Kıbrıslı yazar Raftis’ten liderlere açık mektup:
Yazar Michalis Raftis, Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman ve Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis’i, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ilerleme sağlamaya ve bunun için gerektiğinde siyasi bedel ödemeyi göze almaya çağırdı.
Michalis YENİDÜZEN’e gönderdiği açık mektupta, süreci yeniden canlandırdıkları için liderleri tebrik ederken, ancak yaratılan umudun ilerlemeye dönüştürülemediğini, sadece sözlerin yeterli olmadığını, artık büyük adımların atılması gerektiğini söyledi.
İşte Kıbrıslı yazar Michalis Raftis imzalı mektubun tam metni:
Sayın Hristodulidis,
Sayın Erhürman,
Görevinizin kolay olmadığını hepimiz biliyoruz.
Karşınızda son derece karmaşık bir Kıbrıs sorunu var. Büyük çıkarlar, ağır bir tarih ve hâlâ kapanmamış yaralar söz konusu. Bunu kimse görmezden gelemez.
Sayın Hristodulidis,
Size yönelik tüm eleştirilere rağmen, yıllardır çıkmaza saplanmış görünen bir sürecin yeniden hareketlenmesini sağlamış olmanız teslim edilmesi gereken bir gerçektir.
Bunun için sizi tebrik etmek gerekir.
Niyetlerinizi sorgulayanların ise bunu yapmak hakkı var.
Çünkü geçmişte bize umut verip sonra hayal kırıklığı yaratan çok lider gördük.
Sayın Erhürman,
Seçim zaferinizi, Kıbrıs sorununun iki bölgeli, iki toplumlu federasyon temelinde çözülmesi perspektifi üzerine kurdunuz.
Birçok Kıbrıslı Türk için izolasyondan çıkışın, Avrupa’yla daha güçlü bağların ve daha iyi bir geleceğin umudunu temsil ettiniz.
Eleştirmenleriniz ise bu umudu siyasi olarak kullandığınızı ve sonunda Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler uğruna Ankara’nın çizgisinden çıkamayacağınızı söylüyor.
Onların da sizi sorgulamaya hakkı var.
Çünkü Kıbrıslı Türkler yıllar boyunca kendi iradeleri yerine başkalarının hesaplarına hizmet eden siyasetlerin bedelini fazlasıyla ödedi.
Ama bugün gelinen noktada...
İkiniz de şu ana kadar başarısız oldunuz.
Yaratılan umudu somut ilerlemeye dönüştüremediniz.
İkinizin de toplumlarınızın başında olduğu bir dönemde bu kadar büyük beklentiler yaratılmışken, bugüne kadar tek bir gerçek ve ciddi ilerleme adımı dahi atılmamış olması kabul edilmesi gereken bir gerçektir.
Sizden önce görev yapan, çok daha muhafazakâr ve hatta bölünmeye çok daha yakın duran liderler bile yeni geçiş kapıları açmayı ve Güven Yaratıcı Önlemler üzerinde anlaşmayı başarabildi.
Sayın Hristodulidis,
Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türkler’in temasını artırmaya yönelik verdiğiniz en basit sözlerde bile yeterli ilerleme göremedik.
Çıkmazdan çıktığımızı düşündük, sonra kendimizi yeniden bir çıkmazın içinde bulduk.
Sayın Erhürman,
Seçilmenize sevinen Kıbrıslı Rumlar’ın sayısı hiç de az değildi.
Sevinmeyenler, hatta seçilmenizden rahatsız olanlar bile bir an için içlerinden şunu geçirdi:
“Acaba gerçekten bir şeyler değişir mi?”
Ne yazık ki bugünkü tabloya bakınca verilen cevap giderek şu oluyor:
“Galiba hayır.”
Sloganlara, umut dolu mesajlara ve çok konuşulan “yeni döneme” rağmen beklentiler şu ana kadar karşılanmadı.
