“Seçim, mevcut statükonun değişmesinde katalizör rol oynayacak”

25 Haziran’daki ara seçimde Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)’nin adayı Özuslu, ‘değişim’ vurgusu yaptı, seçimin bu konuda katalizör rol oynayacağını dile getirdi.

Ayşe GÜLER

25 Haziran’daki ara seçimde Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)’nin adayı Sami Özuslu, ‘değişim’ vurgusu yaptı, seçimin bu konuda katalizör rol oynayacağını dile getirdi, “Seçimden çıkacak sonuç, kısa ve orta vadedeki seçimleri, siyasal adımları, Kıbrıs Sorunundaki gelişmeleri, hükümet oluşumunu, toplum liderliğini etkileyecek” dedi.

Özuslu, ülkenin ekonomik, sosyal ve politik olarak yaşanılası bir hale getirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Bizim vizyonumuzda bir mevkiye sahip olmak değil, o mevkiyi kullanarak toplumu güzel bir geleceğe taşımak vardır” şeklinde konuştu.

Halkın yararına olan siyasetin ‘doğru siyaset’ olduğunu söyleyen Özuslu, “Örneğin, ben UBP’li, DP’li ya da YDP’li olduğu için karma evlilikten dolayı mağduriyet yaşayan, insan hakkı Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından gasp edilen çocuğun hakkını da savunurum” değerlendirmesinde bulundu.

Özuslu, siyasete olan güvenin kendi kendini yönetmekten vazgeçen Hükümet ve Cumhurbaşkanlığı makamındaki Ersin Tatar’ın yaptıkları nedeniyle azaldığını kaydederek, “İnsanlara yeniden umut vermek önemli… Umut bittiği anda başka yerden yeniden başlar” diye konuştu.

Toplumdaki hiçbir soruna yabancı olmadığını, yıllardır bu sıkıntıları dile getirdiğini söyleyen Özuslu, “İnsanlar, adayların ne yaptığına bakacak. Toplum için mi yoksa kendi makamı için uğraşıp, uğraşmadığına bakmalı. Tarihe ne iz bıraktığına bakmalı. Kimin karşısında durduğuna, ilkeleri olup olmadığına bakmalı” değerlendirmesinde bulundu.

Özuslu, gençler arasında yaşanan göç dalgasına dikkat çekerek, “Yurt dışında eğitim gören çocuklar ülkeye dönmüyor. Burada tutunamayan çocuklar, güneye ya da Avrupa’ya göç ediyor. Bunun önüne bir şekilde geçmemiz gerekiyor” dedi.

Göç nedenlerinin başında ekonomik sorunların geldiğini, bunun da kullanılan para biriminden kaynaklandığını aktaran Özuslu, Euro’ya geçilmesi gerektiğini söyledi, “Tüm sorunlara hakim bir kadroyla toplumu hak ettiği noktaya ulaştırmayı, çocuklarımızın bu ülkede tutunabilmesini mutlaka başarmalıyız” diye konuştu.


“Toplumu daha demokratik, aydın ve modern bir yere taşımak için fırsat…”

⚫ Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) adayı Sami Özuslu, 25 Haziran’daki ara seçimin mevcut statüko ve yönetimin bütün olarak değişmesinde katalizör rol oynayacağını vurguladı, “Seçimden çıkacak sonuç, kısa ve orta vadedeki seçimleri, siyasal adımları, Kıbrıs Sorunundaki gelişmeleri, hükümet oluşumunu, toplum liderliğini etkileyecek” dedi.

► Adaylığınızla birlikte ‘değişim’ vurgusu yapılıyor. Bu değişim, nasıl olacak?

 “Doğanın kanunu, değişimdir. Hiçbir şey, dün ile aynı değil… Bir derede iki kere yıkanılmaz. Değişim; iyiye doğru mu yoksa kötüye doğru mu? Soru işareti budur. İlerici insanlar ve siyasi partiler olarak toplumu ileriye doğru taşıma niyetindeyiz. Değişimin ileriye doğru olması gerekir. Seçim,

bugünün koşullarında mevcut statüko ve yönetimin bütün olarak değişmesinde katalizör rol oynayacaktır. Bir milletvekilli seçilecek, bunun için herkes oy verecek. Sistem böyle. Seçimden çıkacak sonuç, kısa ve orta vadedeki seçimleri, siyasal adımları, Kıbrıs Sorunundaki gelişmeleri, hükümet oluşumunu, toplum liderliğini etkileyecek. Değişimden kastımız budur.”

 

Ara seçim, siyasete bir mesaj mı verecek?

