PALAZ: FOTOĞRAF GERÇEĞİ YANSITMALIDIR

PALAZ: FOTOĞRAF GERÇEĞİ YANSITMALIDIR

Filiz Uzun

Fotoğraf sanatı çok sevdiğim bir sanat dalıdır. Çekmek değil elbette. Ancak güzel fotoğraflar görmeyi çok seviyorum. Çektirmeyi de çok seviyorum. Özellikle eski tarihlere ait fotoğraflar  ve belgesel nitelikli fotoğraflar özellikle favorilerim. Bir hikaye anlatmalı fotoğraf, bir karakteri olmalı bana göre. Teknik anlamasam da üzerinde çok oynanan ve bozulan fotoğraflar rahatsız eder beni.

Kıbrıs’ta gerçekleştirilen sergileri kaçırmamaya çalışıyorum. Son zamanlarda yapılan birkaç sergi beni çok etkiledi. Buket Özatay’ın “Kadın Mahkumlar” sergisi ve Foder fotoğrafçılarının belgesel fotoğraf sergisi. Ancak bazı sergilerde son dönemlerdeki makinelerle ben çeksem daha iyi bir kadraj alırdım dediklerim de oldu. Beğeni kişiden kişiye değişir tabii. Ama duygusu olmayan hiçbir şey güzel değildir, dokusu bozulan hiçbir şey de. Doğallıktan uzak olmamalı fotoğraf, gerçeği yansıtmalı.

Bu hafta 15 yıldır fotoğraf çeken ve bu işi aşkla yapan bir fotoğrafçı Murat Palaz ile harika bir sohbet gerçekleştirdik. Fotoğrafın en altından başlamış fotoğrafa. Hala öğreniyor. Harika fotoğraflar çekiyor. Doğal, içten, samimi ve dokusunu bozmadan. Nü fotoğraflardan oluşan fotoğraflarına aşık oldum. Işığı kadın bedeninde dans ettirmiş resmen. Marmaris’te açtığı Nü sergiyi Kıbrıs’ta açmasını çok isterdim doğrusu. Onun fotoğraflarının olduğu her sergiyi görmek istiyorum. Murat’a ülkemiz hakkında söylediği sözler ve çektiği fotoğraflar için teşekkür ederim. Ülkemiz sanatla daha da güzel bir ülke olacaktır.

F.U: Kaç yıldır fotoğraf çekiyorsun?
Murat Palaz: 1
5 yıldır fotoğraf çekiyorum. Amatör olarak başladım fotoğraf çekmeye. İlk fotoğraf makinemi de Bülent Ecevit hediye etmişti bana. İlk zamanlar hobi olarak başlamıştım ancak kendimi geliştirdikçe ve yaptığım hobimden para kazanmaya başladıkça bu işi laikiyle yapmam şart oldu. Yaklaşık 5 yıldır da fotoğraf çekerek para kazanıyorum.

F.U: Ne tür fotoğraflar çekiyorsun?
M.P
: Genellkle model, portre fotoğrafları çekiyorum, dergiler için fotomodel fotoğrafları çekiyorum, sahne (konser) fotoğrafları çekiyorum.

F.U: Nasıl öğrendin fotoğraf çekmeyi?
M.P:
Açıkçası ben kitaplardan öğrenmedim fotoğraf çekimini. Ne kadar kitaptan baksan da bu bilgiler sınırlıdır. Uygulamada öğreniyorsun. İlk dijital fotoğraf makinemi ben çalışarak aldım kendi paramla. Onunla deneye deneye öğrendim. Benim en büyük avantajım filmli makine ile çalışmış olmamdır. Çünkü 36 poz olduğu için defalarca çekemiyorsunuz. Düşünerek ve planlayarak, makineni, ışığını iyice ayarlayarak çekmek zorundasınız, dolayısıyle kurcaladığınız için daha çok öğreniyorsunuz.  Karanlık oda bilgim de var. Fotoğrafların karanlık odada basımını da öğrendim YDÜ’de, hocam Gazi Yüksel’den.

F.U: Lisans eğitimini fotoğrafçılık üzerine mi yaptın?
M.P:
Hayır; Yakın Doğu Üniversitesi Görsel İletişim Bölümü mezunuyum ben.  Fotoğrafçılık bende bir aşk.

F.U: Görsel iletişimle fotoğraf çok bağlantılı ama değil mi?
M.P:
Kesinlikle öyle. Görsel iletişim fotoğrafın temeli aslında. Göz görmeli ki tasarım yapabilsin. Benim avantajlarımdan biri de bu zaten.

