“Türkiye’nin KKTC’yi tanıtma gündemi yok”

DEMOKRASİ, İRADE, MÜDAHALE | Aysu Basri Akter'in yazı dizisinde 4'üncü Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı yaşadığı müdahaleleri anlatıyor.

Aysu Basri Akter 

Demokrasi tarihimize Türkiye kaynaklı açık müdahale ile damgasını vuran ‘2020 Cumhurbaşkanlığı’ seçiminin ardından Mustafa Akıncı ilk kez açıkladı: “Türkiye’nin Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Özel Kalem Müdürümü Türkiye’ye davet etti, gitmeyince, onlar buraya geldi. Benim bilgim dahilinde görüştüler. MİT'in buradaki temsilcisi bilinen biridir. Davet O'nun üzerinden yapıldı. Görüşmeye de onunla gidildi ama kendisi, bu toplantıda hiç konuşmayarak dinleyici pozisyonunda oldu. Konuşan kendisinin üstü konumunda olan MİT Dış Operasyonlar Şefiydi. Bunu çok açıktan yaptılar, gizlemediler. Ama bu kişiler benimle doğrudan konuşmaya hiç cüret etmediler."


4’üncü Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Demokrasi, İrade, Müdahale” yazı dizimiz için sorularımızı yanıtladı.

“Türkiye’nin KKTC’yi tanıtma gündemi yok” diyen Mustafa Akıncı, TC Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir anısını şöyle paylaştı: “Bir görüşmemizde bana Kosova'yı 100'den fazla ülke tanıdı da ne oldu dedi…”


2015 yılında 7 adaylı bir seçimle, ikinci turda, Derviş Eroğlu karşısında % 61 oranında aldığı destekle ipi göğüsleyen Mustafa Akıncı, beş yıl sonra bu kez açık müdahalelerin yaşandığı bir seçimde % 48 oy oranında kaldı.

Akıncı, Kıbrıs sorununda federasyon temelinde çözüme odaklanan bir siyasetçi profili çizdi, Kıbrıs Türk kimliği ve varlık mücadelesi üzerinden söylem geliştirdi.

Türkiye'nin, son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde doğrudan ve açık şekilde taraf olması ve seçimlerle ilgili çeşitli açık müdahalelerin yaşanmasının ardından tamamlanan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra Eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile ilk kez röportaj yapıyoruz.

Hem müdahale sürecinde yaşananlara ilişkin anlattıkları hem de gelecek süreçle ilgili söyledikleri dikkat çekici…

Türkiye’nin asker ve sivil bütün gücüyle seçimin sonucunu değiştirmek için çalıştığını ifade eden Mustafa Akıncı, tek adamlığa bağlı antidemokratik rejimlerin sonsuza dek sürmeyeceğinin altını çizerek, bu müdahaleler ve ülkede yaşanan dayatma siyasetlere karşı özellikle sivil toplum örgütlerine büyük görev düştüğüne vurgu yapıyor.

“Erdoğan'ın başkanlığında Kazakistan’da toplanan konferansa gözlemci üye sıfatıyla davetliyken, gidemedik, çünkü Kazakistan başkanı ayrı bir delegasyon olarak gitmemize karşı çıktı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev de defalarca davet etmemize rağmen ne O geldi, ne de ben davet edildim.”


İlk Kopuş Crans Montana Sonrasında

Türkiye ile arasındaki ilk kopuşun ne zaman başladığını soruyorum öncelikle…

"Hatırlayacaksınız, görevi ilk devraldığım günlerde anlayış farkı zaten kendini göstermişti. Ana-yavru edebiyatı yerine, eşitler ilişkisinin, kardeşler ilişkisinin kurulmasının ne kadar önemli olduğunu söylerken daha ilk günlerde bir karşı anlayış tepkisel olarak ortaya konmuştu…”

Akıncı şunları anlatıyor;                                    

"Görevi devraldıktan sonra, her zaman olduğu gibi Türkiye'ye davet geldi. Orada bizim bakış açımız kendilerine izah edildi. Özellikle KKTC'yi tanıdığını söyleyen bir devletin, söylemiyle, eylemiyle bunun gereklerini yerine getirmesi gerektiği konusunda görüşlerimiz birebir ifade edildi. Burada verdiğim örnek aslında Kıbrıs'a bakış açısındaki anlayış farkının daha ilk günden ortaya çıktığını gösteriyor."

