9 ayda 9 ton kaçak et!

2026 yılı boyunca sınır kapılarından depolara uzanan operasyonlarda 9 tonun üzerinde yasa dışı et yakalanırken, 5,8 tonluk "Karkas Operasyonu" tablonun vahametini gözler önüne serdi.

Serap ŞAHİN

Kaçak et geçişleri 2026 yılı boyunca peş peşe operasyonlarla gündeme geldi. Kıbrıs’ın güneyinden kuzeyine yasa dışı yollarla veya gümrüğe beyan edilmeden geçirilen etlere yönelik operasyonlarda, basına yansıyan ve miktarı açıklanan vakalarda 9 tonun üzerinde et ele geçirildi.

Kırmızı et fiyatlarının kuzeyde güneye kıyasla daha yüksek seyrettiği dönemde, en büyük kaçak et vakası 5 ton 880 kilogramla Haspolat’ta ortaya çıkarıldı. 15 Eylül’de gerçekleştirilen “Karkas Operasyonu”nda 5 ton 880 kilogram et ele geçirilirken, haziran ayında yine Haspolat’ta yaklaşık 1 ton 900 kilogram, Mağusa’da 800 kilogram, Beyarmudu’da 200 kilogram, Kermiya’da ise temmuz ayında 94 kilogram ve eylül ayında 60 kilogram et tespit edildi. “Karkas Operasyonu” kapsamında depo ve iş yerlerinde bulunan yaklaşık 130 kilogram et de kayıtlara geçti.

Konuyla ilgili YENİDÜZEN’e konuşan Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Adil Onalt, yakalanan etlerin yanı sıra tespit edilemeyen kaçak geçişlerin de olabileceğine dikkat çekerek, et sektöründeki denetim sorunlarının çözülmesi gerektiğini söyledi. Ülkedeki 9 mezbaha ile etkin denetim yapılamayacağını belirten Onalt, mezbaha sayısının ikiye düşürülmesini, etin sınıflandırılması ve mühür sisteminin etkin şekilde denetlenmesini, ihtiyaç halinde yapılacak ithalatın ise profesyonel bir yapı üzerinden yürütülmesini önerdi.

Onalt, ülkede 260 bin anaç küçükbaş üzerinden en az 260 bin kuzu elde edilmesi gerektiğini, buna karşın mezbahalarda yıllık yaklaşık 140 bin kuzunun kayıt altına alındığını belirterek, “Geriye kalan 120 bin kuzu nerede?” diye sordu.


Yılın ilk yarısında 3 tona yakın kaçak et ele geçirildi

Kaçak et vakalarının ilki ocak ayında Mağusa’da yaşandı. 15 Ocak akşamı bir kamyonette yapılan aramada 800 kilogram kaçak et ele geçirildi. 25 Ocak’ta ise Beyarmudu geçiş noktasından kuzeye giriş yapan A.K.S.’nin (E-46) kullanımındaki araçta 200 kilogram kuzu eti tespit edildi. Araçta ayrıca 47 paket baharat ve 7 paket pirinç bulunurken, A.K.S.’ye “gümrüksüz mal ithal ve tasarrufu” suçundan idari para cezası kesildi.

Haziran ayında Haspolat’ta gerçekleştirilen kontrolde ise Kıbrıs’ın güneyinden kuzeyine yasa dışı şekilde geçtiği belirtilen A.K.’nin aracında 1 ton 889 kilogram kırmızı et tespit edildi. Üç vakada ele geçirilen et miktarı toplam 2 ton 889 kilograma ulaştı.

 

Kermiya’da 94 kilo kıyma ve kaburga

Temmuz ayında Kermiya geçiş noktasında yapılan kontrollerde gümrüğe beyan edilmemiş 94 kilogram dana kıyması ve dana kaburga tespit edildi.

Et ürünlerine el konulurken ilgili kişiye 280 bin TL idari para cezası uygulandı.

