Ödül AŞIK ÜLKER
EL-SEN’in şok eylemleri bugün başlıyor. İlk eylem, Güneşköy Trafo Merkezi’nde yapılacak. EL-SEN Başkanı Ahmet Tuğcu, iş güvenliğinin önemine dikkat çekerek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan yazılı olarak Kıb-Tek’teki iş güvenliği durumunu denetlemesini talep ettiklerini ancak bunun yapılmadığını kaydetti. Tuğcu, Güneşköy Trafo Merkezi’ndeki durumu bugün basına göstereceklerini belirtti.
Tuğcu, “Bizim işimiz diğer iş kollarına benzemez, özellikle sahada çalışan teknik ekip ve Teknecik’te çalışan personelimiz, her gün işe yanında azrail ile gider. Bu insanların çok huzurlu, çok mutlu olması, çalışma ortamlarının, çalışma araçlarının güvenli olması lazım ki, kendilerini işe verebilsinler” diye konuştu.
Kurumu “iş bilmez, şaibeli” insanların yönettiğini söyleyen Tuğcu, 2020’den beri Kıb-Tek’te Mali Bilanço yayınlanmadığına dikkat çekerek, “Bu, Kıb-Tek’teki usulsüzlüklerin ve yolsuzlukların gündeme gelmemesi için yapılıyor, elektriğin neden pahalı olduğu, vatandaşın cebinden toplanan paranın nereye gittiği, yatırımların neden yapılmadığı ortaya çıkacak diye yayınlanmıyor” dedi.
“‘30 milyon Euroluk bakım yaptık’ söylemi tamamen yalandır”
Soru: Başbakan Ünal Üstel, 2023’den beri “elektrik sorunu ortadan kalkacak” diyor. Son düzenlediği basın toplantısında da, 30 milyon Euroluk bakım yaptıklarını söyledi. Durum böyleyse, elektrik kesintileri neden devam ediyor?
Tuğcu: Üstel, 2023’te Kalecik 3 Sözleşmesi imzalanırken, “enerji sorununu tarihe gömeceğiz” dedi ve AKSA’ya yaptıkları kapasite artırımı kadar, aynı oranda Teknecik Elektrik Santrali’ne yatırım yapacaklarını söyledi. 15 Ağustos 2024’te, Teknecik’te kirli yakıttan dolayı makinalar bozuldu. Sadece biz değil, TC’de faaliyet gösteren ve Kıb-Tek’in şu anda bakımlarını üstlenen EÜAŞ’ın Genel Müdürü de yakıtın kötü olduğunu ve Teknecik’teki makinaların kötü yakıt nedeniyle bozulduğunu söyledi. Üstel, ertesi gün, 16 Ağustos 2024’te, basının önünde, “Kıb-Tek’e 80 milyon dolarlık yatırım yapacağım, 4 makina alacağım, enerji sorunu tarih olacak” dedi.
Geçen süreçte, bırakın Kıb-Tek’e yatırım yapmayı, bakım dahi yapılmadı. Son basın toplantısında dile getirdiği, “Kıb-Tek’e 30 milyon Euroluk bakım yaptık” söylemi tamamen yalandır. Şu anda Teknecik’te üç dizel makina çalışmıyor; ikisi bakımsızlıktan. Üçüncüsü de o meşhur “onardık, devreye aldık” dedikleri 8 numaralı makina, o da tekrar kırıldı. Aynı zamanda, termik santraldeki 120 MWlık 2 ünitenin bir tanesi, türbün yatağının bozuk olmasından dolayı çalışmıyor. Üzücü olan, o termik yatak, yaklaşık 2 aydır Mağusa Limanı’nda bekletiliyor ve tamire gönderilmiyor. Yedekleri de bozuk. 30 milyonluk bakım yalan. Bu 30 milyonluk bakımı gerçekten yapmış olsalardı, bugün ne enerji açığı, ne de kesinti olurdu.
