Adaylıktan çekil Ersin Tatar!
Cinsel ayrımcılık yapmamak için çok ciddi çaba harcamam, çünkü asla yapmam!
-*-*-
Geçmişte yapmış olabilirim!
Geçmişte, şaka maksatlı fıkralar da anlatmış ya da yazmışımdır!
Ama Dünya çok değişti, ırkçı, cinsiyetçi olabilecek şaka dahi yapmam, yapmamaya büyük özen gösteririm!
-*-*-
Ama bazen, bazı “deyimler” kullanma zorunluluğunuz vardır!
-*-*-
Mesela “adam gibi adam” denir ama “kadın gibi kadın” dendiği Türkçede pek rastlanan bir şey değildir; hatta hiç rastlamadığımdan eminim!
-*-*-
Bazı kadınlar için de, yaptıklarının çok “erkeksi” ya da “maskülen” olduğu söylenerek, aslında kadının, daha güçlü kabul edilen erkeğin seviyesine geldiği öne sürülür…
“Adam gibi kadın” veya “erkek gibi kadın” ifadeleri sıklıkla kullanılır ki yanlıştır!
Onaylamıyorum!
-*-*-
Veya bir erkeğin, “kadınsı” görünüyor olması, gücünün azaldığı veya güç seviyesinin düştüğüyle eşdeğer kabul edilir…
-*-*-
Sonuçta, bir kadının veya erkeğin, dürüst, doğru, adil, ahlaklı, tertemiz olması yeterlidir…
Kişinin cinsiyeti beni hiç ilgilendirmez!
Cinsel yönelimlerle de hiç uğraşmam!
Kas yapısının kimde daha güçlü, kimin daha iyi boksör olduğu veya olacağı da ilgi alanımda değildir!
-*-*-
İslam’ın kutsal kitabı Kuran, kadın – erkek eşitliği ya da feminizm kapsamında ciddi anlamda kusurludur!
Nisa Suresi 34’üncü Ayet bu konuda nettir…
Özetle ne der bu ayet?
“… Erkek Allah tarafından güçlü yaratıldı ve yönetici olandır… Erkek yönetir, iyi kadın biat ve itaat eder”.
-*-*-
Hatta aynı ayette denir ki, “… (huysuzluğundan, kıskandırıcı tavırlarından) korktuğunuz kadınlara (önce) öğüt verin (vaizü nasihat yapın, sonra onları) yataklarda yalnız bırakın, (bu da yetmezse hafifçe ve zarar vermeden) darp edip - uyarın. (Eğer eşleriniz kötü huylarından vazgeçer ve artık) size itaat (hürmet ve muhabbet) ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın (iyi geçinmeye bakın)…”
-*-*-
Yani “darp” etmenin hafifi nasıl olur pek anlamış değilim!
Darp, darptır!
Hele bizim ülkede bu darp sırasında bir tırnak kanaması olursa, “cinayete teşebbüse” kadar gidebilir!
-*-*-
İslam’ı ya da kutsal kitabını tartışacak değilim!
-*-*-
İnanan inansın!
İnanmayan inanmasın!
-*-*-
Efendim, Ersin Tatar’ın eşi Sibel Tatar dün sosyal medyayı salladı…
Bir açıklama yaptı…
“Lefkoşa’yı sallayan Salı akşamki mitingden önce bu açıklama yapılsaydı, çok daha etkili olurdu”…
Ama yine de bence “bravo”luk bir açıklamaydı…
-*-*-
Ne dedi Sibel Tatar?
Gereksiz bir tüzük değişikliği dedi…
Halkın haklı tepkisi dedi…
Keşke katılabilseydim anlamına gelen mazeret bildirdi…
Başörtüsüne karşı değilim saygı duyuyorum da dedi…
Fakat 18 yaşına henüz gelmemiş, reşit olmamış kız çocuklarının çoklukla ailelerinin isteği üzerine başını örtüp ulu önder Atatürk'ün resminin asılı olduğu sınıflarda okumasına da karşıyım diye ekledi…
-*-*-
Babasının hacı, kendisinin de Umre ziyareti yapmış bir inançlı Kıbrıs Türk Kadını olduğunu hatırlattı…
-*-*-
İçinde bulunduğumuz siyasi ortamda “Helal olsun bu açıklamayı yapabilen bir kadına” diyorum…
-*-*-
Hatta kocası ile kıyasladığınız zaman, en yukarıda bahsettiğim “kim daha erkek?” sorusuna yanıt da nettir…
Sürekli biat eden, koltuk – makam uğruna inanmadığı her şeye kafa sallayan bir adam ve kocasının zavallı biat ve itaattan oluşan pozisyonuna rağmen, korkmadan açıklama yayımlayan bir kadın!
Vallahi helal olsun!
-*-*-
Bu açıklama nedir?
Bu açıklama aslında “Aday olma Ersin”dir!
Boş ver valinin ya da büyükelçinin “go home”unu!
You go home Ersin!
-*-*-
Hazır İngilizceden girmişken, o dilin konuşulduğu ülkede yaşadığım dönemde öğrendiğim bir “deyimi” kullanıp bir şeyler daha yazmak isterim!
You have not got balls Ersin!
Sibel has!
Sorry!
I know it is sexist but Fatih Terim says, what can I do for you sometimes? Look at the tabella!
-*-*-
Türkçeye çevirecek olursak; “… Sevgili Ersin Tatar, sende, Sibel Tatar kadar irade yoktur!”
-*-*-
Yazık!
Daha fazla ezdirme kendini!
Çok eski bir dostun ve seni geçmişte çok seven bir kardeşin tavsiyesi olarak da düşünebilirsin; Türkiye’den üç beş dilbandinin seni daha fazla masgara etmesine müsaade etme!
“Sibel Hanım kadar cesur ol!”
Çekil!
Kenara!
-*-*-
Kenara çekildin çekilmedin, elbette sen bilirsin ama sonun çok acı olacak; sadece seçimi değil, her şeyi ve herkesi kaybedeceksin…
5 sene idare ettin, yeter!
Vekil oldun, bakan oldun, başbakan oldun, cumhurbaşkanı da oldun!
Artık emekli ol!
Ve “sen” ol!
-*-*-
Şarkıdaki gibi, “Başkası olma kendin ol!”
“Ya gel bana sahici sahici, ya da anca gidersin!”
-*-*-
Ve son bir soru; dedikodu yaptığımı söyleme ama “… Seninle aynı düşüncede olmadığımız için, beni yanından, televizyonundan, iki üniversiteden kovdurttun… Şimdi ne yapacaksın? Türkiye’yi yöneten zümrenin en hassas konusunda seninle 180 derece farklı düşünen ya da aslında aynı düşünen ama görüşünü söyleme cesareti olan değerli eşini de mi kovacaksın? Hade Sibel, hade Sibel, hade Sibel artık First Lady değilsin mi diyeceksin?”
-*-*-
35 seneyi aşkın süredir gazetecilik yapıyorum ve genellikle hep “siyasi” alanda yazdım, konuştum…
Tecrübeme güven, “sakın seçime girme!”
Lütfen beni dinle!
Çekil!
Yeter artık!
Açıkça söylemek lazım; bir dost uyarısıdır ve bu konuda vallahi ciddiyim; “Daha fazla rezalet geleceğin açısından çok daha yaralayıcı olacak!”
-*-*-
Ne senin o sözde makama; ne de bizim sana ihtiyacımız var!
Bilmem anlatabildim mi!
Bye bye Ersin!