“Sanat hayata meydan okumadır”

Uzun süre yurt dışında yaşayan ressam Hare Tahir, Londra’da başlayan İstanbul‘da Orhan Taylan atölyesinde devam eden hayatının resme dair detaylarını paylaştı

Simge ÇERKEZOĞLU

Uzun süre yurt dışında yaşayan ressam Hare Tahir, Londra’da başlayan İstanbul‘da Orhan Taylan atölyesinde devam eden hayatının resme dair detaylarını paylaştı. Kıbrıs’a dönüş yapmasının ardından Tahir evini “HT Art Stüdyo” ismiyle atölyeye dönüştürerek farklı sergilere gönüllü olartak ev sahipliği yapmayı, burada sanat buluşmaları düzenlemeyi hedefliyor. İlk sergide Kıbrıs’ın kuzey ve güneyinden sanatçılara yer verirken, mekanı için, “hiçbir ekonomik kaygı gözetmeksizin, tamamen sanata hizmet etmeyi hedefliyorum” ifadelerini kullanıyor.

Hare Tahir’i yakından tanıyoruz... Resim yapmaya nasıl başladığını ve İstanbul’da orhan Taylan ile başlayan yıllar süren resim serüvenini anlatıyor. 

“Kıbrıs’ta doğdum. Bizler burada doğarız ama sanırım adada oluşumuzdan dolayı çoğu zaman başka yerlere yelken açarız. Ben de çocukluğumdan itibaren sıklıkla İngiltere’ye gidip gelirdim. Burada Türk Maarif Koleji’ni bitirdikten sonra yüksek eğitim için Londra’ya gittim. Tüccar bir ailenin kızıyım. Orada İşletme eğitimi aldım. Her zaman resme, resim yapmaya ilgim vardı. Ancak ailem için ressam veya sanatçı olmak bir meslek olarak düşünmüyordu. Bu nedenle resim veya sanat üzerine eğitim alamadım. Fakat üniversite yıllarımda da resimden kopmayarak İngiltere’de çeşitli kurslara katıldım. Üniversite eğitimimi de tamamladıktan sonra adaya dönmedim. Bu kez rotaı İstanbul’a çevirdim.”

İstanbul’da Türkiye’nin çok önemli sataçılarından biri olan Orhan Taylan’ın atölyesinde eğitim alma, kendisiyle yakınen çalışma fırsatı buldu Hare Tahir... Öyle sanıyorum ki Orhan Taylan hayatında bir dönüm noktasıdır. Çünkü 1960 yıllarda İtalya’ya giderek Roma Güzel Sanatlar Akademisi’nde eğitim alan Orhan Taylan, o yıllarda  duvar resmi tekniklerine çokça ilgi duydu.  Türkiye’ye döndükten sonra Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) katılan sanatçı,  TİP’in ve farklı sendikaların görsel çalışmalarına imza att.  Avuç içinde tutulan dünya temsili ile kullanılan ünlü 1 Mayıs afişinin de tasarımcısıydı.

“Orhan Taylan ile on altı yıllık bir atölye geçmişimiz var. Bu atölyede usta çıkar ilişkisi kurduk. Orası hem bir okul, hem de hayata hazırlanamam için basamak oldu. Ben orada hayata, sanata dair çok şey öğrendiğimi düşünüyorum. Biz sanatçı bende her şeyi bilmelidir. Tuval, akrilik, yaplı boya bunların tümünü yapmalıdır. Orhan Taylan da böyle bir sanatçıydı ve bizimle de tüm bu detayları paylaşırdı. Sadece eline fırçayı alıp da sanatçıyım demedi. Bizlere hayata dair de dersler verdi. En önemlisi ilk başta klasik anlamda, rönesans tekniği dediğimiz tuval rengini de kullanarak Tiziano, Caravaggio gibi ressamları, onların tekniklerini öğrendik. Ustaların tekniğini bize öğretip, daha sonra da yaptığımız klasik resimleri bozarak soyuta geçmemizi sağladı, Orhan Taylan. Elbette tüm bunlar bir günde olmadı. İstanbul’a ben yıllarımı verdim. Şimdi döneüp baktığımda sanatın ve resmin aslında hayata bir meydan okuma olduğunu nfark ediyorum.”

Yusut Taktak, Ekrem Kahraman Mustafa Horasan gibi ustalarla da tanışma şansına sahip olan Tahir İstanbul yıllarını anlatmaya şöyle devam ediyor.