Teknecik’in toplam kurulu gücü 425 MWtır, AKSA’nın da 175, ikisinin toplamı 610 MW... Şu ana kadar PİKimiz iki defa 450’ye çıktı, biri 31 Aralık gecesi, biri de geçtiğimiz gün. 31 Aralık’ta oluşan 50 MWlık açığımızı, Güney Kıbrıs’tan elektrik alarak giderdiler. Geçen gün de, Güney Kıbrıs’ın hatlarında sorun olduğu ve uygun olmadığı için bize 50 MW veremediler ve kesinti oldu. Üstel’in söylediği gibi, 2025 yılında Teknecik’e gerçekten 30 milyon Euroluk bakım yapılmış olsaydı, kesinti olmayacaktı. Zaten kesinti, Ünal Üstel’in söylediklerini yalanlıyor. Çünkü Teknecik 425 MW, AKSA 175 MW; ikisinin toplamı 610 MW. PİK 450 MW olunca, kesinti olmaması gerekir, matematik yalan söylemez.
“Yakıtın korsan olmadığını ispatlamak zorundadırlar”
Soru: Yakıtla ilgili son durum nedir?
Tuğcu: Yakıt kalitesi kötü, aynı şekilde devam ediyor. EL-SEN olarak biz, 2022’den beri getirilen yakıtın korsan olduğunu iddia ediyoruz ve analiz raporları yayınlanmadığı için yakıtın kötü olduğunu söylüyoruz. Yakıtın korsan olmadığını ispatlamak zorundadırlar. Bu yakıtı hangi rafineriden aldıklarını belgeleriyle ve analiz raporlarıyla açıklarlarsa, korsan olmadığını anlatabilirler. Her platformda, bunu ısrarla söylüyoruz. Yakıtın kötü olduğunun başka uzmanlar tarafından da söylenmesi, bizim tezimizin doğruluğunu ispatlar. Raporları açıklamadıkları sürece de, bu yakıtın korsan olduğu ve temiz olmadığı aşikardır.
Başbakan, ülkeye 7 mobil jeneratör getirmekle övünüyor. Bunlar toplam 175 MW gücündedir ama üretimi 120 MWın üstüne çıkmaz. Bizim ülkemize göre verimsizdirler, çünkü kullandığı yakıt Eurodizeldir. Bu yakıtın maliyeti yüksektir. Bu jeneratörler doğal afet santralidir. Daha ucuz üretim yapan santrallerimiz bozuk olduğu için, yetersiz kaldığımız için, yatırım yapılmadığı için bu mobil santrallere ayda 10 milyon dolar yakıt parası veriliyor. Kıb-Tek doğru yönetilse, o makinalara alınan yakıta her ay verilen parayla, dizel jeneratör alınır. Dizel jeneratörün yakıt bazında üretim maliyeti 9 dolar centtir, mobil santrallerin 26 dolar centtir. Mobil santraller, günlük yaklaşık 250-300 bin litrelik yakıt tüketir, bunun için ayda 10 milyon dolar eurodizele veriliyor.
“(Üstel) Sendikalarla görüşmüyor”
Soru: Üstel, kapısının sendikalara açık olduğunu söyledi. Siz kendisiyle görüşebildiniz mi?
Tuğcu: Sadece EL-SEN ile değil, hiçbir sendika başkanıyla, sendika yönetimiyle görüşmüyor şu anda. Zaten doğru söyleseydi, geçen haftaki basın toplantısına yan kapıdan gelmezdi. Kamuda örgütlü beş sendika orada eylemdeydik, diğer bakanlar, yöneticiler, müsteşarlar toplantıya ön kapıdan girdi, Üstel yan kapıdan gizli gizli girdi. Kesinlikle sendikalarla görüşmüyor, temas yok, bildiğini okuyor. İki yıllık yönetimimiz boyunca, 4 defa yazılı, 2 defa da Özel Kalem Müdürü ile telefonda görüşüp randevu talep ettik. Hala cevap yok.
İş güvenliği...
Soru: Şok eylem kararı almanızda bardağı taşıran son damla ne oldu? Şok eylemlerin içeriği nedir?
