Zeytin

Tüm derin felsefe, dini inanış, bilim, sanat gelenekleriyle Yunan, Roma, Mısır, Yahudi, Arap uygarlıkları yaratan bölgemizde zeytin ağacı beslenme kaynağının çok ötesinde anlam taşır.

Ulaş Gökçe

İnsanı, en yakın akrabası olan primatlardan ve diğer tüm hayvanlardan ayıran özellik olan akıl düşünme, gerekçelendirme, tahlil, soyutlama ve genellemeyle kendini gösterir. Akıl maddeye soyut kavramlar yükleyebilecek yetiye sahiptir. O nedenle insan bazı maddi varlıklarla duygusal ilişkiye girebilecek kapasitededir. Bu maddeler arasında sadece insan tarafından yaratılmış olanlar değil, doğanın ürünleri de bulunur. Eski Dünya’nın en önemli sembollerinden biri de zeytindir.

Tüm derin felsefe, dini inanış, bilim, sanat gelenekleriyle Yunan, Roma, Mısır, Yahudi, Arap uygarlıkları yaratan bölgemizde zeytin ağacı beslenme kaynağının çok ötesinde anlam taşır. Yunan ve Roma efsanelerinde zeytin ağacının dalı ve meyveleri pek çok tanrının ayrılmaz öğresidir. Zeytin tanelerinde Zeus’un şimşekleri saklıdır. Bilgelik ve zeka Tanrıçası Athena, şehrin hükümdarı olmak için Poseidon ile girdiği güç yarışmasını mızrağını toprağa saplayıp zeytin ağacı yaratarak kazanmıştı. Zeytin bilgeliğin, aklın, asaletin, tanrısallığın, sağlığın, ölümsüzlüğün ve daha pek çok üstün özelliğin simgesiydi. Kaba güce karşı savaşı bu nedenle Athena’nın zeytin ağacı kazanır. Artık şehrin ismi onun ismidir: Atina.

BARIŞIN TEMSİLİ ZEYTİN

Eski Yunan ve Roma’da zeytinin meyvesi ve meyvelerinin yağı pek çok derde devadır, yani ilaçtır. Aynı bugünkü gibi sirkede ve tuzda pişirilir, taneleri sıkılarak yağ elde edilirdi. Zeytin yağı yılan sokmasından ve cilt hastalıklarından başlayarak pek çok derde deva olması yanında aynı zamanda binlerce yıl lambalarda yakılarak aydınlanma için de kullanılmıştı.

Zeytin bilgelik, sağlık gibi semboller yanında barışı da temsil ediyordu. Eski zamanlarda büyükelçiler hükümdarlara zeytin dalları sunarak devletlerinin barışçıl tavrını gösteriyorlardı.

Zeytinin sadece meyvesi ve meyvesinin yağı değil, kerestesi de geçmişten bugüne ayrı bir öneme sahiptir.

Eski Yunan’dan Roma’ya, Hıristiyanlığın ilk döneminden bugüne pek çok dini ayinde zeytin yağı ve yaprağı kullanılır. Eski inanç sistemlerindeki mabetlerden bugünkü çağdaş kiliselere kadar yağ ve yaprakların yakılmasının insan ruhunu kötülüklerden uzaklaştırdığına ve insanı koruduğuna inanılır. Bugün hala Kıbrıs’ta Türkler ve Rumlar bu ahir geleneği devam ettirerek zeytin yaprağıyla ritüeller düzenlerler.

GÜVERCİN GAGASINDA ZEYTİNİN HİKÂYESİ

Zeytin dalının bugüne kadar barış sembolü olarak gelmesini sağlayan temel kaynak Eski Yunan ve Roma yanında Musevi-Hıristiyan inancında yer alan ve Eski Ahit’in Yaratılış kısmındaki Nuh Peygamber’le ilgili ifadelerdir. Bir hesaplaşma ve mahkeme olarak tufan gelmiştir. Tanrı Nuh’a önceden tedbir almasını, insanlığı ve hayvan alemini bir gemiye yükleyerek kurtarması talimatı vermişti. Tufan gelmiş, tüm insanlar ve tanrılar boğulmuştu. Sadece Nuh, ailesi ve gemisinde topladığı mahlukat hayatta kalmışlardı. Eski Ahit zeytinle ilgili hikayeyi şöyle anlatıyor:

