Dr. Özlem Gürkut*, MD
ozlem@gurkut.com
Giriş
Sendikalar, çalışma yaşamının temel unsurlarından biri olmakla birlikte, özellikle sağlık gibi doğrudan insan hayatını ilgilendiren alanlarda yalnızca çalışanların değil, toplumun genelinin hak ve refahını etkileyen yapılardır. Bu nedenle sendikaların rolü yalnızca mesleki sınırlar içinde değil, toplumsal ve siyasal bağlamda da değerlendirilmelidir.
Bu yazıda, sendikaların toplumsal ve siyasal yaşam içindeki yeri ile işlevleri, Kıbrıs’ın kuzeyindeki deneyim temelinde ele alınarak değerlendirilmiştir.
Kuramsal Çerçeve
Sendikalar, çalışanların bireysel olarak sahip olamadıkları pazarlık gücünü kolektif bir yapıya dönüştürerek çalışma koşullarının iyileştirilmesini amaçlayan örgütlerdir. Bunun yanında toplumsal düzeyde sosyal adaletin sağlanmasında, gelir dağılımındaki eşitsizliklerin dengelenmesinde ve çalışanların sesinin kamuoyuna taşınmasında önemli bir rol üstlenirler.
Siyasal düzlemde ise sendikalar, kamu politikalarının şekillenmesinde dolaylı ya da doğrudan etkili olur, demokratik katılımın araçlarından biri olarak işlev görür ve gerektiğinde eylem ve grev gibi yöntemlerle hak arama mücadelesi yürütür.
Kıbrıs’ın Kuzeyinde Sendikal Deneyim
Kıbrıs’ın kuzeyinde sendikalar tarihsel olarak güçlü ve belirleyici yapılardır. Ancak en önemli yapısal sorunlardan biri, özel sektörde sendikalaşmanın önünde halen engeller olmasıdır. Bu durum, çalışanların örgütlenme hakkının fiilen sınırlandırılması anlamına gelmekte ve emek-sermaye ilişkilerinde yapısal güç dengesizliğini kalıcı hale getirmektedir.
Son dönemde Ektam işçilerinin bir sendikaya üye olmaları sonrası işveren tarafından işten çıkarılma girişimlerinin, onurlu bir direniş ve mahkeme kararı sonrası kazanımla noktalanması, özel sektörde sendikalaşma önündeki engellerin kaldırılması mücadelesinde tarihi bir gelişme niteliği taşımaktadır.
Sendikaları değerlendirirken üç temel boyutun birlikte ele alınması gerektiği düşünülmektedir:
1. Sendikanın kurumsal yapısı, varlığı ve ortaya koyduğu çalışmalar ile elde edilen kazanımlar
2. Çalışanların sendika üyeleri olarak beklenti ve sorumlulukları
3. Sendika yönetimlerinde yer alan ve aynı zamanda sendika üyesi olan bireyler
Ülkemizde profesyonel sendikacılığın yanında yarı profesyonel sendikacılık ve hatta kendi asli görevini sürdürürken eş zamanlı olarak sendikal yöneticilik yapan bir üçüncü grup da bulunmaktadır. Bu sınıflamadan hareketle sağlık gibi özellikli alanlarda çalışanlar, mesleklerini bırakmadan sendikal faaliyetleri yürütmeye çalışmaktadır.
Bu durum ciddi bir özveri gerektirmekte, aynı zamanda zaman kısıtı nedeniyle sendikal reflekslerde gecikmelere ve zaman zaman yetersizliklere yol açabilmektedir. Son dönemde artan siyasal baskılar ve sendikal faaliyetleri sınırlamaya yönelik tutumlar da göz önüne alındığında, sendika yönetimlerinde görev alan kişilerin işlevlerini yerine getirmesi daha da zorlaşmaktadır.
Bununla birlikte, sendikal görev üstlenen bireylerin yalnızca kendi alanlarına değil, toplumsal gelişmelere ve küresel dinamiklere karşı daha duyarlı ve sorumlu hale geldikleri de açıktır. Bu yönüyle sendikal faaliyet, bireyler için aynı zamanda öğretici ve dönüştürücü bir süreç, bir “okul” niteliği taşımaktadır.
