TIP-İŞ "AMELİYATLARI DURDURDU"

Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş), bugünden itibaren, Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde acil ameliyatlar hariç tüm ameliyathane hizmetlerini durdurdu

Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası’nın (Tıp-İş) eylemi kapsamında bugünden itibaren acil hasta sevkleri dışında ada genelinde hiçbir Sağlık Kurulu toplantısı, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde ise acil ameliyatlar dışında hiçbir ameliyat yapılmayacak.

18 Nisan’da ada genelinde 3 saatlik uyarı grevi yapan Tıp-İş, bugün hükümete çağrı yapmak üzere yine Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi önüne çıktı.

“Bana Bir Masal Anlat İçinde Sıcak Su Olmasın”, “Hekim Yasası Hakkımız”, “Patronlara Değil, Halka Hizmet” “Taşeron Hekimliğe Hayır”, “Koltuklar Gider, Doktorlar Kalır”, “Solunum Cihazı Yok, Mercedes Var” gibi renkli dövizler taşıyan hekimlere, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği de destek verdi.

USAR: “FAZLASINI DEĞİL, HAKKIMIZ OLANI İSTİYORUZ”

Tıp-İş Başkanı Dr. Sıla Usar, hastane önündeki açıklamasında, hükümetten hekimlerin özlük haklarının gerçek anlamda iyileştirileceği, tam gün sağlık hizmetinin önünü açacak düzenlemeler için çağrı beklediklerini söyledi.

Hekim Yasası taleplerine işaret eden Usar, “İkinci iş değil, özlük haklarımızın iyileştirilmesini, hastanelerin tam donanımlı hale gelmesini istiyoruz. ‘İkinci iş için eylem yapıyorlar, bunlar siyasi eylemlerdir’ diyen hükümet yetkililerini de, bize çamur atan bazı meslektaşlarımızı da sükunete davet ediyoruz. Bu ülkeye güzel günleri bilgiyle, üretimle ve dayanışmayla getirmeli, sorunları akılcı şekilde çözmeliyiz” dedi.

Sağlıktaki sorunların çözülmesi için hükümetin atacağı adımlarda işbirliğine hazır olduklarını kaydeden Usar, hekimlerin, fazlasını değil, haklarını talep ettiğini belirtti.

“BÖYLE UMARSIZ, BÖYLE SORUMSUZ BİR TUTUM İÇİNDELER”

Devletin kamu sağlığına yatırımda bulunmadığını, hekim ve hemşire istihdamı yapmadığını söyleyen Usar, “Bir adım öteye giderek zorbalıkla ‘giden gider, kalan kalır’ diyorlar. Böyle umarsız, böyle sorumsuz bir tutum içindeler” ifadelerine yer verdi.

“EKSİKLİKLERİ SAYACAK OLSAM NALBANTOĞLU HASTANESİ’NDEN DİPKARPAZ’A YOL OLUR”

Sağlık hizmeti almaya gelen vatandaşların da, devletin sağlığı ihmal ettiğini gördüğünü söyleyen Dr. Sıla Usar, şunları kaydetti:

“Bazı hastanelerde kan gazı cihazları eksik. Anestezi cihazlarında, ameliyathanelerde sıkıntılar,  servislerde eksiklikler var. Hastanelerde ‘solunum cihazı eksik’ dedik. Bu açıklamayla yer yerinden oynamalıydı, ertesi gün hastanelere solunum cihazı yollanmalıydı. Yok... Eksikler tamamlanmıyor. Niye? Hastanelerdeki eksiklikleri sayacak olsam Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nden Dipkarpaz’a yol olur.”

Yetkililerin “doktorların eylemleri siyasidir, ikinci iş içindir” diye açıklama yaptığını söyleyen Usar, şunu ekledi:

“Bu mücadeleyi halk için sürdürüyoruz. Tek yumruk ve kalp olarak. Bu hastaneler bizimdir.  Sağlık bakanlığının ve hükümetin bu konudaki tutumu halkın sağlık hakkına, hekimlerin şifa verme hakkına yapılan bir saldırıdır. Ve evet, insanların sağlık hakkını talep etmek için yapılan, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren sorunlara karşı yapılan bu eylemler siyasidir. Kimse insan sağlığı için canını dişine takıp çalışan hekimlerin mücadelesini küçümsemesin.  Biz buradayız ve kararlıyız. Sorunlar çözülene kadar eylemler artarak, yayılarak devam edecek.”

Medyada “hekimlerin günde 2.9 hasta baktığına” dair bazı açıklamalara yer verildiğini de kaydeden Tıp-İş Başkanı Usar, şöyle devam etti:

“Mevlana ne demiş, ‘bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı’ diye. Bizi en iyi hastalarımız bilir. Bizim kimseye kendimizi ispat etme derdimiz yok. Herhalde bunu söyleyenlerin yolu hastaneye düşmedi. Düşmesin elbette. Düşerse ne kadar utanacaklarını tahmin edebiliyoruz.”

“ONLARLA SAVAŞMAYACAĞIZ, BOŞUNA UĞRAŞMASINLAR”

Kamu hekimlerinin düşmanının sadece hastalıklar olduğunu, sadece hastalıklarla savaştıklarını kaydeden Dr. Sıla Usar sözlerini şöyle tamamladı:

“Bizim savaşımız meslektaşlarımızla değil. Onlarla savaşmayacağız, boşuna uğraşmasınlar. Çünkü biliyoruz ki savaşlarda, çatışmalarda kazanan olmaz, savaşlardan en çok çocuklar, yoksullar ve hastalar zarar görür. Biz bu savaşa girmeyeceğiz. Bizim mücadelemiz halkın hastanelerinin ayakta kalması içindir. Yurttaşlarımızın bunu görmesi, hükümet edenlerden hesap sorması gerek. Dökülen; hekimleri, cihazları, ilaçları eksik hastanelerde sağlık hizmeti verilemez.”

İlgili Haberler

Haberler Haberleri