Hristodulidis’in Rahatı Kaçtı
Ersin Tatar’ın KKTC cumhurbaşkanı olduğu ve “egemen eşitliğe dayalı iki devletli çözüm” nakaratını tekrarladığı dönemde çok rahat biçimde “Crans Montana’da kaldığı yerden müzakerelere hemen başlayalım” diyen Hristodulidis, Tufan Erhürman’ın KKTC cumhurbaşkanı seçildiği günden bu yana rahatı kaçtı.
Ersin Tatar’ın ayrılıkçı siyaseti karşısında barış havarisi kesilen Hristodulidis Tufan Erhürman’ın seçilmesi sonrasında ortaya koyduğu çözüm yanlısı siyaset karşısında ne yapacağını şaşırdı.
Guterres’in Kıbrıs ziyareti öncesinde bu ziyareti kendisi sağlamış gibi öğünen Hristodulidis, Guterres’in son gün yaptığı açıklamalar karşısında şoklarını yaşadı.
Guterres 3’lü zirvede liderlere ev ödevlerini verdi. Ardından da kamuoyuna yaptığı açıklamada bu ev ödevlerini sıraladı.
Ev ödevini alan Erhürman hem 3’lü zirvede, hem de zirve sonrasında yaptığı açıklamada Rum lidere ev ödevlerini yapmak için her hafta görüşme yapmayı önerdi.
Rum lider Hristodulidis önce bunu duymazdan geldi. Erhürman’ın ısrarla hatırlatması üzerine de ilk görüşme tarihini bir ay sonraya, 26 Ağustos 2026 tarihine verdi.
Rum tarafında genelde Ağustos ayı tatil ayıdır. Ama Guterres’in liderlere verdiği ev ödevlerinin bir sınırı var. Gutterres’in kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar Eylül sonu durumu görmek için Kıbrıs’a gelecek.
Buna rağmen Hristodulidis Ağustos tatilini keserek muhatabı Erhürman ile görüşmeye gelmeyi tercih etmedi.
Bunun temel nedeni ne yapacağını bilmiyor olmasıdır.
Ersin Tatar döneminde uzlaşmaz tutum sergileyen Türk tarafına karşı barış havarisi kesilen Hristodulidis, şimdi özellikle BM Genel Sekreteri Guterres’in verdiği ev ödevlerinin, Tufan hocanın ortaya koyduğu müzakere metodolojisini de içermesi üzerine ne yapacağını şaşırdı.
Hristodulidis çözüm istemiyor. Sadece müzakere istiyor. Üstelik bunu açıkça dile getiriyor.
Aslında asıl hedefi AB üyeliği ve AB’nin oy birliğiyle karar alma gereği eline geçirdiği bir anlamda veto hakkı avantajını kullanarak, Türkiye-AB ilişkilerinde belirleyici olmayı Kıbrıs sorununun çözümünde kendi lehine kullanmak istiyor.
Rum tarafı AB üyesi olarak kabul edildiği AB’nin Aralık 2002 zirvesinde ve AB üyeliği imzasını attığı Nisan 2003 zirvesinde muhataplarına “Ne yani Denktaş her türlü çözüme karşıdır diye çözüme evet diyen biz AB’nin dışında mı kalacağız” diyordu.
Rum tarafının bu yaklaşımı o günlerde Yunanistan’ın da desteği ile AB’de kabul gördü. Böylece bölünmüş ve sorununu çözümleyememiş Kıbrıs AB üyesi oldu.
Şimdi ben de şunu sormak istiyorum “geçmişte dönemin Kıbrıs Türk liderinin uzlaşmaz tavrı nedeniyle toplumsal olarak AB’nin dışında bırakılan Kıbrıslı Türkler bugün Rum liderin uzlaşmaz tutumu nedeniyle daha ne kadar AB’nin dışında tutulacak”.
AB bu sorunun yanıtını vermek zorundadır.
Çünkü Kıbrıs Türk halkı her vesileyle çözüm yanlısı olduğunu kanıtladı. 2002-2004 sürecinde dönemin Kıbrıs Türk lideri Denktaş’a rağmen 80 bin kişilik mitingler yaparak ve referandumda %65 ‘Evet’ oyu vererek çözüm isteğini kanıtladı.
Aynı referandumda AB üyeliğini önceden cebine koyan Kıbrıslı Rumlar %76 ‘Hayır’ oyu kullanmaktan çekinmediler.
Rum tarafının tek yanlı AB üyeliği bir anlamda bizi çözümsüzlüğe mahkum etti. Rumlar AB üyeliğinin avantajlarını tepe tepe kullanarak bütün çözüm çabalarını berhava etmekten çekinmedi.
Bugün hala “yarın bile Crans Montana’da kaldığı yerden devam etmeye hazırım” diyen Hristodulidis, Guterres’in verdiği ev ödevlerini yapmak için Tufan hocanın yaptığı her hafta görüşme önerisine zorda kaldığı zaman bir ay sonraya randevu vererek asıl niyetinin çözüm değil, yalnızca müzakere masasına oturmak olduğunu gösterdi.
Hristodulidis 2028 cumhurbaşkanlığı seçimine giderken yandaşlarına 2 mesaj vermek istiyor.
Birincisi “egemen eşitliğe dayalı iki devletli çözüm isteyen Türkiye’yi, federal çözüm için masaya getirdim”, “ikincisi de Türkiye-AB ilişkilerini Kıbrıs sorununun çözümünde atılacak adımlara bağladım” diyecek.
Bu politika kimseyi bir yere götürmez. Rum halkı, liderlerinin bu oyununa kanmayacak kadar akıllıdır diye düşünüyorum.
Rum liderin asıl yapması gereken çözüme odaklanmaktır. Bunun için BM Genel Sekreteri Guterres’in verdiği ev ödevlerini, muhatabı Türk lider Erhürman’la birlikte ele almak ve sonuç alıcı müzakere sürecine odaklanarak, Kıbrıs sorununun adil ve kalıcı biçimde çözümlenmesine katkıda bulunmaktır.
Türk lider Tufan Erhürman tam da buna, Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasına her türlü katkıyı yapmaya hazırdır. Yeter ki Hristodulidis de hazır olsun ve gereğini yapsın.






