YENİDÜZEN
EL-SEN Başkanı Ahmet Tuğcu, sosyal medyada paylaştığı elektrik borcu paylaşımının yanlış yorumlandığını belirterek, paylaşımın Başbakan Ünal Üstel’in şoförü Necati Çoban’ı hedef almadığını söyledi. Tuğcu, paylaşımın amacının kurum içinde bazı kişilere ayrıcalık tanındığını göstermek olduğunu ifade etti.
EL-SEN Genel Sekreteri Hüseyin Peksever de KIB-TEK’te dijital sayaç sistemine rağmen bazı abonelere “ulama ücreti yansıtılmadan” yeniden enerji verildiğini söyleyerek, sistemin siyasi müdahalelerle adaletsiz hale getirildiğini belirtti. Peksever, asıl meselenin kişinin kimliği değil, eşit şartlarda tahsilat yapılmaması olduğunu kaydetti.
EL-SEN Başkanı Ahmet Tuğcu:
“Meselemiz kişiler değil, eşit uygulama”
EL-SEN Başkanı Ahmet Tuğcu, elektrik borcu nedeniyle gündeme gelen paylaşımıyla ilgili açıklama yaptı. Tuğcu, 6 Ağustos 2022’den bu yana yaptıkları açıklamalarda doğru bilgi vermeye özen gösterdiklerini belirterek, “Bugün çıkıp da yanlış yalan bilgi verdiğiniz zaman o insanların karşısında değersiz olursunuz. Biz bu değeri kolay kazanmadık ve kazandığımız bu değeri de sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Kendisi ve EL-SEN Genel Sekreteri Hüseyin Peksever’in bu konuda hassas olduğunu söyleyen Tuğcu, “Yaptığımız açıklamalarda bizim kişilerle bir derdimiz yoktur. Bizim derdimiz toplumun her vatandaşının eşit, aynı uygulamadan faydalanmasıdır” diye konuştu.
Dün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda kişisel bilgileri karalayarak “Şoför Neco” ifadesini kullandığını belirten Tuğcu, “Ben orada Başbakan’ın şoförü Necati Çoban’ı kastetmedim. Eğer onun borcu olsaydı beni tanıyan herkes bilir direkt oraya yazardım: Ünal Üstel’in şoförü Necati Çoban diye” dedi.
Ülkede aynı isimde birden fazla kişi bulunduğunu kaydeden Tuğcu, “Bu fatura bir örnektir. Belli kesimin kurum yönetimi tarafından korunduğunun örneğidir. Yaklaşık 2,5 yıldır tek bir TL ödemeyen ve elektriği sürekli kesilip bağlanan bir vatandaştır” ifadelerini kullandı.
Bazı basın kuruluşlarının haberi Başbakan’ın şoförü Necati Çoban’la ilişkilendirdiğini söyleyen Tuğcu, ilgili kişinin de paylaşımı üzerine alınarak sosyal medyada açıklama yaptığını belirtti.
“Sayın Başbakan’ın şoförü Necati Çoban sen beni istifaya çağıracak en son adamsın” diyen Tuğcu, EL-SEN Genel Kurulu sürecinde yaşananlara ilişkin de konuştu. Tuğcu, “Mağusa’da bir kuyumcuda oradaki ilçe yönetimini çağırıp seçimlerimize nasıl müdahale ettiğini de biliyorum. Aynı şekilde Girne ve Güzelyurt’ta da” dedi.
Paylaşımda yer alan kişinin ise bir partinin gençlik kolları başkanı olduğunu ifade eden Tuğcu, “Ne mutlu bize ki bunu paylaştık ve bu sabah gelip kontrol ettiğimde de 2,5 yıldır ödenmeyen bu borç tamamen sıfırlanmıştır” diye konuştu.
Ellerinde benzer örneklerin bulunduğunu söyleyen Tuğcu, “Zamanı geldikçe, gerek duyduğumuz halde hiç çekinmeden paylaşmaya devam edeceğiz” dedi.
Tuğcu, “Burada maksat birilerini kötülemek değil. Beni akşam en az 100 kişi aradı. Ben bunun kim olduğunu ve nasıl korunduğunu anlattım. Ama maalesef bir algı operasyonu yaparak sanki Başbakan’ın şoförü Necati Çoban’mış gibi göstererek bir kutuplaşma yaratılmıştır. Bunun aslı astarı yoktur” ifadelerini kullandı.
