TAHTAYA BİÇİM VERMEK VE MÜGE AKKAYA

TAHTAYA BİÇİM VERMEK VE MÜGE AKKAYA

 

Stella Aciman

İstanbul’dan gelen bir arkadaşımla, yılbaşı ertesi Surlariçi Bölgesi’ne kısa bir gezintiye çıktık. Maksadım restore edilen Bandabuliya’yı görmekti. Gazetelerde Bandabuliya’nın yenilenen hali üzerine o kadar çok kötü yazı okumuştum ki, ayaklarım hep geri geri gitmişti. O görüntüyle karşılaşınca “buraya gelmemekte çok haklıymışım” demek zorunda kalmak üzüntümü çoğalttı. Hele bomboş bir çarşıyı gezmek, çarşı esnafının hüzünlü yüzlerini izlemek, dükkânlarının önünde oturan; işsizlikten yün ören kadınları görmek içimi acıttı diyebilirim. Keşke burayı eski haliyle bıraksalardı… O köhnemiş Bandabuliya’nın bir ruhu vardı. Hoyrat ellerin, eskiye düşman beyinlerin kurbanı olmuş bir Bandabuliya… Yeni ama ruhsuz, temiz ama yitik… “Eskiyi koruma, yık yenisini yap!” zihniyetinin Lefkoşa’ya armağanı. O hüzünlü görüntünün içinde var olmaya çalışan dükkânlardan birinde görüyorum Müge Akkaya’yı. Önünde bir ağaç parçası, elinde tokmak ve bıçağı; çocukluğunu geçirdiği Bandabuliya’sının yeni görüntüsüne adeta sırt çevirmiş, geçmişin anılarına sığınmış bir halde sanatını yapıyor. 

Akkaya: “Tahta olduğu müddetçe yapacağım tek iş”

Nasıl başladı bu merak? 
Hasder’de açılan kursla başladı. İki ay kursa devam ettim ve bir başladım, bir daha da duramadım. 10 yıldır da tahtalarla oynamaya devam ediyorum.

Ağırlıklı neler çalışıyorsunuz?
Eşim askerden döndükten sonra Ankara’ya döndük. Orada sipariş üzerine kapı, yatak başlığı, sehpa, yemek masası, gardırop ve bahçe kapıları gibi büyük ürünler yapmaya başladım. Yakında burada da büyük eşya yapmak için atölye kuracağım. Kıbrıs’a bir yıl önce döndüm. Burada küçük parçalar yapıyorum daha çok.

Kadın için zor bir sanat değil mi?
Hiç zor değil, yeter ki severek yapılsın ve sabırlı olunsun. Hayatta yapmaktan zevk aldığım, beş kuruş kazanmasam da elimde tahtam olduğu müddetçe yapacağım tek iş budur.

Tahtaların bir özelliği var mı?
Bazısı özeldir.

Bir günde kaç adet yapabiliyorsunuz?
İki küçük parça yapabiliyorum.

Aşamalarıyla, bir tahta parçasını nasıl sanata çevirdiğinizi anlatır mısınız?
Önce tahtanın üzerine yapacağım motifi çiziyorum. Bazı ağaçların üzeri kendinden motifli oluyor. Mesela baykuş modelim öyleydi. Yani ağacın damarlarına göre de oyma yapıyorum. Çizdikten sonra neresi yüksek, neresi alçak olacak ona karar veriyorum. Kimisinde daha derin, kimisinde ise daha yüzeysel çalışmalar yapılır.

Hangi ağaçlar daha kolay işleniyor?
Kıbrıs’ta genellikle çam, gürgen ve zaman zaman da meşe ağaçları kullanılır. Ben kestane ve ıhlamur ağaçlarını tercih ediyorum.

“Kıbrıs motifi yapan çok”

Burada bulabiliyor musunuz bu ağaçları?
Türkiye’ den gelirken bolca getirdim beraberimde. Ihlamur ağacı yumuşaktır ve kolay çalışılır üzerinde. Kestane ağacı serttir ama verdiği duygu güzeldir. Oymayı güzel gösterir.

Motifleriniz farklı…
Evet, pek Kıbrıs motifleri yapmıyorum çünkü yapan çok. Gelecek nesillere şu anda olandan daha farklı bir şeyler bırakmalıyız diye düşünüyorum.

Oyma işi bittikten sonra nasıl bir işlem yapıyorsunuz?
Boyama işlemi başlıyor. Yaptığım desenin durumuna göre vernik bazlı boyalar, gomalak cila, tik yağı kullanıyorum. Akrilik boyalarla renklendirme de yapıyorum.

Ağaçların dayanma gücü nedir?
Sonsuza kadar dayanır ama bazı tahtalar daha az dayanır. Mesela çam ağacı ne kadar fırınlanmış olsa da eninde sonunda çatlama yapar. O yüzden büyük bir parça çalışacaksam müşterilerime kestane ağacını tavsiye ederim. Ayrıca kestane ağacının insanlara iyi bir enerji verdiğine inanırım.

Ağaçların enerjisi

Ağaçların enerjisi mi var?
Ben var olduğuna inanıyorum. Bazı parçaları çalışırken bıraktığım çok olmuştur. Başlarım ama iyi bir enerji almam, ince iş yaparken çatlama yapıyor mesela. O zaman bir kenara bırakıyorum. İki senedir bekleyen bitmemiş birkaç işim var böyle. Bazı işler ise akıp gider, kullanana da aynı enerjiyi verir.

Ders veriyor musunuz?
Evet, veriyorum. Türkiye’de çok kişiye ders verdim. Burada henüz bir kişi var ders alan.
Ders ücretiniz ne kadar?
Haftada bir gün, iki saat, 25 TL. İlk çalışmanın tahtasını ben veriyorum. Devam etmek istenirse tahtanın büyüklüğüne göre fiyatı değişiyor tabii.

Peki, işler nasıl?
Maalesef iyi değil.

Bandabuliya eski halindeyken işler nasıldı?
O zaman daha iyiydi. Bu dükkân açıldığında üç yaşındaydım ve annemle hep gelirdim. O kalabalığı, coşkuyu çok iyi biliyorum. Şu an bomboş olması içimi burkuyor. Bu Surlariçine çok yazık ediyorlar. Keşke buranın sadece çatısını yapsalardı. Bu duvarlar sarı taştır, zaten dışarıdan da bellidir. Üzerlerini kapadılar, o güzelim sarı taşlar yok oldu.

Dergiler Haberleri