Umut yavaş yavaş öfkeye, hayal kırıklığına ve sosyal medyadaki sert tepkilere dönüşüyor.
Geçiş kapıları konusunda önerilen orta yolu kabul etmiyorsunuz. Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla bunun arkasında Türk ordusunun itirazı olduğu söyleniyor.
Öte yandan, Sayın Hristodulidis’in samimiyetinden şüphe ediyorsanız, bunu test etmenin en açık yollarından biri önünüzde duruyor:
Crans-Montana’da müzakerelerin kaldığı yerden devam etmesi yönündeki çağrıyı kabul etmek.
Eğer karşı taraf samimi değilse, bunu en güçlü biçimde böyle ortaya koyabilirsiniz.
Ama bunun yerine sürekli yeni gerekçeler duymaya devam ediyoruz.
Beyler;
İkiniz de diğer tarafın temel kırmızı çizgilerini çok iyi biliyorsunuz.
O halde neden sürekli olarak karşı tarafın geri adım atmasının neredeyse imkânsız olduğu konuların üzerine gidiyorsunuz?
Örneğin, Sayın Erhürman:
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, doğrudan ya da dolaylı biçimde “KKTC” adını taşıyan herhangi bir oluşumu ya da etkinliği —bu bir festival bile olsa— kabul etmesinin gerçekten mümkün olduğunu düşünüyor musunuz?
Elbette buna karşılık şöyle diyebilirsiniz:
“Peki Hristodulidis, çocukların ve gençlerin bile birbirine yaklaşmasını kolaylaştırmıyor. Bu yüzden ben kendi inisiyatifimi almak zorunda kalıyorum.”
Ve açıkçası, bu noktada haklı olduğunuz taraflar var.
O halde, Sayın Hristodulidis, neden Kıbrıslı Türkleri ilgilendiren bu tür girişimlerde Kıbrıs Cumhuriyeti çatısı altında çok daha aktif davranmıyorsunuz?
Neden küçük çocukların bile birlikte futbol oynayabilmesi siyasi tartışma konusu hâline geliyor?
Neden Barcelona gibi futbol akademileri üzerinden bile yeni gerilimler yaratılıyor?
Sayın Erhürman’la bir sonraki görüşmenizde ona şunu söylemeniz çok daha güçlü bir mesaj olmaz mı?
“Gelin, Birleşmiş Milletler’in desteğiyle Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk gençlerin birlikte katılacağı ortak bir futbol kampı düzenleyelim.”
İşte buna inisiyatif denir.
Sayın Guterres Kıbrıs’a geldiğinde, çözümün esas olarak ikinizin elinde olduğunu söyledi.
Eğer gerçekten sizin elinizde değilse...
Eğer sizin yerinize başka güçler karar veriyorsa...
Bunu neden kendisine açıkça söylemediniz?
Ve daha önemlisi:
NEDEN BUNU BİZE SÖYLEMEDİNİZ?
Bir şeyi daha unutmayın.
Eğer mevcut durgunluk devam ederse, hiçbirinizin yeniden seçileceğinin garantisi yok.
Sayın Hristodulidis,
ELAM sizi kurtarmayacak.
Tam tersine, attığınız iyi niyetli adımları dahi gölgeleyebilir ve sonunda sizi siyasi olarak daha da zor bir konuma sokabilir.
Sayın Erhürman,
Ersin Tatar da Türkiye’nin politikalarıyla tam uyum içinde hareket ediyordu.
Ama zamanı geldiğinde siyasi olarak son derece kolay bir şekilde gözden çıkarıldı.
Evet.
Sayın Hristodulidis bir konuda haklıydı:
TARİH YAZABİLİRSİNİZ
Ama tarih yazmak için artık sadece söz yetmez.
İlerleme göstermeniz gerekir.
Büyük adımı atmanız gerekir.
Gerektiğinde siyasi bedel ödemeyi göze almanız gerekir.
Bunu yapabilirsiniz.
—Şimdilik— derin saygılarımla…