1. YAZARLAR

  2. Uzm. Nilsu Atıcı

  3. Zorlayıcı Cinsel Davranış Bozukluğu (Hiperseksüellik)
Uzm. Nilsu Atıcı

Uzm. Nilsu Atıcı

YENİDÜZEN PAZAR YAZILARI

Zorlayıcı Cinsel Davranış Bozukluğu (Hiperseksüellik)

A+A-

Cinselliği konuşurken en sık düştüğümüz tuzaklardan biri, ‘normal’ olanı sayılarla tanımlamaya çalışmaktır. Haftada kaç kez cinsel aktivitelerde bulunmak normaldir? Ne kadar mastürbasyon fazladır? Pornografi ne sıklıkla izlenirse sorun olur? Bir insanın cinselliği ne kadar düşünmesi ‘çok fazla’dır?

Aslında bu soruların herkes için geçerli tek bir cevabı yok. Çünkü cinsel istek kişiden kişiye değişir. Birinin yüksek cinsel isteğe sahip olması, sık cinsel aktivitede bulunması ya da cinselliği hayatında önemli bir yere koyması tek başına bir ‘bozukluk’ anlamına gelmez. Mesele çoğu zaman ne kadar? değil, kontrol kimde? sorusudur.

Tam da burada Zorlayıcı Cinsel Davranış Bozukluğu, yani uluslararası adıyla Compulsive Sexual Behaviour Disorder (CSBD) karşımıza çıkıyor. Halk arasında hiperseksüellik veya ‘seks bağımlılığı’ gibi ifadelerle de karşılaşabilirsiniz. Ancak ‘seks bağımlılığı’ bilim dünyasında tartışmalı bir kavramdır. Dünya Sağlık Örgütü ise CSBD’yi ICD-11’de dürtü kontrol bozuklukları başlığı altında tanımlar.

Peki CSBD nedir?

En basit haliyle kişi, yoğun ve tekrarlayan cinsel dürtülerini veya davranışlarını kontrol etmekte uzun süre boyunca güçlük yaşar. Cinsel düşünceler ve davranışlar hayatın giderek merkezine yerleşebilir; kişinin ilişkilerini, eğitimini, işini, maddi durumunu, sağlığını veya günlük sorumluluklarını aksatmaya başlayabilir. Kişi azaltmayı veya durdurmayı denese de bunu başaramayabilir. Hatta davranış artık eskisi kadar haz vermediği halde devam edebilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanısal yaklaşımında bu örüntünün uzun bir dönem boyunca, örneğin altı ay veya daha fazla sürmesi ve yaşamın önemli alanlarında belirgin sıkıntıya ya da işlev kaybına yol açması önemlidir.

Buradaki en önemli ayrımın altını yeniden çizelim: Yüksek cinsel istek, CSBD değildir.

Cinselliği sık düşünmek, sık mastürbasyon yapmak, birden fazla partnerle cinsel yaşam sürdürmek veya kişinin toplumun alışık olduğundan farklı bir cinsellik yaşaması da tek başına tanı için yeterli değildir. Kişi davranışları üzerinde kontrol sahibiyse, yaşamı belirgin biçimde zarar görmüyorsa ve davranışları onaya dayalıysa yalnızca sıklığa bakılarak bir bu durumdan söz edilemez.

Aynı şekilde kişinin cinsel davranışlarından yalnızca ahlaki, dini veya kültürel değerleri nedeniyle suçluluk duyması da tek başına CSBD tanısı koymak için yeterli değildir. ICD-11’in özellikle bu ayrımı yapması son derece kıymetlidir. Çünkü cinsel çeşitliliğin ‘hastalıklaştırılmasının önüne geçebilmek için ‘toplum bunu onaylıyor mu?’ sorusu yerine ‘kişi gerçekten kontrol kaybı ve işlev kaybı yaşıyor mu?’ sorusuna bakmak gerekir.

CSBD yaşayan bir kişi için süreç bazen bir döngü şeklinde ilerleyebilir. Yoğun stres, yalnızlık, kaygı veya başka zorlayıcı duyguların ardından cinsel davranışa yönelme; kısa süreli rahatlama; ardından pişmanlık, kaygı veya utanç ve sonrasında davranışın yeniden tekrarlanması görülebilir. Ancak her kişide aynı nedenin veya aynı tetikleyicinin bulunması beklenmez.

Üstelik tek bir ‘CSBD kişiliği’ de yoktur. Bu durum çeşitli cinsiyetlerden, cinsel yönelimlerden, ilişki biçimlerinden ve sosyal çevrelerden insanlarda görülebilir. Dolayısıyla sorun kişinin kim olduğu veya kimi arzuladığı değildir; davranış üzerindeki kontrolün kaybolmasıdır.

Kontrol kaybı zaman içinde önemli sonuçlara yol açabilir. Partner veya aile ilişkilerinde çatışmalar yaşanabilir, iş ya da akademik performans etkilenebilir, maddi sorunlar ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde korunmasız veya riskli cinsel davranışlar nedeniyle cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve planlanmamış gebelikler açısından risk artabilir. Depresyon, kaygı veya madde kullanımı gibi başka sorunlar da tabloya eşlik edebilir.

Peki tedavi mümkün mü?

Evet. Ancak tedavinin amacı kişinin cinsel isteğini yok etmek, cinselliği bastırmak veya onu ‘daha az cinsel’ bir insana dönüştürmek değildir. Amaç, kişinin dürtüleri ve davranışları üzerindeki kontrolünü güçlendirmesi; cinselliğini kendisine ve başkalarına zarar vermeyen, onaya dayalı ve yaşamıyla dengeli bir biçimde sürdürebilmesidir.

Psikoterapi, tedavinin önemli parçalarından biridir. Kişi terapi sürecinde davranış örüntülerini ve tetikleyicilerini fark etmeyi, yoğun duygularla farklı biçimlerde baş etmeyi ve dürtüler geldiğinde davranış üzerinde seçim yapabilmeyi öğrenebilir. Bilişsel davranışçı terapi, kabul ve kararlılık terapisi ve farkındalık temelli yaklaşımlar kullanılan yöntemler arasındadır. Bazı durumlarda psikiyatrik değerlendirme sonucunda ilaç tedavileri de psikoterapiye eklenebilir.

Belki de en önemli soru şudur: Ne zaman yardım istemeli?

Cinsel düşünceleriniz veya davranışlarınız hayatınızın kontrolünü ele geçiriyor gibi hissediyorsanız; azaltmak istediğiniz halde azaltamıyorsanız; ilişkileriniz, işiniz, eğitiminiz, sağlığınız veya maddi durumunuz etkilenmeye başladıysa profesyonel destek almak için yeterli nedeniniz var.

Yardım istemek için hayatınızın tamamen kontrolden çıkmasını beklemek zorunda değilsiniz.

Çünkü sağlıklı cinsellik, ‘az’ ya da ‘çok’ cinsellik değildir. Sağlıklı cinsellik; kişinin kendi seçimlerinin farkında olduğu, onayın bulunduğu, sınırların korunduğu ve cinselliğin hayatı yönetmek yerine hayatın doğal ve keyifli bir parçası olarak var olabildiği cinselliktir.

Belki de CSBD hakkında konuşurken aklımızda tutmamız gereken en önemli cümle tam olarak budur: Mesele ne kadar istediğimiz değil; istediğimiz şey karşısında ne kadar özgürce seçim yapabildiğimizdir.

Bu yazı toplam 421 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar