‘Mekik diplomasisi olur ancak yeniden müzakerelere başlamak zaman alır’

Politis Gazetesi Köşe Yazarı Kostas Konstantinou, seçimlerden sonra Kıbrıs konusunda hareketlilik yaşanması beklendiğinin altını çizerek, çözüme yine ulaşılamaması durumunda, kötü senaryolarla karşı karşıya kalınacağını söyledi

“Çözümü zorlar ve yine çözüme ulaşamazsak, başka şeylerle karşı karşıya kalacağız ve bunlar iyi şeyler olmayacak. Neden hepimiz Kıbrıs’tan vazgeçelim ve başka bir ülkeye verelim, Türkiye, Yunanistan veya başka bir ülkeye? Bu bizim ülkemiz, ona karşı sorumluluklarımız var”

 

“BM, liderlerin geri döneceğinden ve geri dönmeden ortak bir zemin bulduklarından emin olmak isteyecek. Mutlaka bir mekik diplomasisi olacak ve müzakereler Mart’ta başlamayacak, yeniden başlamaları çok zaman alacak”

 

“Bizim başkanımız aslında kral gibi. 1963’den beri Kıbrıs Türk toplumunun yetkileri başkanın elinde... Kıbrıslı Rumlar, sorunlarının Kıbrıs konusuyla alakası olmadığını düşünüyor ama hepsi Kıbrıs konusundan kaynaklanıyor. Çünkü sistemde kontrol ve denge yok”

 

Ödül Aşık ÜLKER

Politis Gazetesi Köşe Yazarı Kostas Konstantinou, seçimlerden sonra Kıbrıs konusunda hareketlilik yaşanması beklendiğinin altını çizerek, yine çözüme ulaşılamaması durumunda, “kötü” senaryolarla karşı karşıya kalınacağını söyledi.

Radyo Politis’te program da yapan Konstantinou şöyle konuştu:

“Çözümü zorlar ve yine çözüme ulaşamazsak, başka şeylerle karşı karşıya kalacağız ve bunlar iyi şeyler olmayacak. Neden hepimiz Kıbrıs’tan vazgeçelim ve başka bir ülkeye verelim, Türkiye, Yunanistan veya başka bir ülkeye? Bu bizim ülkemiz, ona karşı sorumluluklarımız var.”

Konstantinou, Kıbrıs konusunun Güney’deki başkanlık seçimi kampanyalarında yer almadığını “üzülerek” belirtti ve sadece Anastasiades veya Malas’ın seçilmesi durumunda seçimlerden sonra Kıbrıs konusunda bir şans daha olabileceğini söyledi.

Konstantinou, BM’nin liderlerin geri döneceğinden ve geri dönmeden ortak bir zemin bulduklarından emin olmak isteyeceğini vurgulayarak, “Mutlaka bir mekik diplomasisi olacak ve müzakereler Mart’ta başlamayacak, yeniden başlamaları çok zaman alacak” dedi. Konstantinou, Kıbrıs sorununun çözümü için takvim ve baskıya ihtiyaç olduğunu da söyledi.

Konstantinou, 1963’den beri Kıbrıs Türk toplumunun yetkilerinin Kıbrıslı Rum başkanın elinde olduğunu kaydederek, “Kıbrıslı Rumlar, sorunlarının Kıbrıs konusuyla alakası olmadığını düşünüyor ama hepsi Kıbrıs konusundan kaynaklanıyor. Çünkü sistemde kontrol ve denge yok” dedi.

 

Adaylar...

Soru: Müzakere süreci çöktü ve şu anda ölü bir dönemden geçiyoruz. İki tarafta da seçimler var, taraflar seçimlere odaklandı. Güney’deki başkanlık seçimlerindeki adaylardan sadece biri solda, diğerleri sağda ve daha milliyetçi söylemleri var. Öncelikle adayların duruşlarını değerlendirir misiniz?