 

Ağustosta balık, tavuk ve et ürünleri tespit edildi

8 Ağustos’ta Kermiya geçiş noktasından kuzeye giriş yapan D.S.M.M.N.’nin (E-44) kullanımındaki araçta Gümrük ve Rüsumat Dairesi ekiplerince yapılan aramada gümrüğe beyan edilmemiş balık, tavuk ve et ürünleri tespit edildi.

D.S.M.M.N.’ye idari para cezası kesildi. Polis tarafından ürünlerin miktarı açıklanmadı.

 

Eylülde Kermiya’da 60 kilo tosun eti

3 Eylül’de Kermiya geçiş noktasında M.N.’nin kullanımındaki araçta yapılan aramada gümrüğe beyan edilmemiş toplam 60 kilogram tosun eti bulundu.

Etler emare olarak alınarak daha sonra imha edildi. Mahkemeye çıkarılan M.N., 10 günü aşmayan süreyle cezaevine gönderildi.

 

“Karkas Operasyonu”nda 5 ton 880 kilo

Yılın en büyük kaçak et vakalarından biri 15 Eylül’de ortaya çıkarıldı. Haspolat’ta yürütülen soruşturma kapsamında İ.K.’nin kullanımındaki araçta 233 kuzu karkası tespit edildi.

Zanlının mahkemeye çıkarılmasının ardından polis, araçta bulunan et miktarını 5 ton 880 kilogram, karkas sayısını ise 233 olarak açıkladı.

Mahkemeye aktarılan bilgilere göre etlerin değerinin 7 milyon 938 bin TL olduğu belirtildi. Soruşturma kapsamında İ.K.’nin ardından P.B. de tutuklandı.

 

Depo ve iş yerlerinde 130 kilodan fazla et

Karkas Operasyonu’nun ardından soruşturma genişletildi. İ.K.’ye ait Tepebaşı’ndaki soğuk hava deposunda, üzerinde Veteriner Dairesi’ne ait olmayan mühür bulunan 78 kilo 800 gram ağırlığında 38 parça et tespit edildi.

Ozanköy’deki iş yerinde 35 kilo 200 gram, Alsancak’taki iş yerinde ise 16 kilo 451 gram et emare olarak alındı.

Böylece araçtaki 5 ton 880 kilogram ete ek olarak depo ve iş yerlerinde yaklaşık 130 kilogram daha et tespit edildi.


Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Adil Onalt:

 “9 mezbahanın olduğu bir ülkede hiçbir şeyi kontrol edemeyiz”

Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Adil Onalt, 2026 yılı içerisinde 9 tonun üzerinde kaçak et ele geçirilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, yakalanan etlerin yanı sıra tespit edilemeyen kaçak geçişlerin de olabileceğine dikkat çekti.

Et sektörünün planlı ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirten Onalt, ülkedeki mezbaha sayısının ikiye düşürülmesini istedi. Mevcut 9 mezbaha ile etkin denetim yapılamayacağını söyleyen Onalt, kaçak kesim ve kayıt dışılığın önlenebilmesi için Avrupa Birliği standartlarına uygun iki mezbahanın faaliyet göstermesi gerektiğini kaydetti.

 

“Mezbaha sayısı ikiye düşürülmeli”

Et sektörünün ülke ekonomisi açısından önemine işaret eden Onalt, sektörün yaklaşık 2 milyar TL’lik büyüklüğe sahip olduğunu belirtti.

Kasaplar Birliği ile et sektörünün yeniden yapılandırılmasına yönelik bir çalışma hazırladıklarını anlatan Onalt, “Bunun planını ve programını Kasaplar Birliği ile beraber yaptık. Çünkü bu işi yapamadılar, et sektörünü idare edemediler” dedi.

Onalt, ülkede et ihtiyacı oluşması halinde ithalatın da kurulacak profesyonel bir yapı üzerinden gerçekleştirilmesini önerdiklerini belirterek, amaçlarının kaçakçılığın önlenmesi, gıda güvenliğinin sağlanması ve yerli üretimin korunması olduğunu söyledi.

