"LİDERLER MASAYA GERİ DÖNMELİ..."

Türkiye ve Ortadoğu Politikaları üzerine doktorası olan Kıbrıslı Rum akademisyen Dr. Sotos Ktoris YENiDÜZEN’e konuştu, liderlerin yılbaşından önce masaya dönmemeleri durumunda, şansın kaybedileceğini söyledi ve ekledi

Ödül AŞIK ÜLKER

Türkiye ve Ortadoğu Politikaları üzerine doktorası olan Kıbrıslı Rum Sotos Ktoris liderlerin yılbaşından önce masaya dönmemeleri durumunda, şansın kaybedileceğini söyledi.

Dr. Sotos Ktoris, “İki liderin masaya oturup, ileriye gitmek için kalan konularda uzlaşma bulmalarının yolu vardır. Eğer bunu birkaç gün veya birkaç hafta içinde, yeni yıldan önce yapmazlarsa, büyük ihtimalle bunu hiçbir zaman tekrar yapamayacaklar. Kesinlikle şansı kaybederiz” diye konuştu.

“Kıbrıslı Türkler: Bir Köşeden Ortaklığa (1923-1960)” isimli bir kitabı da olan Dr. Ktoris, Türkiye ve Yunanistan’ın 4 Aralık’ta yapacakları görüşme öncesinde tarafların müzakere masasına dönmesinin mümkün olup, olmadığının da görülmesi gerektiğini kaydetti.

Güney Kıbrıs’ta yapılan anketlerin  çok az sayıda Rum’un, Kıbrıslı Türkler’in yönetimi altındaki köylere dönmek istediğini ortaya koyduğunu ifade eden Dr. Ktoris, “Aynı anketler, Rumların kontrolünde de olsa geri dönmek istemiyor. 42 yıl sonra, insanların başka yerlerde hayatları, düzenleri var. Herkes için günlük yaşamını değiştirmesi ve başka yere taşınması çok kolay değil” dedi.

 

Dr. Ktoris, Kıbrıslı Rumlar’ın anlaşma durumunda mevcut durumdan daha çok kazanç elde edecekleri konusunda ikna edilmeleri gerektiğini de belirterek, şunları söyledi:

“Özellikle genç jenerasyonları ikna etmek zor çünkü Kuzey’le ilgili hiç anıları yok, Kıbrıslı Türkler’le çok fazla ortak bir yanları olmadığını düşünüyorlar. Onları yeni bir düzende, federal bir çerçevede daha fazla kazançları olacağına ikna etmemiz gerekiyor. Bu kolay bir iş değil. Kıbrıslı Türk gençler Kıbrıslı Rum gençlere kısayla daha çözüm yanlısı.”

“Kriz prosedürle ilgili”

Soru: Mont Pelerin’de yaşanan krizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ktoris: Bunun prosedürle ilgili olduğunu düşünüyorum ama bunlar önemli konular çünkü müzakere sürecinin özüne dokunuyor. Açıkçası Kıbrıs Rum tarafı, çoklu toplantıya doğru toprak konusunda bir anlaşma istiyor. Kıbrıslı Türkler için çok önemli olan dönüşümlü başkanlık gibi konuları da çoklu toplantıya götürmek istiyor. Cumhurbaşkanı Anastasiades, çoklu toplantıda cebinde bu gibi konular olmazsa, pazarlık yapamayacağını, güvenlik ve garantiler konusunda kabul edilebilir bir noktaya gelemeyeceğini düşünüyor. Diğer taraftan, hemen hemen aynı şey Mustafa Akıncı için de geçerli. O da toprak ve güvenlik-garantiler konusunu çoklu toplantıya götürmezse, o zaman Kıbrıslı Türkler’in her iki konuda tam olarak tatmin olamayacağını düşünüyor. Akıncı bu yüzden bu konuda ısrarlı davranıyor. Anastasiades bunu, izah ettiğim nedenle istemiyor. Eğer böyle yaparsa güvenlik ve garantiler konusunda, Kıbrıs Rum toplumu tarafından kabul edilmeyecek bir öneriyle karşılaşacağını düşünüyor.

Toprak’ta kriterler...

Soru: İki lider Mont Pelerin’de yapılacaklar konusunda farklı şeyler mi anladı?