Konstantinou: Öncelikle belirtmek isterim ki, seçimi sadece Anastasiades, Papadopulos ve Malas’ın kazanma şansı var. En çok bilinen aday, mevcut başkan, Anastasiades ile başlarsak, kendisi büyük hayalkırıklığı oldu çünkü müzakereleri ileriye götürmek için çabalamadı. Bence görüşmelerin çökmesinde en büyük pay Anastasiades’in duruşunda. Müzekerelerin çökmesinden aylar önce, en azından benim için, birşeylerin ters gittiği belliydi. O dönemde anketler Anastasiades’in çözüm yönünde görüşmeleri ilerletmesi durumunda seçimi kazanamayacağını gösteriyordu. Bu garip bir durumdu, çünkü anketler aynı zamanda Kıbrıs Rum tarafından çözüm için olası bir referandumda “evet” sonucu çıkacağını da gösteriyordu ama anketlere göre Anastasiades’in partisi Anastasiades’in çözüme desteğinden dolayı zor zamanlar geçiriyordu. Anastasiades de duruşunu değiştirdi ve daha milliyetçi bir söylem benimsedi ve görüşmeler çöktü.  

Kıbrıs konusunda olabileceklerle ilgili iyimserliğimi ortaya koyarken dikkatli olmaya çalışıyorum. Çünkü öncelikle Kıbrıs sorununda durum şu anda çok zor görünüyor. İkincisi Anastasiades ve AKEL’den dolayı hayal kırıklıklarımız var; AKEL’le 2004’te, Anastasiades’le de son dönemde. AKEL destekli bağımsız aday Stavros Malas’ın çözüm yönünde çok olumlu bir tutumu var. Sadece Anastasiades ve Malas çözüm yönünde çabalamaya istekli olan iki aday, onların seçilmesi durumunda seçimlerden sonra bir şansımız daha olacağını düşünüyorum.

DİKO’nun başkan adayı Nikolas Papadopulos ise tam bir felaket. Bugüne kadar yaptıklarına baktığımızda, biliyoruz ki seçilirse babasının oynadığı oyunu oynamaya başlayarak, sorunlar yaratacak ve ülkeyi harcamak pahasına “ben büyük savaşçıyım “ diyecek. Papadopulos kazanırsa çözüm için hiç şans olmaz, bu insanlar çözüm istemiyorlar ve Kıbrıs’ın yarısına sahip olmanın, herhangi bir gücü Kıbrıslı Türklerle paylaşmaktan daha iyi olduğunu düşünüyorlar.

Aynısı Vatandaşlar İttifakı adayı Yorgos Lillikas için de geçerli. Lillikas siyaset sahnesinde farklı yerlerde bulundu, Vasiliu ile beraberdi, merkez soldan, sola kaydı, AKEL’e gitti, sonra Tassos Papadopulos’a ve sonra bir süre EDEK ile flört etti, EDEK’ten sonra kendi partisini kurdu ve uç milliyetçileri etrafında topladı. Kısacası Lillikas popülist ve çözüm fikrini açıkça reddeden biri. Lillikas’tan kimse birşey beklemez.

ELAM’dan Hristos Hristu’ya gelince, ELAM neofaşist bir parti, Yunanistan’daki neonazi örgütlenmenin bir uzantısı. ELAM hakkında yorum bile yapmaya değer bulmam. ELAM uç sağda, terörist örgütün üyesi. Yunanistan’da mahkemede. ELAM en kötünün, en kötüsü... 

 

“Kıbrıs sorunu seçim kampanyalarında yok”

Soru: Kıbrıs konusu seçimlerin ne kadar gündeminde?

Konstantinou: Çok üzücü ama Kıbrıs sorunu seçim kampanyalarında yer almıyor, bugünlerde insanların tartıştıkları son konu. Başkanlık seçimlerinde 4 adayın sağda, bir adayın solda olmasından Kıbrıs konusunda bir sonuca varmak doğru olmaz. Çünkü bugünlerde Kıbrıs konusu gündemde yok. İnsanlar Kıbrıs sorunu dışında herşeyi konuşuyor. Görüşmelerin çökmesinden sonra insanların büyük beklentileri, umutları yok. İnsanlar siyasilere zaten güvenmiyorlar. Toplumun ekonomik sorunlar ya da diğer sorunlarına çözüm bulabileceklerine bile inanmayan çok fazla insan var. Güney’de 18 yaşına gelince seçmen olabilmek için gidip kayıt yaptırmanız gerekiyor. Örneğin 18 Aralık kayıt için yeni seçmenlerin son başvuru tarihiydi. Çok basit bir işlemle kayıt olunuyor ama 40 bin genç seçmenden sadece 8 bin 700 tanesi başvuru yaptı. Her seçimde katılım düşük oluyor ve her sene bu oran düşüyor. Ama başkanlık seçimlerinde katılım daha iyi oluyor. Ancak az sayıda kayıt yapılması bu sefer işlerin iyi gitmediğinin bir göstergesi. İnsanlar çok hayalkırıklığına uğramış ve seçimi önemsemiyor.

