mesajları verse de, diplomatik kulislerde tablonun çok farklı olduğu kaydediliyor.
Hem Politis hem de Alithia, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Kişisel Temsilci Holguin’in perde arkasında Hristodulidis’in sorumluluktan kaçtığını çok iyi bildiklerini yazıyor. Themistokleus, Guterres’in mektuplarında güven ortamı eksikliği ve GYÖ’lerin ilerletilememesi konusunda doğrudan Hristodulidis’i işaret ettiğini; BM yetkililerinin Erhürman’ın sunduğu metodolojik çerçeveye çok daha yakın durduğunu belirtti. Bu durum, BM aktörlerinin güneyde bir kez daha "istenmeyen/kırmızı bayrak" ilan edilmesine yol açıyor.
“Ezberler bozuluyor”
Güneyde yükselen bu çok sesli eleştiriler, adada uzun yıllardır sürdürülen statükonun artık savunulamaz hale geldiğini gösteriyor. Kıbrıs Türk tarafının masaya koyduğu takvimli, siyasi eşitliğe dayalı ve geçmiş kazanımları koruyan rasyonel diplomasi; Hristodulidis’in "hem masada görünme hem de adım atmama" üzerine kurulu taktiğini bizzat kendi kamuoyu önünde çökertmiş durumda.