Ktoris: Bence Anastasiades toprak konusundaki 3 kriterde anlaşma noktasına gelmeleri gerektiğini kabul etti. İki tarafın bu üç kriterde pozisyonlarını mantık çerçevesinde ortaya koyması durumunda, bu kriterlerin haritaya yansıtılması koşuluyla, çoklu toplantı için tarih vermeyi kabul edecekti. Bu haritanın BM’ye sunulması ve sonrasında bu BM tarafından çoklu toplantıya getirilecekti. Kıbrıslı Rum lider, Mont Pelerin’in ikinci turunda, Akıncı’nın topraktaki üç kriterin birindeki pozisyonundan geri adım attığı konusunda ısrarlı, bu da geri dönecek Kıbrıslı Rumların sayısıyla ilgiliydi. Anastasiades bunun Mustafa Akıncı ile anlaşmaya varamadıkları kriter olduğunu söylüyor. Anastasiades, Akıncı’nın birinci Mont Pelerin’deki pozisyonunu, ikinci Mont Pelerin’de değiştirdiğini söylüyor.

“Akıncı’ya büyük bir baskı olduğuna inanıyorum”

Soru: Eğer böyle birşey olduysa, sizce bunun nedeni ne olabilir? Bir haftada ne olmuş olabilir?

Ktoris: İki şey olmuş olabilir. Biri Yunan hükümetinin tavrıyla, çoklu toplantıya katılmak için istediği ön koşullarla alakalı olabilir. Sanırım bu Türk hükümetinde ve Kıbrıs Türk liderliğinde bazı endişelere neden oldu, toprak konusunda kriterlerde anlaşma konusunda bir tehlike olduğunu düşündüler. Esas nedenin bu olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bir haftalık arada, muhafazakar gruplardan toprak ayarlaması konusunda Akıncı’ya büyük bir baskı olduğuna inanıyorum.

“Anastasiades, Ulusal Konsey’e söz vermiş gibi görünüyor”

Soru: Anastasiades neden bir haftalık araya ihtiyaç duydu?

Ktoris: Sanırım Anastasiades Ulusal Konsey’e son aşamadan önce kendilerine toprak konusunda anlaştıkları çerçeve konusunda bilgi vermeden çoklu toplantıya gitmeyeceği konusunda söz vermişti. Unutmayın ki, Kıbrıs Rum siyasi liderlerine onları da beraberinde Mont Pelerin’e götüreceğine söz vermişti. Bu kararını değiştirince, toprak konusunda son kararı vermeden bilgilendirme yapacağı konusunda söz vermiş gibi görünüyor. Geri gelmek, onları bilgilendirmek istedi. İnanın bana, Mustafa Akıncı ile görüştüklerinin o bir haftada değişeceğini düşünmüyorum.

Yunanistan’ın tavrı...

Soru: Sizce Yunanistan’dan herhangi bir baskı oldu mu o süreçte?

Ktoris:  Sanmıyorum. Yunanistan’la ilgili olan Yunanistan Dışişleri Bakanı Koçias’ın farklı yaklaşımı oldu, ilk defa Yunanistan’ın çoklu toplantıda yer almak için bazı şartlar ortaya koymasıydı. Bu şartlar aslında çoklu toplantıda konuşulması gereken ana konuydu. Bu, Yunan hükümetinin yeni bir pozisyonuydu. Türk tarafı bunu kabul etmedi ve geri dönecek Rumların sayısı konusundaki kriterde bir adım attı. Ancak Anastasiades ısrar etti, bunu kamuoyuyla da paylaştı, Mont Pelerin’deki ikinci tur görüşmelerde, Akıncı’yı toprakla ilgili 3 kriterde anlaşmaları durumunda, çoklu toplantı için tarih vereceğini temin etti. Anastasiades bu arada Yunan Dışişleri Bakanı’nın ortaya koyduğu tepkinin üstesinden geldi. Akıncı’nın bu konuda söyleyecek nesi olduğunu bilmiyorum ama Anastasiades’in doğruyu söyleyip söylemediği konusunda bir açıklamaya ihtiyaç var.

Soru: Sizin Kıbrıslı bir Rum olarak, bu konuda şüpheniz mi var?

Ktoris: Hayır şüphem yok, bence bu konuda doğru söylüyor. Ama Kıbrıs Türk tarafının o bir haftada kararını verdiğini düşünüyorum ve Akıncı Mont Pelerin’in ikinci turuna yeni bir pozisyonla gitti. Bu pozisyonu, bazı nedenlerden dolayı, Anastasiades’in çoklu toplantı yapılacağı konusunda verdiği tüm güvenceye rağmen değiştirmek istemedi. 

