Yasalara ve teamüllere uyacaksınız!
Memleketin yasaları olmalı!
KKTC’nin bile!
-*-*-
Ve yasalar yanında, bazı teamüller!
-*-*-
“Hukukta teamül” çok önemlidir!
Nedir bu?
Mesela yazılı kanun olmasa da uzun süredir uygulanan ve kabul gören kurallar anlamına gelir...
Örnek, “daha önce verilmiş mahkeme kararları...”
-*-*-
Babam öleli bir buçuk seneyi geçti...
-*-*-
Daha önce de yazmıştım...
Halamın eşine, yani enişteme amcasından kalan tarihi ve manevi değeri çok yüksek bir av tüfeği; eniştem öldükten sonra bana verilmişti...
-*-*-
Eniştem, ölüm yatağında, halama eliyle beni işaret etmiş ve yine iki eliyle tüfeği hatırlatmıştı...
-*-*-
O günlerde askerdim ve Güzelyurt Polisi’ne ya da kaymakamlığına gidip tüfeğin devrini yapamamıştım... Halam da babamın üzerine tüfeği çevirmişti...
-*-*-
Bir tane av tüfeği de benim adıma vardı...
-*-*-
Geçmişte torbayla keklik vurmaya alışık babam, üç saat yürüyüp de tek bir keklik görmemeye başlayıp ava gitmekten usanınca, iki tüfeği de ben kullandım...
-*-*-
Birini kekliğe, ötekini fassaya...
-*-*-
Babam ölünce, polis tüfeğe el koydu...
Ablam tereke...
Tek mirasçılar da ikimiz...
-*-*-
Tüfeğin tasarruf izni mi ne, 2009’dan beri çıkarılmadığı için tereke işlemi yapılamadı...
-*-*-
Ekim ayına kadar Lefkoşa Polisi’nde kalacak...
Sonra Genel Müdürlüğe, oradan Maliye’ye ve Maliye’deki ilgililer bize “iltimas” gösterip de uygun görürlerse, açık artırma ile geri satın alabileceğim...
-*-*-
Yasa öyle diyor!
Kanun öyle emrediyor!
-*-*-
Bu tüfek benim için çok değerli!
Hatta şöyle söyleyeyim, mal – mülk açısından hayatta başka hiçbir şeyim yok sayılır!
-*-*-
Mal ve mülk olarak, iki elektrikli bisikletim, bir atv’em, ikisi bir etmeyen iki otomobilim ve bir av tüfeğim var...
Ama hiçbiri, bu ikinci tüfek kadar önemli ve manen değerli olamaz tabii ki!
-*-*-
Neyse; Kıbrıs Postası’nda Vatan Mehmet yazdı... Tüfeklerle ilgili yasada değişiklik yapılacakmış...
-*-*-
Şöyle de bir değişiklikten söz etti Vatan kardeşim; “...Tasarı, silah sahibi kişilerin ölümü halinde uygulanacak prosedürü de ayrıntılı biçimde düzenliyor… Buna göre kaymakamlıklar silah sahibinin ölümünü 15 gün içerisinde polise bildirecek. Polis ise silahları teslim alarak emanet işlemi başlatacak. Daha sonra mirasçıların onayı veya mahkemenin tereke kararı doğrultusunda silahların devri gerçekleştirilebilecek…”
-*-*-
Çözün işimizi lütfen!
Yasaysa yasa; eğer uygunsa polistir, askerdir, o tüfek benimdir, yardımcı olun!
-*-*-
Ne birini öldürdük!
Ne birine tacizden, tecavüzden suçlanıyoruz!
Ne çaldık, ne de ganimet yaptık!
-*-*-
Elbette yasalar ve teamüller çok önemlidir!
-*-*-
Bana tüfeğimi vermediler diye ne polise ne kaymakamlık kurumuna ne İçişleri Bakanlığı’na, ne de devlete kızgınım!
Ne de sosyal medyada veya kendi köşemde hatta programımda bu konuda birilerine baskı yapmaya kalkıyorum!
-*-*-
Yasalar öyle diyor, teamüller öyle emrediyor!
-*-*-
Suçsuz olduğumdan da eminim; o tüfeğin benim olduğundan da kimse şüphe etmiyor; yasal anlamda öteki mirasçı ve aynı zamanda babamın terekesi olan ablam da itiraz etmiyor…
-*-*-
Ama bekleyeceğiz tabii ki!