Türkiye yetkilileriyle ilişkilerinin daha fazla Kıbrıs sorunu odaklı olduğuna işaret eden Mustafa Akıncı, "tabii ki her zaman aynı görüşte olmadık ama karşılıklı konuşarak, tartışarak, birbirimizi ikna ederek bir yol alındı. Gerektiği zamanlarda Kıbrıslı Türk lider olarak inisiyatif almam gerektiğini hissettiğimde bu inisiyatifi almaktan çekinmedim" diyor ancak esas kopuşun, ilişkilerdeki gerginliğin Crans Montana'daki Kıbrıs zirvesinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından yaşandığını anlatıyor.

“Kıbrıs Türk halkı artık federasyon istemez dedirtecek bir sonuç elde etmek için, 80 milyonluk ülkenin tüm olanaklarını halkın iradesini gasp etmek için kullandılar.”

“Federasyon Olmaz, Bu İş Bitti Dememi İstediler”

Mustafa Akıncı, "Esas kopuş Crans Montana sonrasında yaşandı. Süreç bittikten sonra, AKP yönetiminin, başkanı ve kurumlarıyla beklentisi, tüm dünyada çözüm için samimiyetle uğraş verdiğine inanılan bir Mustafa Akıncı'nın çıkıp, artık federasyon olmaz, bu iş bitti demesiydi" ifadelerini kullanıyor.

Bu beklentinin en üstten itibaren kendisine açıklıkla defalarca aktarıldığına işaret eden Akıncı, federasyon temelinde bir çözümün ve BM parametrelerinin gerçersizliği söyleminin yanlışlığını her defasında izah ettiğini belirtiyor ve şöyle devam ediyor;

"Crans Montana'dan 10 gün sonra, 18 Temmuz’da Lefkoşa’da Cumhurbaşkanlığında  bir toplantı yapıldı. Ben orada, sorunun BM parametrelerinden kaynaklanmadığını, BM parametrelerinin aslında Kıbrıslı Türkler açısından iyi olduğunu, sorunun siyasi eşitliği bir türlü içselleştiremeyen Kıbrıs Rum liderliğinden kaynaklandığını ve bunun anlatılması gerektiğini söylerken, onlar BM parametrelerinin artık geçersiz olduğu konusunda ısrarcı oldular. Benim ısrarımla hatırlarsınız o zamanlar, bir süre federasyon seçeneğini dışlamıyoruz ama diğer seçenekler de masada olsun retoriğine dönüş yapmıştı Türkiye. Ama beyinlerde yatan BM parametrelerinden kurtulmaktı."

4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Türkiye'nin kendi açısından açılımlarını yaptığını ve çözüme ramak kalmışken bunu desteklediğini gösterdiğini düşündüğünü söylüyor. Annan Planı referandumunda Evet’i destekleyen Türkiye yönetiminin Crans Montana'da da gerekirse garantörlük konusunda esneklikler yapacağını söyleyerek çözümü desteklemesine rağmen, sürecin başarısızlıkla sonuçlandığını ifade ediyor.

“Annan Planı referandumunda Evet’i destekleyen Türkiye, Crans Montana'da da gerekirse garantörlük konusunda esneklikler yapacağını söyleyerek çözümü desteklemesine rağmen, süreç başarısızlıkla sonuçlandı. İlk kopuş da bundan sonra başladı.”

Berlin Toplantısı’nın Yapılmasından Hoşnut Olmadılar

Kasım 2019'da Berlin'de son derece önemli bir mutabakat sağlandığını belirten Mustafa Akıncı, burada rayından çıkan trenin tekrar rayına oturtulduğunu söylüyor, ancak Türkiye yetkililerinin bu toplantının yapılmasından hoşnut olmadıklarını anlatıyor.

