1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Acı gerçekler!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Acı gerçekler!

A+A-

Irkçılık gibi olmasın ama bu memleketin acı gerçeklerini anlatmak için başımdan geçen iki olayı aktarmak istiyorum… 

-*-*-

Gönyeli bölgesinde bir marketteyim, kasaya doğru yöneldim, sıraya girdim…

-*-*-

Afrikalı, Asyalı, Türkiyeli veya Orta Doğulu… 

-*-*-

Avrupalı olmadıkları kesin…

-*-*-

Konuşmalarından çıkaramadım, fazla da dikkat etmedim… 

-*-*-

Beş kişi…

-*-*-

Çok fazla bir şey almadılar ama inanılmaz acayip davranıyorlar…

-*-*-

Sırada başka insanlar varmış, kasiyer dahil herkes onları bekliyormuş falan zerre umurlarında değil!

-*-*-

Yanlış anlamadıysam 600 TL tutarında bir şeyler aldılar…

-*-*-

Beşi de İngilizce bilmiyor…

-*-*-

Kasiyer çat pat İngilizce anlatmaya çalışıyor… 

-*-*-

Aldıkları ürünlerden biri galiba kremaydı, patladı… 

-*-*-

Değişmeleri için en az 10 dakika daha herkes bekledi…

-*-*-

Derken içlerinden biri cebinden bir kart çıkardı, kasiyere verdi, kasiyer “no Money in!” dedi!

-*-*-

Tam Türkçesi “yetersiz bakiye”… 

-*-*-

Tümü birden ellerini cebine attı, birinden 20 Euro çıktı… 

-*-*-

Kasiyer 20 Euro’yu aldı, evirdi – çevirdi, “no no” dedi!

-*-*-

Kabul etmedi!

-*-*-

Kabul etmeme sebebi neydi bilemedim ama beş kişilik ekip hala orada, sağa sola bakıyorlar, etraftaki her ürünün de fiyatını soruyorlar…

-*-*-

Biz hala sıradayız…

-*-*-

Derken, beşinin tamamının ceplerinden çok zor bir şekilde para toplanıyor ve alacaklarını alıp kapıdan çıkıyorlar… 

-*-*-

Araç park yerinde beşini aynı araba içerisinde tekrar görüyorum… 

-*-*-

Arabanın plakasından 1980’lerin kaydı olduğu anlaşılabilir…

-*-*-

Sigortası, seyrüseferi, sürücünün ehliyeti?

-*-*-

Çok mu ön yargılıyım?

-*-*-

Irkçı mıyım?

-*-*-

Bilemedim!

-*-*-

Ama, ceplerinde beş TL olmayan bu gariban insanlar, en çok kendileri için tehlikelidir…

-*-*-

Çünkü, parasız kaldıkları anda mecburen bir suç işleyecekler!

-*-*-

Neyse!

Hava sıcaktı, 38 dereceydi demiyorum, üç gün kadar aksattığım yürüyüşümü dün sabah 09.30’da yeniden yapıyorum… 

-*-*-

Bir ara yanıma koşarak Türkiyeli genç bir kişi yaklaşıyor, “abi falan isimli yere nasıl gidebilirim?” diye soruyor!

-*-*-

“Abim çok uzaktasın” diyorum… 

-*-*-

“Otobüs yok mu?” diyor… 

-*-*-

“Otobüse binmek için en az iki kilometre yürümen gerekecek” diyorum… 

-*-*-

Yolda anlatıyor… 

-*-*-

30 yaşında… 
Babasını kaybetmiş…
KKTC’ye çalışmaya gelmiş…
İş bulamamış… 
Arkadaşlarında kalıyor… 

-*-*-

Cebinde su alacak parası yok!

-*-*-

Ve Cuma Namazı… 

-*-*-

Camilerimiz dolu… 
Turistler ve acıdır ama kaçak kişiler namazda!
Üzgünüm ama doğruyum!
İnsanları suçladığım, küçümsediğim, eleştirdiğim yok!
Tümüne maşallah!

-*-*-

Ama bu ülkeye girmek – girebilmek bu kadar kolay olmamalı!

-*-*-

Sonra suçlar artıyor falan!

-*-*-

Kadın veya erkek, hiç fark etmez; aç kalan her şeyi yapar!

-*-*-

KKTC gerçekleri sadece bu kadarla sınırlı değil elbette… 

-*-*-

Valencia’da yine hüsran konuşuluyor…
Birçok üretici, “portakal yere düştü, düşmeyenler de toplanmadı” diye dövünüyor!

-*-*-

Ve en çok ilgimi çeken konudan söz edeyim; Girne Limanı gerçekten çok iyi oldu… Bayıldım… 

-*-*-

Evet, Fikri Ataoğlu’nu da ve elbette hükümeti de kutlarım… 

-*-*-

Çok uzun zamandır gitmiyordum… 
İşletmeciler de memnun… 
Ve her iş yeri gayet iyi çalışıyor hatta bazıları tıka basa dolu… 

-*-*-

Eski gümrük binasının limana bakan tarafına bir de müzecik yapmışlar…

-*-*-

Ama bir de müzemsi ev, restoran ve işletmelerin tam orta yerinde vardı!

-*-*-

Bir arkadaşa sordum; ne oldu?

-*-*-

Geçenlerde Bakan Ataoğlu da aynı soruyu sormuş!

-*-*-

Bakan, ekibiyle birlikte limana gitmiş, söz ettiğim müzeyi de görmek istemiş!

-*-*-

Müze uzun zamandır kapalı!

-*-*-

Ama oranın çalışanları var tabii ki!

-*-*-

Peki çalışanlar nerede?

-*-*-

Amacım herhangi bir çalışanı hedef alıp vurmak, eleştirmek değil!

-*-*-

Zaten bakan da kızmış! 
Nasıl ya hu, çalışma saatlerinde buranın çalışanları yok mu, olmaz mı?
Yok!

-*-*-

Bu da bir KKTC gerçeği…
Bazı noktalarda, bazı işlerde, bu türden “kaytarizm” çok oluyor!

-*-*-

Sayıları çok az olsa da, bazı kişiler bekçidir, nöbetçidir, memurdur, işçidir, devletten maaşı alıyor ama iş yerine gitmiyor!

-*-*-

Özel işçiği de var, onunla ilgilenebiliyor mesela!


akbaba-1.jpg

Güney Kıbrıs’ta beş yılın ardından ilk kez akbabaların çoğaldığı bildirildi… Politis gazetesi, bu yıl üreyen beş çift akbabanın yanı sıra üç yeni doğmuş akbabanın kayda geçirildiğini yazdı… Gazete beş çift akbabadan dördünün İspanya’dan bir çiftin ise Girit’ten getirildiğini belirtti… Bence sevindirici bir haber… Keşke bu işi iki toplumlu hale dönüştürebilsek…

Bu yazı toplam 432 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar