VASİLYA GÜNLÜKLERİ

VASİLYA GÜNLÜKLERİ

 

Neriman Cahit

• İnsan her an, kendisinden başka bir şeydir… (Valery)
• Baskıya baş kaldıran her zaman haklıdır…
• Gerek birey, gerekse toplum olarak da ‘küçük şeylerin’ üzerinde oyalanıyoruz… Aslında: Bu, boşu boşuna oyalanmak, daha önemli sorunların üzerinde durulacak zamanı çalmak değil midir bir bakıma…
• “Sanat ve Kültür Ortamımız’ beni boğuyor… Soluksuz bırakıyor… Herkesin – herkesi dışlayarak ‘varolmaya çalıştığı’ bir ortam bu…
• Röportajlarda sık sık sorulur: ‘Şiiri’ nasıl yazarmışım… Kuralları neymiş bunun? Bu konuda ciddi ciddi düşündüm… Düşünürüm… En azından: Kendimle ilgili vardığım gerçek bu: Ben, hiçbir konuda kuralları sevmem… Hele şiirde hiç…
Üstelik, niye şiiri kurallara bağlamak…
Niye bir uçurtma gibi – ipini kesip – dilediği gibi uçmaya bırakmamalı…

• Hâlâ, şiiri düşünüyorum…
Galiba, İlhan Berk’ti: “Şiir, ‘dilin belini’ getirmektir…” diyordu. Benden önce bunu söylediğine üzüldüm… Ama, benim duyumsadıklarımı duyumsamadığı için de çok sevindim…
• Evet,  Dilin Belini Getirmektir Şiir…
Ve şiir, yazanın da, okuyanın da belini getirebildiğinde şiirdir… Bazen, tek bir dize bile bunu yapabilir…
• Reşadiye’de bir ev…
O, yüzlercesi gibi… Yıkılan, eski bir Lefkoşa Evi…
Hâlâ onda, köyden ilk geldiğim günkü ‘çocuksu korkularımı, düş kırıklıklarımı’ saklıyorum…
Hâlâ daha duruyor o günkü Mahalle yerli yerinde…
Ama, sadece benim için…

• İçimdeki ‘ben’le başa çıkmak zor. Başaramıyorum çoğu kez; çünkü o, Lefkoşa’ya sekiz yaşında gelen ve şaşkaloza dönen “O Küçük Kızın Ruhunu” taşıyor hâlâ…
Ve sanırım… Hiç büyümden de ölecek…

***
Yüzümün alacasına fena vuruyor günler, anılar… Sade anılar değil, bütün bir geçmiş… Tüm hatalarıyla duruyor duruyor da vuruyor beni, çıkmaz sokaklarımda…
Bir kez girip de çıkıl(a)mayan o çıkmaz sokaklarda…
Geçmişin yangınlarından zaman zaman geriye dönüp de aşırdığım, küllendiğini sandığım közlerden yanar tutuşur yüreğim…
Ve, o kız çocuğu… Ki hep peşimdedir…
Gözlerini iri iri açarak izler beni…

***
Küstürdük her şeyi… Ama her şeyi…
Sevgisizlik çürüttü pek çok şeyi…
Kumrular da küsüp gidecek…
Ve, sonunda bizler de…

***
- Özgür müsün? dedi…
... Evet… Dedim…
… Evet Özgürlük benim için kişinin, kendi kendini yaratması, kendi kendisi olması, kendi kendisiyle ve toplumla uyum sağlaması… Bu uyumun, kesin bir baş eğme olmayıp, toplum içindeki yerini, görevini bilme, toplumu geliştirme ve değiştirme eylemine katılma ve bu katılımın tüm sorumluluklarını yüklenebilme yeteneği ve bilincine varılmasıdır…
Bunun için gereken diyeti (40) yıldır ödüyorum ben…
Çocuklarıma ve torunlarıma da ödeterek…

***
Ve…
Çınarların yüz yıllık yalnızlığını bir günde yaşayarak…

***
Yıllardır, birbiriyle didinen, bir türlü birlikte var olmayı beceremeyen (evli) iki arkadaşımla geçirdiğim bir gün… Benim için müthiş bir yorgunluk oldu… Aradan iki koca gün geçtiği halde hala o ağır yorgunluktan kurtulamadım…
Eğer gerçekten birbirlerinden bu denli kopmuşlar ve uzaklaşmışlarsa… Bu uzaklaşmayı fark edemeyecek kadar aldırış etmez oldularsa…
Birlikte yaşamanın ne anlamı var ki!...

Dergiler Haberleri