Politik Bilinç…

Politik Bilinç…


Neriman Cahit

Sevgili Dostlar… Sevgili Edebiyat Hocaları…
Daha önce yazdıklarıma bir ek yapmak geldi içimden… Hiçbir işe yaramasa da – kitap anlamında – hepiniz birer “Edebiyat Öğretmeni” olduğunuza göre, sınıflarınızda işe yarayabilir… Yarar ve çok da önemlidir…
Bilirsiniz, ‘Kuşak’ sözcüğünü hiç sevmem. Ama burada gerektiği için kullanacağım: Özellikle de 1980’li yıllara gelene dek, o dönemlerin ‘Kuşakları’ ‘Politik Bilinci’, yüksek kuşaklardı. Ve ne okusalar, hangi şartlarda yaşasalar, ne denli koşullandırılmış olsalar da… Toplum ve dünya üzerine düşünceleri, planları vardı…
80 sonrasında – özellikle de Türkiye’de ve 1981 Seçimlerinden sonra bizde – bu kuşak - bilinçli olarak etkisizleştirilerek yok edildi. Ardından gelen kuşakların da “Apolitik”, “Dünyadan habersiz” yetişmeleri için özel ve planlı olarak ne gerekiyorsa yapıldı.
O süreçten sonra, “Eğitim” diye bir şey kalmadı…
İşe liselerden başlandı. Ve liselerde okuyan gençler, hiçbir işe yaramayan bomboş insanlar olarak yetişti… Yetiştirildi…
Bugün, bu gençler, yetişmiş birer insan olarak hem Türkiye’nin hem de ülkemizin en büyük sorunudur.
Bugün, hâlâ liselerden başlayarak (orta ve ilkokul da var ama konumuz gereği onları bir yana bırakıyorum.), hiçbir eğitimi, niteliği olmayan, sorumluluğu, bilinci olmayan bu gençlerle nasıl bir geleceğimiz olabilir… Olacaktır ki!..
Eğitimin içini boşaltanlar, ıvır zıvırla dolduranlar bunu – en azından bir bölümü – ya tam bir bilinçsizlikle, ya da ‘yarı bilinçle’ yaptılar… Ama genel kanı “bilinçlilikle” yapıldığıdır. Ve: Bilinçli olmayınca da yetişkin insan olunamıyor…
Bilinçli bir insan olabilmek için de… Dünyayı, insanı, toplumu tanıyacak bir eğitim alabilmeli yeni kuşaklar…
Oysa bugün, bu tür bir eğitimden söz edebilmek olanaksızdır ülkemizde… Ve ülkemizin bu denli – her anlamda – yoksul ve çaresiz görünmesinin / kalmasının nedenlerinden biri de budur…

*  *  *

80’li yıllara gelene dek, yetişen kuşaklarda: ‘Bireyden önce, toplumsal sorumluluk geliyordu…’ Kendi hayatları nerdeyse geri plandaydı. Ne için olduğu pek de önemli değil ama verici kuşaklardı. Biliyorsunuz, insan ne kadar verici ise, o kadar zengindir…” Ve bu, insanın / İnsan olmanın en yüce hasletlerinden biridir…

*  *  *

Ve Sevgi…
İnsanı insan eden en temel olgularından biri…
Yukarıda, sözünü ettiğim ‘eğitimsizlik…’ insanları sevmeyi de öğretemiyor…
Bunları yazarken sanki Karacaoğlan sesleniyor… Bize yol gösteriyor: “Sabahın güneşi günden ileri / ben seni severim tenden ileri.”
*Ne katıksız bir sevgi bu ve ne de insani…
Ve böyle bir sevgi için de… İnsanın bir “Duygusal eğitim”den geçmesi gerekir…
Bu eğitimi ise insana ‘EDEBİYAT’ sağlar… ‘SANAT’ sağlar…
Diğer Edebiyat Kitaplarının durumu malûm. Divan Edebiyatı kalıplarının öğretilmesi… Edebiyat Tarihi ve yazarlarının ve eserlerinin hayatı ve ezberletilmesi vb. gibiler mi… Bu mümkün değil…

*  *  *

Her şeyin kolayca tüketilip yok edilmek üzere öğretildiği çağımızda: “Sevgiyi yaratıp, koruyacak bilinci ve isteği yine de, sizler - siz edebiyat hocaları – elinizden geldiğince yapabilirsiniz… Özellikle de bu kitapları yazarken… Çünkü güçlü bir sevgi duygusu, insanın kendini mutlu hissetmesi için bir gerekliliktir…”
Toplumsal mutsuzluğumuzun bir nedeni de budur…
Bu öneriyi, “Politik bir yaklaşım” diyerek bir kenara koymamanız dileğiyle…
Çünkü, öyle değildir…

*  *  *

Ve sevgiyle…

Dergiler Haberleri