“Evet. Bu mesajın arkasına gelecek yeni siyasal adımlarla toplumu ulaşmak istediğimiz daha demokratik, aydın ve modern olma yolunda bir yere taşımak için fırsat olarak görüyoruz. ‘Bir vekil seçelim, olsun bitsin’ meselesi değil. Bu bir araçtır, amaç değil… Amaç; vizyonuma uygun, topluma uygun geleceği yakalamaktır. Seçimler, partiler, makamlar, rütbeler bir araçtır. Bunları zaman zaman ‘amaç’ olarak görüp, oturduğu yerden kalkmayanlar var. Bizim vizyonumuzda ‘bir mevkie sahip olmak değil, o mevkii kullanarak toplumu güzel bir geleceğe taşımak’ vardır. Özellikle gençlerimize, yaşanılabilir olmaktan uzaklaşan güzel ülkeye sahip çıkabilecekleri, yaşayabilecekleri ortam yaratmayı gaile edindik.”

 

Gençler demişken, ülkede ciddi göç dalgası yaşanıyor.

“Şu anda yurt dışında eğitim gören çocuklar ülkeye dönmüyor. Burada tutunamayan çocuklar, güneye ya da Avrupa’ya göç ediyor. Bunun önüne bir şekilde geçmemiz gerekiyor. Ülkemizi ekonomik, sosyal ve politik olarak yaşanılası bir hale getirmemiz gerekiyor.”

 

Peki ne yapılmalı, bu konuda hangi adımlar atılmalı?

“Göçün başında ekonomik sorunlar geliyor. Ekonominin sıkıntısı ise kullandığımız para birimi… Ben gazeteci olarak yıllardır Euro’ya geçilmesi gerektiğini savunuyorum. CTP’de stabil para birimine geçilmesinin önemine vurgu yapıyor. Stabil para birimine endekslenme meselesi enflasyonun çok yüksek olduğu 1990’lı yıllarda da gündemdeydi. Ama biz bir türlü bu adımı atmadık. Siyasal partilerin bu gücü ve cesareti arkasında bulması gerekiyor.  Böyle bir güçle, stabil para birimine geçeceğiz. Bu adımla birlikte toplumu uluslararası dünyaya daha yakın hale getireceğiz, buna inanıyorum. Hayata geçmesi için teknik ve siyasal hiçbir sıkıntı yoktur. Kaynak yaratma, bu konudaki teknik sıkıntılar ekonomistlerin işidir. CTP içerisinde ve toplumda çok değerli ekonomistler vardır. Siyasal parti anlamında; stabil para birimini savunan CTP olabilir. Ama halkın bu görüşe yakın olduğunu görüyorum. UBP, DP, YDP veya TDP’li olsun insanların bu konuda benzer düşünceleri var. Sadece soru işaretleri ve kaygıları mevcut. Burada da siyasetin olmazsa olmazı liderlik vasfı ön plana çıkar. Bence biz bu konunun liderliğini yapacağız. Günün sonunda da buna erişeceğiz. Eğer olmazsa, gerçekten işin içinden çıkılamaz.

Bunun yanı sıra, gençleri ülkede tutabilmek için sosyal adalet duygusu topluma yerleştirilmelidir. Ekonomik koşullar ne kadar kötü olsa da insanların sosyal adalet duygusunu yitirmesi, yaşadığı toplum ve idareye küsmesi anlamına geliyor. Buna neden olan etkenlerden biri torpil mekanizması, adam kayırmacılıktır. Ne yazık ki bunun, günümüzde bile devam ettiğini görüyoruz. Seçime kısa bir süre kala geçici istihdamlar yapıldı. Bunlar insanlar arasında ‘Ben eşit değilim’ duygusunu yaratır. Bunları kaldırmak zorundayız. Bunun ötesinde sosyal güvenceler de çok önemli. Biz, sosyal devlet olduğumuzu unuttuk. Gerek sağlık, gerekse eğitim ve alt yapı bakımından yaşayabilecekleri bir ülke… Bunlar, bir insanın en temel hakkıdır. Bu ülkede insan hakkı ihlali vardır. Sadece demokrasi, düşünce özgürlüğü konusunda değil, temel konularda insan hak ihlalleri vardır. İnsanlar sağlığa, ilaca, eğitim kurumlarına erişemiyor. Adalete de erişemiyor. Çünkü insanlar haklı olduğu konuda dava açmaya çekiniyor.  Bunun da nedeni avukat ve mahkeme masrafını ödeyememektir. İnsanlar hakkını arama bile kısıtlı. Hak ihlallerine karşı daha güçlü olmak, bunları engellemek bizim asli görevlerimiz. Hayatım boyunca bu değerler için yazdım, söyledim. Bundan sonra da bunları yapacağım. Siyaset bir takım işidir. Bu takım güçlü bir takımdır. Onun üyesi olmaktan hep onur duydum… Tüm sorunlara hakim bir kadroyla toplumu hak ettiği noktaya ulaştırmayı, çocuklarımızın bu ülkede tutunabilmesini mutlaka başarmalıyız.”