EL-SEN’in herhangi bir kişiyi koruma niyeti olmadığını vurgulayan Tuğcu, “Bu gerçek bir borçtu. Bu hükümetin gençlik kolları başkanının borcuydu. Bu borç Gürsel Uzun yönetimindeki yönetim kurulu tarafından korunmaktaydı. Bunu şahsi sosyal medya hesabımdan paylaştığımda bu borç ödenmiştir. Bunu yapmamızı istiyorsanız bunu yapmaya devam edeceğiz” dedi.
EL-SEN Genel Sekreteri Hüseyin Peksever:
“KIB-TEK’e müdahale edilmezse arz güvenliği daha iyi sağlanır”
EL-SEN Genel Sekreteri Hüseyin Peksever, KIB-TEK’in enerji tüketimi, faturalandırma ve bakiye borç süreçlerine ilişkin açıklama yaptı. Peksever, dün basına yansıyan ve elektrik borcuna rağmen yeniden enerji verildiği gündeme gelen abonelikle ilgili konuşarak, “Burada önemli olan kişinin kim olduğundan daha ziyade enerjinin neden ulama ücreti alınmadan tüketimin devam etmesidir” dedi.
KIB-TEK’te geçmişte analog sayaç sistemi kullanıldığını anlatan Peksever, o dönemde personelin sahaya çıkarak sayaç okuduğunu ve borçlu abonelerin enerjisinin manuel şekilde kesildiğini belirtti. Manuel işlemlerin zaman alması nedeniyle kesintilerin düzenli yapılamadığını ifade eden Peksever, “Sahaya çıkıldığı zaman siyasilerin ve siyasi bürokratların ilgili personelleri arayarak kesme işlemlerini askıya alması, kurumdaki tüketim bedellerinin tahsilatının yapılamaması da kurumda ciddi külfet yaratmaktaydı” diye konuştu.
Kendisinin de geçmişte enerji kesmeye gittiği dönemlerde siyasi bürokratların kendisini arayarak bazı kişilere imtiyaz sağlanmasını istediğine tanıklık ettiğini söyleyen Peksever, “Durumu iyileştirmek, yasalara uygun hareket etmek yerine ilgili siyasiler KIB-TEK’de tahsilat işlemlerinin özelleştirilmesi konusunda bir ağız birliği yapmaktaydı” ifadelerini kullandı.
Peksever, 2010 yılında Avrupa Birliği hibesiyle ilk kez 10 bin dijital sayacın kuruma kazandırıldığını, 2015 yılında ise elektronik sayaç dönüşümünün tamamlandığını anlattı. Dijital sisteme geçilmesiyle birlikte tüketimlerin dijital olarak okunup açılıp kesilebildiğini belirten Peksever, “KIB-TEK’in enerji tüketimlerindeki tahsilat oranı yüzde 98 seyirlerine çıkmıştır. Bu KKTC için büyük bir başarıdır” dedi.
Aylık tüketimlerin bir sonraki ay faturalandırıldığını ve tüketicilere ödeme için ek süre tanındığını kaydeden Peksever, “1 ay sonra da enerji borcunuz 675 TL’nin üzerindeyse kesiliyor” diye konuştu.
“Geçmişte olduğu gibi siyasi bürokratlar maalesef özel durumlar haricinde de bir takım yandaşlara imtiyaz sağlamak amacıyla sisteme müdahale gerçekleştirmektedir” diyen Peksever, dün gündeme gelen 47 bin TL’lik borcun kendisi için büyük, ancak T&T şirketi için küçük bir rakam olduğunu söyledi.
Peksever, “T&T şirketine 150 milyon TL’lik gibi imtiyaz sağlayan bu bürokrasi 47 bin TL tüketimi olana da bir imtiyaz sağlama içindedir. Bunlar kabul edilebilir değil” ifadelerini kullandı.
EL-SEN olarak amaçlarının kişileri hedef göstermek olmadığını söyleyen Peksever, “Biz kişileri ön plana atmak istemiyoruz. Burada dikkat çekmek istediğimiz nokta, özelleştirmeyi savunan bürokrasiler sisteme ve çalışanlara müdahale etmese kurum çok daha demokratik, çok daha adil hizmetler verip arz güvenliğini çok daha iyi sağlayacak” dedi.