“Kırk gün sonra Nuh yapmış olduğu geminin penceresini açtı. Kuzgunu dışarı gönderdi. Kuzgun sular kuruyuncaya kadar dönmedi, uçup durdu. Bunun üzerine Nuh suların yeryüzünden çekilip çekilmediğini anlamak için güvercini gönderdi. Güvercin konacak bir yer bulamadı, çünkü her yer suyla kaplıydı. Gemiye, Nuh’un yanına döndü. Nuh uzanıp güvercini tuttu ve gemiye, yanına aldı. Yedi gün daha bekledi, sonra güvercini yine dışarı saldı. Güvercin gagasında yeni kopmuş bir zeytin yaprağıyla akşamleyin geri döndü. O zaman Nuh suların yeryüzünden çekilmiş olduğunu anladı. Yedi gün daha bekledikten sonra güvercini yine gönderdi. Bu kez güvercin geri dönmedi.”

Gagasında zeytin yaprağıyla geri dönen güvercin felaketin sona erdiğini müjdeler. Tufan felakettir, yangın felakettir, savaş felakettir. Tümünün sona ermesini müjdeleyen gagasında zeytin dalıyla gelen güvercindir. Ancak huzuru temsil eden zeytinin kendisidir. Yeşeren zeytin, zeytinin dalı ve meyvesi artık kâbusun sona erdiğini anlatır.

HIRİSTİYANLIK VE MÜSLÜMANLIKTA ZEYTİN

Hıristiyanların tanrısı İsa’nın, Yunanca isminde yer alan Χριστός (Hristos) “yağlanmış” yani yağla kutsanmış anlamına gelmektedir. Bu ise İbranicedeki Mesih (Messiah, Maşiah) yani yine yağlanmış, yağla ovulmuş kelimesinin Yunancaya çevirisidir. Musevilerde olduğu gibi Hıristiyanlarda da hükümdarların ve görev yapan kişilerin yağla kutsanması geleneği devam edildi. Roma’da Sezarlar yağlandıkları bir törenden sonra tahta otururlardı. Yahudilerin hükümdarları da aynı törenle göreve gelirler. Nazıralı İsa da Tanrı kabul edildiğinde Baba Tanrı’nın seçilmişi, görevlisi olarak Hristos (Mesih) İsa olarak adlandırıldı. Bugün dahi pek çok kilise, dini adamlarının göreve başlamalarıyla ilgili törende rahiplerin alınlarına zeytin yağı sürerler. ἔλαιον veya Άγιο Μύρο ismi verilen bu yağlar aynı zamanda daha önce vaftiz olup dinden ayrılan insanların yeniden cemaate katılmaları sırasındaki törende de kullanılır. İsa’nın çarmıhının zeytin ağacından yapıldığına inanan Hıristiyanlar çarmıhı da yağlama gibi törenlere sahiptirler.

Zeytin İslam’da çok önemli bir yere sahiptir. Aynı Yunan ve Roma’da olduğu gibi İslam’da da zeytin bir bütün olarak ve meyvesi, yağıyla tanrısal bir lütuftur ve pek çok iyiliği temsil eder. Zeytin hem Kuran’da, hem de hadislerde defalarca zikredilir. Kuran’ın Nur Süresi’nde zeytinden şu hoş sözlerle bahsedilir:

“Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir.”

“Tur-i Sina'dan çıkan bir ağaç vardır. O (ağaç), yiyecek olanlar için, katık (zeytin yağı) verir” diyen Kuran’da zeytine pek çok kutsallık ve şifa yüklenmiştir. O cennetten Sina Dağı’na inen ve dünyaya yayılan bir hediyedir. İslam Peygamberi Muhammet zeytin yağından şöyle bahseder: “Zeytinyağını yiyiniz ve onunla yağlanınız. Zira onda yetmiş derde deva vardır. Bu dertlerden birisi de cüzzam hastalığıdır.”

Devletlerin, uluslararası kuruluşların bayraklarını süsleyen, barışın, huzurun, bilgeliğin sembolü zeytin ağacına iyi davrandığımız kadar bilge, barış ve huzur içindeyiz.

Dergiler Haberleri