“Siyasetin atadığı kişilere sınırsız yetkiler vermenin tanımı faşizmdir”

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası ile Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası, Denetleme Kurulu oluşturulmasıyla ilgili yasa tasarısı hazırlanırken öğretmen sendikalarından görüş alınmamasını ve birçok yetkinin başkanda toplanmasını eleştirdi

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) ile Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS), Denetleme Kurulu oluşturulmasıyla ilgili yasa tasarısı hazırlanırken öğretmen sendikalarından görüş alınmamasını ve birçok yetkinin başkanda toplanmasını eleştirdi.

Konuyla ilgili Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı önünde basın açıklaması yapan iki sendikanın yetkilileri, tasarıya ilişkin önerilerini de aktardı.

KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil burada yaptığı konuşmada Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’yla sürekli sorunlar yaşadıklarını dile getirdi.

2006 yılında yapılan “Denetleme Değerlendirme ve Yönlendirme Kurulu Yasası”nın değiştirilmeye çalışıldığını ve bu konuda tasarı hazırlanırken öğretmen sendikalarıyla görüşülmediğini kaydeden Elcil, öğretmen sendikalarından görüş alınmazken Kamu-Sen’den görüş alınmasını eleştirdi.

Elcil konuyla ilgili gereken tüm adımları atmaya hazır olduklarını kaydetti.

 

İki sendika, tasarıya ilişkin görüşlerini paylaştı…

Elcil’den sonra söz alan KTOEÖS Başkanı Selma Eylem de iki sendikanın ortak basın açıklamasını okudu.

İki sendikanın tasarıyla ilişkin görüşlerinin iletildiği basın açıklamasında 2006 yılında yapılan “Denetleme Değerlendirme ve Yönlendirme Kurulu Yasası”nın siyasetten arınmış, tamamen eğitimin niteliğini artırmaya yönelik, katılımcı, objektif ve hesap verebilir ilkeler üzerine kurulmuş, geliştirilmeye açık, bilimsel bir yasal düzenleme olduğu kaydedildi.

“Bu yasanın hazırlanmasında KTÖS ve KTOEÖS gerek onlarca hazırlık toplantısında gerekse teknik kurullarda yoğun çalışma ortaya koymuşlardır. Yasa ile ilgili tüzükler 2008 yılında hazırlanmış, 2015 yılında tekrardan gözden geçirilmiş fakat hiçbir zaman Bakanlar Kurulu’na götürülerek yasallaştırılmamışlardır. Denetleme Değerlendirme Yönlendirme Kurulu Yasası’nda 2009 yılında bir kez değişikliğe gidilmiştir” denilen açıklama şöyle devam etti:

 

“Başkanın yabancı dil bilme kriteri çıkarıldı”

“Bu yapılan değişiklik ise kurul başkanında aranan niteliklerdeki yabancı dil bilme kriteri çıkarılarak, hiçbir yabancı dil bilmeyenin de Kurul Başkanı olmasına imkân verilmiştir. Yasa yürürlüğe konmuş, tüzüklerdeki uygulamaların bir bölümü hayata geçmesine rağmen hükümetlerin çok kısa süreli olması nedeni ile yasal hale getirilmemiştir.”

 

“Denetleme, değerlendirme, yönlendirme mantığından sadece denetleme mantığına dönüş…”

Denetleme, Değerlendirme, Yönlendirme Yasası’nın isminin Milli Eğitim Denetleme Kurulu Yasası olarak değiştirilmesi ile Denetleme, Değerlendirme, Yönlendirme mantığından sadece denetleme mantığına dönüldüğü ifade edilen açıklamada bu durum “Yüzyıl önceye dönüldü” şeklinde yorumlandı.

“Yasanın değiştirilmesini gerektirecek temel nedenler ortaya konmamakla birlikte, partizanlığa, adam kayırmaya, rica ile yaşama uygulamalarına açık bir sistem yaratılmıştır” denilen açıklamada Denetleme Değerlendirme Yönlendirme Kurulu Yasası’nda tadilat yapılma “bahanesi” ile yola çıkıldığı ancak tamamen farklı bir taslak hazırlandığı kaydedildi.

Öğretmen sendikalarının sürecin dışında bırakıldığı vurgulanan açıklamada konuyla ilgili şu ifadelere yer verildi:

“Eğitimde denetim, değerlendirme ve yönlendirme, eğitimin önemli bir parçası olmasına rağmen, teknik kurulda yer alması gereken eğitimde örgütlü sendikalar KTÖS ve KTOEÖS dışlanmış, Eğitim Bakanlığı’nda memurların örgütlü olduğu sendika Kamu-Sen ile teknik kurul yapılmıştır. Her alanın kendi çalışanları ve uzmanları ile yasal düzenleme yapılması esastır. Eğitimin değerlendirilmesi, denetlenmesi ve yönlendirilmesi geçmişte olduğu gibi eğitim alanında örgütlü sendikalarla olmalıdır.”

Açıklama şöyle devam etti:

“Öğretmenler sicil formu ile değerlendirilmektedir, oysa yeni yasada “Performans” diye bahsetmektedir. Öyle bir form, sistem bulunmamaktadır. Teknik olarak sicile atıf yapılmalıdır.

