Baran Yıldız ile handpanlı evrene bir yolculuk

Enstrüman tarihinin en yeni üyelerinden handpanın Avustralyada yaşayan başarılı icracısı...

Murat OBENLER

Eskişehir’de doğan ve küçüklüğünden itibaren müzik eğitimi alarak piyano, davul, perküsyon gibi enstrümanlardan sonra bir gün sokakta görerek aşık olduğu handpan’ı hayatına katarak 13 yıldır yaşadığı Avustralya’da hem müzikal hem maneviyat anlamında yeni bir yola giren ve yolculuğa kanat açan besteci-handpan sanatçısı Baran Yıldız ile 21. Uluslararası Kuzey Kıbrıs Müzik  Festivali açılış konseri öncesinde keyifli bir sohbet ettik.

“Ailemiz kuşaklar boyunca müzikle ilgilenmiş. Caz davulu eğitimi almak istiyordum. Avrupa’da handpan’ı sokakta dinleyince ona vuruldum”

Kıbrıstaki müzik takipçileri için yeni bir isimsin. Seni biraz tanıyabilir miyiz?

Baran Yıldız: 1989 Eskişehir doğumluyum. Müziğe erken yaşta okuldaki piyano ve orgu çalarak başladım. Gösterilerde, müsamerelerde hep çaldığımı hatırlarım. Bu yolu seçmemde ailemin çok büyük desteğini gördüm ve hala görüyorum. Bizim ailemizde müzik kuşaklar boyu gelen bir gensel zenginlik. Anne tarafında dedem ve dayım piyanist, baba tarafında da dedem musiki sanatçısı. Daha sonrasında İzmit ve İstanbul’da yaşamımızı sürdürdüğümüz dönemde de müziği hayatımdan eksik etmedim ve iyi hocalardan piyano eğitimi aldım. Tabi ki müzisyenliğin hayat mücadelesindeki yerinden hareketle ailem beni sayısal olarak yetiştirdiler ve sonuçta Boğaziçi Makine Mühendisliği’ni kazanarak üniversiteye adım attım. Tabi üniversiteye hazırlık sürecinde piyanoya ara vermiştim.  Üniversitede caz davulcularına çok imrendim ve piyanoya ara vererek davul öğrenmeye başladım. İstiklalde cover gruplarında çaldığımı hatırlarım. Ben caza yönlenmeye başlamam ile yurtdışı maceram da paralel gelişti. Tamamen orayı keşfetmek amaçlı Amerikaya gittim. Tamamen deneysel bir çalışma gibi. Ben Seattle’de yaşarken Avustralyalı müzisyen arkadaşlarla tanıştım, kalp ve kafalarımız çok uyuştu. O dönem 1-2 yıllık Work and Travel vizesi alarak Avustralya’ya ayak bastım. O gün bu gündür de orada yaşıyorum. Orada Sydney Konservatuarı’na girerek caz davulu eğitimi almak istiyordum ve çok rekabetçi bir yer olduğu için şans bulamayınca benim ilgim daha perküsyonist aletlere kaymaya başladı. Avrupa’da bir festival sırasında da handpan aletini görünce ona vuruldum.

“İlk görüşte aşk modeli handpan’a aşık oldum. Daha arkadaşçı ve spritüel yanı olan bir enstrüman.”

Enstrümanlar tarihinin en yeni bebeği diyebiliriz. Nasıl oldu bu doğuş süreci? Handpan ilginç de bir alet ve çok az müzisyen bu yeni aleti tercih ediyor. Senin handpan müzisyeni olma sürecini de dinlemek isterim.
Karayip adalarının büyük vurmalı aletleri İsviçre’de zamanında çok meşhurmuş. Bir Hintli ve bir Avrupalı perküsyoncu bir araya gelerek bu aleti daha elle çalınabilir, küçük ve taşınabilir bir hale getirelim diye kafa yormuşlar ve bir zanaatkar ile birlikte iki yıl araştırma yaparak handpanı icat etmişler. İlk handpan daha büyükken bugün altta da notaları olan daha melodik açıdan zengin ve daha küçük modelleri üretilir oldu.
2009’da Amsterdam’da sokakta yürürken bir müzisyenin bu aleti çaldığını gördüm ve orada durarak neredeyse tüm gün onu dinledim. İlk görüşte aşk gibi beni etkiledi. Handpan başlangıç olarak daha arkadaşçı bir enstrüman, asla bir piyano, keman değil. Bu enstrümanın spritüel bir yanı da var. Avustralya’da insanlar sürekli bir koşuşturma içinde ve bu hızlı akış içerisinde kendilerini tanıma fırsatı olmuyor. Orada yoga, meditasyon da yapan birisi olarak bu yanı da beni etkiledi. Teknik anlamda mukayeseli olarak kolay bir enstrüman olması da beni ona daha derinden bağlıyor. Dinginlik, sakinlik için de çalınabiliyor. Başlangıç için arkadaşçı bir enstrüman. Ancak ben ilk gördükten sonra almak istediğimde sınırlı üretim olduğu için 3-4 yıl bekledim. 2015’te aldıktan sonra da hep bu enstrümanla devam ettim.
“Kendinizi adamanız gerekiyor. Ritim, kompozisyon ve uygulamada bir farklılık yarattığımı düşünüyorum”