KURGU VE SPONTANE

F.U: Sen kurgucu bir fotoğrafçı mısın?
M.P:
Yapacağın işine göre değişir. Bir sergi açacaksan ve bir konseptin varsa kurgu yapabiliyorsun. Dışarıya fotoğraf çekmeye çıkarken bile sağı solu çekeceğim diye çıkmaman gerekiyor. Kafanda kurgulayarak çıkmalısın. Çocuk çekeceğim diyorsan çocuk çekmelisin ki konu dağılmasın. Yaşlı ise yaşlı, böcekse böcek. Kafamda ne çekeceğimi kurguladıktan sonra çektiklerim spontanedir. Kurguyu bir de stüdyoda kullanırım model çekerken. Orda bile spontane hallerini yakalamayı severim. Sen gül, buraya bak, ağla komutları vermem yani.

F.U: İyi fotoğraf nedir sence?
M.P:
Fotoğrafta en önemli şey ışıktır. Işığı iyi ayarladıktan sonra kompozisyon her türlü kurtarır. Mesela bana göre çirkin model yoktur, istenilen her modeli ışıkla dünyalar güzeli gösterebilirsiniz. Benim çok sevdiğim bir söz vardır mesela “amatörler ekipmanı düşünür, profesyoneller zamanı, ustalar ise ışığı”. 

F.U: Benim hep merak ettiğim birşey var neden hep güzel insanların fotoğrafları çekilir. Oysa karakteristik yapı ve karakteri de yansımaz mı fotoğrafa insanın?
M.P:
İşin kolayıdır bu. Amaç para kazanmak ya da beğeni toplamaksa elbette güzel kadın fotoğrafı çekecekler. Günümüzde herkes fotoğrafçı herkes de fotoğraf yorumcusu olmuş zaten. Güzel bir kızın fotoğrafını çektiğiniz zaman binlerce beğeni alır herkes kızı beğenir. Fotoğrafın kadrajı, ışığı tekniğine kimse bakmaz. Kimse bunu değerlendirmez. Mesela geçenlerde İstanbul’dan bir kız yazdı bana fotoğraflarımı çeker misiniz diye. Ben de dedim ki “Ben Kıbrıs’tayım, İstanbul’da fotoğrafçı yok mu?”. Dedi ki; “onların kriterlerini karşılamıyorum.” Kız çok güzel bir kız değil yani. Fotoğrafçıya bağlıdır aslında karşınızdakinin ne kadar güzel çıktığı. Bir yaşlıyı mesela çizgileriyle çekmek onun çizgilerini güzel bir şekilde yansıtmak mesela yetenek işidir.

10 AY IŞIK OLAN YER

F.U: Bu aralar ne işler yapıyorsun?
M.P:
IKON adında bir magazin dergi çıkarmaya başladık arkadaşım Samet ile birlikte. O dergi için fotoğraflar çekiyorum. Kafağı için.

F.U: Üniversiteyi bitirdikten sonra neden Kıbrıs’ta kaldın?
M.P:
Kıbrıs bir fotoğrafçı için yaşanacak bir yer. Her yer inanılmaz bir stüdyo. 10 ay ışık var. Tarihi dokusu harika. Ablam burada okurken onun yanına gelmiştim 2005 yılında o zamandan beri gidip gelsem de hep burdayım. Okul bittikten sonra da buraya yatırım yapıp burada çalışmaya başladım.

F.U: 2005 yılında gelip burada kaldın? Gelen kalıyor ülkemizde zaten 
M.P:
Gidenlere şaşıyorum ben zaten. Burası yaşanacak bir ülke, insanları çok güzel. Uygar, modern. İnsanlar birbirine saygılı, güler yüzlü en mühimi. Ülke çok güzel. Türkiye özellikle de bu sıralar çok kötü bir dönem yaşıyor.

F.U: Şu an bir stüdyo kurdunuz sanırım? Neler yapıyorsunuz orada?
M.P:
Medya şirketi kurdum. Web tasarım, fotoğraf çekiyoruz. Ofisimizi de açmak üzereyiz. Hazırlıklarını yapıyoruz.

“FOTOĞRAFÇIYSAN ANLAMAK ZORUNDASIN”

F.U: Çok fazla fotoğrafçı oldu son dönemlerde, bu işte çok mu para var?
M.P:
Çok çevren varsa birçok işte olduğu gibi bu işte de böyle kazanabiliyorsun. Kimse senin kadrajına fotoğraf kalitene bakmıyor. Fotoğraftan anlamayanlar özellikle birçok fotoğrafı beğenebiliyor.

F.U: Peki herkes fotoğraftan anlamak zorunda mı?
M.P:
Herkes anlamak zorunda değil elbet ama eğer fotoğrafçıyım ya da fotoğraf sanatçısıyım diyorsan anlamak zorundasın. Ancak fotoğraf sana bir duygu veriyorsa elbette beğenebilirsin.