"Hatırlayacaksınız Guterres çerçevesiyle ilgili 30 Haziran mı 4 Temmuz mu diye bir tartışma başlatılmıştı. Genel Sekreter Berlin'de tek bir belge olduğunu ve bunun da 30 Haziran 2017 tarihli Guterres çerçevesi olduğunu ortaya koydu Rum tarafı da buna itiraz edemedi."

Siyasi eşitliğin kararlara katılımda da uygulanması gerektiği yönünde önceden var olan BM metinlerine referans yapılmasının Berlin Zirvesi ile ortaya çıkan önemli sonuçlardan biri olduğunun altını çizen Mustafa Akıncı şöyle devam ediyor:

"Sonraki sürecin bundan sonra aynı olmayacağı, sonuç odaklı olacağının kayda geçirilmesiyle de pratikte takvim anlamına gelen bir yaklaşım yine Berlin'de ortaya konuldu. Dönüşümlü Başkanlık, siyasi eşitlik ve sonuç odaklı bir sürece işaret edilmesi nedeniyle, Kıbrıs'ta çözüm niyeti taşıyanlar bundan memnun oldu."


Seçime Müdahalenin Temel Nedenlerinden Biri Berlin Mutabakatıdır

Mustafa Akıncı, "ben eğer görevde kalabilseydim, Berlin çerçevesi üzerinden devam edecektim" diyor ve seçime müdahalenin temel nedenlerinden birinin bu olduğunun altını çiziyor.

"Seçime müdahalenin temel nedenlerinden biri budur. Kıbrıs Türk halkı artık federasyon istemez dedirtecek bir sonuç elde etmek için, 80 milyonluk ülkenin tüm olanaklarını halkın iradesini gasp etmek için kullandılar " diyor.

“Kazakistan kabul etmedi, Azerbaycan Başkanı Aliyev ne geldi, ne ülkesine davet etti”

Mustafa Akıncı federasyonun yerine ne konulacağını da Türkiye yetkililerine sorduğunu Azerbaycan'ın bile KKTC'yi tanıyamadığı, Türk takımlarının bizimle maç bile yapamadığı bir ortamda ne yapılabileceğini çok sorguladığını da anlatıyor.
Akıncı’nın şu sözleri dikkat çekici:
"Türkiye'nin KKTC'yi tanıtma diye bir gündemi yok, bunu çok net olarak ifade edebilirim. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ile görüşmemizde bana Kosova'yı 100'den fazla ülke tanıdı da ne oldu dedi."

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kıbrıs ziyaretinde vereceğini söylediği müjdeyle gündeme gelen Azerbaycan'ın KKTC'yi tanıyabileceği konusuyla ilgili de oldukça çarpıcı şeyler anlatıyor Mustafa Akıncı.

"Hatırlayacaksınız Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinde ilk ziyaretini önce KKTC'ye değil, Azerbaycan’a yaptı. Biz Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile İstanbul'da Davos'ta birkaç kez bir araya gelip görüştük ama defalarca davet etmemize rağmen ne O geldi ne de ben davet edildim. Bunun ötesi var; Nazarbayev, Kazakistan Cumhurbaşkanıyken ve Türkiye İslam İşbirliği Teşkilatı Başkanıyken ve bizim gözlemci üye sıfatımız varken, Erdoğan'ın başkanlığında Kazakistan’da toplanan o konferansa gözlemci üye sıfatıyla davetliyken, gidemedik, çünkü, ayrı bir delegasyon olarak gitmemize karşı çıktı. Kazakistan Başkanı KKTC'yi ayrı bir delegasyon olarak kabul etmedi. Erdoğan bizzat telefon görüşmesinde bunu istemesine rağmen bu geri çevrildi. Bu görüşmeyle ilgili tutanakları okudum. Bizim Türkiye delegasyonuna dahil olarak oraya gitmemizden memnuniyet duyacaklarını Türkiye delegasyonu içinde gelecek Kıbrıslı Türk kardeşlerimizi ağırlamaktan memnun olacağız gibi ifadelerle söylerken tanınma anlamına gelebilecek ayrı bir delegasyonu topraklarına kabul edemeyeceğini söylüyor."
 

Röportaj Haberleri