Senin piyano ve caz davulu geçmişin ile son aşkın handpan müzikal olarak nasıl etkileşiyor?
Benim geçmişimde piyano ve caz davulu olduğu için sınırlarını zorlamak istedim. Arkadaşlarım piyano çalar gibi çaldığımı söylüyorlar. Kompozisyon açısından piyano gibi çaldığım için enstrümana bir farklılık getirdiğimi düşünüyorlar. Zaten kompozisyonu piyanoda yapıp handpanda da uyguluyorum. Bir de daha yeni bir enstrüman olduğu için bir kullanım kitabı,nasıl çalınır kitabı yok,dünyaca ünlü hocası da yok. Bunu siz keşfedeceksiniz. Kendinizi adamanız gereken bir enstrüman(arada bir çalıp bırakayım tarzı olmaz) Ben eğitimlerime dünyaca ünlü Hint ritim masterleri ve Ortadoğu’nun vurmalı ustaları ile devam ediyorum. Ritmi ordan alıp piyanoda kompozisyona çevirip onları da handpana uyguluyorum.

Yani Batı’da doğdu ama ruh olarak doğuya daha yakın duruyor…
Her alana doğru açılabilecek bir enstrüman. Bu da bir zenginlik oluşturuyor.

“İlk albümde spritüel dünyayla hayatı bütünleştirici bir yaklaşımım vardı. İkincide daha modern klasik bir sound var”

Albümlerinden de konuşmayı arzu ediyorum…
Kendi kompozisyonlarımdan oluşan 2019’daki “İnterbeing”(Birliktelik) albümünden sonra 7 Ekim 2023’te çıkacak “Dünyaların Birleşimi”(Bridging Worlds) albümümde spritüel dünyayla hayatı bütünleştirici bir yaklaşımla parçalar yaptım.  Kök toprağı uzaya bağlamak, doğu-batı felsefeleri, yin-yang, insanlar ve evrendeki diğer varlıklar gibi okumalara da açık bir albüm teması var. İlk albümden sonra insanlar beni Avustralyada çeşitli festivallere davet ettiler. Diğer müzisyenlerle işbirliği yapma imkanı buldum. O zamandan bu yana dünyaya bakış açım, müzikal kapasitem ilerledi ve bu albüm profesyonel olacak. Bu albümde daha modern klasik bir sound var. Kimi eserler dünya müzik(world music) eseri ve birkaç tane de elektronik dans eseri var. Fusion bir albüm oluyor. Öncesinde ara ara tekliler(single) yayınladık.

“Covid’de daha bir içe dönüş yaşandı ve sıkıntıları yanısıra müzikal yaratım süreçlerine olumlu yansımaları oldu.”

Peki covid süreci kamusal hayattan izolasyonla birlikte bir içe kapanma süreci de oldu. Bu süreçte insanlar daha çok kendilerini dinleme, kendi içlerine dönme zamanı buldu. Senin bu süreçteki yaratımlarında da etkisi olduğunu düşünüyorum. Bunları albümde de göreceğiz belki de?
Covid dönemi bizde zorlu ve sert geçti. Daha bir içe dönüş yaşandı ve sıkıntıları yanısıra müzikal yaratım süreçlerine olumlu yansımaları oldu. Zorluklar sanatı destekleyen bir şeydir zaten. Bu yeni albümde bana çok daha derinden dokunan birkaç parça da var. Kişisel hayatıma getirdiğim yorumlamalar olarak.  

“Avustralya’ya taşındığım ilk yıllarda eserlerim de melankolik oluyordu ama şimdi pozitif , umutlu melodiler de müziğime entegre oldu.”