“Hiçbir soruna yabancı değilim”

⚫ Toplumdaki hiçbir soruna yabancı olmadığını vurgulayan Özuslu, “Ben UBP’li, DP’li ya da YDP’li olduğu için karma evlilikten dolayı mağduriyet yaşayan, insan hakkı Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından gasp edilen çocuğun hakkını da savunurum” değerlendirmesinde bulundu.

 

Gazeteci olarak uzun süredir tartıştığımız birçok konu var. Bu tartışmalar Hükümetin gayrı meşru olduğundan başlıyor, yolsuzluklar, hala sonuçlanmayan ‘Jet Raporu’ gibi birçok konuya kadar ilerliyor. Göreve gelmen halinde, Meclis’te gündeme taşıyacağın ilk konu ne olacak?

“Eğitimle birlikte 38 yılını medyaya harcamış, basın örgütlerinden gelen biri olarak, düşünce ve ifade özgürlüğü, bununla ilgili sıkıntı ve sorunlar, yasal düzenlemeler, uluslararası sözleşmeler, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler gibi kurumların ne yaptığını topluma daha yakından göstermek, oralarda bulunmak… Basının yaşadığı sorunların çözümü, özel sektörde medyanın içinde bulunduğu ekonomik çıkmaz, sürekli yaşanan kan kaybı, teknolojik sıkıntılar, kamusal yayıncılıktaki anomaliler, demokratik düzeye gelmesi için basın benim gündemimde olacak. Meclis’te neredeyse hiç basın mensubu olmadı. Belki 1970’li yıllarda Kurucu Meclislerde bir abimiz görev almış ama hiç gazeteci vekil olmadı. Basının parlamentodaki temsilcisi olmak isterim. Bu yönde de gazeteci arkadaşlarımdan ciddi bir destek ve beklenti olduğunu söyleyebilirim.”

 

Bölge ziyaretlerine de başladınız, vatandaşlarla birebir görüşme, konuşma şansınız da oluyor. Halkın en fazla konuştuğu, gündeminde ilk sırada yer aldığı konu ne?

➣ “Ben hiçbir soruna yabancı değilim. İnsanların yaşadığı sorunları büyük oranda biliyorum. Doğancı’ya gittik, orada üreticilerin sorunlarını biliyorum. Lefke-Gemikonağı’nda işyerlerinin sıkıntılarını yerinde gördüm. İnsanlar, ekonomik açıdan işlerini döndürmeye çalışıyorlar. Kendi nam ve hesabına 1 kişi çalışmasına rağmen sigortasını yatıramayan yurttaşlar var. ‘Ya tencere kaynayacak, ya da sigortama para yatıracağım’ deyip, öteleyerek, borç çeken insanlar bulunuyor. Krediye erişemeyen, borcunu ödeyemeyen, çocuğu yurt dışına göç eden gözü yaşlı kişiler var. Biat ilişkisinden dolayı rahatsızlık duyan kişilerin şikayetlerini de biliyorum. Bunların hepsini programlarımda konuşuyor, onların dertlerini anlatıyordum. Mesarya’ya gittik, çiftçinin hayvancının sorunları… Ama şunlar da konuşuluyor; Yeşil Hat Tüzüğü, yeni barikatların açılması, geçişlerin kolaylaştırılması… Bunlar bizim temsil ettiğimiz siyasetin ürünü. 2003 yılında geçiş noktalarının açılması uluslararası hukuk ve toplum baskısı nedeniyle. Hellimin tescil alması meselesi var, buradan sadece CTP’liler değil, her kesiminden insanlar yararlanıyor. Bu yüzden halkın yararına olan siyaset doğru siyasettir. Ben UBP’li, DP’li ya da YDP’li olduğu için karma evlilikten dolayı mağduriyet yaşayan, insan hakkı Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından gasp edilen çocuğun hakkını da savunurum. Bu konuda Ersin Tatar’dan bir destek mesajı duyduk mu? Yokmuş gibi davranıyorlar. Daha geçtiğimiz hafta Strazburg’da Avrupalı parlamenterlerle bu konuda röportaj yaptım, çok güzel mesajlar verdiler. Benim görüşlerimi yıllardır herkes buluyor, senelerce program yaptım.”