F.U: Fotoğraf sergisi yapıldığı zaman o sergileri ziyaret eden herkes teknik bilgiye sahip değildir. Beğeni kişiye göre değişebilir. Öyle değil mi?
M.P:
Elbette sergiyi ziyaret eden bir kişi için güler yüzlü çekilen bir teyzeyi ya da siyah beyaz çekilmiş bir yaşlı kadın fotoğrafını beğenebilir. Ancak fotoğraf sanatı ile ilgilenen biri farklı açılardan bakmalıdır fotoğrafa. Tekniğine, ışığına, kadrajına. Sıradan biri gibi bakmamalıdır fotoğrafa.

F.U: Fotoğrafı çekip saatlerce bilgisayar başında üstünde oynanan fotoğraf güzelleştirilebilir mi sence?
M.P:
Birkaç dakika içinde fotoğrafları çekip saatlerce bilgisayar başında fotoğrafı düzenleyen bir fotoğrafçı bana göre iyi bir fotoğrafçı değildir. Üstünde çok oynanan hiçbir şey doğal değildir. Makinelerin öyle özellikleri var ki artık inanılmaz. Siz maknenizde gerekli ayarlamaları yapıp kadrajınızı ve ışığınızı da ayarladıktan sonra fotoğrafı çekmelisiniz. Modelle çalışırken özellikle yüzündeki doku, çizgiler olmazsa fotoğrafın karakteri olmaz. Bazen öyle fotoshoplu fotoğraflar görüyoruz ki yüzde değil çizgi, doku yok. Çok yapay görünüyor ve inandırıcı değil. Bana kalırsa yüzdeki yaralar bile bırakılmalıdır. Ancak çektiğiniz kişi istiyorsa yara ya da lekeler yok edilebilir.

STÜDYO VE AÇIK ALAN

F.U: Birçok alanda olduğu gibi fotoğrafla uğraşanlar arasında da tartışmalar yaşanıyor.
M.P:
Evet bazen sosyal paylaşım sitlerinde paylaşılan fotoğrafların altına yazılan yorumlar oluyor mesela. Fotoğrafçı olmayanların yorumları değil de fotoğrafçıyım diyenlerin yorumları ilginç oluyor. Benim çok sevdiğim fotoğrafçılar var bazen iş paslaşması yapıyoruz hatta. Kerim abiyi söylüyorum mesela her yerde. Burçin’i, Gökhan’ı, Devrim’i.

F.U: Stüdyoda çalışmayı mı daha çok seviyorsun açık alanda mı?
M.P:
Açık alanda daha çok seviyorum. Ancak stüdyoda ışığı istediğin gibi kullanabiliyorsun, ışığın tek hakimi sensin.  Fakat stüdyoda ışık tekniğini iyi bilmiyorsanız stüdyoda çalışmak çok zor. Işık teknk bilgisi olan zaten dışarda da güzel fotoğraflar çekebilir.

F.U: Model çekiyorum denildiğinde aklımıza gelen şey fotomodellik yapan kızlar geliyor. Senin modellerin nasıl oluyor?
M.P:
Fotoğrafını çektiğim herkes benim modelimdir. 34 beden olmak zorunda değildir. Benim için en önemli şey modelde gözlerdir. İri gözler çekmeyi çok severim. Her yeri kapalı gözleri açık olsun çok şey anlatabilir size gözler.

F.U: Kıbrıs’ta gerçekten fotoğraf sanatçısı var mı sana göre?
M.P:
Elbette var. Hasan Hüseyin mesela tam bir sanatçı. Ben onunla workshop da yaptım. Hasan hocanın workshop’ta bahsettiği tek şey ışıktı. Gazi Yüksel mesela tam bir sanatçı. Sadece fotoğrafla değil müzikten de anlar resimden de. Odasına gittiğinizde sanat galerisine gitmiş gibi hissedersiniz. Sanatçı olmak öyle kolay değil yani. Güzel bakabilmelisiniz. Bunun yanında teknik bilgi, sanatın diğer dallarından haberdar olmak da gerekir. Kolay değil yani sanatçı diyebilmek birine.

F.U: Sorun da bu zaten her alanda ne iş yapıyorsa o alanda hemen sanatçıyım deniliyor.
M.P:
Sanatçıyım ya da ustayım deniliyor. Usta olabilmek için senin önce ustanı geçmen lazım. Ustanı geçip çırağını yetiştirmen lazım hatta çırağının da seni geçmesi lazım. İşte o zaman usta olursun. Bizde her şeyde kavram kargaşası vardır.