Yasal süreci bekleyeceğiz!
Öyle veya böyle!
Sonuçta kaybetmek riski olsa bile, beklemekten başka yasal şansımız yok!
-*-*-
Ya da Lefkoşa Polis Müdürlüğü’nü basıp, ikinci kata çıkıp, tüfeğin kilitli olduğu dolabı kırıp, alıp – kaçmak!
O ancak filmlerde olur tabii ki!
-*-*-
Başımıza geleni çekeceğiz; katlanacağız!
Yasa ne derse!
-*-*-
Yasal sürecin beklenmesi sırasında, haklıyız, doğruyuz, suçsuzuz, masumuz veya oyuz, buyuz; ya da bu süreç doğru değil – yanlıştır – hatalıdır diye düşünebilirdim de!
Düşünmedim de değil!
“Ne aptalca bir uygulama” dedim mesela!
Çünkü o tüfek babama ait!
Evet tasarruf belgesi ile ilgili bir hata yapıldı ama cezası neyse ödeyelim, alalım!
Olmaz!
Yasa ne derse!
-*-*-
KKTC gerçeği bir yana elbette hukuk devleti budur!
Bu olmalıdır!
-*-*-
Haaa bu tüfek konusunda çok canım yandı diye devleti dava eder miyim?
Sanmam!
-*-*-
Sonuçta ölüm yok, idam yok, hapis yok, para cezası yok falan…
Ne var?
Bir tek yasalar ve teamüller var!
-*-*-
İnşallah yasa değişir, bizi de kapsar ve tüfeğimizi alırız ama o yasanın değişmesi de sanırım pek mümkün olmayacak sevgili Vatan Mehmet kardeşim, çünkü meclis bugün – yarın çalışıyor, sonra en az iki ay tatil!
-*-*-
Akabinde erkene çekilmiş genel seçim!
Seçim yasakları!
Değişiklik kesin!
-*-*-
Neyse, iyi pazarlar...
Bugün üç – dört günlük tatile uçuyorum!
-*-*-
Pazartesi, Salı, Çarşamba Sim TV’de sabah programımız olmayacak...
Onu da hatırlamış olalım...
Kitesurf!
Hastasıyım... Durur, saatlerce izlerim ve yapanlara hayranım... Asla denedim, denemeyeceğim de çünkü bana son derece tehlikeli de geliyor falan... Haaa Rüzgar sörfü mü kitesurf mü, bahsettiğim o...
-*-*-
Kite surf, sporcunun ayaklarına bağlı bir tahta veya başka malzemeden yapılan “şey” üzerinde denizde kayarken, büyük bir uçurtma (kite) yardımıyla rüzgârın çekiş gücünü kullandığı bir su sporudur…
-*-*-
Temel ekipmanları Uçurtma (kite): Rüzgârı yakalayarak sizi çeker.
Kontrol barı: Uçurtmayı yönlendirmenizi sağlar.
Board (tahta): Üzerinde kayarsınız.
Harness (bel kemeri): Uçurtmanın çekiş gücünü vücudunuza aktarır.
Güvenlik için can yeleği, kask ve gerektiğinde ıslak elbise (wetsuit) kullanılır.
-*-*-
Kitesurf ile su üzerinde yüksek hızlara çıkabilirsiniz. Dalgalarda sörf yapabilirsiniz. Hava hareketleri ve zıplamalar gerçekleştirebilirsiniz. Düz suda uzun mesafeler kat edebilirsiniz.
-*-*-
Bilgi aldığım kaynaklara göre öğrenmesi pek de kolay değildir…
Ayrıca kendi başına denenmesi önerilen bir spor değildir.
-*-*-
Güçlü rüzgâr nedeniyle güvenlik kurallarını öğrenmek için sertifikalı bir eğitmenden temel eğitim almak önemlidir.
Çoğu kişi düzenli derslerle birkaç gün içinde temel seviyede su üzerinde kaymaya başlayabilir.
-*-*-
Ha biz ne yapıyoruz?
Yeşillikler, mavilikler ve uçurtmaların fotoğraflarını çekiyoruz…
-*-*-
Nerede?
Yedidalga’da!
-*-*-
Ve Gaziveren’de!
Doğduğum – büyüdüğüm köydür Gaziveren ama bizim zamanımızda köyde futbol, lingiri vardı, surf mörf yoktu be canım!