Siyasete olan güven, vatandaşlarla birebir temas olmadığı için mi azaldı?

➣ “Bir sürü neden olabilir. Ama en önemlisi; kendi kendini yönetmekten vazgeçen Hükümet ve Cumhurbaşkanının yaptıklarıdır. Düşün ki bir dernek toplandı, başkan seçti. Ama Yönetim Kurulu toplandı ve başka biri seçildi. Bu kişilerin kendi parti başkanlarına, parti tabanlarının verdiği oya saygısı yok. Atadığı bakanı bir günde değişebilir. Bunu da gizleme ihtiyacı duymadan yapıyorlar. Hani da ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletin’di. Hani oyu halk veriyordu? İnsanlar buna bakarak siyasetten soğudu. CTP ciddi yükseliş içerisinde. Bunu ziyaret ettiğimiz yerlerde insanlar kendilerini söylüyor. Sağ görüşlü ya da rengini çok fazla belli etmeyen kişiler söylüyor. Hangisini tercih edeceğiz? Kendi parti başkanına sahip çıkamayanlar mı yoksa ‘biz yöneteceğiz, stabil para birimine geçeceğiz’ diyenleri mi? İnsanlar bunu net olarak görüyor. Dünyada siyasete olan ilgi düşüktür. İnsanlar bazen sandığa gitmeyerek tepki koyar, boykot yapar. Bunlar normaldir, geçmişte tanık olduk. İnsanlara yeniden umut vermek önemli… Umut bittiği anda başka yerden yeniden başlar. Çocuk bugün doğuyor mu? Başak yeniden filizleniyor mu? Umut, oradadır.”


“Vatandaşlar, adayların toplum için mi yoksa kendi makamı için uğraşıp, uğraşmadığına bakmalı”

⚫ Özuslu, 25 Haziran’daki ara seçimde değerli adaylar olduğunu söyledi, “İnsanlar, adayların ne yaptığına bakacak. Toplum için mi yoksa kendi makamı için uğraşıp, uğraşmadığına bakmalı. Tarihe ne iz bıraktığına bakmalı. Kimin karşısında durduğuna, ilkeleri olup olmadığına bakmalı” değerlendirmesinde bulundu.

 

Kıbrıs Sorununa yönelik de uzun yıllar temaslarınız oldu, birçok habere imza attın. Şu anda Kıbrıs konusundaki mevcut durumu nasıl değerliyorsunuz?

“Toplumların ne istediğine bakmak gerekiyor. Dıştan bir şey beklemek yerine, Kıbrıs Sorununda koşulların bölgesel ve evrensel olarak olgunlaşması beklemek yerine talep etmek gerektiğini savundum. Biz bu konuda ne istiyoruz? Çocuklarımız için geleceği kurgularken, nasıl bir Kıbrıs hayal ediyoruz? Bu sorulara cevap vermek gerekiyor. Diplomatik anlamda sürdürülürken, halkın, toplumların buna hazırlanarak, talepkar hale gelmesi için ‘çözümün ne gerekeceğini’ anlatabilmemiz gerekiyor. Ekonomik yıkımdan dolayı insanlarda ciddi bir çözüm beklentisi vardır. UBP’lisi de DP’lisi de… O yüzden ben herkesten oy istediğimi söylüyorum. Onların dertlerini dile getiren biziz. Çünkü onlar da geçinemiyor, onların da çocukları adayı terk ediyor. Kıbrıs Sorunu çözüldüğünde, ülkenin çok ciddi turizm geliri alacağı, uluslararası kredi ve hibelere erişimimizin olacağını bilmeliyiz. Avrupa Birliği, sadece yerel yönetimlerle ilgili bölümü milyarlarca Euro’luk katkı veriyor. Ekonomi yurt dışından gelen turist ya da Kıbrıslı Rumlarla dönüyor. Geçtiğimiz gün Arasta ziyaretimizde bir esnaf, ‘Lokmacı kapandığı gün biz de kapatırız’ dedi. Sadece ekonomik kafayla bile bakıldığında Kıbrıs Sorunu çözülmelidir.”

 

Seçmene nasıl bir mesaj vereceksiniz?

“Bir sürü değerli adaylar var. İnsanlar, adayların ne yaptığına bakacak. Toplum için mi yoksa kendi makamı için uğraşıp, uğraşmadığına bakmalı. Tarihe ne iz bıraktığına bakmalı. Kimin karşısında durduğuna, ilkeleri olup olmadığına bakmalı. Seçmene, iyi ki varsınız mesajı vermek istiyorum.”

FOTOĞRAFLAR: Burçin AYBARS

Röportaj Haberleri