 

Soru: Müzakereleri de yürütecek bir başkanlık seçiminde Kıbrıs konusunun gündemde olmaması kötü bir işaret değil mi?

Konstantinou: Tabi ki kötü bir işaret ama iki taraftaki seçimler bitene kadar bu konuda birşey olmayacağı ortada. Ayrıca adayların çoğu Kıbrıs konusuyla ilgilenmek istemiyor. Özellikle Anastasiades ve Malas bunu yapmak istemiyor çünkü çözüm karşıtı seçmenin oyunu kaybedebilirler. Ayrıca Mart ayına kadar birşey olmayacağını bildikleri için de konuşmuyorlar.

 

“Malas ve Anastasiades’in çözümden anladığı hemen hemen aynı şey”

Soru: İnsanlar Kıbrıs konusunda adayların düşüncelerini bilmek istemiyor mu, bu yönde talepleri yok mu?

Konstantinou: Biliyorlar aslında. Anastasiades çözümü zorlayacağını söylüyor. Malas ve Anastasiades’in çözümden anladığı hemen hemen aynı şey aslında. Görüşmelerin son döneminde karşımıza çıkan garantiler, asker sayısı ve askerlerin ne kadar süre kalacakları gibi bazı konularda küçük farklılıkları olabilir. Sadece Anastasiades’in şu anda daha milliyetçi söylemleri var, seçimlerden dolayı. Malas’ın ayakları daha yere basıyor, miliyetçilik kartını oynamıyor çünkü o kesime hitap etmiyor. Malas kendine merkezden oy kaydırmaya çalışıyor. Anastasiades ise uç sağdan da oyları toplamaya çalışıyor.

 

Soru: Seçimin ikinci turunda Anastasiades ve Malas yarışacak gibi duruyor...

Konstantinou: Şu anda en yüksek olasılık bu. Ya Anastasiades ve Malas, ya da Anastasides ve Papadopulos olacak. Görünen o ki büyük olasılıkla iki senaryoda da Anastasides kazanacak. Tüm anketler Anastasiades-Malas ikilisi ikinci tura kalırsa Anastasides’in işinin daha kolay olacağını gösteriyor.

 

Soru: Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan bu dönemde Yunanistan’ı ziyaret etti. Çok uzun zaman sonra bir Türkiye Cumhurbaşkanı Yunanistan’a gitmiş oldu. Kıbrıs konusu açısından bu ziyaretin veya zamanlamasının bir anlamı var mı?

Konstantinou: Yunanistan ve Türkiye ilişkileri açısından önemli birşey olduğunu düşünüyorum. Yunanistan Cumhurbaşkanı Pavlopulos ile ilk yaptıkları görüşmeyle çok kötü başlamış olmasına rağmen, ziyaretin somut sonuçları oldu, pek çok konuda anlaşmayı başardıklarını düşünüyorum. Kıbrıs konusunu konuştuklarını söylediler ama yaptılarsa bile genel bir konuşma olmuştur ve diğer konulara geçmişlerdir. Türkiye’nin Kıbrıs konusunda hala müzakere eder bir hali var, Türkiye hala bu konu üzerinde çalışıyor. Erdoğan’ın Yunanistan ziyaretinin Kıbrıs konusuna bir katkı yaptığını düşünmüyorum.


“Takvime ve baskıya ihtiyacımız var”

Soru: Seçimler sonrasında bir hareketlilik bekleniyor ama görüşmeler nasıl başlayacak? Bir taraf “sıfır asker, sıfır garanti” noktasında, diğer taraf “takvim olmadan olmaz” diyor. Orta noktada nasıl buluşacaklar?

