“Sığınma Evi’ne genelev gözüyle bakıyorlar”

“Sığınma Evi” projesinin rafa kaldırılmasına milletvekili Doğuş Derya’dan tepki

YENİDÜZEN

İçişleri Bakanlığı’nın yeniden açılması için kampanyalar düzenlenen “Kadın Sığınma Evi” projesini farklılaştırma girişimine, bu alanda yıllardır çalışmalar yapan milletvekili Doğuş Derya’dan tepki geldi. YENİDÜZEN’in sorularını yanıtlayan Doğuş Derya, “Şiddete maruz kalan kişinin can güvenliğinin sağlanması ve güvenli bir şekilde hayatına devam edeceği koşulların yaratılması süresince barınacağı yer ŞÖDAM değil, Sığınma Evleridir” dedi.


“Sığınma Evleri”nin açılması için bir süredir Sosyal Riskleri Önleme Vakfı, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Platformu ve destek veren birçok sivil toplum örgütünün yürüttüğü imza kampanyası devam ederken Sosyal Hizmetler Dairesi müdürü Aydan Başkurt’tan Kadın Sığınma Evi yerine Şiddeti Önleme ve Danışma Merkezlerinin hayata geçmesi için çalışma başlatıldığı açıklaması geldi. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Kısa adı ŞÖDAM olan Şiddeti Önleme ve Danışma Merkezleri, Sığınma Evleri yerine ikame edilecek birimler değil, bilakis ancak Sığınma Evleri açılırsa işlevsel olabilecek birimlerdir. Hükümetin ŞÖDAM’lar ile Sığınma Evlerini birbirinin yerine geçebilecek birimler olarak görmesi ve Kadın Sığınma Evi açmayı rafa kaldıracağını söylemesi doğru değildir.

CTP-DP hükümeti döneminde Meclis’ten oybirliği ile geçen 61/2014 sayılı Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi (TOCED) Yasası’nın Dördüncü Bölümünde, Şiddeti Önleme ve Danışma Merkezlerinin açılması, Sığınma Evlerinin Kurulması ve Telefonla Yardım Hattının faaliyete başlamasına ilişkin kurallar açıkça ifade edilmektedir. 

TOCED Yasası’nın 16’ıncı, 17’nci ve 21’nci maddelerinde düzenlendiği üzere, ŞÖDAM’lar, şiddete maruz kalan kişilere barınma hizmeti veren yerler değil, şiddete, cinsel sömürüye veya istismara maruz kalan ya da maruz kalma ihtimali olan kadınlara hukuksal destek sağlayacak yerlerdir. Bu yerler, gerekmesi durumunda şiddete maruz kalan kadın hakkında koruma emrinin alınması için mahkemeye başvuruda bulunacak ve barınma, geçici maddi yardım, sağlık, adli yardım gibi hizmetleri koordine edecek bir birim olarak tasarlanmıştır.

Şiddete maruz kalan kişinin can güvenliğinin sağlanması ve güvenli bir şekilde hayatına devam edeceği koşulların yaratılması süresince barınacağı yer ŞÖDAM değil, Sığınma Evleridir.

Bu yüzdendir ki, ŞÖDAM’lar Sığınma Evleri yerine ikame edilecek birimler değil, ancak Sığınma Evleri açılırsa bu evlerle bütünsel bir çerçevede çalışabilecek yerlerdir. Yine TOCED Yasası’nın 17’nci maddesinin 2’nci ve 3’üncü fıkralarında ŞÖDAM’ların sağlayacağı destek hizmetleri “şiddet, cinsel sömürü veya istismara maruz kalan kadınların bulundukları yerden uzaklaştırılıp uygun Sığınma Evi, Yurt veya Sosyal Hizmetler Dairesinin uygun göreceği bir aile yanına yerleştirilmesini sağlamak”, “Kişiye, hakları, destek alabilecekleri kurumlar, iş bulma ve benzeri konularda Dairenin Ekonomi, Planlama ve Eğitim Şubesi ile birlikte rehberlik etmek ve meslek edindirme kurslarına katılmasına yönelik faaliyetlerde bulunmak”, “Mahkemenin isteği üzerine; kişinin geçmişi, ailesi, çevresi, eğitimi, kişisel, sosyal, ekonomik ve psikolojik durumu ile diğer kişiler ve toplum açısından taşıdığı risk hakkında ayrıntılı sosyal araştırma raporu hazırlayıp sunmak” ve “İhtiyaca göre kişinin öfke kontrolünü ve stresle başa çıkmasını sağlayacak, şiddet üreten tutum ve davranışlarını değiştirmeyi hedefleyen eğitim ve rehabilitasyon programlarına katılmasına; alkol, uyuşturucu, uçucu veya uyarıcı madde bağımlılığının ya da ruhsal bozukluğunun olması halinde, bir sağlık kuruluşunda muayene veya tedavi olmasına yardımcı olmak” olarak tanımlanmıştır.