Tuğcu: EL-SEN’in yapacağı bir grev, doğrudan vatandaşı etkiler. Çünkü greve gittiğiniz zaman, sistemi durdurduğunuzda, vatandaş mağdur olur. Biz yönetim olarak, vatandaşın mağdur olmasını en son noktaya koyduk.
Şok eylemlere karar vermemizin birinci nedeni, iş güvenliği konusu. Özellikle Güneşköy’de yaşanan olay sonrasında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan yazılı olarak talep etmemize, “Kıb-Tek’teki iş güvenliği durumunu, araç gereci, eksik ekipmanları denetleyin” dememize rağmen, bu yapılmadı. Durum böyle olunca, bölgesel şok eylemlere Pazartesi (bugün) başlıyoruz. İlk eylemi Güneşköy Trafo Merkezi’nde yapacağız ve basına oradaki durumu göstereceğiz.
İkinci konu, Toplu İş Sözleşmesi ihlalidir. Toplu iş sözleşmeleri, çalışanların huzurunun, sosyal haklarının, iş güvenliğinin yasalar altında korunması amacıyla imzalanan sözleşmelerdir. Sözleşmeye imza atan karşı taraf, maalesef son dönemlerde, birçok konuda, gerek iş güvenliği, gerek liyakat, gerekse görevlendirmelerde attıkları imzanın arkasında durmuyor.
“İş bilmez, şaibeli insanlar kurumu yönetiyor”
Şok eylem kararına üçüncü sebep, şu andaki Kıb-Tek kYönetim Kurulu başkanının, Toprak Ürünleri Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı olduğu dönemle ilgili usulsüzlük olduğuna dair Sayıştay raporu var. İş bilmez, şaibeli insanlar kurumu yönetiyor. Kıb-Tek’te, 2020’den beri, yasaya göre yayınlanması gereken Mali Bilanço yayınlanmıyor. Bu, Kıb-Tek’teki usulsüzlüklerin ve yolsuzlukların gündeme gelmemesi için yapılıyor, elektriğin neden pahalı olduğu, vatandaşın cebinden toplanan paranın nereye gittiği, yatırımların neden yapılmadığı ortaya çıkacak diye yayınlanmıyor. Bugün Kıb-tek, Maliye’den sonra, en büyük bütçeye sahip, ülkenin lokomotifi pozisyonunda bir kurumdur. Elektrik bugün her insanın yaşamında, iş kollarında gereklidir, elektriksiz hiçbir şey olmaz. Liyakatsızlık, partizanlık, disiplinsizlik, personel arasındaki huzursuzluğun artması da şok eylem kararı almamızda etkili oldu. Biz şok eylemlerimizi değişik zamanlarda ve bölgelerde yapacağız.
“Teknik ekip, her gün işe yanında azrail ile gider”
Bizim işimiz diğer iş kollarına benzemez, özellikle sahada çalışan teknik ekip ve Teknecik’te çalışan personelimiz, her gün işe yanında azrail ile gider. Bu insanların çok huzurlu, çok mutlu olması, çalışma ortamlarının, çalışma araçlarının güvenli olması lazım ki, kendilerini işe verebilsinler. Örneğin geçtiğimiz hafta, Lefkoşa Suriçi’nde bir iş kazası yaşandı, bir arkadaşımız vatandaşa hizmet ederken dam çöktü ve damın altında kaldı. Allah korudu, bir şey olmadı. Bu gibi sebeplerden dolayı şok eylem kararı aldık.
“Sabotajcı kendisi”
Soru: Santrallerde yaşanan sorunlarla ilgili sabotaj olduğu iddiaları vardı. Bu konuda bir gelişme oldu mu?
Tuğcu: Üstel, “Teknecik’te sabotaj oldu, şikayet ettim” dedi, tık çıkmadı. “Lefkoşa Trafo Merkezi’nde sabotaj var” dedi, ses yok. En son sabotaj iddiası da Güneşköy’le ilgili geldi, bizim ülkemizin mühendislerine güvenmeyip Türkiye’den mühendis getirttiler, yedirdiler, içirdiler, otellerde yatırdılar. Üstel basına, “15 gün içinde bunu yapanları bulup, yargı önüne çıkaracağım” demişti. Üç ay geçti, tık yok. Ben de iddia ediyorum, sabotajcı kendisi, Gürsel Uzun ve Dalman Aydın’dır.
