The Queen’s Gambit: Beth Harmon, Harry Potter’e Karşı

Beth Harmon, ucu açık, belirsiz bir gelecekte yaşamın çelişkileriyle baş etmekte oldukça başarılıdır aslında. Seyircide çelişkinin bizzat kendisiyle uzlaşılabileceğine dair umut yaratır.

Evren İnançoğlu
evrenin55@hotmail.com

 

Terry Eagleton’a (2013) göre romanlarında yetimlere yaygın bir şekilde yer verilmesinin birçok nedeni var. Kaderlerini kendi kendilerine belirleyen yetimler hem sempatimizi kazanır hem de onay verme arzumuzu tetikler. “Yetimlerin yalnızlıklarını da, kaygılarını da onlarla birlikte biz de hissederiz” (Eagleton, 2013, s.90). Eagleton İngiliz edebiyatındaki ünlü yetim karakterleri sıralarken Bronte’nin Jane Ayre’ı ve Dickens’ın “Büyük Umutları”nın Pipi’yle birlikte listeye Harry Potter’ı da dâhil eder. Yazarı Walter Tevis Amerikalı olduğu için Terry Eagleton’un listesine girmese de “The Queen’s Gambit” adlı romanındaki Beth Harmon Harry Potter gibi bir başka yetim edebiyat karakteridir. Harry Potter romanlarının sinemaya uyarlandığı gibi Walter Tevis’in “The Queen’s Gambit”i de mini-dizi olarak televizyona uyarlandı.

Beth Harmon ve Harry Potter arasında Işık Fidaner’in (2020) yazdığı anlamda hem bedenlenme hem de yetkilenmede büyük fark olduğunu görürüz. “Modern öncesi kavrayışta bedenlemenin zemini Doğa ya da Yazgıdır.” Harry Potter tam da bu modern öncesi kavrayışa uygun bir kahramandır. Harry’yi kahraman yapan büyük Öteki olarak kehanete dayalı yazgısıdır. Harry iyiyle kötünün mücadelesinde bir bütünün parçasıdır. Yetkilenmeyi ise insanı aşkın büyük Öteki olarak mistik güçlerden elde eder. Mesihvari bir karakter olan Potter’ın kehanetten gelen büyülü bir gücü vardır. Harry Potter’e bahşedilen üstün özellikler doğuştan gelir ve büyülü güçler âlemi olarak büyük Öteki tarafından garanti altına alınır.

“The Queen’s Gambit”in Beth Harmon’u ise modern öncesi varsayımın devrilmesinden doğan bir kahramandır. Beth’le ilgili hiçbir kehanet yoktur. Beth yazgısızdır, daha doğrusu, kendi yazgısını iradesiyle kendi yazar. Beth’in yetkilenmesinin kaynağı büyük Öteki değildir. Beth’in evreninde Lacancı ünlü “büyük Öteki yoktur” varsayımı hüküm sürer. Saplantılı olmasının da avantajıyla çok iyi bir satranç oyuncusu olmayı başaran Beth’in başarısının önceden belirlenmiş hiçbir garantisi yoktur. Satrancı neden sevdiğiyle ilgili sözleri kendi iradesini yaratması ve bunun sorumluluğunu almasıyla ilgili ipucu sunar niteliktedir: “Satranç tahtasını kontrol edebilirim. Ona hükmedebilirim. Tahminler yapabilirim. Eğer canım yanarsa da suçlayacağım tek kişi yine kendim olur.”

Satranç oynamayı bir saplantı hâline getiren Beth’in fantazi koordinatları da buna göre şekillenir. Bu nedenle ilişki kurduğu erkeklerin hepsinin iyi satranç oyuncuları olması hiç de şaşırtıcı değildir aslında. Beth insan arzusunun bir rüya olarak değerli olduğunu biliyor gibidir. Bu anlamda, Beth, insana mutluluk verenin arzuya ulaşma hayali olduğunun farkındadır. Lacancı varsayımda arzuya ulaşmak onun kabusa dönmesi demektir zira. O nedenle insan aslında arzusuna ulaşmak istemez, ona ulaşmayı öteleyip durur. Beth Harmon, satranç turnuvasında karşısına çıkan genç Rus rakibine hayatta neyi arzuladığını sorduğunda çocuktan şu cevabı alır: “16 yaşına gelince dünya şampiyonu olmak istiyorum”. Beth’in bu yanıta karşı sorusu söyledir: “Eğer 16 yaşında dünya şampiyonu olursan sonrasında ne isteyeceksin?”

Işık Fidaner (2020) “bilinçli iradeyi bozan şey bilinçdışı arzudur” demekte haklıdır. Dizide Beth’in iradesi bilinç dışı arzuları tarafından sabote edilir. Paris’te Grandmaster Borgov’la yapacağı final maçı öncesi New York’ta tanıştığı ve daha önce sadece bir kez görüştüğü kadının içki içme teklifini önce geri çevirse de sonrasında bu teklife uymak için dayanılmaz bir arzu duyar. Fransız kadınla tanışdığı gün kadına karşı bilinç dışı bir ilgi geliştirmiştir. Ertesi sabahki final maçı için erken yatması gerektiği yönünde irade belirtse de sonraki sahnelerde onu içki içip diğer arzularının peşinde koşarken görürüz.

Her şeye rağmen, Beth Harmon, ucu açık, belirsiz bir gelecekte yaşamın çelişkileriyle baş etmekte oldukça başarılıdır aslında. Seyircide çelişkinin bizzat kendisiyle uzlaşılabileceğine dair umut yaratır. Harry Potter asasını sallayıp büyülerini sıralaya dursun, benim kahramanım kendi iradesiyle kendi kaderini çizen Beth Harmon’dır.


Kaynakça:

Eagleton, T. (2013) How to Read Literature. New Heaven: Yale University Press

Fidaner, I. (2020) https://yersizseyler.wordpress.com/2020/07/08/sadece-bedenlenmeler-ve-yetkilenmeler-vardir-isik-baris-fidaner/ 18.11.2020

Dergiler Haberleri