Bayram DEM*
bayramdem94@gmail.com
Kıbrıs’ın Kuzeyinde Genç Olmak…
Kıbrıs’ın kuzeyinde gençlerin yaşadığı sorunları anlamak için yalnızca işsizlik oranlarına veya hayat pahalılığına bakmak yeterli değildir. Gençlerin eğitimden istihdama, barınmadan sosyal yaşama, psikolojik iyi olma hâlinden gelecek beklentilerine kadar birçok konuyu birlikte değerlendirmek gerekir.
Sivil Alan ve Infakto Research Workshop tarafından Mart 2024’te, altı ilçede yaşayan 15–24 yaş grubundaki 752 gençle yüz yüze görüşülerek yapılan bir araştırmaya göre gençlerin %71’i gelecekte başka bir ülkeye yerleşmeyi planladığını belirtiyor.
Bu da bize ülkemizde birçok şeyin yolunda gitmediğini gösteriyor.
Bir eğitimci olarak tabii ki bunların içinden öncelikle eğitimdeki sorunlardan bahsetmek istiyorum. Çünkü güçlü, geleceğe emin adımlarla yürüyen bir gençlik yaratmak istiyorsak önce gençlerimizin aldığı eğitimin niteliğini de sorgulamak gerekmektedir.
Bana göre eğitimde en çok değinmemiz gereken problemlerden biri, eğitim programlarının değişen meslek ihtiyaçlarına cevap vermemesidir. Yani diğer bir deyişle, gençlerin diploma sahibi olmalarına rağmen iş hayatında ihtiyaç duyulan bilgi ve becerilere yeterince sahip olamamalarıdır. Bu da bizim eğitim sistemimizi ve eğitim programlarımızı bir kez daha gözden geçirmemiz gerektiğini söylüyor.
Eğitimdeki diğer sorunlara bakacak olursak kalabalık sınıflar, öğretmensiz geçen dersler, rehber öğretmen eksikliği (okullarımızda şiddet, zorbalık vb. sorunların çok ciddi derecede arttığını da göz önünde bulundurursak çok önemli bir eksikliktir), eğitime ayrılan bütçenin az olması, öğrencilerin devamsızlık sorunları ve bundan dolayı eğitimden kopmaları, öğle arasında yaşanan beslenme sorunları ve güvenlik eksikleri diye sayabiliriz. Bu sorunların hepsi, öğrencilerimizin nitelikli bir eğitim almasını engellemektedir.
Nitelikli eğitim alamayan bir nesli işsizlik, yoksulluk, fırsat eşitsizliği, mesleki yetersizlik, beyin göçü ve toplumsal umutsuzluk bekler. Eleştirel düşünme becerileri gelişmeyen gençler, bilgi kirliliğine ve manipülasyona daha açık hâle gelir. Bu durum da bir ülkenin geleceği için çok önemli bir sorundur.
Gençler Ülkelerinde Gelecek Kaygısı Yaşıyor…
Gençlerin kendi ülkelerinde bir gelecek kurabileceklerine olan inançları giderek zayıflamaktadır.
Lise yıllarımdan itibaren benim de en çok düşündüğüm mesele, nasıl bir geleceğe sahip olacağımdı.
Üniversiteyi bitirip hemen askerlik görevimi yapıp hayata atılmak istiyordum. Sanki hiç vakit kaybetme lüksüm yokmuş gibi hissediyordum… Bu hissin oluşmasındaki en büyük etken tabii ki gelecek kaygısıydı…
Çünkü yıllarca okuyorsunuz, üniversiteden mezun oluyorsunuz, kendinizi geliştirmeye çalışıyorsunuz… Sonra hayatın gerçekleriyle karşılaşıyorsunuz:
İş bulabilecek miyim?
Bulduğum işin maaşıyla geçinebilecek miyim?
Bir gün kendi evimi alabilecek miyim?
Aile kurabilecek miyim?