“O yıllarda tüm bu başarılı, önemli sanatçıların atölyeleri biribirine yakındı. Herkes birbiriyle iletişim içindeydi. İstanbul’da bu atölye düzenleri o yıllarda çok güzeldi. İstanbul, Paris gibiydi. Entersan şekilde tuvalle, kağıtla aranıza kimse, hiç bir şey giremezdi. Resim yapmak büyük bir tutkuydu. İstanbul’daki bu atölyeler size bu ruhu veriyordu. Bir dönem kendi atölyemi de açtım heves ettim buna... Tabii yine Orhan Taylan hocamdan kopmadım. Bana sanırım Kıbrıslı olduğum ve İngiltere’den geldiği için küçük burjuva derdi. Bu atölye açma hevesimi de anlayışla karşılayarak, destek verdi. İstanbul’da pek çok karma sergiye katıldım. İki kez kişisel sergi de açtım.”

İstanbul macerasını tamamlayarak, adaya yeniden dönüş yapan Hare Tahir zamanla Kıbrıslı Rum sanatçılarla da kaynaşarak dostluklar geliştirdiğini anlatıyor.

“Güneyde de karma sergilere katıldım. Pek çok sanatçı arkadaşım var. Birlikte Atina’da da karma sergilere katıldık. Avrupa’da biliyorsunuz hiç bir konuda olmadığı gibi sanatta da torpil olmaz. Bir yeteneğiniz varsa değer görürsünüz. O nedenle güney üzerinden Avrupa’ya da resimlerimi göndermeye başladım. Bana  sanatsal anlamda bu durum çok şevk verdi. Daha çok şey yapmak istediğime karar verdim”

Böylece, adaya dönüş yapan Tahir son olarak, evini stüdyoya çevirme kararı aldı. HT Stüdyo olarak Gönyeli’de kapılarını açan bu mekan tüm sanatçılara, sanatseverlere ve amatörlere açık...

 “İstanbul ve güneydeki dostlarımın da desteği ile bu ilk karma sergiyi açtık. Kıbrıslı Türk ve Rum sanatçıların eserlerini burada sergiliyorum. Bu projem beklediğimden fazla ilgi gördü. Gerek açılışta, gerekse sonrasında pek çok sanatçı ziyarete geldi. Burası ayrıca benim yaşam alanım, resim yaptığım atölyem. Bu mekan herkese açık. Buraya gelip resim yapılabilir, burada sanat buluşmaları düzenleyebiliriz. Üç günlük dünyada birbirimizin kuyusunu kazmak yerine, ben böyle bir mekan yaratmaya çalıştım. Arzu edenler burada sergi de açabilir. Farklı sanatçıları, insanları burada buluşturmak istiyorum. Benim bu proje ile gelir kazanma kaygım yok. Burası galeri gibi ticari bir mekan değil. ”

Bu ilk sergide kendine ait üç çalışmayı sergileyen Hare Tahir “ben haddini bilen bir insanım, bu mekanı kendi çalışmalarımı sergilemek için değil sanatçıları buluşturmak için açtım” diyor... Çalışmalarına dair detayları da bizimle paylaşarak, resim ile fotoğrafı nasıl birleştirdiğini, mix medya tekniğini anlatıyor.

“Ben daha çok figür çalışıyorum. İngiltere’de bunun üzerine çok çalıştık. Orhan Taylan’da figüratif çalışan bir sanatçıydı. Ben de tüm bunlardan etkilendim. Yağlı boya benim olmazsa olmazım ama sonuca çabuk ulaşmayı tercih eden bir karaktyerim var. Yaşadığımız şu dünyada hayat bana kısalmış gibi geliyor. O nedenle de yağlı boya yanında, akrilik boya ile de ilgileniyorum. Bu arada fotoğrafa da meraklıyım. Zaman zaman çektiğim fotoğraflarla resimleri birleştiriyorum. Fotoğraf üzerine akrilik çalışıyorum. Mix medya yapıyorum. Mix media hiçbir tekniğe bağlı kalmadan, farklı  malzeme ve teknikler kullanarak ve sadece çizenin, yapanın yaratıcılığı ile ortaya çıkan çalışmalardır. Elbette figür benim gücüm, figürlerimle fotoğrafları birleştirip özgün çalışmalar yapıyorum. Ben  ayrıca renkçiyim. Renkleri karıştırıp kullanmayı seviyorum. Bu ilk sergide de üç çalışmamı sergiledim. Kendi sergini neden açmadın diyenler de oldu ama ben haddini bilen insanım. HT stüdyoyu kendi çalışmalarımı sergilemek için açmadım, sanatçıları buluşturmak için açtım.”       

Röportaj Haberleri