“Çıkış yolu var mı? Var”

Soru: İki Mont Pelerin zirvesi arasındaki farkın Güzelyurt olduğunu düşünüyor musunuz?

Ktoris: Güzelyurt mu bilmiyorum, bunu kimse bilmiyor. Bu Güney’de de büyük bir mesele, her zaman önemli bir konuydu. Unutmayın ki, 42 yıldır sunulan tüm planlarda, Güzelyurt her zaman Kıbrıs Rum kurucu devletindeydi. Mont Pelerin’deki anlaşmazlığın bu olduğunu düşünmüyorum. En azından resmi açıklamalarda, geri dönecek 13-15 bin kişiyle ilgili anlaşmazlık olduğu şeklinde. Anlaşmazlığın bu 13-15 bin insan olduğunu da düşünmüyorum. Bence bu 3 kriterle ilgili bir uzlaşıya varabilirler. Esas endişe, iki taraf da çoklu toplantıya gidip, güvenlik ve garantiler konusunda etkin biçimde müzakere edebilmek istiyor. Akıncı toprak konusunu, Anastasiades de dönüşümlü başkanlığı oraya taşımak istiyor. Bu noktada çıkış yolu var mı? Var. Herşeyi konuşup, tartışmaya ve Kıbrıs sorunundaki iç konularda hemfikir olup, çoklu toplantıya sadece güvenlik ve garantiler konusunda gitmeye karar verirlerse bu olur. Tabi Türkiye ve Yunanistan’ın da bir araya gelip, çoklu toplantıda anlaşma  olasılıkları olup olmadığını derinlemesine tartışmaları gerekir.

Soru: Türkiye ve Yunanistan’ın Aralık başında bir araya gelmesini bekliyoruz zaten...

Ktoris: 4 Aralık’ta görüşmelerini bekliyoruz. O tarihe kadar iki tarafın müzakere masasına dönmesinin mümkün olup, olmadığını da görmemiz gerekiyor.

--------------------

“Çok az sayıda insan geri dönmek istiyor”

Soru: İki tarafın çözüm istemesinin farklı nedenleri olduğu da zaman zaman konuşuluyor. Örneğin Rum tarafının, uzun yıllardır halkına mallarına geri dönme konusunda verdiği taahütleri yerine getirmek için çözüm istediği, diğer taraftan Kıbrıslı Türkler’in ise uluslararası toplumun bir parçası olmak için...

Ktoris: Ben buna katılmıyorum. Siyasilerin söylediklerine karşın, Güney’de çok az sayıda insanın, Kıbrıslı Türklerin yönetimi altındaki köylerine ve evlerine dönmek istediğini gösteren çok sayıda anket var. Şunu da söyleyebilirim ki aynı anketlere göre, insanlar Rumların kontrolünde de olsa geri dönmek istemiyor. 42 yıl sonra, insanların başka yerlerde hayatları, düzenleri var. Herkes için günlük yaşamını değiştirmesi ve başka yere taşınması çok kolay değil. Bence Kıbrıslı Rumlar için önemli olan güvenlik duygusu. Kıbrıslı Rumların çoğunun bir barış planına şüpheci yaklaşmasının esas nedeni, bence, mevcut durumun kendilerine güvence sunduğunu düşünüyor olmaları. Bir devletleri olduğunu ve bunun son 53 senedir Rumların yönetiminde olan bir devlet olduğunu düşünüyorlar. Mevcut durumdan daha çok kazanç elde edecekleri bir durum için vazgeçeceklerini anlamaları ve ikna edilmeleri gerekir. Özellikle genç jenerasyonları ikna etmek zor çünkü Kuzey’le ilgili hiç anıları yok, Kıbrıslı Türkler’le çok fazla ortak bir yanları olmadığını düşünüyorlar. Onları yeni bir düzende, federal bir çerçevede daha fazla kazançları olacağına ikna etmemiz gerekiyor. Bu kolay bir iş değil. Kıbrıslı Türk gençler Kıbrıslı Rum gençlere kısayla daha çözüm yanlısı...

Garantiler...

Soru: Garantiler konusunda da sorun olacağa benziyor. Rumlar Türkiye’nin garantisini kesin olarak istemezken, Kıbrıslı Türk lider Mustafa Akıncı Kıbrıslı Türklerin Türkiye’nin garantisini istediğini söylüyor. Bu konuda nasıl bir ortak yol bulunabilir?