F.U: Nü fotoğraf çekimi ile ilgili çalışmışsın sanırım.
M.P:
Ben Üniversite bitirme tezimi Nü fotoğraf çekimi üzerine yaptım. Ne Kıbrıs’ta ne de Türkiye’de bu alanda tez çalışması yapan yok. Bu alanda çalışmak zordur mesela. Bu tez için çektiğim nü fotoğrafların sergisi oldu Marmaris’te mesela çok dikkat çekti bu sergim. Benim şu an Türkiye’de kendime göre öğrencilerim vardır. Şu an beni geçmiş durumdalar. Benden çok para kazanıyorlar. Sürekli iletişim halindeyiz. Ancak ben hiçbir zaman ben iyiyim demedim. Hala geliştiriyorum kendimi.

F.U: Düğün fotoğrafçılığı da moda oldu şimdi.
M.P:
Ben hiç yapmadım. Sadece 21 yıllık dostumun düğününü çektim. Ancak bu işte çok para var. Mesela sabahtan akşama kadar çekiyorsan 3 bin tl’den başlıyor 10 bin tl’ye kadar kazananlar var. Çekiyorlar sonra fotoshop ile oynayıp düzeltiyorlar. Fotoğrafı incelediğinizde şaşırıyorsunuz o kadar kötü ki. Ama insanlar anlamadığı için beğenebiliyorlar.

KİTAP

F.U: Hedefin nedir fotoğrafla lgili?
M.P:
Fotoğrafla ilgili bir kitap çıkarmak istiyorum. Örneğin fotoğraflar ve altında o fotoğrafı anlatan yazılar olabilir. Ne zaman nerde çekildiği ya da hangi duygularla çekildiğini anlatan. Teknik bilgiler de yer alabilir. Amacım çok para kazanmak filan değil. Sadece bir zamanlar fotoğraf çeken Murat Palaz vardı denilsin istiyorum. İz bırakmak istiyorum. Mesela Rauf Denktaş’ı öldüğünde fotoğraf çekmiştim. Türkiye’deki bir çok kanal o fotoğrafları satmamı istedi ancak yapmadım. Etik bulmadım. Çünkü onunla çok özel anılarımız vardı. Fotoğraf konuşurduk hep. Para için yapmam bunu ben.

F.U: Nü fotoğraflarını görmüştüm çok sanatsal fotoğraflardı. Nü fotoğrafları çekeceğin model bulmakta zorlandın mı?
M.P:
Bir ayın içinde 5 model buldum. Çok rahat çalıştık çünkü güven çok önemlidir. Çıplaklık hala bizim gibi ülkelerde bir tabu. Oysa çıplak doğmuşuz. Ve güzel yansıtıldığı sürece diğer fotoğraflardan farkı olmamalı. Bu fotoğraflarda ışık çok çok önemli.

F.U: Fotoğrafla ilgili projelerin var mı?
M.P:
Çok güzel projelerim var. Sponsor bulursam hayata geçirmeyi çok istediğim bir proje var görme engelliler için. Çok duydukları ünlülerin fotoğraflarını görme engelliler için kabartmalı bir şekilde sergilemek. Elleriyle hissettikleri fotoğraftaki kişi hakkında bilgi ise kulaklıktan onlara anlatılacak. Bu projeyi hayata geçirmeyi çok istiyorum.

“PARA İÇİN FOTOĞRAF ÇEKMESİNLER”

F.U: İyi fotoğrafçıların sergilerini görmek sanat severlerin de hakkı değil midir? Daha sık sergi neden açmıyorsunuz?
M.P:
Sergi açmanın maliyeti yüksek. Fotoğrafları büyütüp aynı kalitede basmak bayağı pahalı. Sponsor bulmakta zorlanıyoruz. Bir de bu işten kazandığımızı yine işimize harcıyoruz. Sergi açmada devletin katkı koyması gerekiyor. Sanata da bütçe ayrılmalıdır. Tek başına bu yükü kaldırmak çok zor.

F.U: Fotoğraf çekmek için her türlü teknik malzemen var mı?
M.P
: Benim en önemli malzemem gözlerim. Gördüğüm müddetçe fotoğraf çekerim. Ben telefonla da güzel fotoğraf çekebilirim. Hiç bir aletim yoksa gözlerimle çekip zihnime hapsederim kadrajı. O fotoğraf bende kalır kimse göremez o fotoğrafı. Teknik malzeme işini kolaylaştırır sadece ama iyi fotoğraf çekmek için yeterli değildir. Makinede en önemli teknik malzeme lenstir.

F.U: Son olarak söylemek istediğin?
M.P:
Fotoğrafı egolarıyla yapmasınlar demek istiyorum fotoğraf çekenlere. Eskiden kız tavlamak için gitar çalınırdı şimdi fotoğraf çekiyorlar. Fotoğraf öyle basite indirgenecek birşey değildir. Fotoğrafı severek yapacaklarsa yapsınlar. Fotoğrafı, çıkarları için ya da para için yapmasınlar.

Dergiler Haberleri