“Gece kulüplerinde yalnızca mutfak denetleniyor”

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan İnsan Ticareti Raporu'nun Kıbrıs'ın kuzeyine ayrılan bölümünde gece kulüplerindeki insan ticaretine vurgu yapıldı.

YENİDÜZEN

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan İnsan Ticareti Raporu'nun Kıbrıs'ın kuzeyine ayrılan bölümü, bölgedeki insan ticareti tablosuna ve yetkililerin mücadeledeki yetersizliğine ilişkin ağır tespitler içeriyor.

Raporda, Mart 2020’de "KKTC Ceza Yasası"nda yapılan değişiklikle insan ticaretinin suç kapsamına alınmasına rağmen; raporlama döneminde hiçbir insan tacirine yönelik soruşturma, kovuşturma veya mahkûmiyet kararı verilmediği ve resmi olarak tek bir mağdurun dahi tespit edilmediği belirtildi. Yetkililerin herhangi bir Ulusal Sevk Mekanizması (NRM) ya da Standart Çalışma Prosedürü’ne (SOP) sahip olmadığı; mağdurlar için sığınma evi, psikolojik destek, hukuki yardım, fon ya da güvenli geri dönüş mekanizması sunulmadığı vurgulandı.

Metinde özellikle gece kulüplerinde çalışan yüzlerce yabancı kadının pasaportlarına el konularak, tehdit ve tecrit altında cinsel sömürüye maruz bırakıldığına dikkat çekildi. Kulüp denetimlerinin "mutfak hijyeni" ile sınırlı kaldığı vurgulanırken, sektörün devlete sağladığı yıllık 30 milyon TL'lik vergi girdisinin ve yetkililerle kurulan ilişkilerin mücadelede açık bir çıkar çatışması yarattığı belirtildi. Öte yandan sahte vaatlerle adaya çekilen yabancı üniversite öğrencilerinin tefeciler ve şebekeler eliyle fuhşa, zorla çalıştırmaya veya suça sürüklendiği, farklı coğrafyalardan gelen göçmen işçilerin ise inşaat, tarım ve ev hizmetleri gibi sektörlerde ağır emek sömürüsüne maruz kaldığı kaydedildi.

 

Gece Kulüpleri, konsomatris vizeleri ve ciddi iddialar…

“27 gece kulübünde 306 kadın çalışıyor, 6 ayda 1150 konsomatris çalışma izni verildi”

Raporun en dikkat çekici kısımlarından birini gece kulüpleri ve eğlence sektörü oluşturdu. "2000 Yılı Gece Kulüpleri ve Benzeri Eğlence Yerleri Yasası"nın bu mekânların sadece dans gösterisi gibi gösteriler sunabileceğini hükme bağlamasına rağmen yasanın nadiren uygulandığı ifade edildi.

Raporda, Şubat 2026 verilerine göre yetkililer, 27 gece kulübünde 306 kadının çalıştığını bildirdiği belirtildi.

Yine yetkililer, 2024’teki 966 adede kıyasla, gece kulüplerinde çalışanlara yönelik altı aylık 1.150 konsomatris çalışma izni düzenlendiğini belirtti.

Bu izinlerin Cezayir, Azerbaycan, Belarus, Küba, Dominik Cumhuriyeti, Estonya, Gürcistan, Guatemala, Macaristan, İran, Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, Letonya, Moldova, Polonya, Romanya, Rusya, Tacikistan, Türkmenistan, Ukrayna ve Özbekistan kökenli kadınlara verildiği kaydedildi.

 

14 kadın sınır dışı edildi

Kadınların ülkeye girişlerinde pasaportlarına el konularak "konsomatris vizesi" verildiği; işveren değiştirme haklarının bulunmadığı ve şikayette bulunanların rutin biçimde sınır dışı edildiği belirtildi. 2024'te sözleşmesi feshedilerek sınır dışı edilen kadın sayısı 14 olarak açıklanırken, bu dönemde sınır dışı sayısı bildirilmedi.

