Düğümü Holguin çözecek

BM ve AB kanadından Kıbrıs sorununun çözümü için bir "fırsat penceresi" açıldığı ve "ivme yakalandığı" yönünde açıklamalar gelse de, daha önce Temmuz sonu-Ağustos başı olarak hedeflenen genişletilmiş 5+1 konferansının akıbeti belirsizliğini koruyor.

Tümay TUĞYAN

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs sorunu konusunda yeni bir inisiyatif üstlenerek kişisel temsilcisi Angela Maria Holguin aracılığıyla başlattığı temaslar ve garantör ülkelerin de katılımıyla genişletilmiş bir konferans düzenleme hazırlığında, henüz kamuoyunu tatmin edecek, görünür bir ilerlemeden bahsetmek mümkün değil.

Süreç, başta uluslararası toplum olmak üzere, pek çok kesim tarafından çözüm yönünde bir ‘fırsat penceresi’ olarak yorumlansa da, bu pencerenin açılıp açılamayacağı, Holguin’in adaya dönüşünde netleşecek.

Kolombiyalı diplomatın son Kıbrıs ziyaretinde, ‘Temmuz sonu-Ağustos başı’ olarak hedef koyduğu 5+1’in öngörülen zamanda düzenlenip düzenlenemeyeceği konusu da şu an itibarıyla belirsizliğini koruyor.

"Şartlar henüz oluşmadı"

YENİDÜZEN’e konuşan Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına göre gidişat, Temmuz sonu ya da Ağustos başında bir çoklu toplantıya işaret etmiyor ancak “zamanlamanın önemli olduğuna” vurgu yapılıyor.

“Henüz bir planlama yok. Genel Sekreter haklı olarak 5+1 için şartların oluşmasını bekliyor ve bugün itibarıyla şartlar çok da oluşmuş durumda değil” diyen Cumhurbaşkanlığı kaynakları, ay sonuna doğru mekik diplomasisinin ikinci turu için Kıbrıs’a dönmesi beklenen Holguin’in beraberinde ne getireceğini görmek istiyor:

“Geldiği zaman, tüm taraflardan aldığı geri dönüşleri göreceğiz. Ona göre de 5+1’e dair önümüze nasıl bir yol haritası çizeceğimizi, oturup değerlendireceğiz”.

Holguin önce adada her iki liderle, sonrasında Ankara’da ve Atina’da Türkiye ve Yunanistan Dışişleri Bakanları ile, devamında da New York’ta, BM Genel Sekreteri ile bir araya geldi.

Holguin erken mi davrandı?

Bu değerlendirmelerin tarafları ‘anlamlı’ bir toplantıya taşıyacak zemine işaret edip etmediğini görmek için Holguin’in adaya dönüşü beklenedursun, bu aşamada gündeme gelen bir diğer soru ise şu:

Holguin söz konusu takvimlemeyi, taraflarla iyi bir değerlendirme yapmadan önce açıklayarak, erken davranmış olabilir mi?

NATO Zirvesi çerçevesinde Ankara’da bulunan Avrupa Birliği liderleri Ursula Von der Leyen ve Antonio Costa’nın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la gerçekleştirdikleri uzun soluklu görüşmenin ardından yaptıkları ortak yazılı açıklamada Kıbrıs sorununa da değinerek, “Kıbrıs sorununun çözümü için yakalanan ivmeyi mutlaka değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullanmaları, kapalı kapılar ardında yürütülen diplomasinin verimine ilişkin soruları gündeme taşıyan bir diğer unsur.

Geçtiğimiz haftalarda güney basınında, Holguin’e atfen ortaya atılan kademeli çözüm planı iddiası, gerek Kıbrıs Türk tarafı, gerekse bizzat Holguin tarafından yalanlandı. BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs kişisel temsilcisi, söz konusu haberleri; “Yaratıcılığa dayalı varsayımlar” sözleriyle yorumladı.

Politis gazetesinin önceki gün Guterres’in, ‘müzakereler için yeni bir beşli konferans toplamaya yönelik koşulların olgunlaştığı konusunda henüz ikna olmadığını’ yazması da, verime ilişkin soru işaretlerini artırdı.

Uluslararası toplumun sözünü ettiği ‘ivme’ ne?

O halde AB Konseyi Başkanı Costa ve AB Komisyonu başkanı Von der Leyen’in bahsettiği ivme ne?

Yine Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına göre, bu değerlendirmeler aslında uluslararası toplumun, sürece olumlu bir yerden bakma niyetiyle ilgili.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, yeni bir 5+1 düzenleyip de öncekilerde yaşanan uzlaşmazlıkların yeniden yaşanmasını arzu etmediğine işaret eden Cumhurbaşkanlığı kaynakları, Kıbrıs Türk tarafının prensip olarak bu konferansa sıcak baktığını yinelerken, ‘iyi bir planlama ve organizasyon yapılmadan gidilecek ve öncekiler gibi sonuçsuz kalacak bir genişletilmiş toplantının, ‘ivme’ denen şeyin kaybedilmesine yol açabileceği’ yönündeki endişeyi de dile getiriyor.

Kıbrıs Türk tarafının pozisyonunda herhangi bir değişiklik olmadığının da altını çizen ve üç aşamalı yaklaşım, yani güven yaratıcı önlemler, metodoloji ve sonrasında müzakereler yönündeki pozisyonun korunduğuna işaret eden kaynaklar, “Beklentimiz, genel sekreterin alacağı inisiyatifin, bunları göz önüne alması. Bir yol haritası oluşturulurken, bizim beklentilerimizin de karşılanmasını talep ediyoruz,” diyor.

Türkiye-AB ilişkilerini de sorduğumuz Cumhurbaşkanlığı kaynakları, Avrupa Birliği’nin, NATO’nun ikinci büyük askeri gücü olması sebebiyle, Türkiye ile özellikle güvenlik konusunda yeniden yakınlaşmayı arzuladığını, dolayısıyla da Guterrs’in Kıbrıs sorunu konusunda üstlendiği yeni inisiyatifle, AB-Türkiye ilişkilerinde yaşanan gelişmelerin, birbirini olumlu etkileme kapasitesine sahip olduğunu ifade ediyor.

Özel Haber Haberleri