Bağımsız Milletvekili Jale Refik Rogers, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda “Şap Hastalığı ve Sivrisineklerle Mücadele” konulu güncel konuşma yaptı. Rogers, ülkede sivrisinek popülasyonundaki artış ile şap hastalığına ilişkin gelişmelere dikkat çekerek, halk sağlığı ve hayvancılık açısından ciddi riskler bulunduğunu vurguladı.
“Sivrisinek mücadelesi halk sağlığı meselesidir”
Bu yıl yoğun yağışlarla birlikte ülkede sivrisinek popülasyonunda ciddi artış yaşandığını belirten Rogers, sivrisineklerle mücadelenin yalnızca rahatsızlık veren bir haşere sorunu olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti.
Rogers, “Sivrisinek mücadele yalnızca rahatsızlık veren haşere sorunu olmaktan öteye giden bir sorundur. ‘Rahatsızlık veriyorlar’ diyerek indirgenemez. Aslında doğrudan bir halk sağlığı meseledir” dedi.
Sivrisinekler ve benzeri vektörlerin bazı bakteri, virüs ve parazitleri gerek insandan insana gerekse hayvandan insana taşıyabildiğine işaret eden Joders, bu nedenle vektörlerle mücadelenin çevre sağlığı açısından düzenli ilaçlama, durgun su kaynaklarının kontrolü, erken uyarı sistemlerinin kurulması ve yerel yönetimlerle Sağlık Bakanlığı arasındaki koordinasyonu gerektiren koruyucu sağlık hizmetleri bağlamında son derece önemli olduğunu vurguladı.
Rogers, “Sadece bireysel rahatsızlıktan bahsetmiyoruz. Aynı zamanda salgın riskinden ve sağlık sistemi üzerinde ek yüklerden bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.
Sivrisinek haritalandırma çalışmalarına dikkat çekti
Rogers, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı aracılığıyla İki Toplumlu Sağlık Teknik Komitesi tarafından yürütülen Sivrisinek Haritalandırma Projesi’nin halen sürdüğünü belirtti.
Bu çalışmalar sonucunda zika gibi virüsleri taşıyabilen Aedes aegypti türünün Larnaka’da tespit edildiğini, aynı zamanda Aedes albopictus türünün de Girne bölgesinde belirlendiğini aktaran Rogers, bu tespitlerin ardından Sağlık Bakanlığı’nda 2023 yılına kadar haritalandırma çalışmalarının devam ettiğini söyledi.
Ancak sonrasında gerekli adımların atılmadığını dile getiren Rogers, Sağlık Bakanlığı’nın bu noktada yeterli önlem ve tarama çalışması yapmadığını, belediyelerle yeterli koordinasyon sağlanamadığı için söz konusu sinek türlerinin tüm ülkeye yayıldığını vurguladı.
“Kullanılmayan ilaç neden yeniden alınmak isteniyor?”
Sağlık Bakanlığı’nın dere ve dere yataklarının ıslahında uzun yıllardır biyolojik ilaçlama kullandığını belirten Rogers, bu dönemde ise yeni bir yöntem tercih edilerek hormon bazlı bir ilaç satın alındığını söyledi.
Söz konusu ilacın doğayla çok fazla temas etmemesi gerektiğini kaydeden Rogers, bu nedenle sağlık çalışanlarının ilacı kullanmayı reddettiğini ve ilaçların depolarda bekletilerek son kullanma tarihlerinin geçtiğini anlattı.
Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi’nin yeniden ilaç alımına hazırlanmakta olduğunu öğrendiklerini söyleyen Rogers, yalnızca biyolojik ilaçların değil, daha önce alınıp kullanılmayan ilaçların da yeniden alınmasının planlandığını ifade etti.
Rogers, “Bunun sebebini Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek’in anlatmasını istiyorum. Kuşları öldürebilecek olan, depolarda bekleyip sıhhiyecilerin kullanmayı reddettiği ilaç türünü neden tekrardan almakta ısrar ediyor?” diye sordu.
Bakanlığın asli görevinin halk sağlığını korumak olduğunu vurgulayan Rogers, halkın sağlığını ve doğayı tehdit edecek ilaçların alınmasının kabul edilemez olduğunu kaydetti.
“Şap hastalığının yeniden başladığı yönünde duyumlar var”
Konuşmasında şap hastalığına da değinen Rogers, ülkede bugüne kadar hayvan hastalıklarıyla mücadelenin, hastalıkların ülkeye girişini önleme politikası çerçevesinde yürütüldüğünü ve uzun yıllar boyunca bu konuda başarılı sonuçlar alındığını ifade etti.
Ancak mevcut hükümet döneminde üç farklı hayvan hastalığıyla mücadele edildiğini belirten Rogers, şap hastalığının sosyal, ekonomik ve hayvan refahı açısından son derece ciddi bir konu olduğuna dikkat çekti.
Şap hastalığının insan sağlığına zarar vermediğini ancak hayvan sağlığı ve hayvancılık ekonomisi açısından yıkıcı etkiler yaratabileceğini vurgulayan Rogers, geçen yıl aralık ayında başlayan salgın sürecinde Veteriner Dairesi’nin hızlı hareket ettiğini, doğru adımları attığını ve gerekli aşılamalarla salgını kontrol altına aldığını söyledi.
Öte yandan, şubat ayında Kıbrıs’ın güneyinde de şap salgınının başladığını anımsatan Rogers, güneyde mücadelenin halen sürdüğünü ve Avrupa Birliği mevzuatı çerçevesinde 85 bin hayvanın itlaf edilmek zorunda kaldığını ifade etti.
Adanın kuzeyinde ise şu an itibarıyla salgının belli öbeklerde yeniden başladığı yönünde duyumlar aldıklarını dile getiren Rogers, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’nın sanki hiçbir şey yokmuş gibi davrandığını ve sürecin kendiliğinden geçmesini beklediğini söyledi.
Rogers, “Eğer gerçekten bir salgın başlamışsa hayvan hareketlerinin acilen kısıtlanması gerekiyor” açıklamasında bulundu.