“(Özerk Kıb-Tek’in önünde)En büyük engel siyasettir”
Soru: “Özerk Kıb-Tek” sloganlaştı ama olmadı. Bunun önündeki engel nedir?
Tuğcu: En büyük engel siyasettir. Yıllardır, hangi yönetim gelirse gelsin, Kıb-Tek’i siyasetin arka bahçesi olarak kullandı. Çalıştay yaptık, 2012 yılından beri meclisin alt komitesinde bekleyen bir yasa tasarısı da var. Özerk Kıb-Tek, konusunda uzman kişilerin yöneteceği bir Kıb-Tek’tir. Siyaset bunu ister mi? Asla istemez. Atanan kişiler liyakatlı olacağı için, yasal olmayan işlerini yaptıramayacakları için, siyasiler özerk Kıb-Tek’i maalesef istemiyor. Bu konuyu, EL-SEN olarak, ana muhalefetin yeni yönetimine, yeni Cumhurbaşkanımıza ve diğer siyasi partilere anlattık. Özerk Kıb-Tek’te siyasetin bulunacağı nokta, meclis altında denetlemedir. Bunu hayata geçirdiğimiz zaman, şu anda konuştuğumuz sorunların hiçbirini konuşmuyor olacağız. Çünkü atanan yöneticiler, kendisini oraya atayan ilgili odaların sorumluluğu altında olacak. Siyaset de, bu mekanizmayı denetleyeceği için, ne liyakatsızlık konuşulacak, ne kesinti, ne de yatırım... Ama maalesef şu andaki yapı buna izin vermiyor.
“Türkiye’den kablo ile elektrik getirilemez”
Soru: Kablo ile elektrik konusunda bir yıl içinde fizibilite raporu hazırlayacağı da açıklamıştı...
Tuğcu: Bunun üzerinden iki buçuk sene geçti, maalesef bu fizibilite raporu hala yayınlanmadı, zaten yayınlanmasını da beklemiyorduk. Böyle bir çalışmayı, bu ülkenin kanını emen AKSA’nın yapacağına hiç inanmadık. AKSA, fizibilite raporunu hazırlamadı ama bu arada çok önemli bir gelişme oldu. Şubat 2024’te, TC Enerji Bakanlığı bir rapor yayınladı. Bu, hem Türkiye’deki, hem de bizdeki uzmanlar tarafından hazırlanan bir rapordu. Raporda, kabloyla ilgili, Kıbrıs’ın siyasi bir sorunu olduğu ve bu sorun çözülmeden, Türkiye’ye tam enterkonnette bir bağlantının olmasının mümkün olmadığı yazıyor. AB’nde enerji üretim, iletim ve dağıtım otoritesi ENTSO-E’dir. Güney Kıbrıs ve Yunanistan bunun doğal üyesidir, Türkiye ise gözlemci üyedir. Türkiye’nin, Trakya üzerinden Avrupa ile yaklaşık 2 milyar Euroluk bir alışverişi var. Kıbrıs’ta siyasi sorun, çözümsüzlük devam ettiği için, TC Enerji Bakanlığı ENTSO-E’den izin alınması gerektiğini söylüyor. Türkiye’de enerji iletimi ve dağıtımından sorumlu TEİAŞ, ENTSO-E’a yazı yazdı ve Kıbrıs ile enterkonnette olmak istediklerini söyledi. Aldıkları cevap “Olamazsınız. Orada bir siyasi çözümsüzlük var. Çözüm olmadan, doğal üyemiz olan Yunanistan ve Güney Kıbrıs buna izin vermez. İzin verilmesi durumunda da, sizin muhatabınız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin elektrik otoritesi olan AİK’tir” şeklinde olmuştur. Bunları göz önünde bulundurduğumuzda, bizim her zaman söylediğimiz gibi, adadaki siyasi sorun çözülmeden Türkiye’den kablo ile elektrik getirilemez.