Yoksa… Bütün bunları gerçekleştirebilmek için başka bir ülkeye mi gitmeliyim?
Kıbrıs’ın kuzeyinde gençler, başarıya ulaşmak için eğitimden, çalışmaktan ve yetenekten önce “Kimin yakınısın?” sorusunun önemli olduğuna inanmaya başladı… Bu durum ciddi bir ahlaki çöküşün göstergesidir.
Gençler bu ülkede ayrıcalık değil, fırsat eşitliği istiyor.
Emeklerinin karşılığını almak, torpile ihtiyaç duymadan iş bulabilmek, insan onuruna yaraşır bir ücretle yaşayabilmek ve kendi ayakları üzerinde durabilmek istiyor.
Bu ülkede iş arayan üniversite mezunları, ailesinin desteği olmadan ev kiralayamayan gençler, yarınını planlayamayanlar, başka ülkelerde gelecek arayanlar var.
Ve belki de en önemlisi, “Burada benim için bir gelecek var mı?” diye soran bir nesil var.
Bir ülkenin gençlerinin başka ülkelerde eğitim alması, çalışması ve dünyayı tanıması elbette kötü değildir. Sorun, gitmenin bir tercih olmaktan çıkıp gelecek kurabilmenin tek yolu gibi görülmeye başlanmasıdır.
Çünkü gençlerini kaybeden bir ülke yalnızca nüfus kaybetmez.
- Üretimini kaybeder.
- Yaratıcılığını kaybeder.
- Nitelikli insan gücünü kaybeder.
- Ve en sonunda geleceğini kaybeder.
Bu nedenle ülkeyi yöneten veya yönetmeye talip olan siyasilere çok iş düşüyor… Öncelikle gençlerimizi bu topraklarda geleceklerinin olabileceğine inandırmak lazım… Bu yüzden gençliğin beklentilerine kulak vermek gerekiyor.
Bu Ada Gençlerinin De Hayalleri Var!
Kıbrıslı Türk gençler, yalnızca uluslararası tanınma sorunundan kaynaklanan izolasyonlarla değil, dünyanın birçok ülkesiyle doğrudan ilişki kurmalarını zorlaştıran engellerle de mücadele ediyor. Eğitimden spora, bilimden kültüre, iş dünyasından uluslararası kariyer fırsatlarına kadar pek çok alanda karşılarına çıkan bu sınırlar, gençlerin hayallerini ve gelecek planlarını etkiliyor.
Adanın diğer yarısında Kıbrıslı Rum bir genç, İspanyol takımı Barcelona ile Şampiyonlar Ligi müzikleri eşliğinde maç yapabiliyorken, adanın kuzeyindeki bir genç, bırakın uluslararası bir organizasyonda yer almayı, Türkiye Cumhuriyeti takımlarıyla bile maç yapamamaktadır. Bu durum, genç sporcularımızın uluslararası organizasyonlarda kendilerini tanıtma imkânını ellerinden almaktadır.
Dünyaya açılmak isteyen gençler için ulaşım da önemli bir sorundur. Kıbrıs’ın kuzeyinden birçok uluslararası destinasyona Türkiye üzerinden aktarmalı seyahat etmek zorunda kalmak, yolculuk süresini ve bazı durumlarda maliyetleri artırmaktadır.
Konut Sorunu
Gençlerin ailelerinden bağımsız bir yaşam kurabilmeleri için güvenli ve karşılanabilir konutlara erişebilmeleri gerekir. Bu konu özellikle üniversite öğrencileri, ilk işine başlayan gençler ve kendi ailesini kurmak isteyen genç yetişkinler açısından önemlidir.
Ancak Kıbrıs’ın kuzeyinde aldığınız maaş ay sonunu bile zor getirirken bırakın maaş biriktirmeyi, bankalardan borç çekerek ev almak bile imkânsız hâle geldi. Bu durumda gençlerin tek bir şansı kaldı; o da kiraya çıkmak.
