PROF. DR. LEVENT KÖKER “Toplu bir çıkış lazım”

 “…Ersin Tatar’ın seçildiği Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mustafa Akıncı tehdit edildiğini açıkladı. Herkes bunu normal karşıladı. Bu korkunç bir şey…Böyle bir şey olabilir mi?...”

Aysu BASRİ

Türkiye ve KKTC arasında yarım asırdır iç siyasetteki müdahale örneklerinin tartışıldığını hatırlatarak, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden başlayarak son dönemde yaşananlarla ilgili değerlendirmelerini soruyorum Levent Köker’e… Şöyle konuşuyor;

“Eskiden beri müdahale oluyor deniliyor ama Ersin Tatar’ın seçildiği Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mustafa Akıncı tehdit edildiğini açıkladı. Herkes bunu normal karşıladı. Bu korkunç bir şey…Böyle bir şey olabilir mi?”

Ünlü ve medyatik mafya lideri Sedat Peker’in ifşaatlarını da değerlendiren Köker, bu ifşaatlarla Kutlu Adalı cinayetinin yeniden gündeme geldiğine ancak daha ifşa edilmemiş birçok başka isim ve olay da olabileceğine işaret ediyor.

“…Şimdi sormak lazım Mustafa Akıncı hakkında da acaba böyle bir Türkiye’ye giriş yasağı kararı var mı?...”

“Ali Bizden’in Türkiye’ye girişinin yasaklanmasıyla ilgili olarak ise, “Türkiye ne pahasına olursa olsun bu kadronun yeniden iş başına gelmesini istemiyor” diyor ve eğer seçilmiş olsaydı bu yasaklamanın belki Akıncı görevdeyken de yaşanabileceğine işaret ediyor ve dikkat çekici bir noktanın altını çiziyor;

“Cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale olmasaydı zaten seçimi Mustafa Akıncı kazanacaktı. Şimdi sormak lazım Mustafa Akıncı hakkında da acaba böyle bir Türkiye’ye giriş yasağı karar var mı?”

Türkiye’ye giriş yasaklılar konusunda 20-25 kişilik bir listeden bahsedildiğine işaret eden Levent Köker, bu listenin özellikle Akıncı yönetimiyle ilgili bir liste olduğunu düşündüğünü söylüyor.

Yine Türkiye’ye girişi yasaklanan Ahmet Cavit An’ın Türkiye Kültür Bakanlığı resmi internet sitesinde özgeçmişinin olduğunu da ifade eden Köker, buradaki tutarsızlığa işaret ediyor.

Müdahale konusunda Türkiye’nin de ağır bir krizi olduğunu belirten Levent Köker, 2017 Anayasa referandumunda yaşanan açıktan müdahalelerle ciddi bir meşruiyet sorunu yaratıldığının altını çiziyor.

Toplu Bir Çıkış Lazım

“…Kıbrıslı Türkler çok kuvvetli bir sesle, siyasiler bunu yapamayabilir ama örneğin sivil toplum örgütleri yapabilir, dünyaya bunu söyleyebilir. Biz federasyon istiyoruz diyebilir. Toplu bir çıkış lazım…”

Yıllardır şikayet edilen, sağdan sola kadar eleştirilen vesayet sorunu ve müdahale konusunda ne yapılabileceğini de soruyorum Levent Köker’e ve daha gelişmiş bir demokrasi yaratabilmenin mümkün olup olmayacağını… Şöyle konuşuyor;

“Bunu değiştirmek lazım. Kıbrıslı Türkler çok kuvvetli bir sesle, siyasiler bunu yapamayabilir ama örneğin sivil toplum örgütleri yapabilir, dünyaya bunu söyleyebilir. Biz federasyon istiyoruz diyebilir. Toplu bir çıkış lazım. Burada siyasi bir özne var ama AB de dahil tarih sahnesine çıkmasına engel oluyor. Kıbrıs Türk tarafının dünya açısından da BM’deki faaliyetler dışında varlığı kabul edilmiyor. İşte bunu deşifre etmek lazım.”