Konstantinou: Anastasiades’in en büyük hatası, “seçimler nedeniyle sorun yaşayabiliriz, görüşmeleri durduralım ve sonra ben yeniden seçilince yine başlarız” demek oldu. Görüşmelerin nasıl başlayacağını kimse bilmiyor. Yeniden başlanacağında herkesin aynı noktada olacağından nasıl emin olabiliriz? Biliyoruz ki çözüm sadece Kıbrıs’a bağlı değil, uluslararası duruma, Türkiye’ye de bağlı. Türkiye’nin öncelikleri değişebilir, artık çözüme istekli olmayabilir. Bundan nasıl emin olabiliriz? Diyelim ki Rum tarafı çok olumlu ve masaya yeni birşey götürmedi, Türkiye’nin masaya yeni birşey getirmeyeceğini nasıl bileceğiz? Müzakere ederken bunu yaparsınız. Aslında şimdi olan da bu, Kıbrıslı Türk lider Akıncı geçtiğimiz günlerde “takvim olmadan yeni müzakere sürecine başlamayız” dedi, bu yeni bir talep ve başkaları da gelecek. Bunu çok iyi anlıyorum. Ben sadece Kıbrıslıların yürüttüğü müzakerelerle olmayacağına inanıyorum çünkü zaten çözüm bulabilseydik bunu çok uzun zaman önce yapardık. “Takvim olmasın, baskı olmasın” noktasına da karşıyım, takvime ve baskıya ihtiyacımız var. Ama yine de bu söylem yeni seçilecek başkanın pozisyonunu zorlaştırıyor çünkü insanlar bundan hoşlanmıyor, “Akıncı yeni şeyler istiyor” diye düşünüyorlar. Akıncı’nın “başlamadan müzakerelerin Kıbrıslı Türklerden kaynaklanmayan bir nedenle çökmesi durumunda Kıbrıslı Türklerin durumunun ne olacağını bilmek istiyoruz” şeklindeki açıklaması da Güney’de tehdit ya da müzakerelerden çözüm değil, başka siyasi çıkarlar elde etmeyi istiyor gibi algılanır. Bu aşamada bunları ortaya koymak çok katkı yapmaz. Ben de takvim olması gerektiğini savunuyorum, görüşmeler sonsuza kadar böyle gidemez.


“Yeniden başlamaları çok zaman alacak”

BM de aynı durumu yeniden yaşamak istemeyecek, yaşananlar BM ve BM Genel Sekreteri Guterres için utanç verici. Guterres’in ele almak durumunda olduğu ilk konu Kıbrıs konusu oldu, ancak yaşananlar onun da profiline zarar verdi. BM, liderlerin geri döneceğinden ve geri dönmeden ortak bir zemin bulduklarından emin olmak isteyecek. Mutlaka bir mekik diplomasisi olacak ve müzakereler Mart’ta başlamayacak, yeniden başlamaları çok zaman alacak.

 

“Başkanımız kral gibi”

Soru: Kıbrıslı Rumlar iki bölgeli, iki toplumlu federasyonun ne olduğunu biliyor mu? 

Konstantinou: Çoğu bilmiyor. Ne olduğunu, nasıl çalıştığını bilmiyorlar. İnsanlara işlerin nasıl yürüyeceği detaylı anlatılmalı. İnsanlar uzun zamandır olumsuz, toksik tartışmalarla karşı karşıya kaldı, korkmalarına neden olacak söylemlerle, çözüme önyargılı yaklaşmalarına neden olacak söylemlerle bombardımana tutuldu. Açıklanması, anlatılması gereken çok şey var.

Kıbrıslı Türkler Kıbrıs sorununa Kıbrıslı Rumlardan daha fazla ilgi duyuyor. Kıbrıslı Türkler sorunlarının çoğunun Kıbrıs sorunuyla bağlantılı olduğunu düşünüyor. Kıbrıslı Rumlar kendileri için durumun öyle olmadığını düşünse de, bizim sorunlarımızın da çoğu Kıbrıs sorunuyla bağlantılı. Bizim başkanımız aslında kral gibi. 1963’den beri Kıbrıs Türk toplumunun yetkileri başkanın elinde. Güney’deki bütün sorun burada başlıyor çünkü başkan olan kişi, istediği herşeyi yapabiliyor. Bu demokrasi için çok kötü birşey. Sorun, çürüme, kötü yönetim, herşey o noktada başlıyor. Kıbrıslı Rumlar, sorunlarının Kıbrıs konusuyla alakası olmadığını düşünüyor ama hepsi Kıbrıs konusundan kaynaklanıyor. Çünkü sistemde kontrol ve denge yok.

Röportaj Haberleri