Ülkede daha önce 11 mezbaha bulunduğunu, bugün bu sayının 9 olduğunu ifade eden Onalt, denetimin sağlıklı şekilde yapılabilmesi için mezbaha sayısının ikiye düşürülmesi gerektiğini söyledi.

Onalt, “Avrupa Birliği standartlarına uygun iki mezbaha bırakalım. Birinci şartımız bu. Denetimi daha iyi yapabilmek, mühürleri kontrol etmek ve halka daha güvenli gıda sunabilmek için bunu istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Mezbaha sayısının azaltılmasının ardından etlerin sınıflandırılması, mühür sisteminin denetlenmesi, kaçak etin önlenmesi ve ihtiyaç halinde ithalatın kontrollü şekilde yapılabileceğini belirten Onalt, “Hem hayvancıyı ve yerli üretimi koruyalım hem de halkımızı koruyalım” dedi.

 

“Kaçak kesimler bu sistem üzerinden aklanıyor”

Mevcut mezbaha yapısının kayıt dışılığın önüne geçilmesini zorlaştırdığını belirten Onalt, kaçak kesimlerin sistem içerisinde kayıtlı hale getirilebildiğini ileri sürdü.

“Bu memlekette mezbahalar ikiye düşmezse denetim açığı vardır” diyen Onalt, “9 mezbahanın olduğu bir ülkede hiçbir şeyi kontrol edemeyiz. Ne kestiğimizi biliriz ne de sağlıklı kayıt tutabiliriz. Herkes kaçak kesim yapabilir” ifadelerini kullandı.

 

“120 bin kuzu nerede?”

Hayvan sayıları ile mezbahalarda kayıt altına alınan kesim rakamları arasında fark bulunduğunu da söyleyen Onalt, ülkede 294 bin anaç küçükbaş bulunduğunu belirtti.

Hesabını 260 bin anaç küçükbaş üzerinden yaptığını anlatan Onalt, bu sayıdan yılda en az 260 bin kuzu elde edilmesi gerektiğini, buna karşılık mezbahalarda kayıt altına alınan yıllık kesimin yaklaşık 140 bin olduğunu söyledi.

Onalt, “260 bin kuzu üretiyorsak ve mezbahalarda 140 bin kuzu kesiliyorsa geriye kalan 120 bin kuzu nerede? Bir taraftan da bize et açığı olduğu söyleniyor. Neye dayanarak et açığı var? Et açığı varsa ne kadar bir açık var ve bunu nasıl gidereceğiz?” diye sordu.

 

“Her bütçeye göre et olmalı”

Etin sınıflandırılmasının da sektörün yeniden düzenlenmesinin önemli bir parçası olduğunu belirten Onalt, piyasada ağırlıklı olarak kuzu ve dana eti satıldığını söyledi.

Farklı nitelikteki etlerin sınıflandırılması gerektiğini ifade eden Onalt, bunun farklı fiyat seçeneklerinin ortaya çıkmasını sağlayacağını belirterek, “Sınıflandırmaya gidersek her bütçeye göre et de olacak” dedi.

 

“Profesyonel bir yapı oluşturulmalı”

Onalt, et sektörünün profesyonel bir yapı tarafından yönetilmesi gerektiğini belirterek, üretici ve kasapların sektör içerisinde yer alacağı ancak yönetimin profesyonel kişiler tarafından yürütüleceği bir model önerdiklerini söyledi.

Et açığı ortaya çıkması halinde ithalatın piyasa koşulları dikkate alınarak kontrollü şekilde yapılabileceğini kaydeden Onalt, ithal etin toplanması ve dağıtılmasının da üretici ve kasapların içerisinde bulunduğu yapı tarafından üstlenilebileceğini ifade etti.

Hazırladıkları modelin uygulanabilmesinin ilk koşulunun mezbaha sayısının azaltılması olduğunu yineleyen Onalt, “Mezbahaları kapatmazlarsa bizim yaptığımız çalışmalar pasifize olur. Kontrol edemeyiz. Şartımız mezbaha sayısının ikiye düşmesi” dedi.

Özel Haber Haberleri