Ktoris: Bir orta yol olduğunu düşünüyorum ve bu da tüm garantörlerin tek taraflı müdahale hakkını kaldırarak, garanti anlaşması uygulamada kalır, Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve belki bir başka ülke federal devletin garantörü olabilir. Aynı zamanda İttifak Anlaşması kalabilir. O noktada bunun bir geçiş dönemi olabilir. Örneğin az sayıda Türk ve Yunan askerinin belli bir dönem daha adada kalması konusunda anlaşabiliriz, aynı zamanda çok uluslu bir gücün de burada ordusu olur. Güvenlikle ilgili bu tür bir anlaşma benim için ideali olur ama bunun Kıbrıslı Rum liderlik için kabuledilebilir olup olmadığını ya da Kıbrıslı Rumların çoğunun kabul edip etmeyeceğini bilmiyorum. Şizofrenik gelebilir ama bizim toplumumuzda insanların 40 bin Türk askerinin adada olması karşısında 5-6 yüz Türk askerinin geçici süre adada kalmasını kabul etmeme gibi bir trend var. 42 sene sonra vardığımız nokta bu. Bu analiz edilmesi gereken bir paradoks ama oradadır ve bunu kabul etmemiz gerekir.

--------------------
  
“Annan Planı çok karmaşık bir plandı”

Soru: Kıbrıs Rum toplumu Annan Planı’na “hayır” demeseydi, bu zaman içinde olacaktı. Sizce Rum toplumu “hayır” dediği için pişman mı?

Ktoris: Hayır. Annan Planı çok karmaşık bir plandı, destekleyenler için bile karmaşık bir plan olduğunu kabul etmemiz lazım. Bugün çözümün iç unsurlar açısından, hem iki taraf için daha kabuledilebilir hem de aynı zamanda Kıbrıslı Türkler’in haklarını almadan, Kıbrıslı Rumların endişelerini tatmin edecek çok daha iyi çerçevemiz olduğunu düşünüyorum. Güvenlik konusunda her iki toplum için kabuledilebilir bir çözüm bulabilirsek, umudumuz olabileceğini düşünüyorum. Kabul etmemiz ve altını çizmemiz gerekiyor ki, Anastasiades, Kıbrıs Rum toplumuna geri verilmesi söz konusu olabilecek yerlerde yaşayan Kıbrıslı Türkler’in endişelerini de dikkate alıyor ve yatırım yapmış olmaları şartıyla o mallarda kalmalarını öngörüyor. Anastasiades’in bu konuda yapıcı bir tavrı olduğunu kabul etmem lazım. Yani farklar şu anda düşündüğümüz kadar büyük olmayabilir. İki liderin masaya oturup, ileriye gitmek için kalan konularda uzlaşma bulmalarının yolu vardır. Eğer bunu birkaç gün veya birkaç hafta içinde, yeni yıldan önce yapmazlarsa, büyük ihtimalle bunu hiçbir zaman tekrar yapamayacaklar. Kesinlikle şansı kaybederiz.

Soru: Federal bölgeler konusundaki düşünceniz ne, toprak konusunda bu bir orta yol olabilir mi?

Ktoris: Bu kesinlikle bir orta yol olabilir ve iki tarafın endişelerini tatmin edebilir. Örneğin Karpaz, Kıbrıslı Rumlar için çok önemli bir yer. Kıbrıs Rum toplumu için çok önemli bir sembol olan Apostolos Andreas Manastırı orada. Orası Kıbrıslı Rumlar için öncelikli bir yer.

“Büyük şansı kaybetmiş olacağız”

Soru: Güney’de seçimler geliyor. Eğer liderleri masaya getiremezsek, seçimler süreci nasıl etkiler?

Ktoris: İki lideri önümüzdeki birkaç gün veya birkaç haftada masaya getirmenin yolunu bulamazsak, bunu daha sonraki dönemde yapmayı başarsak da, bunun bir atılım olabileceğini düşünmüyorum. Bu sadece süreci canlı tutmak olacak, Anastasiades’i başkanlık seçimlerine götürecek, Türkiye de “süreci destekliyorum, kilitlenmeden dolayı beni suçlayamazsınız” diyecek. Açıkçası biz sorunu çözmek için büyük şansı kaybetmiş olacağız.

Röportaj Haberleri