Dolayısıyla ŞÖDAM’lar kişilere yasal ve ekonomik hakları konusunda destek veren, kişilerin rehabilitasyon hizmeti almasını kolaylaştıran birer istasyon işlevini yerine getirecek yerlerdir. Barınma hizmeti ancak Sığınma Evleri’nin açılması ile mümkün olur. Aksi, şiddete maruz kalan kadınları şiddet gördükleri ortama geri göndermek manasına gelir ki, bu da şiddetin ortadan kalkmasına değil, daha da artarak devam etmesine neden olur.

“Proje şekillenmeye başlamıştı”

Geçmiş Hükümet döneminde Kadın Sığınma Evi açılması için bir arazi tahsis edildiğini ve bu araziye yapılacak Sığınma Evi binası için bir proje çalışması yapıldığını biliyoruz. Bu çalışmalar başlamışken Sığınma Evi Projesinin rafa kalkmasının sebebi nedir? 

TOCED Yasası’nın çıkmasına müteakip, 2015 yılında dönemin Sosyal Hizmetler Dairesi müdürü Umure Örs Kadın Sığınma Evi inşaatının başlaması için Lefkoşa’daki uygun devlet arazilerini araştırmaya başladı. Bu süreçte hem Türkiye’deki hem de Kıbrıs’ın güneyindeki Sığınma Evlerini inceleyerek binanın mimari yapısı, verdiği hizmetler, içereceği yatak, dolap, mutfak, atölye odaları, duş, tuvalet, mutfak vb. birçok ihtiyaca yönelik saptamalar yapılarak proje şekillendirilmeye başlandı.

En son Taşkınköy bölgesinde Sığınma Evi yapılabilecek müsait bir arazide karar kılındı. Ancak hükümet değişikliği olması ile beraber Çalışma ve Sosyal Güvenlik yeni Bakanı Sayın Saner bu projeye devam etmeme kararı aldı. Sebep olarak da Taşkınköy bölgesinden bazı vatandaşların o bölgeye sığınma evi yapılmasına itiraz etmelerini gösterdi.

Bu itirazın altını biraz deştiğimiz zaman ortaya “sığınma evinde kalanlar ‘kötü kadınlar’, biz bu kadınları bölgemizde istemiyoruz” gibi bir algının olduğu ortaya çıktı. Düşünsenize şiddete maruz kalan kadınların ve çocukların can güvenliğini sağlamak için açılacak olan bir yere genelev gözü ile bakılıyor. Bu kabul edilebilir bir şey değildir.

Şiddet konusunda farkındalığı yeterli olmadığı için bazı vatandaşların Sığınma Evi’ne bakışı böyle yanlışlıklar içerebilir; bu bakış açısı kabul edilebilir olmasa da insanlara “Sığınma Evleri şiddetten mağdur olmuş kadınlara ve çocuklara hizmet veren yerlerdir” diye anlatılabilir. Bunu anlatmak yerine sayın bakanın “vatandaştan tepki var” bahanesinin arkasına sığınarak Sığınma Evi projesini rafa kaldırması kabul edilebilir bir şey değildir.

Röportaj Haberleri