Nüfusun büyük bir kısmının, hele de hayata yeni atılan gençlerin asgari ücretle çalıştığını düşünecek olursak, aldıkları maaşın büyük bir kısmını ev kirasına vermek zorunda kalacaklardır. Bu durum da gençlerin konut sorununun boyutunun ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.
Peki, Ne Yapmalıyız?
Gençlerin yaşadığı sorunları yalnızca konuşmak yeterli değildir. Bu sorunlara yönelik somut, uygulanabilir ve takip edilebilir politikalar geliştirmek zorundayız.
Öncelikle eğitim sistemimizi çağın ihtiyaçlarına göre yeniden ele almalıyız. Gençlerin yalnızca diploma sahibi olmasını değil, bilgi üreten, araştıran, sorgulayan ve mesleki becerilerini geliştirebilen bireyler olarak yetişmesini sağlamalıyız.
Eğitim kurumları ile çalışma hayatı arasındaki iş birliği güçlendirilmelidir. Mesleki eğitim, staj ve uygulamalı öğrenme olanakları artırılmalı; gençlerin mezuniyet sonrası iş hayatına geçişini kolaylaştıracak programlar geliştirilmelidir. Bu programa çok önem veriyorum çünkü özellikle yeni mezun gençler bir iş yerine başvuru yapmaya gittiklerinde “İş tecrübeniz yok.” denilerek geri çevriliyorlar. Bu da gençlerin motivasyonunu ve mesleklerine olan inancını zedelemektedir.
Kamuda istihdamda liyakat ve şeffaflık güvence altına alınmalıdır. İşe alım süreçleri açık ölçütlere dayanmalı, fırsat eşitliği korunmalı ve gençlerin emeğinin karşılığını alabileceği bir çalışma hayatı oluşturulmalıdır.
Gençlerin barınma sorununa çözüm üretmek amacıyla erişilebilir konut politikaları geliştirilmeli, öğrencilere ve düşük gelirli gençlere yönelik destek mekanizmaları güçlendirilmelidir.
Toplu taşıma sistemi yeniden ele alınmalı; gençlerin eğitim, iş ve sosyal yaşam olanaklarına erişimini kolaylaştıracak düzenlemeler yapılmalıdır.
Uluslararası eğitim, bilim, spor ve kültür programlarına katılım desteklenmeli; Kıbrıs Türk gençlerinin dünyayla kurduğu bağları güçlendirecek iş birlikleri artırılmalıdır.
Son olarak, gençler kendileri hakkında kararlar alındıktan sonra görüşlerine başvurulan bir kesim olmaktan çıkarılmalıdır. Yerel yönetimlerde, eğitim politikalarında ve ülkenin geleceğini ilgilendiren karar süreçlerinde gençlerin söz sahibi olması sağlanmalıdır.
Bir yerlerden “Bu projeleri gerçekleştirmek için kaynağa ihtiyacımız vardır.” dendiğini duyar gibiyim… Hiç kimse kusura bakmasın ama bu ülkenin kaynak sorunu yoktur! Bu ülkenin kaynaklarını yandaşa, partiliye ve kişisel menfaate kullanma sorunu vardır.
Kıbrıs’ın kuzeyinde gençlerin başka ülkelerde gelecek aramak zorunda olmadığı, kendi ülkelerinde de çalışabildiği, üretebildiği ve emeğinin karşılığını alabildiği koşullar yaratmak mümkündür.
Çünkü mesele yalnızca gençlerin geleceği değildir. Mesele bu ülkenin geleceğidir.
Ve cevap vermemiz gereken temel soru şudur:
Gençlere “Gitme” mi diyeceğiz, yoksa kalmak isteyecekleri bir ülke mi yaratacağız?
* Bayram DEM: Coğrafya Öğretmeni / TDP Girne Milletvekili Adayı