Üst Kurulun yapısı neden bozulmuştur? Üst kurul olarak oluşturulan kurulun eski yasada görev ve yetkileri 30 iken, yeni yasada 15’e düşürülmüştür; başkan öne çıkarılarak üst kurul yetkisiz hale getirilmektedir.  Program geliştirme, hizmet içi eğitim, rehberlik, değerlendirme ve birçok açıdan çalışan, yetkili olan üst kurul, yeni yasada sembolik yetkilerle pasifize edilmektedir. Siyasi olarak (üçlü kararname) ve teknik bilgisi olmasa da, popülist davranacak olsa da yetkiler başkana bırakılmaktadır. (Var olan yasadaki katılımcılık bitirilmiştir)

Şimdiki yasada yer alan genel kurulun işleyişindeki demokratiklik tamamen kaldırılmış, yılda iki kez toplanan genel kurullar işlevsiz bırakılmıştır. Yasada yapılan kelime oyunları ile katılım ve karar almada eğitim denetmenlerinin önemsiz ve etkisiz olduğu ifade edilmiştir.

Denetleme genel kurulu bir kurul olarak çalışırken ve 2/3’le karar alınırken, yeni düzenlemede siyasi atama olan başkanı, bu kurulun da başkanı yapmış; kurul salt çoğunlukla karar alır duruma döndürülmüştür.

Eski yasadaki ilçe eğitim denetleme, değerlendirme kurulları kaldırılmış, bölge kurulları kurulması öngörülmektedir. İlçe denetleme, değerlendirme ve yönlendirme kurullarının ilçeye konuşlanması, doğrudan denetleme, değerlendirme, yönlendirme yapması gibi yetkiler vardır, oysa bölge kurulları ihtiyaç duyulursa kurulacak ve sadece başkan ve üst kurula öneri sunabilecektir. Yeni yasada itiraz kurulu kaldırılmış olup, denetleme ve soruşturması yapılan kişiye savunma hakkı verilmemektedir. Söz ve savunma hakkı kişinin en temel insan hakkıdır.

Mevcut yasa ile ilçelerde açılan İlçe Denetleme Değerlendirme ve Yönlendirme Kurulları ile yasada olmasına rağmen açılmayan Okul Kurulları kurulmasını öngören maddeler yasadan çıkarılmıştır. Yeni yasada Okul, Eğitim, Denetleme, Değerlendirme, Yönlendirme Kurulu kapatılmıştır.”

 

“Başkan tüm yetkileri kendinde topluyor…”

Eski yasada başkan, yardımcısı bakan ve müsteşara karşı sorumlu iken, yeni yasada bunun kaldırıldığı ifade edilen açıklamada, kurul başkanının tüm yetkileri kendinde topladığı kaydedildi.

“Yeni yasada okulların olmadığı dönemlerde denetmenler verilen görevi yapar denmekte ancak görevler tanımlanmamaktadır” denilen açıklama şöyle devam etti:

“Eski yasada kadroların yüzde 80 dolu olması ve kurulların oluşturulması varken yeni yasadan çıkarılmıştır. Tüm yükselmelerde deneme süresi 1 yıldır; yeni yasada 2 yıla çıkarılmıştır. Eski yasada Eğitim Denetleme Değerlendirme ve Yönlendirme üst kurulundan ‘iyi’ raporu olanlar Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından ataması yapılmaktaydı. Yeni yasada performans (kim, nasıl yapacak belli olmayan) başarısız olanlar atanmayacaktır.

Eski yasada eşgüdümü başkan ve yardımcısı yapmaktaydı, yeni yasada sadece başkan yapmaktadır. Üst Kurul oluşumunda seçim anlayışı kaldırılmış, atanmış kişilerden oluşturulmuştur. Görevi itibarı ile sürekli okullarda uygulama alanlarında bulunan Eğitim Denetmenlerinin üst kurula girme hakları çıkarılmıştır.”

 

“Yeni yapı her türlü siyasi telkin ve talimata açık”

Bu yeni yapının her türlü siyasi telkine ve talimata açık olduğu ifade edilen açıklamada, “Eğitimi değerlendirmekten çok yönetici ve öğretmenler üzerinde baskı kurmaya uygundur” denildi.

Mevcut yasada öngörülen eğitimin geliştirilmesine yönelik ilkeler ve kuralların tasarıyla tamamen çıkarıldığı aktarılan açıklamada, eski yasada denetim öğretmenlere verilirken, yeni yasada kim olduğu belirtilmeyen yetkiliye verildiği kaydedildi.

“Yeni yasada kamu görevinde 12 yıl görev yapan öğretmen olmasa da, siyasi olarak atama, denetmen başkanına karşılık, denetmen olarak atanacaklarda 20 yıl öğretmenlik yapmış olması arandığı” ifade edilen KTÖS ve KTOEÖS açıklamasında, “Denetleme Değerlendirme ve Yönlendirme Kurulu Yasası’nda yer alan bilimsel anlamdaki eğitim ölçütleri yerine tamamen hırsız-polis yaklaşımına göre bir denetleme sistemi getirilmeye çalışılmaktadır” ifadeleri yer aldı.

Yeni yasayla tüzük yapma yetkisinin uygun olmadığı savunulan Üst Kurul’a verildiği, bunun kurul başkanın tekelci, demokrasi dışı, bilimsellikten uzak yetkilendirilmesi anlamı taşıdığı öne sürülen açıklamada, yeni yasa ile denetmenlerin görev tanımlamasının da kurul başkanın keyfi tutumuna terk edildiği görüşü belirtildi.

İki sendikanın ortak açıklamasında, hizmet içi eğitim düzenleme yetkisinin de başkana verildiği kaydedilerek bu durum eleştirildi.

 

“Siyasetin atadığı kişilere sınırsız yetkiler vermenin tanımı faşizmdir”

Kurul Başkanının, öğretmenlerin asaletinin onaylanması ve soruşturma açılıp açılmaması ile ilgili tek söz sahibi olduğu dile getirilen açıklamada “Demokratik ülkelerde siyasetin atadığı kişilere sınırsız yetkiler vermenin tanımı faşizmdir” denildi.

Haberler Haberleri