Sanatın her alanında insanın kökleri yaratım süreçlerini belli oranlarda etkiler. Nereden geldik, kimiz, doğduğumuz büyüdüğümüz topraklar, kültürel zenginlikler, medeniyetler gibi. Sen de hareket eden bir yaşamla sürdürüyorsun bu yolculuğu. Sen bu köklerini müziğinle nasıl kaynaştırdın?
Herkes ister istemez kendi kökenlerini yansıtıyor. Ritmik açıdan bestelerde bunu görebiliriz. 8/9’luk ,7/8’lik, 4/5’lik parçalarda Ortadoğu ve Türkiye etkileri görülüyor. Melodik açıdan ise bizim ülkelerin coğrafyasındaki müziklerde hüzün ve melankolik yorumlar var.  Avustralya’ya taşındığım ilk yıllarda eserlerim de melankolik oluyordu ama şimdi de yine o elemanlar olmasına rağmen pozitif melodiler, mutlu,umutlu melodiler müziğime entegre oldu.

“Benim yürüdüğüm müzikal yol ikisinin arasını bulan daha özgür bir yol”

Anadolu bir medeniyetler beşiği gerçekten, Avustralya da kendi kökleri olan bambaşka bir kıta. Malzeme açısından çok derin bir imkan var ortada…
Benim yürüdüğüm müzikal yol ikisinin arasını bulmak olarak tanımlıyorum. Ben herhangi bir yapım şirketi ile çalışmayarak da kendi özgür yol ve yolculuğumu kendim yaratıyorum.

Söz de ayrı bir anlatım yöntemi ve güçlü de. Senin anlatımında var mı?
Son albümde bir şarkımda var. Sözlerini ben yazdım ve vokal bir arkadaş okudu. Kendi vokal yönümü de geliştirmek isterim. Çalıp söylemek de ayrı bir güzellik olur.

“Ailem üzerinden CSO’ya bir proje sundum,kabul edildi ve festivale alındı. Dünyada da handpan-senfoni birlikteliğinde konser sayılıdır o yüzden de ayrı bir heyecan ve gurur var.”

Ben de CSO ve handpanı birlikte duyduğumda bir miktar garipsedim çünkü senfonik müzikte çok yapılan bir buluşma değil. Avustralya ve Kuzey Kıbrıs’ı da duyduğumda çok birbiriyle bağlantısı olmayan yolların kesişmesi olarak nitelendirdim. Evrensel bir çekim gücü mü yoksa bir bağlantı mı var? Nasıl gelişti bu süreç. Senin için de bir meydan okuma olacaktır bu eminim…

Her iki de var. Ailem 5-6 yıl önce Kıbrıs’a yerleşti ve covid süreci dışında her yıl buraya onları ziyarete geliyorum. Bellapais Manastırı’na her gidişimde onun özel enerjisine kapılıp “Bir gün enstrümanım ile buralarda bir şeyler yapabilir miyim?” sorusunu hep aklımdan geçirdim.  Ailem üzerinden CSO’ya bir proje sundum ve Festivalde de aktif katkıları olan CSO projemi kabul edince Festival Koordinatörü Halil Kalgay bey de bunu festivalde seyirciye sunma kararı aldı.
CSO’dan şef Ali Hoca ve Mustafa Kofalı ile zoom üzerinden istişare ve çalışmalarımız devam etti ve burada da son iki prova yaparak projemizi sunmaya hazır hale getirdik. Güzel duygular içinde geçti. CSO’daki müzisyenler de enstrümanı merak edip ilgilendiler. Hepimiz için bir ilk deneyim olacak. Ben iki tane de solo eser çalacağım. Onlar daha elektronik olacak.
Her geçen yıl daha fazla müzisyenle ortak projelerimiz, albümlerimiz, konserlerimiz oluyor ancak ilk kez bir senfoni orkestrası ile çalacağım. Güzel bir gelişim ve deneyim olacak. Dünyada da handpan-senfoni birlikteliğinde konser sayılıdır o yüzden de ayrı bir heyecan ve gurur var.

“Kuzey Kıbrıs olsun, Güney Kıbrıs olsun, Türkiye olsun, başka bir yer olsun her türlü müzikal işbirliğine açığım.”

Çok teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediğin bir şeyler varsa…
Ben Kuzey Kıbrıs olsun, Güney Kıbrıs olsun,Türkiye olsun, başka bir yer olsun her türlü müzikal işbirliğine açığım. Festival ve konserlerin de organik olarak gelişmesine açığım. Eğer insanlar bir kıvılcım hissederse bana ulaşsınlar lütfen. Müziğimi merak edip dinlemek isteyen kişiler benim www.baranyildiz.com adresimden siteme girip oradan doyurucu bilgi ve müziğe ulaşabilecekler.

Kültür & Sanat Haberleri