Kıbrıs’taki müdahale zeminini kabul etmeyen ama Türkiye ile olan ilişkilerin devamından yana Kıbrıslı Türklerin varlığının kabulü için bir birlik zemini mutlaka vardır” diyen Köker, “bunu oluşturup, Türkiye’ye ve dünyaya duyurmalı” şeklinde konuşuyor.

Kıbrıs’taki siyasete ve seçimlere müdahalenin “sizi biz besliyoruz” lafından daha ağır olduğuna işaret eden Köker, birinin laf, diğerinin doğrudan müdahale olduğunun altını çiziyor. Buradaki güçlerin Kıbrıs’ın bağımsız olduğunu hissettirmesi gerekir” diyen Köker, şöyle devam ediyor;

“Almanya’da Amerika’da vakıflar var. Kendi siyasi tercihleri doğrultusunda fon aktarıyorlar, destek veriyorlar. Bu olabilir. Ama seçime müdahale, Cumhurbaşkanı’nı tehdit etmek, para dağıtmak yakışık alır şeyler değil. Türkiye’nin KKTC halkına, Kıbrıslı Türklere karşı bu kadar itici, horlayıcı, küçümseyici davranması benim şahsen içimi acıtan bir durum. Bunu başkaları da yapıyor ama siz böyle davranarak izolasyonları besliyorsunuz. Türkiye olarak, bu kadar gücümüz varken, gayrı insani davranışlar göstermek vatandaş olarak utanç verici bir durum. Bildiğim Kıbrıs bunu kabul etmez.”

İki Devletli Çözüm Mümkün Değil

“…Kıbrıs sorununun çözümü o kadar zor değil ama Türkiye 2011’deki Suriye iç savaşından bu yana politikasını değiştirdi ve bu da en fazla Türkiye’ye zarar verdi. Dışlandı. Şimdi de Libya’ya açılmanın yollarını arıyor. Tabii bu sadece Türkiye’nin kabahati değil. Almanya alttan alttan pragmatik bir biçimde Türkiye ve Kıbrıs’taki çözümsüzlüğü destekliyor...”

İki devletli çözüm çağrılarının Türkiye’nin desteğiyle dile getirildiğine işaret eden Levent Köker, Avrupa Birliği’ne “sizin topraklarınız üzerinde ayrı bir devlet kurulmuş, o devleti siz kabul edin” denildiğini belirtiyor ve bunun kabul edilmesinin mümkün olmadığına işaret ediyor. Bu talebin meşru zemini olarak Crans Montana’da yaşanan başarısızlık gösterilse de bu başarısızlığa rağmen çözülemez diye bir şey olmadığının özellikle altını çiziyor ve şöyle devam ediyor;

“Kıbrıs sorununun çözümü o kadar zor değil ama Türkiye 2011’deki Suriye iç savaşından bu yana politikasını değiştirdi ve bu da en fazla Türkiye’ye zarar verdi. Dışlandı. Şimdi de Libya’ya açılmanın yollarını arıyor. Tabii bu sadece Türkiye’nin kabahati değil. Almanya alttan alttan pragmatik bir biçimde Türkiye ve Kıbrıs’taki çözümsüzlüğü destekliyor.”

Türkiye’nin adada askeri varlığı varken, siyaseten de müdahale ediyorsa o zaman siz orayı tamamen ilhak mı etmek istiyorsunuz sorusuyla karşılaşırsınız. Türkiye’nin de içten içe böyle bir ilhak niyeti olabilir ama dünya politikasında Avrupa Birliği toprağını ilhak etmek mümkün değil. Rusya bile Kırım’da zor durumda.”

2023’e Giderken Milliyetçi Kabarışlar Daha Yüksek Sesle Çıkacak

2023 Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine gidilirken, buna ilişkin değerlendirmelerini de paylaşan Levent Köker, bu sürecin Kıbrıs’tan bağımsız olarak özellikle Türkiye’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru siyasi gelişmelerin nasıl olacağına bağlı şekilleneceğini ifade ediyor. “Sağlıklı bir seçim yapılması halinde, seçim ikinci tura kalır gibi görünüyor. Erdoğan ikinci turda kazanabilir de kazanamayabilir de. Bu süreçte Türkiye siyasetinde milliyetçi kabarışlar daha yüksek sesle çıkacak” diyor. Köker, Kıbrıs açısından farklı bir başka çıkmaza daha işaret ediyor. O da CHP’nin de milliyetçilikten farklı bir siyaset izleyememesi. Cumhur ittifakına karşı kurulan millet ittifakının da temelinin milliyetçiliğe dayanması.