Sendikal Mücadelenin Kapsamı: Sağlık Alanından Bir Örnek
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası olarak yürütülen mücadele, yalnızca üyelerin maaş, özlük hakları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi ile sınırlı değildir. Aynı zamanda kamusal sağlık hizmetinin yapısal ve sistemsel sorunlarının ortaya konması, halkın sağlık hizmetlerine erişiminin önündeki engellerin tespit edilmesi, bu sorunlara yönelik çözüm yöntemlerinin geliştirilmesi ve uygulanması için de aktif bir çaba söz konusudur.
Yukarıda belirtilenlere ek olarak, halk sağlığının korunmasına yönelik politikaların geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması da sendikal mücadelenin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Tütünle mücadele, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve toplum sağlığını önceleyen uygulamaların yaygınlaştırılması bu kapsamda öne çıkan başlıklardır.
Sendikanın bir diğer temel yaklaşımı ise sağlık politikalarının bilimsel temelli, hasta odaklı ve kamusal yararı önceleyen bir anlayışla belirlenmesi ve uygulanması yönündeki ısrarlı duruştur.
Nitekim son dönemde Sağlık Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan ve polikliniklerde her 7 dakikada bir yeni hasta randevusu oluşturulmasını öngören sisteme yönelik itiraz da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Bu itiraz, yalnızca hekimlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik bir talep değil, aynı zamanda nitelikli sağlık hizmetinin sürdürülebilmesi ve hasta haklarının korunması adına ortaya konmuş bir tutumdur.
Bu sürecin yalnızca teorik bir tartışma olmadığı, sahada birebir yaşanan deneyimlerle daha da görünür hale gelmektedir. Nitekim son dönemde yürütülen sendikal eylemler sırasında, bir yandan sağlık hizmetinin devamlılığını sağlama sorumluluğunu taşırken, diğer yandan sahada aktif olarak yer almak zorunda kaldık. Maske ile miting alanında bulunmak, fiziksel müdahale riskinin olduğu ortamlarda hak arama mücadelesi vermek ve aynı gün içerisinde yeniden hasta başına dönmek, sendikal mücadelenin yalnızca bir hak talebi değil, aynı zamanda ciddi bir fiziksel ve duygusal dayanıklılık süreci olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum, sağlık alanında yürütülen sendikal mücadelenin, mesleki sorumluluk ile toplumsal sorumluluk arasında sürekli bir denge kurma çabası içerdiğini göstermektedir.
Sendikal Yapının İç Dinamikleri ve Zorlukları
Belirli bir ideolojik çerçeve etrafında örgütlenen sendikalar ile belirli bir meslek grubunun temsil edildiği sendikalar arasında önemli farklar bulunmaktadır.
Belirli bir meslek grubunu temsil eden sendikalarda üyelerin politik görüşleri geniş bir yelpazeye yayılabilmektedir. Bu durum, emek ve hak mücadelesinde ortak bir zemin oluşturmayı mümkün kılsa da, toplumsal ve siyasal konularda üyeleri aynı doğrultuda harekete geçirmek açısından yönetim için daha karmaşık ve hassas bir süreç yaratmaktadır. Bu nedenle, bu tür sendikalarda yönetimlerin denge kurma becerisi, kapsayıcılığı ve temsil gücü daha da kritik hale gelmektedir.
Sonuç ve Değerlendirme
Sendikalar, yalnızca çalışanların haklarını koruyan yapılar değil, aynı zamanda toplumsal dengeyi sağlayan ve demokratik katılımı güçlendiren önemli kurumlardır. Ancak bu rolün etkin bir şekilde sürdürülebilmesi, sendikaların bağımsızlığını korumasına, bilimsel ve gerçekçi bir yaklaşım benimsemesine ve toplumla güçlü bir bağ kurabilmesine bağlıdır.
Kıbrıs’ın kuzeyindeki deneyim, sendikaların varlığının sistem için vazgeçilmez olduğunu açıkça ortaya koymakla birlikte, özel sektörde sendikalaşmanın önündeki engeller başta olmak üzere yapısal sorunların aşılmasının gerekliliğini de göstermektedir.
*Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası Başkanı