“Polisle ya da doktorlarla iletişime geçmeleri engelleniyor”

Kadın çalışanların haftalık zührevi hastalık kontrollerine kulüp korumaları refakatinde götürüldüğü, bu sayede polisle ya da doktorlarla iletişime geçmelerinin engellendiği aktarıldı. Kulüp sahipleri ve korumaların kadınlara şantaj yaptığı, ölüm tehdidinde bulunduğu, uyuşturucuya zorladığı ve sağlık hizmeti almalarını engellediği yönündeki gözlemci raporları metne girdi.

 

Denetim zafiyeti: “Komisyon denetimleri yalnızca mutfak hijyeni üzerine yoğunlaşıyor

Gece kulüplerini denetleyen, polis ve kamu görevlilerinden oluşan "Gece Kulübü Komisyonu"nun her ay toplandığı; ancak uygulamada denetimlerin yalnızca "mutfak hijyeni" üzerine yoğunlaştığı ifade edildi. Kadınlarla yapılan mülakatların da korumaların ve personelin önünde gerçekleştiği, bu durumun çalışanların konuşmasını engellediği bildirildi.

 

İnsan ticaretiyle mücadelede çıkar çatışması:

Devlete yılda 30 milyon TL veriyorlar

Raporda ayrıca, gece kulübü sahiplerinin devlete yıllık 20 ila 30 milyon Türk lirası (yaklaşık 465.650 – 698.470 Dolar) vergi ödediğine dikkat çekilerek, bu ekonomik girdinin insan ticaretiyle mücadelede çıkar çatışması ve caydırıcı bir engel oluşturduğu öne sürüldü. Bazı yetkililerin kulüp sahipleriyle doğrudan bağlarının bulunduğu iddiaları da rapora yansıdı. Öte yandan, 2018 yılında 3.143 olarak açıklanan ev hizmetlilerine yönelik çalışma izni sayısının o tarihten bu yana raporlanmadığı not edildi.

 

Yabancı üniversite öğrencileri hedefte

Raporda dikkat çekilen diğer bir başlık ise yabancı üniversite öğrencileri oldu:

Acente ve işe alım bürolarının; yabancı öğrencileri sahte burs, ücretsiz yurt ve iş vaatlerinin yanı sıra "Avrupa Birliği’nde eğitim görecekleri" yalanıyla adaya getirdiği kaydedildi.

Ruhsatsız çalışan tefecilerin öğrencilere borç verip güvence olarak pasaportlarına el koyduğu; bu borçlar nedeniyle kız öğrencilerin kiralık dairelerde cinsel sömürüye, erkek öğrencilerin ise zorla çalıştırmaya ve uyuşturucu kuryeliği gibi suçlara itildiği aktarıldı.

Adaya yeni gelen öğrencilerin otel, kumarhane ve gece kulüplerinde çok düşük ücretlerle ya da hiç para verilmeden insanlık dışı koşullarda çalıştırıldığı ifade edildi.

 

Emek sömürüsü ve kırılgan gruplar

İnsan tacirlerinin Doğu Avrupa, Sahra Altı Afrika, Orta Asya, Güney ve Güneydoğu Asya kökenli mağdurları sanayi, inşaat, tarım, restoran, perakende ve ev hizmetlerinde zorla çalıştırdığı belirtildi. Mağdurların borçlandırma, sınır dışı edilme korkusu ve hareket kısıtlamasıyla baskı altında tutulduğu kaydedildi.

Kıbrıs’ın güneyinde çalışma izinleri bittikten sonra kuzeye geçen göçmen işçilerin yanı sıra Türkiye kökenli mevsimlik tarım işçileri, aileleri ve Roman çocukların zorla çalıştırma ve istismara karşı en savunmasız kesimler arasında yer aldığı vurgulandı.

 

Haberler Haberleri