“Geçici 10. Madde tartışmaya açılabilir”

Yıllardır demokrasi tartışmaları içinde başrolde yer alan ve özellikle son Anayasa değişiklik paketlerinde bir tabu olmaktan çıkıp ilk kez tartışmaya açılan KKTC Anayasası geçici 10. Maddesi konusunda bir hukukçu olarak görüşlerini soruyorum Levent Köker’e…

Maddenin değiştirilmeden ülkede demokrasinin gelişmesinin mümkün olup olamayacağını ya da bu maddeye rağmen sivilleşmenin mümkün olup olmadığına bir hukukçu gözüyle bakmasını istiyorum. KKTC Anayasası’nın geçici 10. Maddesinin kritik bir madde olduğunu belirtirken, bunun tartışmaya açılabileceğine vurgu yapıyor.

Prod. Dr. Levent Köker’in KKTC Anayasası’nın Geçici 10. Maddesiyle ilgili hukukçu gözüyle değerlendirmelerini sıralarken, önce maddenin ilk cümlesini okuyor;

“Kıbrıs Türk halkının savunması ve iç güvenliği ile milletlerarası durum gerektirdiği sürece bu Anayasanın 117. maddesinde yer alan kurallar yürürlüğe girmez.”

Ardından maddenin atıfta bulunduğu 117.maddeyi anlatıyor ve maddenin tamamen Savunma Bakanlığı’nın yetkilerini düzenlediğine işaret ediyor;

“(1)Yurt savunması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetlerince sağlanır.
(2)     Yurdun güvenliğinin sağlanmasından ve silahlı kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Cumhuriyet Meclisine karşı Bakanlar Kurulu sorumludur.
(3)     Silahlı Kuvvetler Komutanı, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanlığı adına yerine getirir.
(4)     Silahlı Kuvvetler Komutanı, Savunma Bakanının önerisi ve Bakanlar Kurulunun kararı izlerine, Cumhurbaşkanınca atanır.
(5)     Savunma Bakanlığına bağlı silahlı kuvvetlerin ve bağlı komutanlıkların kuruluşu, görev, yetki ve sorumlulukları yasa ile düzenlenir.”

Geçici 10. Madde Polisin Sivile Bağlanmasını Engellemiyor

Levent Köker’e göre, çok tartışılan polisin sivilleşmesi konusunda geçici 10. Maddenin doğrudan atıf yaptığı 117. Maddede herhangi bir düzenleme yok. Polis örgütü 118. Maddede ayrı bir şekilde düzenleniyor ve eğer polis örgütünün yapısıyla ilgili bir istek olsaydı, Geçici 10. Maddenin sadece 117 değil, 118. Maddeye de atıf yapacağına işaret ediyor ve “118. Madde buraya alınmadığı için KKTC meclisinin kabul edeceği bir yasayla polis teşkilatı düzenlenebilir” diyor.

Levent Köker’e göre yine Geçici 10. Maddede işaret edilen milletlerarası durumun da artık değiştiğine vurgu yapıyor ve şöyle diyor;

“Kıbrıs Avrupa Birliği denilen subranasyonal bir yapının parçasıdır. Kıbrıs Türk halkı da Avrupa Birliği vatandaşıdır. Milletlerarası durum değişmiştir. Kuzey’de de AB kurallarının uygulanması gerekir. KKTC bundan böyle kendi hukuk sistemini AB standartlarına uygun hale getirmek istiyor, 10. Madde, devlet düzeni ve idari yapılanmayı kendimiz düzenlemek istiyoruz dese, buna kim ne der? Bunu AB de duyar. Bunu ayrıntıları da çalışarak bir siyasi parti diyebilir. Bunu tartışmaya başlamak siyasi sonuçları açısında da ilginç olur. Kıbrıslı Türklerin bağımsız bir siyasi özne olarak öne çıkmasında rol oynayabilir.”

  

Röportaj Haberleri